Eski bir geleneği sürdüren kuşbazlar...

Fotoğraf (Independent Türkçe)
Fotoğraf (Independent Türkçe)
TT

Eski bir geleneği sürdüren kuşbazlar...

Fotoğraf (Independent Türkçe)
Fotoğraf (Independent Türkçe)

Günümüzde güvercinler temsil ettikleri simge olan "barış" ile anılsalar da, geçmişte iletişim aracı olarak kullanılırdılar. Güvercinler Yunan ve Roma mitolojisinde oldukça sık görülür. Dinsel inanışta da güvercinlerin farklı yeri vardır. Üç büyük dinde de güvercin kendini gösterir. Güvercinle ilgili ilk dinsel bilgiler Tevrat’ta yer alır. Nuh Peygamber, tufanın dinip dinmediğini anlamak için bir güvercin uçurur. Güvercinin ağzında yaşamın sürdüğünü müjdeleyen bir zeytin dalıyla dönmesi güvercinin evrensel barış simgesi olmasına yol açmıştır. Benzer biçimde güvercinin Hristiyanlıkta da önemli bir yeri vardır. İncil’de vaftiz edilen Hz. İsa’nın başına "Kutsal Ruh"un beyaz bir güvercin olarak konduğu anlatılır. Bu nedenle güvercin Kutsal Ruh’un temsilcisidir. İslamiyet’te ise Hz. Muhammed’in Sevr Dağı’nda sığındığı mağaranın girişinin örümcekler tarafından ağla kapatıldığı, bir güvercinin de orada yuva yaparak kurtardığı aktarılır. İnsanlar arasında gönülden gönüle sevgi taşıyan bir hayvan olarak da bilinir. Güvercinlerle insanoğlunun dostluğu çok eskilere dayanır. Belki de bu yüzdendir ki geçmişte birçok binada kuş evleri yapılmıştır.
Güvercinleri yetiştiren, eğiten kuşbazlar ise hep görmezden gelindi. Oysa tarihte çok rastlarız kuşbazlara,  padişahların av kuşlarını yetiştirirlerdi. Sarayın önemli görevlilerinden biri olan kuşbazlar şimdi çatılarda, balkonlarda, evlerde bu geleneği sürdürmeye çalışıyorlar. İndependent Türkçe olarak bugün bu geleneği sürdüren kuşbazların kapısını çaldık.

"Özelliklerini öğrendikçe daha bağlanıp merak ediyorsun" 
Bişar Koyuncu, Diyarbakır’da yaşıyor, 34 yaşında evli ve iki çocuğu var:
"Ben kendimi bildim bileli evimizin damında hep güvercinler vardı. En büyük ağabeyimin, ondan önce de babamın güvercinleri. Onlar nedense bu meraklarını erken bıraktılar. Ailede en uzun güvercin besleyen benim herhalde. Elimden geldiği yere kadar da gidecek bu durum. İlk kendime ait güvercinlerim ilkokulda oldu ama bir yandan da içindeydim zaten. Çevre, arkadaş, aile hepsinden etkileniyorsun. Zamanla özelliklerini öğrendikçe daha bağlanıp merak ediyorsun" 
Bir bebek gibi güvercinlere baktığını söyleyen Koyuncu şöyle devam ediyor:
"25 yıl içerisinde binlerce güvercinim olmuştur. Şu an 50 civarı güvercinim var. Ölenler, sattıklarım, takas ettiklerimi hesaplarsak 300’ü bulur. Hep kendi soyundan en iyilerini damızlığa ayırıp çıkarıyoruz. Buna göre yıl içinde 70-80 kadar çıkabiliyor, 30-40’a da inebiliyor." 
Her sabah işe gitmeden muhakkak dama çıkar yemleme yapar, Pin’e (kümes) genel bir göz atar, suluklarını kontrol ederim. Vakit varsa yavruların genel durumuna bakarım. Akşam işten dönünce yine aynı işlemleri yaparım. Akşam daha uzun ilgilenirim, rahatsız olan var mı, yavrularına bakıyor mu, eksik var mı diye.
Benim Pin’im bulunduğum apartmanın çatısında, ayrıca köyde de ayrı bir yerim var. Oturduğum daire son kat olduğu için güvercinlere bakabiliyorum, sırf bu yüzden üst katta ev aldım. Olanağı olmayan arkadaşlar kuş otelinde besliyorlar güvercinlerini. Bir balkonunu kümes yapıp besleyenler var, arkadaşının damında besleyenler var, yine dükkân ve bodrum kiralayıp besleyenler var"

