Libyalı siyasetçiler, ‘daha az kotalı’ bir uzlaşı hükümeti istiyor

Trablus’taki Şehitler Meydanı’nda devrimin yıldönümü kutlamalarına hazırlık olarak yükseltilen Libya ve Berberi (Amazig) bayrakları (AFP)
Trablus’taki Şehitler Meydanı’nda devrimin yıldönümü kutlamalarına hazırlık olarak yükseltilen Libya ve Berberi (Amazig) bayrakları (AFP)
TT

Libyalı siyasetçiler, ‘daha az kotalı’ bir uzlaşı hükümeti istiyor

Trablus’taki Şehitler Meydanı’nda devrimin yıldönümü kutlamalarına hazırlık olarak yükseltilen Libya ve Berberi (Amazig) bayrakları (AFP)
Trablus’taki Şehitler Meydanı’nda devrimin yıldönümü kutlamalarına hazırlık olarak yükseltilen Libya ve Berberi (Amazig) bayrakları (AFP)

Libyalı siyasetçiler, hükümeti kurmakla görevli Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin üzerinde çalıştığı yeni hükümetin, kotalarda ve bölgeselleşmede boğulma durumundan ‘dengeli ve rızaya dayalı bir şekilde’ çıkmasını görmek istiyor.
Trablus’taki Temsilciler Meclisi üyesi Muhammed er-Raid, yeni hükümetin ‘daha uzlaşmacı ve herkese büyük ölçüde açık’ olacağı konusunda iyimserliğini dile getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Raid, “Evet, coğrafi kotalar mevcut olabilir. Ancak bu, verimlilik dikkate alınarak mümkün olan en dar aralıkta olmalıdır” dedi.
Muhammed er-Raid, “Mevcut herhangi bir yetkilinin, yeni hükümette devam etmesini engelleyecek hiçbir şey yok. Ancak durum, kota ya da belli bir sayıda bakanın yardımına ihtiyaç duymuyor ve duymayacak. Herhangi bir yetkilinin yerinde kalması ya da değişmesi, hükümeti kurmakla görevli başbakanın takdirine bağlıdır” dedi.
Raid, Dibeybe’nin belirli ülkelerle ilişkilerine yönelik endişelerin azaltılması çağrısı yaparak, “Türkiye ile olduğu kadar Mısır, Tunus ve diğer ülkelerle de ilişkisi iyi” dedi.  
Dibeybe’nin o dönemde çeşitli sorumluluklar üstlendiği göz önüne alındığında eski rejimin destekçilerine yaklaşma olasılığı hakkında ise Raid, “Bu sınıflandırmaları reddediyoruz. Libyalılar, yeteneklerine göre, tüm taraflarca saygı duyulacak ve değer verilecek yeni hükümete katılma hakkına sahiptir” değerlendirmesinde bulundu.
Temsilciler Meclisi üyesi Amer el-Abani, parlamentonun bunu yapmaması halinde, Temsilciler Meclisi ve Siyasi Diyalog Forumu üyelerinden güven oyu alınmasını sağlamak amacıyla, bakanlık yapısının ‘büyük ölçüde’ bölgesel kotalara tabi olacağını belirtti.
Abani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hükümeti kurmakla görevli yetkilinin bazı destekçileri, bir sonraki hükümetin teknokrat olacağını servis etmeye çalışıyor. Nihayetinde bu yönetimin seçilmesine olanak tanıyan Birleşmiş Milletler (BM) önderliğindeki siyasi sürecin, bölgesel kotalara dayandığını unutuyorlar” dedi.
Amer el-Abani, “Başkanlık Konseyi’nin, onları kimin üstleneceğini gözden geçirmesinin şart olduğu savunma ve dışişleri bakanlıkları dışında Dibeybe, herhangi bir partiyi, gücü veya yetkiliyi memnun etme ve onu hükümete dahil etme hususunda çok az sorun yaşayacak. Müslüman Kardeşler dışında baskın bir başka bir grup yok. Birden fazla bakanlık pozisyonu kazandığını göz ardı etmemekteyiz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Libyalı yazar ve politikacı Süleyman el-Bayudi, Dibeybe’nin siyasi olarak dengeli bir bakanlık ekibi oluşturabileceğine inandığını belirtti. Dibeybe’nin kişiliğine ve Diyalog Forumu’nda kazananlar listesinin kapsadığı tüm isimlere yönelik tartışma, kutuplaşma ve zorla sınıflandırmalara rağmen coğrafi dağılım açısından iyi bir ekip kuracağını dile getirdi.
Bayudi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin kurulmasında ‘verimlilik, siyasi temsil ve kotalar olmak üzere üç dengenin’ dikkate alınmasının beklendiğini vurguladı. Süleyman el-Bayudi, “Bazılarının Müslüman Kardeşler’in Libya’daki siyasi kolu olarak gördüğü Adalet ve İnşa Partisi’nin katılımı, yalnızca siyasi temsil çerçevesinde olacaktır. Müslüman Kardeşler ideolojisinin bakanlık oluşumu üzerindeki egemenliğinin veya tiranlığının bir ifadesi olmayacak” dedi.
Libyalı yazar, bu hükümetin sorumlularının, ‘öncelikle parlamentonun güvenini kazanmayı kolaylaştırmak için farklı siyasi bağlara sahip isimleri kapsama ihtiyacının’ farkına varması gerektiğine dikkati çekti.
Diğer taraftan Libyalı siyasi analist Kamil er-Raaş, bölgesel ve kabile kotalarının yanı sıra Libya Ulusal Ordusu (LUO) yandaşları ve Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac destekçileri ile yaklaşan kabine değişikliğine ilişkin olarak hesaplaşmanın tehlikeleri hususunda uyardı.
Yeni otoritenin görevinin zor olduğunu söyleyen Raaş, hükümeti kurmakla görevli yetkiliyi ve yardımcı ekibini, ‘zafer mantığını reddetme ve milisleri memnun etme girişimi açısından, ülkenin geniş bölgesinin ve tarihinin, özellikle de son on yıldaki faaliyet aşamalarının gerektirdiklerini idrak etmeye’ çağırdı. Kamil er-Raaş ayrıca, bölgesel hataların ve önyargıların tekrarından kaçınmak için harekete geçme’ çağrısında bulundu.
Libyalı analist Muhammed Busair ise Dibeybe’ye ‘uluslararası destek fırsatını yakalama’ çağrısı yaptı. Busair, “Bir felakete yol açabilecek bölgesel bir kota sisteminden uzakta küçük bir hükümet, şu anda Libya için en iyi modeldir” değerlendirmesinde bulundu.
Busair, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dibeybe’nin karşı karşıya olduğu büyük zorluk, bir girişime sahip olması ve herhangi bir bölgeden adaylığını reddetmeye çalışacak olan isimlerle olumlu ilişkiler kurmasıyla çözülebilir” dedi. Libyalı analist, bu seçeneklerin, ‘yeterliliğe, tecrübeye ve el temizliğine’ bağlı olduğunu ve bunlardan en iyisine sahip olan kişinin manevra ve müzakere için küçük farklar ortaya koyması gerektiğini’ dile getirdi.
Muhammed Busair, “Öncelikler ve ihtiyaçlar, Dibeybe’nin ittifaklarının ağlarını genişletecek ve krizleri tedavi etme yeteneklerini güvence altına alacak şekilde dahili ve harici şeffaflıkla tanımlanmalı ve sunulmalıdır” diyerek, gelecekte Libya arenasında Türk, Rus ve Mısır rolleri arasında bir dengenin beklendiğine dikkati çekti.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.