Rusya ile İran’ın Suriye’deki yeni rekabet arenası özel güvenlik şirketleri oldu

Suriye’nin kuzeydoğusundaki bir Rus askeri aracı. (AFP)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki bir Rus askeri aracı. (AFP)
TT

Rusya ile İran’ın Suriye’deki yeni rekabet arenası özel güvenlik şirketleri oldu

Suriye’nin kuzeydoğusundaki bir Rus askeri aracı. (AFP)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki bir Rus askeri aracı. (AFP)

Suriye rejimi kontrolündeki bölgelerde Rusya-İran çatışması ve rekabeti baş gösterdi. Bu, her iki tarafın da kendi kontrolünü ve nüfuzunu dayatma, diğerini dışlama girişimi çerçevesinde Şam’ın iki müttefiki, özel ‘güvenlik şirketlerini’ çıkarlarını artırmak için yeni bir yol olarak görülüyor.
Suriye’de 2011 yılının mart ayı ortalarında olayların patlak vermesinden bu yana hükümet kontrolündeki bölgelerde, iki ülke arasındaki çatışma ‘soğuk savaş’ olarak belirdi. Suriye’deki olaylar, birkaç ay sonra şiddetli bir savaşa dönüşmüş, İran ve Rusya, Şam yanında müdahalede bulunmuş ve medya organları aracılığıyla birçok defa Suriye’deki ilişkilerinin ‘iş birliği’ olduğunu belirtmişlerdi. Ülkenin güneyindeki Dera ve Kuneytra vilayetleri, Şam kırsalındaki alanlar ve Fırat’ın doğusundaki alanlar İran açısından ‘İran milislerinin konuşlandığı ve Tahran tarafından orduya alındığı’ bölgeler oldu. Diğer yandan ülkenin batısındaki kıyı bölgeleri, orta bölgelerin büyük bir kısmı (Humus ve Hama vilayetleri), kuzeydeki bazı bölgeler ve Şam’ın kırsal kesimleri Rusya’nın etki alanına girdi.

Gençler
Ülkenin merkezindeki yerel kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada şunları aktardılar.
“Özel güvenlik şirketlerinin ve temsilcilerinin faaliyetleri önemli ölçüde arttı. Devlet çalışanlarının maaşlarıyla kıyaslandığında cazip olan maaşlarla çok sayıda genç göreve alındı. Şirketler yıllardır mevcut. Ama birçok insan onların farkında değil ve tanımıyor. Çoğunluğu isim olarak Suriyeli. Kime sadık olduklarına, kimden destek aldıklarına ve finansmanlarını kimden sağladıklarına gelince; çalışanlarının çoğu alenen Rusya ya da İran’dan geldiklerini söylüyor. Aylardır sokaklarda ve sosyal medyada gençleri bu şirketlerde çalışmaya davet eden reklamlar yayınlanıyor. Aynı şekilde (şirketlerde çalışan) gençler de diğerlerini teşvik ediyor.”
Kaynaklar, birçok gencin yoksulluk ve açlık nedeniyle bu görevleri üstlenmeye koştuğunu belirttikleri açıklamayı şöyle sürdürdüler:
“Fabrikalardaki işçiler ve ticari şirket çalışanları bile işlerini bırakıp bu ‘güvenlik şirketlerinde’ istihdam edildiler. Fabrika maaşları yalnızca ekmek parasına denk geliyor. Bu şirketler, gençlere aylık bir milyon Suriye lirası (yaklaşık 300 dolar) veriyor.”