Diyarbakır’a has 21 tür güvercin var
"Her ülkenin, her bölgenin, her şehrin kendine has güvercinleri var. Bunlar süs (kostüm) güvercinleri, posta (yarışçı) güvercinleri, taklacı (oyun) güvercinleri. Bunlar ana gruplar, bunların altında bine yakın güvercin türü var, hepsinin ayrı özellikleri var"
Güvercinler arasında en makbul bir türün olmadığını söyleyen Koyuncu, zevk veya çevrenin beslediği şartlara göre değiştiğini söylüyor:
"Diyarbakır’da on bin liraya, yirmi bin liraya satılan güvercinler, ,İstanbul’da, Ankara’da daha doğrusu bu güvercinlerin özelliği bilinmeyen, tanınmayan yerlerde hiçbir maddi değeri yok. Evrensel olan güvercin türleri, posta, yarış, taklacı, oyun güvercinleridir. Ortalama 6-8 sene yaşarlar, bakıma ve beslemeye göre değişiyor. Bunun yanı sıra 15 yaşında güvercin görmüşlüğümüz de var"

Kuş dökmek…
"Kuş dökmek yavru sezonunun sonunda sonbahar sonu kış başında besleme işini daha zevkli kılmak için arkadaşlar arasında bağlanma diye geçer. İki üç kişi belirlenen sayıda güvercini evden uzak bir yerde beraber bırakıp uçururlar. Kimin kuşları firesiz, eksiksiz kaldıkları dama gelirse o kazanmış olur. Ya da bir akşam biri getirir bağlandığı arkadaşın damında döker, yarın diğeri getirir onun damında döker ve uçurur. Kim kimin en fazla kuşunu yakalarsa o kazanmış olur. Bunlar ya tatlısına, ya yemeğine, ya da bir çift güvercinine olabilir. Dökülen güvercinlerin hepsi en hızlı oyunsuz vasıfsız güvercinlerdir, uçmaları ve eve dönmeleri daha kolaydır."
Her güvercinin eğitimi ve sitillerinin farklı olduğunu söyleyen Koyuncu, güvercin beslemenin kendi içinde bir felsefesi olduğunu söylüyor:
"Eğitim, seyislik en önemli iştir güvercin beslemede. Taklacı güvercin sabah ezanında uçurulur ve istenilen oyunu yapana kadar beklenilir. Postacılar mesafe vererek kolları gelişip kuvvetlensin diye evden kilometrelerce uzaktan salınır. Kümeciler dediğimiz akşam ezanında uçurulup, gece karanlığında bile eve gelmesi öğretilir. Beslediğin güvercin türüne göre arkadaş ortamımız, muhabbetlerimiz ve ona göre mekânlarımız oluşuyor.
Ben güvercinlerimi yarıştırmıyorum. Benim ilgi alanım Diyarbakır’ın yerli ırkları. Benim için en başta bülbül gelir. Diğer ırkları da besliyorum. Şu an 10 farklı ırk besliyorum. Bunların hepsi Diyarbakır güvercinleridir ve görseldir, yarışmaz"

