Washington Hamaney’in açıklamalarını ‘tehdit’ olarak değerlendirdi

İran’a, nükleer faaliyetlerinin denetimine ‘tamamen’ uyma çağrısı yapıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 22 Şubat’ta Avrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi’nde video konferans aracılığıyla konuşma yapıyor (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 22 Şubat’ta Avrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi’nde video konferans aracılığıyla konuşma yapıyor (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

Washington Hamaney’in açıklamalarını ‘tehdit’ olarak değerlendirdi

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 22 Şubat’ta Avrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi’nde video konferans aracılığıyla konuşma yapıyor (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 22 Şubat’ta Avrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi’nde video konferans aracılığıyla konuşma yapıyor (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, İran rejim liderinin ‘uranyum zenginleştirmesini yüzde 60’a çıkarma tehdidini ‘varsayım ve tehdit’ olarak nitelendirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise ABD’nin İran’ın asla bir nükleer silah elde etmemesini sağlamaya kararlı olduğunu belirtti. Blinken, İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışı, balistik füzelerin geliştirilmesi ve yayılması gibi diğer endişelerin önlenmesi için çalışmaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
ABD Sözcüsü Price, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin Tahran’daki pozisyonuna övgüde bulunurken, İran’ı da ‘kontrollere ve nükleer silahların yayılmasını önleme konusundaki diğer taahhütlerine’ uymaya çağırdı. Price, Washington’un ise nükleer anlaşmaya geri dönme hususunda İran ile görüşmelere başlamaya hazır olduğunu kaydetti.
Ned Price, Tahran ile UAEA arasında varılan geçici anlaşmadan duyduğu endişeyi dile getirerek, Tahran’a nükleer faaliyetlerinin denetlenmesine tam olarak bağlı kalma çağrısı yaptı.
Reuters’ın haberine göre Price, “İran’ın yüzde 60’lık zenginleştirme açıklaması, bir tehdit gibi görünüyor ve varsayımlara cevap vermeyeceğiz” dedi. ABD Sözcüsü ayrıca, “İran’ın bu hafta Ek Protokolü askıya alma niyetinde olduğunu duyduğumuz için elbette endişeliyiz” ifadelerini kullandı.
Price, Washington’un İran’ı Irak’taki saldırılardan sorumlu tutacağına karşı da uyarırken, ABD yönetiminin ‘İran’ın yararına olacak ve Irak’ın istikrarını bozma çabalarına katkıda bulunacak bir tırmanış riskini göze almamak için’ güçlü bir şekilde yanıt vermeyeceğini vurguladı.
Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, 22 Şubat’ta Avrupa’daki ABD müttefiklerinin, Avrupa Birliği’nin (AB) ‘ABD’nin yanı sıra 2015 nükleer anlaşmasını imzalayan ülkeler arasında resmi olmayan bir toplantıya ev sahipliği yapma’ önerisiyle ilgili olarak hala İran’dan yanıt beklediğini açıkladı.
ABD’li yetkili, Rehber Ali Hamaney’in ‘İran’ın gerekirse yüzde 60’a kadar uranyum zenginleştirebileceği’ açıklaması hakkında da “Bu, endişe verici olabilir. Ancak İran bunu henüz uygulamadı. Washington, Tahran’ın görüşmelere geri dönüp dönmeyeceğini görmek için bekliyor” ifadelerini kullandı.
İsminin verilmesini istemeyen bir ABD’li yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Görüşmelere geri dönene kadar iki taraf, tonunu sertleştirmek için bir tavır takınmaya çalışacak. Müzakere masasına geri dönmeyi kabul edip etmeyeceklerini görelim” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili, “Hiç şüphe yok ki eğer bir anlaşmaya varmazsak, nükleer programlarını genişletmeye devam edecekler, yapacaklarını söyledikleri şeyi (yüzde 60’a kadar zenginleştirme) ya da başka bir şeyi sürdürecekler” dedi.
ABD’li yetkili, “Her iki taraf da ister kendi tarafındaki nükleer hamleler yoluyla olsun, ister uygulanan yaptırımlar aracılığıyla olsun artık nüfuz biriktiriyor. Bu durum, iki tarafa da yardımcı olmuyor” ifadelerini kullandı.
