Somali’deki siyasi gerginlik iç savaşa dönüşebilir

Somali Parlamentosu, 23 Eylül 2020’de başbakanını seçiyor (AFP)
Somali Parlamentosu, 23 Eylül 2020’de başbakanını seçiyor (AFP)
TT

Somali’deki siyasi gerginlik iç savaşa dönüşebilir

Somali Parlamentosu, 23 Eylül 2020’de başbakanını seçiyor (AFP)
Somali Parlamentosu, 23 Eylül 2020’de başbakanını seçiyor (AFP)

Mahmud Muhammed Hasan Abdi
Geçtiğimiz günlerde Somali’nin başkenti Mogadişu, planlanan sürenin aşıldığı cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine ilişkin siyasi gerginliğe tanık oldu. Bu durum, cumhurbaşkanlığı adayları koalisyonunun önderliğinde gösterilere yol açtı. Aynı şekilde başkentte, adayları koruyan güçler ve hükümete bağlı güvenlik unsurları arasında silahlı çatışmalar patlak verdi. Çatışmalarda maddi ve beşeri kayıplar yaşandı.
Muhalif liderler, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu hükümetini, 18- 19 Şubat tarihlerinde eski cumhurbaşkanları Şerif Şeyh Ahmed ve Hasan Şeyh Mahmud’u, eski Başbakan Hasan Ali Hayri’yi, Galmudug Eyaleti eski Başbakanı Abdulkerim Hüseyin Guled’i ve eski bakan Abdurrahman Abduşşekur’u öldürmeye çalışmakla suçluyor. Fermacu, iddialar karşısında, siyasi tartışmaların alevlendiği her durumda alışkanlık olduğu gibi sessiz kalmayı tercih etti.

Kabile gerginliği
Cumhurbaşkanlığı adaylarının tek kabile bloğuna mensup olması ve Somali’deki en büyük kabile unsurlarından birine yöneltilen gergin kabile söylemi, durumun geri dönüşü olmayan bir aşamaya doğru kaymasına yol açıyor. Ülkede, Cumhurbaşkanı Fermacu hükümetinin yaptığı hatalar artarken ve giden hükümet net çözüm yolları sunmada gecikirken bu gerginlik, hükümetin muhalif partilerle diyaloğa girmemesiyle daha da artıyor.
Bu nedenle bu türdeki silahlı çatışmaların patlak vermesi, çok sayıda eyalette ve kabilelerin temas hatlarında olası görülüyor. Aynı şekilde devlet varlığının görüldüğü bölgelerde, güvenlik güçlerinin yoğunlaştığı alanlarda ve sembol muhalif isimlerin bulunduğu eyalet başkentlerinde de çatışmaların yaşanması muhtemel.

Hükümetin faydasız açıklaması
Somali Başbakanı Muhammed Hüseyin Roble, sorunu çözmek amacıyla Somali halkına hitaben bir konuşma yaptı. Başbakan Roble, “Başkenti ele geçirdiğini iddia eden bir kişinin çıkıp da herhangi bir hükümetin varlığını inkar etmesi üzücü bir durumdur. Ülkede bağımsız ve egemen bir devlet olduğu sürece bu düşünülemez bir meseledir. Ulusal kuvvetlerimizin silahlı bir saldırıya maruz kalması da üzücü bir durumdur. Bu nedenle Somali halkına, birliklerini koruma çağrısı yapmak istiyorum. Mogadişu sakinlerine, ‘bu insanların’ hedefinin, hayatlarınızı yok edecek, servetinizi ziyan edecek ve evlerinizi yıkacak her şey olduğunu belirtmek istiyorum” açıklamasında bulundu.
Başbakan, çeşitli konularda şikayetleri bulunan herkese kapılarının açık olduğunu söylerken, şahsının ve bulunduğu pozisyonun, mevcut sorunların çözümünden sorumlu olduğunu dile getirdi. Başbakan Roble’nin, muhalefeti ve şikayetçi vatandaşları diyaloğa davet etmesi, kendisinin Cumhurbaşkanı Fermacu tarafından ‘bir engelleme duvarı’ olarak kullanıldığı söylentilerine neden oldu. Ayrıca davet, Cumhurbaşkanının ‘seçim sorununun yol açtığı krizden bir çıkış yolu bulmak için’ sunduğu bir girişim olarak nitelendirildi.

Yabancı müdahaleyle ilgili şüpheler
Hükümet yandaşları, muhalif hareketi destekleyen yabancı güçlerin var olduğu iddialarını tekrarlarken, söz konusu iddialar da tırmanışa ve çatışmaya yol açtı. Hükümet, Kenya’nın siyasi krize müdahale ettiği iddialarının da dışına çıkarak, suçlama parmağını dış taraflara kadar uzattı. Kenya hükümetinin, Jubaland Eyaleti’nin başkenti Kismayo yakınlarında bulunan Somali sınırların dahilindeki bölgelerde, egemenlik ilan ettiğine dair belgeler ve haritalar yayınlanmıştı.
Bu bağlamda Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre suçlama çemberi, bir Körfez ülkesinin devlete müdahale ettiği iddiasına kadar genişledi. İddiaya göre söz konusu ülke, hükümet karşıtı siyasi hareketi finanse ediyor ve ulusal ekonomiye darbe indiriyor. Geçtiğimiz günlerde siyasi olaylarla eş zamanlı olarak 50 dolar tutarında bir madeni paranın ortaya çıkışı bu iddiaları güçlendirmişti. Bu sahte paranın, Mogadişu’dan Hargeisa’ya, Etiyopya sınırındaki kaçakçılık şebekeleri aracılığıyla sızdırıldığı belirtiliyor. Durum, Somali Merkez Bankası idaresi tarafından konuya ilişkin yapılan bir basın toplantısında doğrulandı.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.