Dünyada 300 çeşit güvercin ırkı var, bazılarının soyu tükendi…
Ferdi Kuşçu, Mardin’de yaşıyor, 42 yaşında, evli ve üç çocuğu var.
"Yedi yaşında başladı güvercin tutkunluğum. Rahmetli babamda güvercin tutkunuydu, sanırım ondan bana geçti. Bu tutkunluk bende hat safhadaydı, ailem hep karşı çıktı çünkü okulumdan, mesleğimden oldum. Şu ana kadar 150-200 güvercin bakmaktayım. 6 kümesim var, kendi evimde ve evimin damında besliyorum. İmkânım olursa çiftlik kurmak istiyorum. Güvercin çeşidi bitmez"
Babasının güvercin merakı yüzünden soyadını değiştirip Kuşçu yaptığını söyleyen Ferdi Kuşçu, şöyle devam ediyor:
"Mardin’in taklacı güvercinleri meşhurdur, fakat aramıza Irak Musul kökenli güvercinler girdi bu durumda Mardin’in taklacı güvercinleri geride kaldı. 1990’lı yıllarda rahmetli babam Musul’a Arap bölgesine her sene gider, oradan güvercin getirirdi. Bu da bizde bağımlılık yaptı. Benim için en makbul güvercin diye bir şey yok, merakım için besliyorum. Fakat bazı kuşbazlar satıcı olduğu için şu an piyasada en makbulü ana vatanları Irak olan Miro ve Risasi güvercinleri önce geliyor. Bu güvercinler iki ayrı tür gibi olsa da, aslında birbirlerine yakın türlerdir. Güvercinlere altı ayda bir kür uygularsak ve iyi bir bakımdan geçerlerse uzun yaşıyorlar"
Ben özel bir eğitim vermiyorum ama güvercinlerle çok ilgileniyorum,  bu güvercinlere baktığım kadar kendime bakmıyorum, güvercinler yüzünden tatil yapamıyorum"
Erol Çelebi, 44 yaşında, Diyarbakır’da yaşıyor, evli ve sekiz çocuğu var:
"Ben on yaşlarındayken güvercin beslemeye başladım. Yıllarca ailem güvercin beslememe karşı çıktı. Karşı çıkmalarının en büyük nedenlerinden biri batıl inanışlarıydı, güvercinlerin uğursuzluk getirdiklerini söylerlerdi. Bir de güvercin hırsızlarından dolayı başımın derde girmesini istemezlerdi"

