İran Yargı Erki Başkanı Reisi’nin cumhurbaşkanlığına aday olacağına dair spekülasyonlara arttı

Reisi, binlerce siyasi mahkumun infaz edilmesinde kilit rol oynayan dört İranlı yetkiliden biridir.

İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz hafta Irak ziyaretinden dönüşünde böyle karşılandı (Mizan)
İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz hafta Irak ziyaretinden dönüşünde böyle karşılandı (Mizan)
TT

İran Yargı Erki Başkanı Reisi’nin cumhurbaşkanlığına aday olacağına dair spekülasyonlara arttı

İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz hafta Irak ziyaretinden dönüşünde böyle karşılandı (Mizan)
İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz hafta Irak ziyaretinden dönüşünde böyle karşılandı (Mizan)

İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin halefini seçmek üzere önümüzdeki Haziran ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı yönündeki dedikoduları yalanlamadı. Böylece, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakarların adayı olacağına dair spekülasyonların başlamasına sebep oldu.
İran İçişleri Bakanlığı Yüksek Seçim Kurulu’ndan geçtiğimiz hafta yapılan açıklamada, 11-15 Mayıs tarihleri arasında aday başvurularının alınacağı duyuruldu. Ardından İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’e bağlı olan İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin (DMTK), Mayıs ayı sonunda cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının başlaması için seçim yarışına giren adayları son kez değerlendirilmesi bekleniyor.
Muhafazakar kanattaki en yüksek din adamları kuruluşu olan Direnişçi Din Adamları Birliği (Mecme-i Ruhaniyun-u Mubariz) Sözcüsü, Birliğin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterme niyetinde olmadığını belirterek, Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi'nin adaylığını desteklediklerini açıkladı. Ancak Sözcü, muhafazakar eğilimli partiler arasında öneri ve fikir alışverişinde bulunulması ve seçimlerde muhafazakarlar arasındaki birliğin yeniden canlandırılması için ‘Birlik Yüksek Komisyonu’ girişiminin yeniden başlatılmasına işaret etti. İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’nın haberine bir öğrenci forumunda konuşan Sözcü, Direnişçi Din Adamları Birliği’nin en önemli üyelerinden biri olarak kabul edilen Reisi'yi desteklemekten çekinmediklerinin altını çizdi.
Reisi’nin katıldığı ilk genel seçim olan ve mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye karşı yarıştığı 2017 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yenilmesi öncesinde beş yıl boyunca, İran’ın dini liderliğine aday olması muhtemel isimlerin başında geliyordu. Seçimlerden bir yıl sonra, Hamaney’in kendisini Yargı Erki Başkanlığı’na atadığı kararnameyi imzalamasının ardından Reisi’nin dini liderlik için adı geçenler arasındaki popülaritesi yeniden arttı.
DMTK üyesi Gulam Rıza Misbahi Mukaddem, Direnişçi Din Adamları Birliği’nin İran’ın eski cumhurbaşkanlarından Mahmud Ahmedinejad’ı desteklemeyeceğini bir kez daha vurguladı.  ISNA, Mukaddem’in muhafazakar kanadı Ahmedinejad'ın davranışları konusunda uyardığını bildirdi. Mukaddem, Ahmedinejad'ın seçimlere bağımsız olarak girdiğini ve bu davranışının bedelinin muhafazakarlar tarafından ödenmemesi gerektiğini söyledi. Hiçbir seçimin partizan olmadığını ifade eden Mukaddem, “Bu yüzden taraflar sorumluluğu üstlenmedi. Bu da bir sorundur” dedi.
Tarafların seçim sahnesine girme şeklinden kaçınmaları ve sorumluluk almamaları gerektiğini söyleyen Mukaddem, böylece Direnişçi Din Adamları Birliği’nin eski Meclis Başkanı Ali Laricani'yi aday gösterme eğilimine ilişkin haberleri ise dolaylı olarak yalanlamış oldu.
Laricani’nin adaylığının muhafazakar kanat içindeki geleneksel müttefikleri ve özellikle mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi destekleyen reformist ve ılımlı koalisyon arasında bir bölünmeye yol açması bekleniyor. Koalisyonun seçimler için henüz bir adayı yok ve nükleer anlaşmaya verdiği destek nedeniyle Laricani'yi desteklemeye yönelebileceği düşünülüyor.