‘Wagner’ ordusu
Monitor adlı internet sitesi birkaç gün önce, Moskova ve Tahran’ın Suriye hükümetinin kontrolündeki tüm vilayetlerde özel güvenlik şirketleri aracılığıyla nüfuz artırmaya yöneldiğini iddia etti. Siteye göre Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelerde kayıtlı 70’ten fazla özel güvenlik şirketi, ‘servetlerin korunması, döviz ve bankacılık’ gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor.
Monitor, bazı özel güvenlik şirketlerinin de Deyrizor kırsalındaki ‘et-Taym, el-Verd ve eş-Şola’ sahaları gibi Rusya kontrolündeki alanlarda bulunan petrol kurularını korumak için hizmet verdiğini belirtti. Siteye göre bu şirketlerin başında yeni ekonomi sisteminin en önemli yüzlerinden olan Hussam el-Katirci’nin sahibi olduğu ‘Koruma ve Özel Güvenlik Görevleri’ şirketi ve ‘Sanad Koruma ve Güvenlik’ şirketi geliyor.
Medya aktivisti Cemil el-Abid de birkaç gün önce yaptığı açıklamada “Şirket ve Katirci’ye bağlı milisler, başta Deyrizor olmak üzere genel merkezlerine aleni şekilde Rus bayrakları çekiyor” dedi.
Abid, söz konusu şirketlerin mensuplarının, ‘yerel gençleri göreve almak için çalışan’ Rus Wagner güçleri gözetiminde eğitim aldığını vurguladı.  Monitor sitesine göre istatistikler, ‘çok sayıda Suriyeli genci cazip maaşlar veren bu ofislerin gözetiminde yerel paralı askerler olarak işe alındığını’ gösterdi. İstatistiklere göre ayrıca ‘söz konusu planın bir parçası olarak da Suriye’deki Rus ve İran çıkarlarını korumak için’ güvenlik bürolarına bağımlılık arttı. Zira yerel unsurlar, yabancı paralı askerlerden daha az maliyetli. Ayrıca yerel unsurlar, yerel halkın doğası hakkında daha fazla bilgi ve tecrübe sahibi. Bu durum da güvenlik bürolarının görevlerini kolaylaştırırken onları ülkede daha güçlü kılıyor. İnternet sitesine göre Humus’taki bir güvenlik şirketi personellerinden biri, “Haseke ve Kamışlı’daki petrol tesislerini, ayda 300 dolara korumak için Rus güçlerle birlikte çalışıyoruz” açıklamasında bulundu.