Gökyüzünden dünyayı seyretmek güzel olsa gerek…
"Yaradılış gereği, içimde hep doğa ve hayvan sevgisi vardı. Bizim mahallede Hasan ağabey diye biri güvercin beslerdi. Her sabah evin damına çıkar onların uçmasını beklerdim. Ayrı bir sevdaydı onların gökyüzündeki özgürlüklerini görmek. Adeta sabah yeli gibi duygularımı okşuyorlardı. Bazen onlar gibi uçasım geliyordu. Çocukluk aklı işte.
Yüzlerce güvercin besledim, şu an elimde yüz elliye yakın güvercin var. Günlük olarak 3 kez yemliyorum. Kümeslerini her gün havalandırıyorum. Evin çatısında, evin odalarında besliyorum. Diyarbakır’a has 21 çeşit güvercin var, bu ırklar dünyanın hiçbir yerinde yok. En makbul olanları Külrenk, Gökala, Bülbül cinsi"
Emre Özcan Şeker, 27 yaşında, Urfa-Siverek’te yaşıyor:
"Aile bireylerim güvercin beslememe çok karşı çıkıyorlardı, hiç istemiyorlardı. Hatta çok kavgalar, tartışmalar yaşadık, en sonunda kabullenmek zorunda kaldılar. 14 yaşından bu yana güvercin besliyorum. Ağabeyim ve arkadaşları besliyordu, bende ilgileniyordum o güvercinlerle. O yıllarda aşırı bir sevgi oluştu, sonrası ağabeyim askere gitti. Hatta askere gideceği zaman güvercinlere bakmak istediğimi söyledim, çok ısrar etmeme rağmen, güvercinleri alıp arkadaşlarına götürdü, sırf ben beslemeyeyim diye. Bende ağabeyim askere gider gitmez güvercin beslemeye başladım. O zamanlar babamın işyerinde besliyordum, pek sorun yaşamıyordum ailemle ama sonrası eve getirince güvercinleri ailem çok sıkıntı çıkardı. Şimdiye kadar en fazla 57 adet güvercin besledim. Şu an 14 tane var. 5 katlı apartmanın üçüncü katında balkonda besliyorum. Benim için güvercinlerin hepsi makbuldür, hepsi de beslenebilir çünkü çok özel hayvanlardır" 
Mehmet Batmaz, Diyarbakır’da bulunan Güvercin Otelinin sahibi, 43 yaşında, evli, çocukları var,
"18 yaşında başladım güvercin beslemeye, ilk olarak hasta bir güvercini iyileştirerek başladı merakım. Yüz güvercin besledim, hem de en güzel şekilde, tüm bakımlarını yapıyoruz, en makbul cinsimiz Külrenk"
Şehirler, apartmanlar, siteler güvercin beslemeye uygun olmadığı için birkaç meraklı arkadaşıyla bir araya gelip güvercin oteli açan Batmaz:
"Otelimizde yaklaşık 100 oda, 30 bin güvercin, 100 çeşit güvercin ırkı var. Daire yani oda tutanlar oluyor, tüm bakımlarını kendileri yapıyorlar. Daire ücretlerimiz genel masrafı aylık olarak 1000 lirayı buluyor, oda masrafı ise 500 lira"
Bir güvercinin ortalama 20 yıl yaşadığını söyleyen Batmaz, güvercin otelinde her meslek grubundan insanın güvercin beslediğini söylüyor:
 "Güvercin eğitiminde her ırkın eğitimi ayrı olur. Taklacı güvercin sabah erkenden başlar, posta güvercini bölük halinde olur, kostüm güvercini ise çok güzel ve özel bir bakımla olur.
Bölük güvercinlerini kışın karanlıkta yarıştırıyorsunuz, posta güvercinlerini bahar ayında il il yarıştırıyoruz. En son Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar yarıştırdık. Kostüm güvercinlerine güzellik yarışmaları düzenliyoruz ve en güzelini seçiyoruz, festival düzenliyoruz. Gökyüzünde güvercinleri kapıştırarak damına indirdiği yarışma yani kuş dökme geleneği düzenliyoruz."
Kanatlı Hayvan Severler Dernek Başkanlığı da yapan Batmaz, her meslek grubundan insanın otellerinde güvercin beslediğini söylüyor:
"Otel yapmaya karar verdiğimizde önce bir bina tuttuk, talep çok olunca şu an üç binayı otel olarak kullanıyoruz. Veteriner hekimimiz gözetiminde güvercinlerin her türlü bakımını ve temizliklerini yapıyoruz. Çalışanlarımız var. Otelimiz 08.00-22.00 arası açık. Bu saat aralığında güvercin severler gelip güvercinlerine bakıyorlar. Doktor, öğretmen, kaymakam müşterilerimiz var. Burada asıl amaç güvercin severlerin gelip kendi güvercinleri ile kendilerinin ilgilenmesi. Onlar için bir rehabilitasyon, bir rahatlama oluyor.
Nesli tükenmekte olan yerli güvercinlerimiz de var otelimizde. Dünyanın her yerine güvercin gönderiyoruz. İran, Irak, İngiltere, Dubai’ye kadar gönderdik.
Asıl hedefimiz daha farklı ortamlarda güvercinleri beslemek. Şimdiki gibi odalarda değil de, açık alanlarda. Arazi imkânımız olsa, hobi evleri yapar, doğanın içinde beslerdik."

Independent Türkçe



Gökbilimciler "ters yüz" gezegen sistemi karşısında şaşkına döndü

Güneş'ten daha soğuk ve daha az parlak olan LHS 1903'ün çevresindeki gezegenler, yıldızlarına çok daha yakın (Avrupa Uzay Ajansı)
Güneş'ten daha soğuk ve daha az parlak olan LHS 1903'ün çevresindeki gezegenler, yıldızlarına çok daha yakın (Avrupa Uzay Ajansı)
TT

Gökbilimciler "ters yüz" gezegen sistemi karşısında şaşkına döndü

Güneş'ten daha soğuk ve daha az parlak olan LHS 1903'ün çevresindeki gezegenler, yıldızlarına çok daha yakın (Avrupa Uzay Ajansı)
Güneş'ten daha soğuk ve daha az parlak olan LHS 1903'ün çevresindeki gezegenler, yıldızlarına çok daha yakın (Avrupa Uzay Ajansı)

Gökbilimciler, en dış çeperinde karasal gezegen bulunan gezegen sistemi karşısında şaşkına döndü. Gökcisminin alışılmadık bir süreç sonucu ortaya çıktığını düşünüyorlar.

Güneş Sistemi'nin iç kısmında karasal (Merkür-Mars), dış kısmındaysa gaz gezegenler (Jüpiter-Neptün) yer alıyor.

Bilim insanları bugüne kadar gözlemledikleri diğer gezegen sistemlerinde de bu sırayla karşılaştı.