Hükümetin nükleer anlaşmadaki performansını desteklemediklerini belirten DMTK üyesi Mukaddem, “Hükümetin performansı yanlıştı. Çünkü Rehber (Hamaney), kademeli ve uyumlu adımlar atılması tavsiyesinde bulunurken, uranyum zenginleştirme için yapılan tüm çalışmalarımızı bıraktık ve hiçbir şey elde edemedik” şeklinde konuştu.
ABD yönetiminin 42 yıldır sürdürdüğü eğilimlerinin, Joe Biden'ın başkanlığında değişmeyeceğini düşünen Mukaddem, “Rehberin dediği gibi eğer ABD nükleer anlaşmaya dönmek istiyorsa, öncelikle (İran’a uygulanan) yaptırımları kaldırmalı” ifadelerini kullandı.
İranlı teorisyen Muhammed Cevad Laricani cumartesi günü yaptığı değerlendirmede, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki rekabetin üç kişi arasında yaşandığını ve bunların; (küçük kardeşi) Ali Laricani, Laricani’nin ardından Meclis Başkanlığı’na gelen Muhammed Bakir Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Reisi olduklarını söyledi.
Laricani, Tesnim Haber Ajansı'nın, Ali Laricani ile Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in ittifak yapmaları ihtimaliyle ilgili bir sorusuna verdiği yanıtta, İran’ın henüz ikili cumhurbaşkanlığı teorisi için hazır olmadığını ve bunun için bir uygun zeminin bulunmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığına aday isimler arasında muhafazakar kanattan önde gelen isimlerin daha fazla olduğuna dikkati çeken Laricani, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ekonomik kolu Hatem'ul Enbiya Karargahı Komutanı Said Muhammed ile Hamaney'in danışmanı ve İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri Said Celili’ye atıfta bulundu.
Kardeşinin (Ali Laricani) reformistler tarafından desteklenebileceği ihtimalini oldukça düşük bulsa da bunu inkar etmeyen Laricani, “(Eski Cumhurbaşkanı Muhammed) Hatemi’nin akımı (reformist hareket) Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı sırasında Ali Laricani'nin kanına susamıştı, ancak şimdi bu susuzluk hissi bitmiş olabilir”dedi.
Öte yandan muhafazakar eğilimli milletvekili Muhammed Ali Purmuhtar, Nameh News adlı haber sitesine yaptığı açıklamada, Laricani'nin kökleri muhafazakar olmakla birlikte, mevcut Cumhurbaşkanı’nı destekleyen ve bir kısmını reformistlerin oluşturduğu koalisyonun desteğini alabileceğini ve muhafazakarlardan bağımsız olarak hareket edebileceğini belirtti. Purmuhtar, “(Laricani) Rehber’in danışmanı ve DMTK üyesidir. Bugün siyaset sahnesinden ve karar alma çevrelerinden uzak bir isim değildir” şeklinde konuştu.
Muhafazakarlar arasında Reisi’nin adaylığı üzerinde bir fikir birliği olduğunu ve istenen konuma sahip olduğunu söyleyen Purmuhtar, Reisi'nin yargı sicili nedeniyle yoğun talep gördüğüne işaret etti. Kalibaf ile ilgili olarak ise Purmuhtar, “Siyaset sahnesindeki popülaritesi dört yıl öncesine göre arttı. Şimdi Meclis Başkanlığı yapıyor ve resmi konumunun enerjisini, ülkenin sorunlarını çözmek amacıyla çeşitli vilayetlere ziyaretler düzenlemek için kullanıyor” dedi. Purmuhtar, Celili için de benzer bir hareketlilik olduğunu belirtti.
Ancak muhafazakar eğilimli milletvekili Purmuhtar, cumhurbaşkanlığı için öne çıkan başlıca üç isim arasından ‘favorisi’ ise Reisi. Reisi, Yargı Erki Başkanlığı görevinden önce Yargı Erki Başkan Yardımcılığı ve İran cumhuriyet savcılığı görevlerinde bulundu. Reisi ayrıca 1988 yazında binlerce siyasi mahkumun infaz edilmesinde kilit rol oynayan dört İranlı yetkiliden biridir.
Ruhani 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sırasında Reisi’nin de katıldığı ve televizyon ekranlarından cumhurbaşkanlığı adayları için yayınlanan münazarada, “Halk, 38 yıl hapis cezasına ve idama mahkum etme konusunda iyi olanları istemiyor” ifadelerini kullanmıştı.



ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
TT

ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)

ABD’li federal yargıç, bugün Başkan Donald Trump yönetiminin CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklayan kararını geçici olarak durdurdu. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre yargıç ayrıca yönetimin söz konusu medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a yeniden girişine izin vermesine hükmetti.

Bu karar, Başkan Donald Trump ile haberlerini beğenmediği medya kuruluşları arasındaki giderek artan gerilimdeki son gelişme oldu.

Trump, 18 Eylül’de söz konusu kuruluşların Beyaz Saray’a girişini yasakladığını açıklamış ve “sahte haber” olarak nitelendirdiği yayınları eleştirmişti.

Trump son dönemde, kendisi hakkındaki olumsuz haberlerin ülke için tehdit oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise yayınlarının içeriği nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini savunarak, yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017’de federal bölge mahkemesi yargıçlığına aday gösterilen Timothy Kelly, 2018’de benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi kararını vermişti. Kelly, dün tarafların savunmalarını dinledikten sonra duruşmayı herhangi bir karar vermeden sonlandırdı.

Kelly bugün, 14 gün süreyle geçerli olacak geçici bir kısıtlama emri çıkardı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı biçimde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
TT

Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)

ABD'de bir federal mahkeme, Başkan Donald Trump'ın üç medya kuruluşuna yönelik yasağını geçici olarak durdurdu.

Mahkeme; CNN, MS NOW ile Politico'nun Beyaz Saray'a erişimine yeniden izin verilmesine hükmetti.

Trump, ağır suçlamalar ve keyfi bir kararla medya kuruluşları CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamıştı.

Trump uzun süredir bu kuruluşları "yalan haber" yapmakla itham ediyordu, yakın zamanda ise hakkındaki olumsuz haberlerin "ülkeye zarar verdiğini" öne sürdü.

Trump son dönemde olumsuz haberlerin ülke için tehlike oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise haber içerikleri nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini belirterek yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017 yılında federal mahkeme yargıçlığına aday gösterilen ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Timothy Kelly, dün (çarşamba) tarafların savunmalarını dinledi. Kelly, 2018 yılında da benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi yönünde karar vermişti. Yargıç, dünkü duruşmayı herhangi bir karar açıklamadan sona erdirmişti.

Kelly bugün (perşembe) 14 gün süreyle geçerli olacak geçici tedbir kararı verdi. Bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı şekilde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
TT

OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Ortadoğu’daki savaşın etkilerine rağmen küresel ekonominin dirençli seyrini koruduğunu bildirdi. Bu dirençte özellikle yapay zekâ yatırımlarındaki güçlü artışın etkili olduğu belirtilirken, enerji şokunun daha kalıcı hale geldiği ve bunun gelecek yıl büyümeyi zayıflatıp enflasyonu artırabileceği uyarısında bulunuldu.

