Dibeybe, yeni Libya hükümetini kurmaya yönelik istişarelerini sürdürüyor

Dibeybe, memleketi Misrata’yı ülke genelinde sağlanacak uzlaşıya liderlik etmeye çağırırken diğer yandan anayasa referandumunu ‘boykot’ çağrıları yapılıyor

UMH’ye bağlı güçlerin Trablus yakınlarında gerçekleştirdikleri tatbikattan bir kare (Reuters)
UMH’ye bağlı güçlerin Trablus yakınlarında gerçekleştirdikleri tatbikattan bir kare (Reuters)
TT

Dibeybe, yeni Libya hükümetini kurmaya yönelik istişarelerini sürdürüyor

UMH’ye bağlı güçlerin Trablus yakınlarında gerçekleştirdikleri tatbikattan bir kare (Reuters)
UMH’ye bağlı güçlerin Trablus yakınlarında gerçekleştirdikleri tatbikattan bir kare (Reuters)

ABD ve uluslararası arenada Libya'da yeni bir hükümetin kurulmasını hızlandırmak için yapılan bir dizi temas sürerken geçici yönetimin Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, anayasa ile ilgili yapılması planlanan referandumu boykot etme çağrıları arasında dün yeni hükümetin bakanlarını seçmek için yapılan istişarelere görüşmelerine devam ettiler.
Menfi, Tobruk kentindeki Temsilciler Meclisi’nde (TM) milletvekilleri ile yeni hükümetin güven oylamasının yapılacağı oturumun detaylarının belirlenmesi, hükümetin güvenoyu alması için gerekli düzenlemelerin yapılması, hükümetin oluşturulması ve çalışmalarına başlaması için Başkanlık Konseyi’ne sunulması gibi konuları görüştü.
Öte yandan Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter cuma akşamı kısa bir açıklamada bulundu. Hafter’in, kendi adına küçük oğlu Bilkasım’ın Menfi’ye LUO’nun onur plaketini verdiğini duyurması dikkat çekti. Bu açıklama, Hafter’in Başkanlık Konseyi Başkanı seçilmesinden bu yana ilk kez ülkenin doğusunu ziyaret eden Menfi’ye gösterdiği misafirperverliğin bir göstergesi olarak görüldü.
Menfi, Libya'nın tüm bölgelerini ziyaret etmeyi planlıyor. Yerel basında yer alan haberlerde Menfi’nin, halkın, içinde bulunduğu hayat şartlarına olumlu bir şekilde yansıması umuduyla tüm taraflar arasında fikir birliği sağlamayı hedeflediği ve tüm devlet kurumlarını birleştirmek istediği belirtildi.
Diğer yandan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, artık geçmişin üzerine sünger çekme ve Libya’da barışı başlatma zamanının geldiğini söylerken Başbakanlık Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, Dibeybe’nin önümüzdeki haftalarda ülkenin doğusunu ziyaret etmeyi planladığı bildirildi.
Başbakan Dibeybe, memleketi Misrata’daki evinde düzenlediği bir toplantıda, Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinin 10’uncu yıldönümü yaklaşırken yıllardır süren savaşın ardından Misrata’yı ülke çapında sağlanacak uzlaşıya liderlik etmesi çağrısında bulundu. Misrata’nın ‘millete uzlaşı ve hizmetle liderlik etmesi gerektiğini’ vurgulayan Dibeybe, şehrin büyük bir nefretle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunarak, “Misrata anavatanın kucağına geri dönmelidir” dedi. Dibeybe “Misrata ile ittifak halinde olan Libyalıların sayısı yüzde 20’yi geçmezken, Misrata'yı şaşkınlıkla izleyen diğerleri ise bugün karşımızda duruyor” şeklinde konuştu.
Dün Misrata’da şehrin önde gelen ve yeni hükümette yer alması beklenen isimleri ile bir araya gelen Dibeybe,  UMH'nin mevcut İçişleri Bakanı Fetih Başağa'nın, yeni hükümette de hizmetlerini sürdürmesini isteyebileceğini açıkladı.  Ancak Dibeybe, Başağa'nın içişleri bakanı olarak mı görevine devam edeceği yoksa kendisine başka bir bakanlık mı verileceği ile ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.
Geçtiğimiz cuma günü Başbakanlık Basın Ofisi tarafından dağıtılan açıklamada Dibeybe, hükümeti oluşturmak için istişarelere başladığını ve bakanlık görevlerini üstlenecek adayların isimlerinin Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda (LSDF) verilen süre dolmadan onaylanması için çalışmalarının sürdüğü açıkça belirtmişti.
Bu gelişmelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis, Hafter dahil olmak üzere tüm Libyalı taraflarla son gelişmelerin ve önceliklerin ele alındığı temaslarını sürdürüyor.
Cuma akşamı BM Libya Destek Misyonu’ndan (UNSMIL) yapılan yazılı açıklamada, Kubis’in, geçtiğimiz iki gün içinde aralarında Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, İçişleri Bakanı Fethi Başağa ve Fayiz Serrac’ın yardımcısı Ahmet Muaytik’in de bulunduğu Libyalı yetkililerle geçici hükümetin hızlı bir şekilde kurulmasını sağlamayacak sonraki adımlara ilişkin görüşlerini öğrenmek amacıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği bildirildi.
Bir diğer gelişmede ise ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, Libyalı yetkililerle telefon görüşmelerinde bulundu. Norland görüşmeler sırasında, Başkanlık Konseyi Başkanlığına atanan Menfi ile yardımcıları Abdullah el-Lafi ve Musa el-Koni'yi tebrik etti.
Cuma akşamı ABD Büyükelçiliğinden yapılan açıklamaya göre Norland, yeni ortak geçici yürütme otoritesinin ‘uzlaşı yolunda önemli adımlar atma kararlılığını açıkça ortaya koyduğunu’ belirtti. Norland, artık Libya’nın istikrarlı ve birleşik bir ülke olması için tüm tarafların bir araya gelebileceği bir fırsat olduğuna inandığını belirtti.
Bu arada yerel aktivistler ve bazı siyasetçiler dün, UNSMIL’in yeni yürütme otoritesiyle daha sonra düzenlemeyi planladığı anayasa referandumunu boykot etme çağrılarında bulundular.
Öte yandan Yüksek Seçim Komisyonu, Libya Anayasa Komitesi üyelerinin geçtiğimiz günlerde Mısır'ın Hurgada kentinde yaptığı bir toplantıda, bu yılın bitiminden önce gerçekleştirilmesi için uzlaşıya vardıkları parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, anayasa taslağı üzerinde halk referandumu yapılması durumunda gerçekleştirilmesinin zor olduğunu açıkladı. Komisyon, anayasa referandumunun ilk aşamasının tamamlanması için yedi aylık bir süreye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Bir başka gelişmede UMH’ye bağlı güçlerden ‘Üçüncü Güç’ milisleri, Misrata’nın batısı girişi olan Defniye Sınır Kapısını yıllardır ödenmeyen aylıkların ödenmesi talebiyle yeniden kapattı.
Bu arada yerel kaynaklar, Ebu Kureyn bölgesinde savaş kalıntılarının toplanmasının ikinci aşamasının, Sirte'nin batısındaki el-Hamsin Sınır Kapısı'na kadar uzandığını söylediler.



Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
TT

Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü.

Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı.

HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.

Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı.

Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında.

21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu.

Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.


ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.