İngiliz Bakan Cleverly Şarku’l Avsat’a konuştu: Husilerle doğrudan iletişim kurarak onları şiddeti reddetmeye çağırdık

İran'ın önünde bir ‘şansı’ olduğunu ifade eden Bakan Cleverly, İran’da bir İngiliz vatandaşının tutuklanmasını ise ‘keyfi’ olarak niteledi

İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly (Şarku’l Avsat)
İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly (Şarku’l Avsat)
TT

İngiliz Bakan Cleverly Şarku’l Avsat’a konuştu: Husilerle doğrudan iletişim kurarak onları şiddeti reddetmeye çağırdık

İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly (Şarku’l Avsat)
İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly (Şarku’l Avsat)

İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly, ülkesinin Husilerle doğrudan temas halinde olduğunu ve onları siyasi sürece katılmaya, şiddeti ve çatışmayı reddetmeye çağırdığını açıkladı.
İngiliz Bakan, Şarku’l Avsat’a video konferans aracılığıyla verdiği röportajda, Husilerin temsilcileriyle görüşmelerde bulunduğunu ve görüşmelerinde siyasi çözüme katılım, şiddetin reddedilmesi, 5 yıldır Hudeyde'nin kuzeyindeki Ras İsa Limanı'nda demirli halde duran Safer petrol tankeri ve Yemen'de tutuklu bulunan bir İngiliz vatandaşının serbest bırakılması gibi ana başlıkları ele aldığını söyledi. Bakan Cleverly ayrıca ülkesinin Suudi Arabistan ve Aden Havalimanı'nı hedef alan saldırılar sonrasında Husilerin saldırgan eylemlerine şiddetle karşı çıktığını da sözlerine ekledi.
İran’ın nükleer anlaşmanın şartlarına uyması koşuluyla uluslararası toplumla ilişkilerini yeniden kurması için bir ‘şansı’ olduğunu düşünen İngiliz Bakan, ayrıca Tahran'ın İran asıllı İngiliz vatandaşının tutuklanmasını ‘keyfi ve yasadışı’ olarak niteledi.
Brexit sonrası İngiltere ile Körfez ülkeleri arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geleceğine dair değerlendirmesinde ise Bakan Cleverly, Körfez ülkelerinin ekonomilerini çeşitlendirmeyi amaçlayan reformlara özel sektör ve kamu sektörü tarafından geniş bir ilgi olduğunu söyledi. Suudi Arabistan'ın G20 dönem başkanlığı sırasında temiz ve sürdürülebilir enerjilere yönelik kararlı tutumuna ise övgüde bulundu.
Cleverly, İngiltere’nin bu yıl G7 dönem başkanlığının, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası yeniden inşa çabalarına odaklanacağını kaydetti.
İşte Şarku’l Avsat’ın İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly ile yaptığı röportajın önemli noktaları:

-Husilerin, terör örgütleri listesine eklenmesi ve daha sonra çıkarılması
Yeni ABD yönetiminin, insani nedenlerden ötürü Husileri yabancı terör örgütleri listesinden çıkarmasından duydukları memnuniyetin yanı sıra grubun eylemlerine güçlü bir şekilde karşı çıktıklarını dile getiren İngiliz bakan, “Önceki ABD yönetiminin, Husileri terör örgütü olarak ilan etmesinden endişe duymuştuk. Bunun insani yardımların Yemen'e ulaşmasını zorlaştıracağından çok endişeliydik. Endişelerimizi hem Trump hem de Biden yönetimleriyle paylaştık. ABD’nin önceki yönetimiyle olduğu gibi yeni yönetimiyle de ilişkilerimiz çok iyi. İnsani nedenlerden ötürü Husilerin ABD’nin yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılmasından mutlu oldum. Ama Aden Havaalanı’nı ve Suudi Arabistan'ı hedef alan saldırılarına tanık olduğumuz Husilerin düşmanca davranışlarına halen şiddetle karşı çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.
İngiltere, geçtiğimiz çarşamba günü Fransa ve Almanya ile yaptığı ortak açıklamada, Abha Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırıyı şiddetle kınamıştı. Bu tür saldırıların uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirildiği açıklamada,  Suudi Arabistan topraklarının güvenliği ve bütünlüğüne olan bağlılık bir kez daha teyit edildi.
Husilere şiddetten uzaklaşmaları gerektiği yönünde net bir mesaj verdiklerini söyleyen Bakan Cleverly, “(Husilerin) siyasi sürece dahil olmaları gerekiyor. Sürdürülebilir bir barış çözümü bulmak için (Birlemiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi) Martin Griffiths ve BM ile birlikte çalışmalılar.  Çatışma ve şiddetten uzaklaşmaları gerekiyor. (Yemen’deki) çatışma uzun yıllar sürdü. Hepimiz Yemen'deki insanların çektikleri acılara şahit olduk, oluyoruz. Kimsenin çatışmanın daha da tırmandığını görmek istediğini sanmıyorum.  Dolayısıyla siyasi bir çözüm aramalıyız” ifadelerini kullandı.
Husi saldırılarının geri teptiğini belirten Bakan Cleverly, uluslararası toplumun gerçekleştirdikleri saldırıların ardından Husileri kınadığının altını çizdi.