Ön yüz ve örtü
Yakın tarihli haberlere göre İran Devrim Muhafızları, ülkenin farklı bölgelerinde milis faaliyetleri yürütmek üzere Suriye’de kendisi için çok sayıda özel güvenlik şirketi kurdu. Haberlerde, İran’a bağlı özel ‘güvenlik şirketlerinin’ çoğunluğunun Deyrizor (doğu), Halep (batı) ve Şam bölgelerinde faaliyet gösterdiği aktarıldı.
Deyrizor’dan aktivist Ammar Salih, Devrim Muhafızları tarafından desteklenen şirketlerin, ‘Deyrizor ve Şam’daki dini bölgeleri ziyaret eden İranlı, Iraklı ve Lübnanlı ziyaretçilere güvenlik koruması sağladığını’ söyledi. Salih, şirketlerin ayrıca petrolün transfer edildiği yolları koruduğunu vurguladı.
Haberlere göre Deyrizor kırsalındaki Ebu Kemal şehrinden medya aktivisti Eyhem el-Ali, Devrim Muhafızları’na bağlı Suriyeli güvenlik şirketlerinin arasında ‘Kale Koruma ve Güvenlik Hizmetleri’ şirketinin de bulunduğunu söyledi. Ali, bu şirketin 2017 yılında Ahmed Ali Tahir ve Usame Hasan Ramadan tarafından kurulduğuna dikkat çekti.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR)  12 Aralık’ta, Moskova ve Tahran arasında çatışma yaşandığını açıklamıştı. SOHR’un açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:
“Bu çatışma genel olarak tüm Suriye topraklarında yaşanıyorsa, Suriye’nin güneyinde ve özellikle Fırat’ın batısında yoğunlaşıyor demektir. Rusya ve İran, Dera’da mutlak kontrolü ele geçirmek için rekabet ediyorlar. Rusya, ilk olarak desteklediği Beşinci Kolordu’nun etkisini güçlendirmeyi, onu vilayette büyük bir güç olarak göstermeyi sürdürüyor.”
Diğer yandan SOHR’a göre İran, Dera’nın kuzeyindeki 313. Tugay’daki  ‘Seraya el-Arin’ gibi kendisine ve Hizbullah’a bağlı gruplar aracılığıyla Sayda, Dail ve İzra’dan gençleri kendi saflarına katmaya devam ediyor. SOHR, bu gençlerin Dera’nın doğusundaki Lacat bölgesinde eğitim kurslarına katıldığını bildirdi.
Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri sınırına yakın bir bölgede Lübnanlılar (Hizbullah), sorunlu ve yedek hizmetleri hususunda rejimin güvenlik organlarından kaçan gençleri kendisine çekerek Kuneytra’daki etkisini güçlendirmeyi planlıyor. Gençler, iş imkanlarının olmamasıyla kötüleşen yaşam koşulları nedeniyle dış taraflara daha fazla kayıyor.
SOHR, Fırat Nehri’nin batısıyla ilgili olarak ise Deyrizor’un doğu kırsalındaki Meyadin’den Ebu Kemal’e kadar uzanan bölgede İran lehine göreve alma faaliyetinin devam ettiğini bildirdi. SOHR’a göre Rusya, İran’ın bölgedeki rolünü doğrudan ve dolaylı olarak sınırlandırmaya çalışıyor. Rusya, kendisine ve Suriye rejimine sadık milislerin de katılımıyla sürekli güvenlik kampanyaları ve İran’ın etkili olduğu bölgelere de periyodik ziyaretler gerçekleştiriyor.
SOHR, Rus güçlerin ilk karargahlarını Irak ile sınırda, Deyrizor’un doğu kırsalındaki Ebu Kemal şehrinde açtığını aktardı. Açıklamada güçlerin, Ebu Kemal şehrindeki bir turistik otelin binasına yerleştirildiği ifade edildi.
SOH’a göre Suriye’nin güneyinde İranlıların safında savaşan gönüllülerin ve Tahran yanlısı milislerin sayısı 8 bin 600’ü geçti. Aynı şekilde İran güçleri ve milislerinin saflarına yeni katılan, farklı yaşlardaki Suriyeli gençlerin sayısı da son zamanlarda 7 bin 450’ye ulaştı.

Eski yasak
1970’li yılların başından 2000’li yıllara kadar Suriye’nin eski Devlet Başkanı Hafız Esed’in iktidarı sırasındaki hükümetin güvenlik şirketlerinin izinlerini engellemesi dikkat çekici bir durum olarak değerlendiriliyor. Güvenlik makamları devlet güvenliğinin sağlanmasından sorumlu organ olarak faaliyet gösterirken İçişleri Bakanlığı da devlet kurumlarının korunmasından sorumlu organ olarak kaldı.
2000 yılında Beşşar Esed’in iktidara gelmesi, özel sanayi ve ticaret kuruluşlarının ortaya çıkması, yabancı yatırımların başlaması ve Suriye pazarının açılmasıyla birlikte bu şirketlere olan ihtiyaç da arttı. Güvenlik görevlilerine, büyükelçiliklere ve uluslararası kuruluşlara olan talep arttıkça çok şirket büyüyen sektörlere yatırım yapmaya teşvik edildi. Ancak Suriye’deki özel güvenlik şirketleri için bir izin yasası ve kurulmalarına izin veren açık bir kanunun olmadığından söz konusu şirketler, valilik ve Ticaret Bakanlığı’ndan ticari kuruluş olarak ruhsat alıyordu. Bu şirketler ayrıca İçişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi Güvenlik Daire Başkanlığı’nın da onayına sahipti.
İçişleri Bakanlığı’na bağlı Koruma Dairesi Başkanı Tümgeneral Assam Ebu Fahr, Esed’in Ağustos 2013’te çıkardığı ‘özel koruma ve güvenlik hizmetleri şirketlerine ruhsat verilmesi’ kararnamesi uyarınca 2017 yılında özel güvenlik şirketi sayısının 11’e ulaştığını açıkladı. 2018’de de artan ruhsatlı özel güvenlik şirketi sayısı 2019’da 75’e ulaştı.



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.