Lübnan: Hristiyan ÖYH hükümet krizinde Hizbullah’ın yanında

Cibran Basil (Reuters)
Cibran Basil (Reuters)
TT

Lübnan: Hristiyan ÖYH hükümet krizinde Hizbullah’ın yanında

Cibran Basil (Reuters)
Cibran Basil (Reuters)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın kurucusu olduğu ve ülkenin en büyük Hristiyan partisi olan Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) hükümet krizinde müttefiği (Şii) Hizbullah’la ortak tutum alıyor.
Avn’ın damadı ve ÖYH Genel Başkanı Cibran Basil, 20 veya 22 bakandan oluşan bir ‘girişim’ olarak nitelendirdiği bir hükümet kurmak için müttefiki Hizbullah ile aynı safta yer alıyor. Basil, üç önemli bakanlığı talep ettiği yönündeki iddiaları yalanlarken, Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ı devirme girişimlerine de değindi.
Basın toplantısı yapan Basil, yeni Hükümeti kurmakla görevlendirilen (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri’yi de eleştirdi. Basil, “17 Ekim 2019 krizinin, dönemin başbakanını (Hariri’yi) anayasal ortağı Cumhurbaşkanı ile sorumluluk almaya iteceğini düşündük, ona sırt çevirip sırtından bıçaklamaya, kendisine haber vermeden istifa etmeye ve sorumluluktan kaçınmaya iteceğini değil” açıklaması yaptı.
Hariri, 17 Ekim 2019’da başlayan kitlesel halk gösterilerinin başlaması sonrasında istifa etmişti. Ardından uzun müzakereler sonrası Hassan Diyab hükümeti kurulmuştu.
Cumhurbaşkanı Avn, 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamanın ardından 10 Ağustos'ta istifa eden Diyab hükümetinin yerine Hariri’ye yeni hükümeti kurma görevi vermişti.
Basın toplantısında yeni hükümette yer almak istemediğini ve pay talep etmediğini söyleyen ÖYH lideri Basil, ismini vermediği bazı tarafları da ‘geri dönmek, vesayet kisvesini giymek, üstünlük sağlamak, başkalarının haklarını ve onurunu ihlal etmek’ ile suçladı. Cibran Basil, “İrademiz dışında ve kabul edilemez şartlar altında hükümete katılmamızı istiyorlar, yoksa engel teşkil eden bir taraf olarak kalacağız. Hükümete katılmak istemiyoruz. Yapılar hakkında bir şey istemedik. Bakanlık talep etmedik. Geri kalan taraflar için geçerli olan her şeyi kabul ettik. Bu duruma, anlamayanların standart birliği deniyor. Tüzüğe saygılı, anayasaya uygun ve hakları koruyan her türlü çözümü kabul ediyoruz. Ancak hoşgörümüzü zayıflık olarak algıladılar” dedi.
Basil, “Hükümetin olmadığı günlerde dönemi başarısızlığa uğratmak için çalışanlar var. Açıkçası ülke daha fazla çökerse bile dönemin daha fazla kaybetmesi gerektiğini söylüyorlar. Ülke çökerse sorunları yok. Onlar için önemli olan Mişel Avn’ın devrilmesi” ifadelerini kullandı.
Özgür Yurtsever Hareket lideri, sözlerinin devamında ise “Reform için bir başlık olamayacağına olan inancımıza rağmen, Hariri liderliğinde bir hükümet istiyor olduk. İnanmadığımız için onun ismini vermedik. Daha sonra Hariri, bizim taleplerimize aykırı olarak seçildi. Bir hükümet kurmakla ilgileniyoruz. Ekim 2019’da kaçması sonrasında o, hükümetten Cumhurbaşkanı ile sorumludur” dedi.
Hükümetin kurulmasını geciktiren iç ve dış nedenlere de değinirken, “İçerisi açısından bu nedenler, Fransa Cumhurbaşkanı ile masada tanık olduğumuz ve ‘Fransız girişimi’ olarak bilinen aleni anlaşmanın bozulmasında yatıyor. İlkelerden, kurallardan, anayasadan ve tüzükten sapma da bir neden” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı ile hükümet kurma meselesine dair görüşmelere de değinen Cibran Basil, “Cumhurbaşkanı, bir parlamento bloğunun başkanı değil ki bana isimler söylesin ve ben de içlerinden birini seçeyim. Aksine anlaşma, iki taraf arasındadır. Hükümeti kurmakla yetkili Hariri, Cumhurbaşkanına ‘Ben kurarım, siz beklersiniz’ dediğinde bu, ülke bütünlüğünü bozmakta ve anayasayı yok etmektedir” dedi.