-Doğrudan iletişim
İngiltere'nin Yemen'de siyasi bir çözüme ulaşılmasına yönelik çabalarıyla ilgili olarak ise Cleverly, “Suudi Arabistan, Yemen hükümeti ve Husiler dahil olmak üzere Yemen ile ilgilenen tüm taraflarla doğrudan iletişim halindeyiz. Doğru yolun, müzakere edilmiş bir siyasi çözüm olduğu konusunda her zaman net bir tutum sergiledik. Ülkedeki çatışmanın askeri bir çözümü yok. Çözüm ancak müzakere yoluyla olabilir. Husileri hedefli müzakerelere katılmaya zorluyoruz” şeklinde konuştu.
Husilerin temsilcileriyle doğrudan görüşmelerde bulunduğunu açıklayan İngiliz Bakan, bu görüşmelerde şiddetten vazgeçmenin, siyasi barış sürecine girmenin, safer petrol tankerine güvenli bir şekilde erişimin sağlanmasının ve Yemen'de tutuklu bulunan İngiliz vatandaşının serbest bırakılmasının öneminin vurgulandığını kaydetti. Husiler ile doğrudan görüşmelerin gizliden değil, açıktan yapıldığını ifade eden Cleverly, “Onlarla açık ve dürüst bir şekilde görüşüyoruz. İngiltere'nin onlardan siyasi sürece girmelerini ve şiddetten vazgeçmelerini beklediğini açıkça belirttik. Çünkü uzun yıllardır devam eden bu çatışmaların askeri bir çözümü yok” değerlendirmesinde bulundu.

-“Tahran’ın önünde bir şans var”
İngiliz Bakan, İran ile dünya güçleri arasında yapılan nükleer anlaşma ile ilgili bir soruya, “İngiltere, Başkan Biden'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP/nükleer anlaşma) güncellenmiş bir versiyonunu yürürlüğe koyma arzusunu ve girişimlerini memnuniyetle karşılar” yanıtını verdi. Ülkesinin İran’ın uranyum zenginleştirmeye yönelik taahhütlerini kendi rızasıyla yeniden yerine getirmeye başlamasına dair ‘net ve kararlı’ bir tutum içerisinde olduğunu vurgulayan Bakan Cleverly, “Tahran’a İran’ın uluslararası arenaya dönmesini istediğimizi açıkça ifade ettik. Tahran’ın önünde şimdi farklı ve daha iyi bir yol seçmek ve bizim gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD ile ilişkilerini yeniden kurmak için gerçek bir fırsat duruyor. Ancak İran, bu olumlu fırsatı yakalayabilmek için anlaşmadaki taahhütlerini yeniden yerine getirmesi gerektiğini gerçekten anlamalı” dedi.
Bakan Clevery bu açıklamaları yaparken Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Tahran'daki bir nükleer araştırma reaktöründe kullanmak üzere uranyum madeni üretmeye başladığını duyurdu. Bu da İran’ın nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerinin yeni bir ihlalidir.

-Keyfi tutuklama
İran'da tutuklu bulunan İran asıllı İngiliz vatandaşı Nazenin Zaghari-Ratcliffe’nin ailesi, 5 yıl hapis cezasına çarptırıldıktan sonra bir süre Tahran'daki Evin Hapishanesi’nde kalan ve daha sonra ev hapsine alınan Zaghari-Ratcliffe’nin tutukluluk süresinin 7 Mart’ta sona ermesini bekliyor. Ancak, İranlı yetkililerin daha önce yaptıkları açıklamalarda, ‘rejimi devirmeye çalışmakla’ suçlanan İran asıllı İngiliz vatandaşı aleyhinde yeni suçlamalarda bulunabileceklerini ve tutukluluk süresinin uzayabileceğini ima etmeleri, Zaghari-Ratcliffe’nin tutukluluğunun belirtilen tarihte sona ermeyeceğine dair endişelere neden oldu.
İngiliz Bakan Cleverly konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Nazenin Zaghari-Ratcliffe ve diğer İran asıllı İngiliz vatandaşlarının tutuklanması tamamen keyfi bir uygulamadır. Tutuklanmaları için herhangi bir gerekçe olmadığı konusunda hemfikir olmadığımızı İran'a açıkça ifade ettik. Bu, keyfi bir tutuklamadır. İran şimdi hepsini serbest bırakmalıdır. (Tutuklanmalarıyla ilgili) meşru bir açıklama yok. İran'ın doğru şeyi yapması gerektiğini anladığını ve İngiliz vatandaşlarını serbest bırakacağını umuyorum.”
Ülkesinin bu konuda durmaksızın çalıştığını vurgulayan Bakan Cleverly, bu konuda İngiltere Dışişleri Bakanı ile düzenli olarak görüştüğünü belirterek, “İranlı meslektaşlarımızla her görüşmemizde bu konuyu gündeme getiriyoruz. Bu tutuklamaların, hukuka aykırı ve keyfi olduğunu anlamaları gerekiyor” diye konuştu.