OECD, dün yayımladığı geçici ekonomik görünüm raporunda, küresel ekonominin 2026 yılı büyüme tahminini hazirandaki yüzde 2,8 seviyesinden yüzde 2,9’a yükseltti. Ancak 2027 büyüme tahmini yüzde 3,1’den yüzde 3’e çekildi.

Bu tahminler, küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,4 büyümesinin ardından geldi. Buna göre dünya ekonomisi, savaş kaynaklı enerji şokunun bir bölümünü absorbe edebilmesine rağmen, belirgin bir yavaşlama sürecine giriyor.

OECD, yapay zekâ ile bağlantılı yatırımların, özellikle veri merkezleri ve yarı iletkenlere yönelik harcamaların, bu yıl küresel ekonominin dayanıklılığının temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Bu yatırımların ABD’de büyümeyi desteklediği, Japonya ve Güney Kore’nin teknoloji ihracatını artırmasına katkı sağladığı kaydedildi.

Buna karşılık, nispeten yüksek petrol stokları, Körfez ülkeleri dışından gelen arzın artması ve hükümetlerin destek tedbirleri, yükselen enerji fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkisini hafifletti.

Enerji 2027 büyümesini tehdit ediyor

Ancak OECD, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı emtia şokunun devam etmesinin 2027’de büyüme ivmesini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Kuruluş, enerji fiyatlarında yeni artışlar ve enflasyonun yeniden hızlanması riskinin de arttığını belirtti.

Savaşın başlamasından bu yana petrol ve doğal gaz fiyatları yüksek seviyelere çıkarken, dizel ve akaryakıt maliyetleri de piyasaların yıllardır görmediği seviyelere ulaştı. Bu durum karşısında bazı merkez bankaları enflasyonist baskılarla mücadele etmek için faiz oranlarını yeniden artırmaya başladı.

OECD, G20 ekonomilerinde enflasyonun 2026’da yüzde 4,1’e ulaşacağını öngörüyor. Bu oran, haziran ayındaki yüzde 4’lük tahminin üzerinde. Enflasyonun 2027’de ise yüzde 3,6’ya gerilemesi bekleniyor; önceki tahmin yüzde 3,1 seviyesindeydi.

Bu durum, enerji şokunun para politikası hesaplamalarında daha belirleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Fiyat baskılarının artması veya büyümenin zayıflaması halinde merkez bankaları faiz politikalarında değişikliğe gitmek zorunda kalabilir.

Yapay zekâ petrol şokuna karşı destek sağlıyor

OECD, risklere rağmen yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artışın ekonomik faaliyet için önemli bir destek oluşturduğunu belirtiyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenlere yapılan harcamalar ABD ekonomisini desteklerken, Japonya ve Güney Kore teknoloji ihracatındaki artıştan faydalanıyor.

Ancak OECD, aynı anda birden fazla şokun ortaya çıkması halinde bu güçlü performansın yeterli olmayabileceği uyarısında bulundu. Enerji piyasalarındaki dalgalanma, güçlü bir El Niño olayına bağlı aşırı hava koşulları, devlet tahvili getirilerindeki artış ve yapay zekâ yatırımlarından beklenen getirilerin hayal kırıklığı yaratması gibi gelişmelerin bir araya gelmesi halinde küresel büyümenin gelecek yıl 0,7 puana kadar düşebileceği, küresel enflasyonun ise yaklaşık 1,1 puan artabileceği belirtildi.

OECD ayrıca devlet tahvili getirilerinin 2007-2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere yükselmesinin borçlanma maliyetlerini artırdığına dikkat çekti. Hükümetlerin yüksek borç ve bütçe açığı seviyeleriyle karşı karşıya olduğu bu ortamda, borçlanma maliyetlerindeki artışın mali baskıları daha da artırabileceği kaydedildi.