Mevcut modellere göre Güneş'e yakın gezegenlerin karasal olmasının nedeni, radyasyonun gaz atmosferleri ortadan kaldırıp geriye yoğun, katı çekirdekler bırakması. Yıldızdan uzaktaki gaz devleriyse gazın birikebildiği ve gezegenlerin bu gazı tutabildiği daha soğuk bölgelerde oluşuyor.

Ancak bilim insanları Dünya'dan yaklaşık 117 ışık yılı uzaktaki kırmızı cüce bir yıldızın çevresinde bu örüntüye aykırı bir sistemle karşılaştı.

Araştırmacılar Avrupa Uzay Ajansı'nın ötegezegen uydusu CHEOPS'u kullanarak LHS 1903 adlı yıldıza en yakın gezegenin karasal ve sonraki ikisinin de gaz dünyası olduğunu tespit etti.

Ancak bu üçlüden sonra bir karasal gezegen daha vardı.

Bulguları hakemli dergi Science'ta yayımlanan çalışmanın başyazarı Dr. Thomas Wilson "Bu tuhaf düzensizlik, onu ters yüz edilmiş eşsiz sistem haline getiriyor" diyerek ekliyor: 

Karasal gezegenler genellikle ana yıldızlarından çok uzakta, gaz halindeki dünyaların ötesinde oluşmaz.

Bilim insanları gaz ve karasal gezegenlerin yer değiştirmesi veya dıştaki ilginç gezegenin zaman içinde gazını kaybetmesi ihtimallerinin muhtemel görünmediğini söylüyor.

Daha ziyade gezegenlerin farklı zamanlarda oluştuğuna dair kanıt bulduklarını ifade ediyorlar.

Bu nedenle yıldıza en yakın olandan başlayarak sırayla meydana gelen bu gezegenlerin bambaşka ortamlarda oluştuğu düşünülüyor. İlk üç gezegenin sistemdeki gazı kullanması nedeniyle sonuncu cisim bu halini almış gibi görünüyor. 

Warwick Üniversitesi'nden Dr. Wilson "Bu en dış gezegen oluştuğunda sistem, gezegen oluşumunda hayati önem taşıyan gazdan muhtemelen yoksun kalmıştı" diye açıklıyor:

Yine de burada, beklentilere meydan okuyan küçük, karasal bir dünya var. Gazdan yoksun bir ortamda oluşan bir gezegene dair ilk kanıtı bulduk gibi görünüyor.

Araştırmacılar bu cismin bir istisna mı, yoksa gezegen sistemleriyle ilgili yeni bir örüntünün ilk işareti mi olduğunu henüz bilmiyor. 

Bu 4. gezegen, yaşanabilirlik potansiyeli nedeniyle de ilgi çekiyor. Kütlesi Dünya'nınkinin 5,8 katı ve yaklaşık 60 derece sıcaklığa sahip.

Dr. Wilson "60 derece sıcaklık, Dünya'da kaydedilen en yüksek sıcaklık olan 57 dereceye çok yakın ve bu nedenle gezegenin yaşanabilir olması kesinlikle mümkün" ifadelerini kullanıyor:

James Webb Uzay Teleskobu'nun yapacağı gözlemler, gezegenin koşullarını ortaya çıkararak yaşama ne kadar elverişli olduğunu anlamamıza katkı sağlayabilir.

Independent Türkçe, Phys.org, Reuters, Science


Erkeklerin çoğunu cepheye gönderen Rus köyü: “Kahramanlık unvanı istiyoruz”

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (Reuters)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (Reuters)
TT

Erkeklerin çoğunu cepheye gönderen Rus köyü: “Kahramanlık unvanı istiyoruz”

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (Reuters)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (Reuters)

Rusya'nın, ABD'ye ait Alaska eyaleti yakınlarındaki Sedanka köyü, Moskova yönetiminden "askeri kahramanlık" unvanı bekliyor.

Rusya'nın Uzak Doğu'sundaki Kamçatka Yarımadası'nda yer alan Sedanka, Ukrayna savaşına katkıları nedeniyle Kremlin yönetiminden "Askeri Kahramanlık Köyü" unvanı almak istiyor.

