Yeni kanıtlar… Salgın, 2019’un Kasım ayında Wuhan genelinde fark edilmeden yayılmaya başladı

Wuhan’da koronavirüsten korunmak için maske takan insanlar (AFP)
Wuhan’da koronavirüsten korunmak için maske takan insanlar (AFP)
TT

Yeni kanıtlar… Salgın, 2019’un Kasım ayında Wuhan genelinde fark edilmeden yayılmaya başladı

Wuhan’da koronavirüsten korunmak için maske takan insanlar (AFP)
Wuhan’da koronavirüsten korunmak için maske takan insanlar (AFP)

Çin'den gelen yeni kanıtlar, epidemiyologların uzun süredir şüphelendikleri şeyi doğruluyor. Kanıtlar, koronavirüs (Kovid-19) salgınının, 2019 yılının Kasım ayında Wuhan bölgesi genelinde fark edilmeden yayılmaya başlamasının muhtemel olduğunu gösteriyor.
Wall Street Journal’in haberine göre, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) araştırmacıları, Çinli yetkililerin 2019 yılı Aralık ayı itibarıyla şehir genelinde 174 doğrulanmış Kovid-19 vakası tespit ettiğini söyledi. Açıklama yapan bir araştırmacı, “Bu, önceden düşünülenden çok daha hafif, asemptomatik veya tespit edilmemiş vakaların olduğunu göstermek için yeterli” dedi.
WHO müfettişleri tarafından virüsün kökenlerini incelemek için dört haftalık Çin misyonu sırasında toplanan bilgilere göre, 174 vakanın çoğunun, başlangıçta virüs salgınının kaynağı olarak kabul edilen Wuhan çarşısı ile bilinen bir bağlantısı yok.
Ekip üyeleri, Çinli yetkililerin bu olası geçmiş vakalarla ilgili ön verilerini WHO’ya vermeyi reddettiklerini söyledi.
Aralık ayı itibarıyla virüsün 13 genomik dizisinin test edilmesi üzerine WHO araştırmacılarına göre Çinli yetkililer, çarşıyla ilişkili olanlar arasında benzer diziler buldular. Ancak yapılan araştırmalara göre çarşıyla ilgisi olmayan kişilerde küçük farklılıklar olduğu ifade edildi.
WHO ekibindeki Hollandalı bir virolog olan Marion Koopmans, iki grubun muhtemelen Kasım ortası ile Aralık başı arasında ortaya çıkmaya başladığını, ancak bunun muhtemelen Eylül ayına kadar uzanan enfeksiyonları gösterdiğini söyledi.

WHO ekibi Wuhan'da neler öğrendi?
WHO’nun Wuhan misyonu, koronavirüsün bir hayvan yoluyla insanlara doğal olarak yayılmasının muhtemel olduğunu buldu. Bu, diğer kanıtlarla birlikte, koronavirüs salgının Kasım ayının ikinci yarısı sırasında veya bundan kısa bir süre önce insanlara sıçrayıp birkaç kişinin enfekte olmasına neden olduğunu ve ardından Wuhan'da büyük bir salgını tetiklediğini gösteriyor. Aralık ayına gelindiğinde, virüs hem çarşıyla bağlantısı olan kişiler arasında hem de onunla hiçbir bağlantısı olmayanlar arasında daha geniş bir alana yayılıyordu.
WHO ekibinden Avustralyalı bir mikrobiyolog olan Dominic Dwyer, "Aralık ayında insanların bilmediği veya tespit edilemeyen çok sayıda vaka olmuş olmalı" dedi.
Ekipte yer alan Danimarkalı epidemiyolog Thea Fischer, geçtiğimiz hafta virüsün ‘buzdağının görünen kısmı’ olarak tanımladığı ilk ciddi vakalardan önce ‘kesinlikle halk arasında yayıldığını’ belirtti.
The Wall Street Journal tarafından gerçekleştirilen röportajda altı WHO araştırmacısı tarafından yapılan bu değerlendirmeler, virüsün Wuhan'da nasıl yayıldığına dair ortak bir resim çiziyor: Kasım ayında fark edilmeden daha düşük bir seviyeye yayıldı ve Aralık ayında başka bir salgına zemin hazırladı.
Dünya Sağlık Örgütü, antikor testi için 2019 yılının Aralık ayından önceki aylardan kan örnekleri almaya çalışıyor. Araştırmacılar ayrıca, Çinli yetkililerin 8 Aralık'ta olduğunu söylediği resmi olarak teyit edilen ilk vakadan önce virüsün yayılmasının boyutunu belirlemeye çalışmak için o dönemde hastalığa yakalanan binlerce kişi hakkındaki ön verilere erişmek istiyor.
Hastalığa neden olan mutasyonların oranını inceleyen Cambridge Üniversitesi'nden araştırmacılar, geçen yıl virüsün muhtemelen ilk olarak 2019 yılının Eylül ayı sonu ile Kasım ayı sonu arasında yayılmaya başladığını söyledi.
Aynı şekilde, Arizona Üniversitesi ve California Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, Hubei eyaletindeki enfeksiyonun 2019 yılının Ekim ayı ortasında çıkmış olabileceğini gösterdi.



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.