ABD’li yetkili, İran’ın uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmesi halinde bu durumun, Washington’u endişelendireceğini, ancak İran’ın henüz bunu yapmadığını söyledi. Yetkili, ABD’nin de ‘her iki tarafın tırmanışa olan ihtiyacına dair her türlü duygusunu dağıtmanın yolunu bulmak’ istediğini vurguladı.
Öte yandan Blinken, karşı tarafın yükümlülüklerine uyması halinde ABD’nin nükleer anlaşmaya geri dönmeye hazır olduğunu bir kez daha dile getirdi. ABD’li Bakan, Başkan Joe Biden yönetiminin, eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından benimsenen ‘azami baskı’ politikaları yerine İran’ın nükleer faaliyetlerini diplomatik yollarla kısıtlama kararlılığına dikkati çekti.
Blinken, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre’de düzenlenen Silahsızlanma Konferansı’na daha önceden Washington’dan kaydettiği bir mesajla hitap etti. Konferanstan yaklaşık 24 saat önce de İran ve UAEA, kapsamlı güvence anlaşmasını 3 aya kadar sürdürmek için ‘geçici bir anlaşmaya’ vardı.
Söz konusu silahsızlanma konferansında üst düzey ABD’li yetkili tarafından uzun yıllardan sonra ilk kez yapılan konuşmada Blinken, ‘kitle imha silahlarının yaygınlaşması ve gelecekte uzaya yönelik tehditler de dahil olmak üzere birçok konuda ABD açısından bir güvenlik listesine’ değindi.
İran’dan gönderilen mesaja ve Çin’deki ‘kışkırtıcı ve tehlikeli silah geliştirme programlarına’ ek olarak geçen yıl Rus anti-uydu silahı deneyimine ilişkin endişelerini de dile getiren Blinken, ‘İran’ın yükümlülüklerine sıkı sıkıya uyması halinde, ABD’nin de anlaşmaya dönmeye hazır olduğunu’ kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanı, “Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla çalışarak Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nı uzatma ve güçlendirme yolları arayacağız, İran’ın bölgede istikrarı bozucu eylemleri, balistik füze geliştirme ve yaygınlaştırma yönünde attığı adımlar dahil kaygı uyandıran diğer meselelere eğileceğiz” dedi. “İran, UAEA ile güvenlik anlaşmalarına ve uluslararası yükümlülüklerine uymalıdır” diyen Blinken, “ABD, İran’ın asla bir nükleer silah elde etmemesini sağlamaya kararlı” ifadelerini kullandı. Antony Blinken, bu hedefe ulaşmanın en iyi yolunun diplomasi olduğunu söylerken, müttefikler ve ortaklarla birlikte çalışarak ABD’nin nükleer anlaşmayı uzatmaya ve güçlendirmeye çalışacağını vurguladı. Aynı şekilde ABD’li bir yetkili, telefon aracılığıyla verdiği bir brifingde, Washington’un diyalog masasına dönme arzusu hakkında İran’dan mesajlar aldığını belirtti. Yetkili, ancak ekonomik yaptırımlar kaldırılıncaya kadar İran’ın müzakerelere dönme hususunda uzlaşmazlığının devam edeceğini kaydetti.
Görüşülen konular arasında İran’daki ABD’li rehineler ve tutuklular da vardı. Ayrıca ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın geçen pazar günü yaptığı açıklamalara da dikkat çekildi.
Kaynak, Tahran’ın müzakereleri kabul etmesi halinde ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de dahil İranlı yetkililerle görüşeceğini belirtti.
Diğer taraftan ‘Washington Post’ gazetesi 22 Şubat’ta, şu anda Başkan Biden yönetiminde görev yapan, eski Başkan Barack Obama yönetimi üyelerinin, eski Başkan Trump yönetimi sırasında ABD dışında çeşitli vesilelerle birkaç kez İranlı yetkililerle temas kurduklarını yazdı. Gazete, bu durumun, Başkan Trump’ın İran dosyasıyla ilgili politikasını ve ortaya koyduğu azami yaptırım hamlesini başarısız kılmak için sarf edilen aralıksız çabalar kapsamında olduğunu belirtti.
Gazete ayrıca, özellikle İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile dönemin eski dışişleri bakanı ve mevcut iklim elçisi John Kerry, ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ve eski enerji bakanı Ernest Moniz arasında görüşmelerin gerçekleştiğine dikkati çekti.