Kuruluş, hükümetlere kamu harcamalarını kontrol altına alma ve yeniden yönlendirme, kamu sektörünün verimliliğini artırma ve gelirleri güçlendirme çağrısında bulundu. Bu adımların borç sürdürülebilirliğini ve hükümetlerin büyük şoklara karşı müdahale kapasitesini korumak açısından gerekli olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan: 2027’de toparlanma

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre OECD, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’da yüzde 1,8 daralmasını, ardından 2027’de yüzde 4,1 oranında büyümeye dönmesini bekliyor.

Örgütün tahminlerine göre Suudi Arabistan’da enflasyon 2026’da yüzde 1,8 ile görece düşük seviyede kalacak ve 2027’de sınırlı bir artışla yüzde 2,1’e yükselecek.

Bu tahminler, Suudi Arabistan ekonomisini enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle daha güçlü enflasyon baskılarıyla karşı karşıya olan ekonomilerden farklı bir konuma yerleştiriyor. Krallıkta önümüzdeki iki yıl için öngörülen enflasyon oranları, G20 ekonomilerine ilişkin tahminlerin oldukça altında kalıyor.

Büyük ekonomilerde farklı görünüm

ABD’de OECD, 2026 büyüme tahminini haziran ayındaki tahmine göre 0,2 puan artırarak yüzde 2,2’ye yükseltti. 2027 büyüme tahmini de yüzde 2,1’e çıkarıldı. OECD, yapay zekâ yatırımlarının tüketici harcamalarındaki zayıflığı kısmen telafi ettiğini değerlendiriyor.

ABD’de enflasyonun bu yıl yüzde 3,6’ya ulaşması, 2027’de ise yüzde 2,6’ya gerilemesi bekleniyor. Gümrük tarifeleri ve yüksek enerji fiyatlarının hane halklarının satın alma gücü ile şirketlerin maliyetleri üzerindeki etkisinin sürmesi bekleniyor.

OECD, Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 4,5, 2027’de ise yüzde 4,2 büyüyeceği yönündeki tahminini değiştirmedi. Pekin’in sanayideki kapasite fazlasına yönelik kısıtlamalarının yatırımlar üzerinde etkisini sürdürmesi beklenirken, tüketimde kademeli bir toparlanma öngörülüyor.

İngiltere’de OECD, 2026 büyüme tahminini hazirandaki yüzde 0,9’dan yüzde 1,1’e yükseltti. Ancak 2027 tahmini yüzde 1,1’den yüzde 1’e indirildi.

Euro Bölgesi’nde ise 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 1’er büyüme bekleniyor. Enerji fiyatları ve yüksek faiz oranlarının ekonomik faaliyet üzerindeki baskısını sürdürmesi, buna karşılık savunma harcamalarındaki artışın ekonomiye destek sağlaması öngörülüyor.

Bölgede enflasyonun bu yıl yüzde 3, 2027’de ise yüzde 2,9 olması bekleniyor. Avrupa’nın doğal gaz stoklarının 15 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ısıtma sezonunun yaklaşmasıyla birlikte, doğal gaz fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Japonya ekonomisinin 2026’da yüzde 0,8, 2027’de ise yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor. Özel yatırımlardaki artışın, yüksek faiz oranları ve enerji ithalat maliyetlerindeki yükselişin etkisini kısmen telafi edeceği öngörülüyor. Japonya’da enflasyonun bu yılki yüzde 1,8 seviyesinden 2027’de yüzde 2,6’ya yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’de ise OECD, 2026 enflasyon tahminini haziran ayındaki yüzde 28,4 seviyesinden yüzde 31,5’e, 2027 tahminini ise yüzde 18,3’ten yüzde 24,7’ye yükseltti. Kuruluş, Türkiye’nin büyüme tahminlerini de sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 3,6’ya düşürdü.

Kanada’da OECD, 2026 büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a, 2027 tahminini ise yüzde 1,7’den yüzde 1,3’e indirdi. Bu düşüşte, ABD’nin Kanada ihracatına yönelik yeni gümrük tarifelerinin etkili olduğu belirtildi.