Üç önemli bakanlığı talep ettiği iddialarını da yalanlayan Basil, “Anayasadan ayrılma sürecinde bizi, üç önemli bakanlığı talep etmekle suçladılar. Bu talep, Cumhurbaşkanının, yetkilerini tazmin etme hususunda tek başına olduğunu belirten Bakanlar Konseyi ortaklığının bir dilidir” ifadelerini kullandı. Cibran Basil, “Cumhurbaşkanı da biz de ‘üç artı biri’ talep etmedik. Üç artı bir, Hristiyan bakanları adlandırmayı amaçlayan hayali bir hikayedir” dedi.
Cibran Basil kota sistemini savunarak, Hariri’nin Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında ‘saymayı durdurma’ yönündeki ifadelerini de eleştirdi. Basil, “Hedeflerimize mücadelemiz ve temsil gücümüzle ulaştık. Ve Hizbullah dışında hiçbir taraf yanımızda durmadı. Lübnan Kuvvetleri Partisi, Hariri’nin Süleyman Franjiye’yi desteklediği durumlar dışında, Cumhurbaşkanlığı için Avn’a destek vermedi. Bu destek de iktidarda kota paylaşımı karşılığında oldu. Hariri, bunu sadece isteksizce kabul etti. İki buçuk yıl sonra Mişel Avn’ın Cumhurbaşkanı olmaması için tüm isimleri denedi” dedi.
Hristiyan haklarının dışlanması karşısında yanında durmadıkları için de diğer Hristiyan liderleri eleştiren Basil, “Kazanırsak bizi yalnız başımıza bırakırlar. Hükümetlerde ve seçim yasasında olduğu gibi onlar bundan fayda sağlıyorlar. Kaybedersek de sevinirler. Çünkü bizden kurtulduklarını düşünürler” ifadelerini kullandı.
Hükümet meselesi hususuna dair ise Basil, hükümet krizinden çıkıp, hükümete güven kazandırmak için ÖYH tarafından öne sürülen bir girişime dikkati çekti. Cibran Basil, “Bu girişime göre, Cumhurbaşkanının ek bir bakanlık alamaması şartıyla bakan sayısı 18’den 20’ye yükseltildi. Bu noktada bu bakanlığın, Marada Akımı’nın payından olmasıyla ilgili bir sorun yoktur. Yargı ilkesine saygı duymaları için sayının 22 veya 24’e yükseltilmesi ve bir bakanın iki bakanlık almaması, bu girişim uyarınca daha iyidir” dedi.
Bakanlık pozisyonları hususunda da açıklama yapan Basil, bir atama ilkesinin uygulanması şartıyla “Adalet ve denge talep ediyoruz. Hizbullah neyi kabul ederse onu kabul ediyoruz” dedi. Şii ve Dürzilerin yaptığı gibi, her mezhebin kendi bakanlığını talep etmesiyle oluşan ‘mezhep federalizmini’ reddeden Basil, “Bu durum uygulanırsa Hristiyanlar için de uygulanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Hükümete güven verme hususunda sunulan ikinci öneriye ilişkin olarak ise Basil, “Bize reform ver, hükümet al. Bu adil bir takastır. Ancak peşin ödeme yapmak istiyoruz” dedi. Cibran Basil, “Şartlarımız kolaydır. Siyasi irade varsa hükümetin kurulmasından önce bir haftada bunlar yerine getirilir” ifadelerini kullandı. Basil bu şartlara ilişkin olarak ise, “Bunlar, yurtdışına yapılan transferlerinin kontrolü (Capital Kontrol) yasasının, çalınan ve transfer edilen fonların geri alınması yasasının, bir kamu hizmetinde bulunanların hesap ve mallarının tespit edilmesi yasasının ve Lübnan Merkez Bankası’nda ceza denetimi yasasının kabulüdür” açıklamasında bulundu.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.