Kamçatka Krayı Valisi Vladimir Solodov, geçen yaz köye düzenlediği ziyarette Sedanka'ya prestijli "Askeri Kahramanlık Köyü" unvanını vermeyi planladığını açıklamıştı.

Bu unvan, II. Dünya Savaşı'nda önemli muharebelere sahne olan Sovyet şehirlerine veriliyordu. Madalya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından iptal edilmişti ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 20 yıl önce unvanı yeniden devreye sokmuştu.  

Solodov, Ukrayna savaşında çok sayıda asker göndermesi nedeniyle Sedanka'nın bu onuru hak ettiğini söylemişti.

Ancak New York Times'ın aktardığına göre Kremlin, köye henüz bu unvanı vermedi. Unvan kapsamında geleceği söylenen asker ailelerine kapsamlı destek de sağlanmadı. Köy sakinlerine göre yalnızca bir defaya mahsus yakacak odun gönderildi.

Kamçatka Krayı'nda cepheye gönderilen askerlere 33 bin dolara yakın ödeme yapılıyor. Daha sonra ödemeler aylık 5 bin 200 dolar civarında devam ediyor.

Yaklaşık 250 kişinin yaşadığı köydeki 67 erkekten 39'u, 7 bin kilometre batıdaki Ukrayna cephesine gitti.

Rusya Kuzey Yerli Halkları Derneği Başkanı Svetlana Zaharova'ya göre bu erkeklerden 19'u ya hayatını kaybetti ya da kayıp ve öldüğü varsayılıyor.

Sedanka'daki evlerin çoğu Sovyet döneminden kalma. Haberde, evlerin büyük bölümünde su olmadığı, çatıların aktığı ve tıkalı kanalizasyon sistemi nedeniyle toprak yollarda pis su birikintileri oluştuğu yazılıyor. Köyün etrafında çöp yığınlarının biriktiği de ifade ediliyor.

Savaşta eşini kaybeden 34 yaşındaki Zaharova, cepheden dönen askerlerdeki değişimin dikkat çekici olduğunu söylüyor:

Tükenmiş halde dönüyorlar, hayatta olmaktan mutlu değiller. İçe kapalı, değişmiş oluyorlar.

Köy sakinlerinden 43 yaşındaki balıkçı Dmitri Tulik de gönüllü olarak savaşa katılmak istediğini ancak cepheden dönen kardeşinin kendisini bu karardan vazgeçirdiğini belirtiyor:

Hem fiziksel hem de psikolojik olarak kardeşimin yarısı cephede kaldı. Çok kötü yaralanmıştı.

Moskova yönetimi savaştaki kayıplara dair resmi açıklama yapmıyor. Ancak Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) geçen ayki raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade edilmiş, Ukrayna içinse bu rakamın 600 bin civarında olduğu bildirilmişti. Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılmıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Guardian


Toksik aşk hikayesi final yapıyor: Ani duyuru izleyicileri şoka soktu

Tell Me Lies, Lucy ve Stephen arasındaki çalkantılı ama sarhoş edici ilişkiyi 8 yıl boyunca izliyor (Hulu / Disney+)
Tell Me Lies, Lucy ve Stephen arasındaki çalkantılı ama sarhoş edici ilişkiyi 8 yıl boyunca izliyor (Hulu / Disney+)
TT

Toksik aşk hikayesi final yapıyor: Ani duyuru izleyicileri şoka soktu

Tell Me Lies, Lucy ve Stephen arasındaki çalkantılı ama sarhoş edici ilişkiyi 8 yıl boyunca izliyor (Hulu / Disney+)
Tell Me Lies, Lucy ve Stephen arasındaki çalkantılı ama sarhoş edici ilişkiyi 8 yıl boyunca izliyor (Hulu / Disney+)

Ekranın "en toksik" aşk hikayelerinden biri olarak anılan hikaye sona eriyor. 

