Filistinliler, Barguti'nin devlet başkanlığına adaylığını bekliyor

Müebbet hapis cezasına çarptırılan Fetih Hareketi liderlerinden Mervan Barguti, 2002’de Tel Aviv’deki duruşması sırasında medyaya konuşmuştu (Getty)
Müebbet hapis cezasına çarptırılan Fetih Hareketi liderlerinden Mervan Barguti, 2002’de Tel Aviv’deki duruşması sırasında medyaya konuşmuştu (Getty)
TT

Filistinliler, Barguti'nin devlet başkanlığına adaylığını bekliyor

Müebbet hapis cezasına çarptırılan Fetih Hareketi liderlerinden Mervan Barguti, 2002’de Tel Aviv’deki duruşması sırasında medyaya konuşmuştu (Getty)
Müebbet hapis cezasına çarptırılan Fetih Hareketi liderlerinden Mervan Barguti, 2002’de Tel Aviv’deki duruşması sırasında medyaya konuşmuştu (Getty)

Fetih Hareketi liderlerinden İsrail hapishanelerinde tutsak olan Mervan Barguti’nin Filistin başkanlığına aday olma olasılığı, Ramallah'taki karar vericilerin salonlarında, Fetih Hareketi dahilinde, Filistin ve İsrail sosyal medya sitelerinde ve sokağında konuşuluyor. Nitekim Barguti, Fetih liderliğinin bu pozisyon için önereceği güçlü bir aday olacak.
Henüz kendisi, avukatı veya ailesi tarafından herhangi bir resmi açıklama yapılmamış olsa da, yakın çevresi ve İsrail tarafından sızdırılan haberler, eşinin bu hassas zamandaki paylaşımı, aktivistlerin seçimlerde Barguti’nin arkasında durduklarını şimdiden söylemeleri ve kendisinin bu yöndeki önceden bilinen isteği, Barguti’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını, bu sefer 2005’te olduğu gibi çekilmeyip sonuna kadar gideceğini gösteriyor.
Dün yaptığı açıklamada, başkanlık seçimlerine aday olan Barguti’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden iki ay önce yapılacak parlamento seçimlerine katılma arzusunun olmadığını söyleyen Fetih Hareketi Devrim Konseyi Üyesi Hatim Abdulkadir, Filistin web siteleri tarafından yayınlanan açıklamalarında, şu ifadelere başvurdu:
“Barguti’nin tutumu, Merkez Komite üyesi Hüseyin eş-Şeyh'in, ailesi ile birlikte onu ziyaretinde netti. Dürüst ve demokratik bir şekilde seçilmiş, aynı zamanda sonraki aşamada Filistin halkına liderlik edebilecek programları da beraberinde getirecek tek bir birleşik liste yönünde uğraştığını vurguladı. Şeffaflık ve bütünlüğü benimsemek kaydıyla resmi listeye karşı başka bir liste oluşturmayacağını dile getiren Barguti, meclis seçimlerine katılma arzusu olmadığını söyledi. Fetih’e ait veya kendi adındaki listenin başını çekmek istemediğini, zirâ başkanlığa aday olmak isteyenin parlamento milletvekili olmaması gerektiğini, iki seçim arasında iki ay olduğunu ifade etti. Nitekim başkanlığa aday olmadan önce parlamento seçimlerine katıldığı ve kazandığı taktirde istifa etmesi gerekebilir.”
Şeyh’in Barguti’yi son ziyareti olmadığını söyleyen Abdulkadir, Fetih Merkez Komitesi’nden bir heyetin Barguti’yi ziyaret edip bu konuyu onunla görüşeceğini söyledi. Abdulkadir’in açıklamaları, İsrail medyasının Barguti ile Şeyh arasında bir anlaşma olmadığı haberini doğrular nitelikte.
Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a yakınlığı ile bilinen Şeyh, İsrail’in seçimlere yönelik görüşmelerine izin verdiği istisnai bir ziyarette iki gün önce Barguti ile cezaevinde bir araya gelmişti.