-Körfez ülkeleri ile ortaklar
İngiltere, özellikle Brexit (İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışı) sonrası Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. İngiliz Bakan, ülkesi ve KİK ülkeleri arasındaki ticaret hacmini artırmanın yollarından biri olan ticaret ve yatırım ilişkilerinin ortak bir şekilde gözden geçirilmeye başlandığını açıkladı. Bakan Clevery, “Körfez ülkeleriyle her zaman çok iyi ilişkilerimiz oldu. Son KİK Zirvesi’nde yapılan açıklamalardan ve KİK üyelerinin yaptıkları yakın çalışmalardan çok memnunuz” ifadelerini kullandı. Clevery, ülkesinin hâlihazırda güçlü olan ticaret ilişkilerini daha da güçlendirmeye ve bu ortaklığı, geleneksel ekonomik işbirliği alanlarının yanı sıra Körfez'deki eğitim ve sağlık hizmetleri, yeşil enerji ve geleneksel ekonomik iş birliği alanlarını da kapsayacak şekilde genişletmeye istekli olduğunu da sözlerine ekledi.
Körfez ülkeleriyle uzun yıllardır sahip oldukları güçlü ilişkilerin kendilerine iyi hizmet ettiğini söyleyen İngiliz Bakan, ancak şimdi İngiltere AB’den ayrıldığı için daha güçlü ve sürdürülebilir ilişkiler kurmayı, hem İngiltere hem de Körfez ülkelerine daha uzun yıllar hizmet edecek iş fırsatları aramayı sabırsızlıkla beklediklerini ifade etti.

-Suudi Arabistan ve sürdürülebilir enerji
Suudi Arabistan'ın geçtiğimiz aylarda başlattığı mega projelere İngiliz özel sektörünün gösterdiği ilgiyle ilgili bir soruyu ise Bakan Cleverly şöyle yanıtladı:
“Özel sektör şirketleri Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle ilişkilerine büyük bir istekle yaklaşıyor ve öncülük ediyor. Bu devam edecek. Bu da memnun edecek bir yaklaşımdır. Ancak aynı zamanda, hükümet düzeyinde, gelecekte daha yakından ortak çalışmaların yapılmasını teşvik etmek istiyoruz. Körfez'de, ekonomiyi çeşitlendirmeyi amaçlayan reformların yanı sıra hidrokarbon, petrol ve gazdan yeşil enerjiye kademeli olarak geçiş çerçevesinde bazı heyecan verici projeler var.”
Riyad’ın sürdürülebilir enerjilere olan bağlılığını akıllıca olduğunu söyleyerek bundan duyduğu memnuniyeti de dile getiren Bakan Cleverly, “Suudi Arabistan’ın G20 dönem başkanlığını yeşil enerji üretimine olan bağlılığıyla taçlandırılan kapanış açıklamasını görünce çok mutlu olduk. Körfez ülkelerini çok olumlu bir geleceğin beklediğini düşünüyorum. İngiltere - ve şirketleri - bu geleceğin bir parçası olmaya, ekonomimizdeki ve Körfez ülkelerinin ekonomilerindeki kalkınma ve devrime katkıda bulunmaya son derece istekli” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan, G20 dönem başkanlığı süresince daha temiz ve daha uzun süreli sürdürülebilir enerji sistemleri oluşturmak için emisyonların kontrol edilmesini amaçlayan düşük karbonlu bir döngüsel ekonomi yaklaşımı benimsedi.

