ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği hava savunma sistemini aktifleştirdi

Pazartesi akşamı Erbil’e düzenlenen füze saldırısında kentteki bir araba satış mağazasının ön camları kırıldı (Reuters)
Pazartesi akşamı Erbil’e düzenlenen füze saldırısında kentteki bir araba satış mağazasının ön camları kırıldı (Reuters)
TT

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği hava savunma sistemini aktifleştirdi

Pazartesi akşamı Erbil’e düzenlenen füze saldırısında kentteki bir araba satış mağazasının ön camları kırıldı (Reuters)
Pazartesi akşamı Erbil’e düzenlenen füze saldırısında kentteki bir araba satış mağazasının ön camları kırıldı (Reuters)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’i önceki gün hedef alan füze saldırısı ve ABD’nin bu gelişmeden endişe duyduğunu dile getirmesinin ardından, Irak’ın başkenti Bağdat’taki Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği’ndeki özel hava savunma sistemini dün akşam aktifleştirdi. Büyükelçilik, bölgede helikopterlerin yoğun uçuşları altında yapılan aktifleştirme işleminin sebebine ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, siyasi gözlemciler söz konusu işlem ile Erbil’e yönelik saldırı arasında bir bağlantı olduğu görüşünde.
Arap dünyası ve uluslararası toplumdan Erbil saldırısıyla ilgili kınama açıklamaları gelmeye devam ederken, Washington saldırı karşısında duyduğu öfkeyi, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi ile yaptığı telefon görüşmesi üzerinden dillendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Blinken-Kazimi görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada, “İki taraf aynı zamanda saldırıların sorumlularının tespit edilip hesap sorulması için gösterilen çabaları ve Irak'ın, DEAŞ ile mücadele etmek üzere Irak hükümetinin davetiyle ülkede bulunan ABD ve Koalisyon personelini koruma hususundaki sorumluluk ve yükümlülüğünü görüştü” ifadelerine yer verildi.
NATO, Irak’taki etkinliğini artıracağını açıkladığı bir dönemde, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Kazimi’yi telefonla aradı. Kazimi’nin ofisinden yapılan açıklamada, “İki taraf, görüşme sırasında özellikle Irak güvenlik ve askeri kurumlarına eğitim, danışma ve istihbarat iş birliği alanlarında destek sunulmasıyla ilgili Irak ve NATO arasındaki ortak iş birliğini ve bu iş birliğini desteklemenin ve güçlendirmenin yollarını ele aldı” denildi.
IKBY bölgelerinde bulunan Haşdi Şabi’ye bağlı bir tugayın saldırıdan sorumlu olup olmadığına dair Kürt tarafı ve Haşdi Şabi arasında karşılıklı suçlamalar devam ederken, Haşdi Şabi’nin Kuzey Cephesi Komutanı Ali el-Hüseyni, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) suçlamalarını “mesnetsiz ve peşin hükümlü” diye niteledi. Hüseyni, suçlamalara verdiği yanıtta, “Uluslararası Erbil Havaalanı’nı hedef alan füzeler, Peşmerge güçlerinin nüfuz ve kontrolündeki bölgelerden fırlatıldı. Bu bölgelerde Haşdi Şabi veya başka hiçbir resmi güç varlık göstermiyor” dedi.
Haşdi Şabi’ye yakınlığı ile bilinen Muhammed el-Basri, “Erbil bombardımanı Evliya ed-Dem grubu tarafından üstlenildi. Bu grup, bilinmeyen ve Haşdi Şabi içerisinde yer almayan bir grup. KDP’nin sözleri geçersiz bir suçlamadır. Zira soruşturma şu ana kadar tamamlanmadı ve fail hakkında hiçbir netice bulunmuyor. Haşdi Şabi, tüm bu mesnetsiz suçlamalara yargı yoluyla yanıt verme hakkını saklı tutuyor. KDP, Haşdi Şabi’ye geçersiz bir suçlama yöneltti. Bu nedenle Haşdi Şabi’nin KDP’ye dava açma hakkı bulunuyor” ifadelerini kullandı.
KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed, yaptığı yazılı açıklamada, “delirmiş, yasa dışı, Haşdi Şabi içinde gizlenen, imkan ve imtiyazlarını kullanan bir grubun Haşdi Şabi’nin abası altından” saldırıyı düzenlediğini söyledi. Muhammed, “Biz KDP olarak, bu kirli terör eylemini kınarken, merkezi hükümet ve uluslararası koalisyondan ve onlardan önce de ABD’den, bu düşmanca eylemleri kınamanın yanı sıra, soruşturmayı hızlandırmalarını ve yasalara uygun bir şekilde saldırının sorumlularına ceza verilmesini talep ediyoruz. Bu faşist grubun modern fikirlerden uzak olduğu, bu nedenle de IKBY sakinlerinin ilerleyişinin, güvenliğinin ve refahının onun hoşuna gitmediği hepimizin bildiği ve sır olmayan bir şey. Bu grubun IKBY’deki birlikte yaşayışı hazmetmesi mümkün değil. Bu nedenle kendisine söylenileni elleri arkasında bağlı bir şekilde ‘başım üstüne’ diyerek harfiyen yerine getiriyor” dedi.
Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Mustafa el-Kazimi'nin Askeri Sözcüsü Yahya Resul, Erbil’e düşen füzeler hakkında bilgi verdi. Resul, “Füzelerin sayısı 11’di ve IKBY sınırları içinden fırlatıldı. Erbil’deki iki bölgeden fırlatıldı. Füzeler, Erbil’in merkezine 5 kilometreden fazla bir mesafedeydi. Füze fırlatma rampası ve araç bulundu” ifadesini kullandı.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.