Başkan Mahmud Abbas'ın İsrail cezaevinde beş kez müebbet ve 40 yıl hapis cezasına çarptırılan Barguti’den seçimlere adaylığından vazgeçmesini talep ettiğini aktaran İsrail merkezli Kanal 12, Abbas'ın Barguti’ye bunun karşılığında parlamento seçimlerinde Fetih listesinde birinci sırada yer alma, listede ona bağlı 10 kişiye yer verme ve ailesine ekonomik yardımda bulunma imkanları sunduğu da ekledi.
Söz konusu haberde “Bu teklife henüz son bir yanıt vermeyen Barguti, son günlerde başkanlığı devralmaya kararlı görünüyor. Yakın arkadaşlarının son açıklamalarına göre, planı dahilinde 31 Temmuz'da gerçekleşecek süreçte seçilmesi, seçilmiş Filistin Devlet Başkanı’nın serbest bırakılması yönünde güçlü bir uluslararası baskı yaratmak amacıyla bir sonraki gün açlık grevine başlaması yer alıyor” ifadelerine de yer verildi. Nitekim Barguti, 2005'teki son Filistin başkanlığı seçimlerinde de Abbas'ın karşısında adaylığını koymuş, ancak baskının ardından çekilmişti.
Fetih Hareketi dahilinde özellikle de gençler arasında oldukça popüler olan 63 yaşındaki Barguti’nin başkanlığa en layık kişi olarak gösteriliyor.
2002’den bu yana İsrail’in elinde tutuklu olan Barguti, 2000 yılında patlak veren İkinci İntifada’da Fetih Hareketi’nin askeri kolu El-Aksa Şehitleri Tugayları lideri olması dolayısıyla İsraillileri öldürmekle suçlanıyor.
Başını Abbas'ın çektiği Fetih Merkez Komitesi, rakipleri karşısında kendisine zarar verebilecek bir iç çatışmadan kaçınmak için seçimlerle ilgili her konuda Barguti ile anlaşmaya çalışıyor. Nitekim hareket yetkilileri, kişinin hareket içindeki konumu ne olursa olsun, İsrail cezaevlerindeki bir tutukluyu seçmenin en nihayetinde pratik olmadığını öne sürüyor.
Birliği hakkında bazı erken mesajlar gönderen Fetih Hareketi, söylentilerin peşinden gidilmemesini talep etti. Fetih Hareketi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Rucub, hareketin seçimlere tek bir liste ile gideceğini, Fetih’in devlet başkanı adayının iki koşula göre seçileceğini söyledi. Öncelikle seçimleri kazanma yeteneği ve hareketin seçimlere göndermek istediği cephe ile ortak bir payda oluşturması hedefleniyor.
Filistin Sivil İşler Bakanı Hüseyin el-Şeyh ise yaklaşan seçimlere hazırlıklar kapsamında Fetih Merkez Komitesi’nin tutsak üyesi Kerim Yunus’a danıştığını açıkladı.
Şeyh; Barguti ve Yunus ile yaptığı görüşmede, yaraların, hizipçi ve kişisel çıkarların üstesinden gelme, dışlama ve marjinallikten uzakta tek bir Fetih listesi oluşturma ihtiyacı üzerine anlaşıldığını ifade etti.
Otorite Barguti ile herhangi bir anlaşmazlık olmadığını doğrulamaya çalışsa da avukat eşi Fedva Barguti, eşinin hapishanede Filistinli mahkum kıyafeti giydiği kelepçeli fotoğrafını paylaşarak “Adımlarına güvenen, kral gibi yürür” yazısıyla akıllıca bir mesaj göndermiş oldu. Nitekim bu paylaşıma birçok destek ve yorum yapıldı. Barguti’nin başkanlığa adaylığından geri adım atmaması isteniyor.
Fetih Hareketi’nin, önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde tüm bunların üstesinden gelmesi gerekecek.
Merkez Komite, dün Abbas'ın başkanlık ettiği toplantıda bu konuyu, hareketin iç durumunu, aday seçme mekanizmalarını ele aldı. Ancak hareket, henüz Filistin başkanlık seçimlerine aday çıkarmadı. Nitekim birçoğu, zorlayıcı bir müdahale olmadığı taktirde adayın Abbas’tan başkası olmayacağı düşüncesinde.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.