-İngiltere’nin Kovid-19 aşısıyla ilgili yaklaşımı
İngiltere ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin önemine dikkati çeken Cleverly, Körfez ülkelerinin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ilk haftalarında, İngiliz vatandaşlarının ülkelerine geri dönüşlerinde yardımcı olma ve sağlıklarını korumak için gerekli malzemeleri sağlama konusunda İngiltere'yle iyi birer müttefik ve dost ülke olarak sürdürdükleri çalışmaları dile getirdi. Cleverly, bunun için aralarındaki güçlü ilişkiye minnettar olduklarını vurguladı.
İngiliz Bakan sözlerini şöyle sürdürdü:
“İngiltere bugün, aşılama alanında başarılı olduktan sonra, aşı teknolojimizi ve genom araştırmalarımızla elde ettiğimiz bilimsel sonuçları dünya ile paylaşmaya kararlıdır. Gelişmekte olan ülkelere aşı satın almak için 8,8 milyar dolar toplanan Küresel Aşı Zirvesi'nin başarısından büyük gurur duyuyoruz. Aşıların dünyanın her yerine ulaşmasını sağlamak için Körfez'deki dostlarımız ve müttefiklerimizle yakından çalışmaya devam edeceğiz. Böylece normal hayata dönebilir ve ekonomilerimizi canlandırabiliriz.”
İngiltere'nin herkesin güvenliği sağlanana kadar kimsenin güvende olmadığına inandığını söyleyen Bakan Cleverly, “Kovid-19 karşı mücadelemiz küresel bir savaştır” dedi.

-G7 dönem başkanlığı
Ülkesinin bu yıl üstleneceği G7 dönem başkanlığının pandemi sonrası toparlanma ve ‘yeniden inşa’  konularına odaklanacağını açıklayan İngiliz Bakan, “Kovid-19 salgını, tüm dünyayı kendisine uyum sağlamaya ve değiştirmeye zorladı. İngiltere, tüm ülkeler arasında bir istisna değil, ancak pandemi sonrası daha iyi bir inşa sürecine girmeye kararlıyız. Bunu yapmak için, pandemi sonrası dönemi düşünürken, salgını ve etkilerini de ele almalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Cleverly konuyla ilgili şunları söyledi:
“Bu nedenle G7 dönem başkanlığımızı küresel ekonomilerin iyileşmesine yardımcı olmaya ve pandemi sırasında ihtiyaç duyduğumuz kamu hizmetlerini güçlendirmeye adamaya karar verdik.  Uzun vadeli hedefimiz ise gezegeni kurtarmakla ilgili. Bu da İngiltere’nin Kasım ayında Glasgow'da düzenleyeceği COP26 zirvesini daha da önemli yapıyor. İngiltere, evlerde bir enerji üretimi kaynağı olarak kömür kullanımından uzaklaşmış olmaktan gurur duyuyor. Ayrıca 2020 yılında yenilenebilir enerji üretiminde en yüksek yüzdeye ulaştık. Geleneksel olarak petrol ve gaz üreten ülkeler olan Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere uluslararası ortaklarımızla yaptığımız görüşmeler, uluslararası toplumda daha yeşil bir dünya ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçme konusunda bir istek olduğunu gösterdi.”

-Londra'nın yumuşak gücü
Pandeminin İngiltere ekonomisi üzerinde etkisi büyüktü. Bu durum, dış yardımlara ayrılan payı gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 0,7'sinden yüzde 0,5'ine düşürmesine neden oldu.
Kovid-19 salgının ekonomik etkilerinin kendilerini insani yardımlara ayrılan bütçede geçici bir azaltma yapmak gibi bir takım zor kararlar almaya ittiğini ifade eden Cleverly, ancak hem Başbakan’ın hem de Hazine Bakanı’nın bunun geçici bir değişiklik olduğunu açıkça belirttiklerini hatırlatarak, “Ekonomik koşullar izin verir vermez, (GSYİH'nın) yüzde 0,7 oranındaki taahhüdümüze geri dönmeyi düşüneceğiz” şeklinde konuştu.
Ülkesinin diğer yumuşak güç mekanizmalarını ve diplomatik çabalarını kullanma konusundaki kararlılığına değinen Bakan Celeverly, “Böylece İngiltere'nin tüm dünyadaki nüfuzu, sadece sterlinle değil, aynı zamanda yaptığımız siyasi ve diplomatik çabalarla da ölçülebilecek. Örneğin, Küresel Aşı Zirvesi'ni düzenlerken buna başvurduk. Bu, tüm dünya için olduğu gibi İngiltere için de zor bir yıldı. Ancak, dünyada iyilik için bir güç ve gerçek bir küresel aktör olarak konumumuzu korumaya kararlıyız. Toplanan yardım parasını olabildiğince etkin bir şekilde harcamak için dostlarımız ve ortaklarımızla çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.