Tell Me Lies, yaratıcısı ve dizi sorumlusu Meaghan Oppenheimer'ın dünkü açıklamasına göre üçüncü sezonla final yapıyor. Final bölümünün ABD'de bugün, Türkiye'de ise yarın izleyiciyle buluşması bekleniyor. Tell Me Lies, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

"Bu en başından beri aklımızda olan final"

"Üç harika sezonun ardından bu geceki bölüm Tell Me Lies'ın finali olacak" diyerek söze başlayan Oppenheimer, Instagram üzerinden yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

Bu, senaryo ekibimle en başından beri aklımızda olan finaldi ve bununla inanılmaz gurur duyuyoruz. Bu sezona gösterdiğiniz olağanüstü ilgi, hikayeyi organik biçimde sürdürmenin başka bir yolu olup olmadığını araştırmamıza ilham verdi ancak sonunda, anlatının doğal sonuna ulaştığını hissettik.

Oppenheimer açıklamasını şöyle sürdürdü:

Asıl hedefim her zaman dizinin kalitesini korumak ve size verebileceğim en iyi izleme deneyimini sunmaktı. Bu yüzden, böylesine mutlu bir deneyim olan bir şeye veda etmek buruk olsa da niyeti belli bir finalle tamamlanmış bir hikaye anlatabildiğimiz için çok minnettarım. Bu, çok az dizinin sahip olduğu bir ayrıcalık. Dizimizi sevdiğiniz için teşekkür ederiz. Yakında size yeni hikayeler getirmek için heyecanlıyız.

Carola Lovering'in aynı adlı 2018 tarihli romanından uyarlanan dizi, Eylül 2022'de başlamıştı. 

Tell Me Lies; iki üniversite öğrencisi arasındaki yıkıcı ilişkiyi ve "fazlasıyla çalkantılı" arkadaş grubunda yaşananları anlatıyor. 

Oyuncu kadrosunda Grace Van Patten, Jackson White, Catherine Missal, Spencer House, Sonia Mena ve Branden Cook gibi genç yıldızlar yer alıyor.

Dizi iki farklı zaman diliminde ilerliyor: Biri 2008-2010'da, üniversite dönemini mercek altına alıyor; diğeri ise 2015'te, üniversite sonrasına ve Bree'yle (Missal) Evan'ın (Cook) düğününe odaklanıyor.

Yeni aşk üçgeni büyük ilgi çekti

Üçüncü sezon ise Bree'yle Evan'ın en yakın arkadaşı Wrigley (House) arasında filizlenen yeni ilişkiyi de anlatıya ekliyor ve bu hikaye kısa sürede izleyicinin ilgisini çekti. Oppenheimer, yakın zamanda Variety'ye verdiği söyleşide bu ilişkiyi şöyle açıklamıştı:

Arkadaş gruplarında hep aynı ortamlarda olup hiç baş başa kalmayan insanlar vardır. Bir grupta bulunursunuz ve bir bakarsınız, 'Ben bu kişiyle hiç özel bir konuşma yapmamışım' dersiniz. Yani birbirlerinden haberdarlardır ama kişisel düzeyde birbirlerini tanımazlar. Üçüncü sezona gelindiğinde ise birçok açıdan hayatlarındaki en ağır travmalarla yüzleşmiş kişilere dönüşüyorlar. Dibe vurmuş insanların birbirlerine tutunup iyileşmesini, birbirlerinde beklenmedik bir güvenli alan bulmasını anlatan hikayeleri severim. Bu yüzden bana kendiliğinden gelişen bir hikaye gibi geldi.

Oppenheimer ayrıca, üçüncü sezon "final sezonu" diye pazarlanmamış olsa da bunun "yıllar önce hayal ettiği ve anlattığı final" olduğunu söyledi.

Hayranlar final duyurusuyla neye uğradığını şaşırdı

Son bölümün yayımlanmasına kısa süre önce duyurulan bu haber, dizinin uzun süredir hayranı olan izleyicileri ani karar karşısında şaşkına çevirdi.

Bir izleyici "Tell Me Lies'ın finaline hiç hazır değilim" diyerek ekledi: 

Herkes 'Kemerlerinizi bağlayın', 'Beklenmedik olaylara hazır olun', 'Daha da kötüleşecek! diyor... NASIL DAHA KÖTÜLEŞEBİLİR Kİ?

Başka bir hayran ise "Tüm bu karmaşa bir bölümde nasıl sonuçlandırılacak ki?" diye isyan etti.

Yapımcı kadrosunda American Horror Story yıldızı Emma Roberts'ın da yer aldığı dizide, yazar Lovering de "danışman yapımcı" olarak projede yer alıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Geo.TV