Pezeşkiyan: Vatandaşların geçim kaynakları ‘kırmızı çizgimiz’

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Pezeşkiyan: Vatandaşların geçim kaynakları ‘kırmızı çizgimiz’

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, hükümetinin rant, kaçakçılık ve rüşvetle mücadeleyi hedefleyen ekonomik reformları hayata geçirmekte kararlı olduğunu söyledi. Bu sürecin zorluğuna dikkat çeken Pezeşkiyan, vatandaşların geçim koşullarının korunmasının hükümeti için ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı. Söz konusu açıklamalar, İran’da geçim sıkıntısına yönelik protestoların beşinci gününe girdiği ve ülke genelinde yayıldığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan, reform sürecini sekteye uğratmak ve istikrarsızlık yaratmak amacıyla bazı bakanlar ve yetkililer üzerinde baskı kurulduğu uyarısında bulundu. Protestocuların, ekonomik krizin derinleşmesi ve ulusal para biriminin değer kaybı karşısında somut adımlar talep ettiği belirtildi.

Tahran’da General Kasım Süleymani’nin ölümünün altıncı yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resmî törende konuşan Pezeşkiyan, hükümetin sübvansiyonları dağıtım zincirinin başından sonuna taşımayı ve doğrudan vatandaşların hesaplarına aktarmayı planladığını söyledi. Pezeşkiyan, “Adalet, ülke kaynaklarının belirli bir kesime tahsis edilmesi, onlara sübvansiyonlu döviz verilmesi ve ardından malların vatandaşlara piyasa fiyatından satılmasıyla sağlanamaz” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, bazı hükümet atamalarına yönelik eleştirilere de yanıt vererek, kabinesinin kişisel ilişkiler ya da siyasi aidiyetler temelinde şekillenmediğini savundu. Pezeşkiyan, “Bu hükümete dostum olduğu için gelen kimse yok. Tüm üyeler liyakat ve uzmanlık esasına göre seçildi” dedi.

Pezeşkiyan’ın açıklamaları, protestoların beşinci gününde Tahran’dan daha küçük kentlere yayıldığı, gece eylemlerinin yeniden başladığı, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve gözaltıların genişlediği bir süreçte yapıldı. Resmi raporlara göre, mevcut protesto dalgasında ilk kez can kayıpları yaşandı; hayatını kaybedenler arasında sivillerin yanı sıra Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Besic güçlerinden bir unsurun da bulunduğu bildirildi.

xsdfrg
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Farsça hesabından paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın başkenti Tahran'da konuşlanmış çevik kuvvet polisleri görülüyor.

Hareketler, riyalin değer kaybı ve artan hayat pahalılığına tepki olarak çarşılar ve ticari faaliyet alanlarından başladı. Protestolar daha sonra başkent dışına taşarak kademeli biçimde genişledi. Paylaşılan görüntüler ve medya raporlarına göre, Çaharmahal ve Bahtiyari ile Luristan eyaletleri başta olmak üzere batı, orta ve güney bölgelerdeki bazı kentlerde gösteriler ve çatışmalar yaşandı.

Güvenlik boyutuyla eş zamanlı olarak Tahran yönetimi, yaşanan huzursuzluklara diyalog seçeneğini gündeme getirerek karşılık verdi. Bu yaklaşım, önceki protesto dalgalarının çoğuna kıyasla daha uzlaşıya yakın bir tutum olarak değerlendirildi. Ancak aktivistler, buna paralel şekilde güvenlik güçlerinin sokaklardaki polis varlığını artırdığını belirtti.

İran medyası da özellikle DMO’ya bağlı Fars ve Tesnim ajansları aracılığıyla, protestoların ikinci gününden itibaren sürece dâhil oldu. Söz konusu yayınlarda, eylemlerin sınırlı bir alanda kaldığı vurgulanırken, geçim talepleri ile ‘istismar’ ya da ‘güvenlik sızıntısı’ olarak nitelendirilen girişimler arasında ayrım yapılmaya çalışıldı.

Bu çerçevede Fars Haber Ajansı dün yaptığı değerlendirmede, son protestolarda sokaklardaki katılımın önceki dalgalara kıyasla daha düşük olduğunu, buna karşın hayat pahalılığı ve ekonomik istikrarsızlığa yönelik hoşnutsuzluğun yaygınlaştığını aktardı.

Ajans, polisin eylemlere ‘soğukkanlılıkla’ yaklaştığını, gereksiz temaslardan kaçınmaya ve gerginliğin artmasını önlemeye çalıştığını bildirdi.

Fars Haber Ajansı ayrıca, yetkililerin bu protestolar ile diğer ülkelerdeki gelişmeler arasında fark gördüğünü belirterek, özellikle ABD ve İsrail destekli olduğunu öne sürdüğü muhalif ağların varlığına dikkat çekti. Ajans, protestocuların büyük bölümünün şiddet içeren eylemlere yönelmediğini savundu.

Buna karşılık ‘kışkırtıcı’ olarak tanımlanan bazı unsurların sınırlı hareketlerinden söz edildi; bu grupların bir kısmının organize ve eğitimli olduğu ileri sürüldü. Güvenlik güçlerinin müdahalesinin kaosun önüne geçmeyi amaçladığı ifade edilirken, ‘sahadaki protesto yönetimi ve toplumsal teyakkuzun’ bu aşamada gerginliğin kontrol altına alınmasına katkı sağladığı belirtildi.

cdvfgt
Çevik kuvvet polisi, Tahran'da ekonomik koşulları protesto etmek amacıyla sokaklara çıkan göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Fars Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, söz konusu gruplar vatandaşları kışkırtma ve barışçıl protestoların seyrini değiştirme yöntemleri konusunda eğitildi. Ajans, ‘lider’ olarak nitelediği kişiler arasında kadınların da bulunmasının dikkat çekici olduğunu aktardı. Bu grupların planlarının, gösterileri gece geç saatlere kadar sürdürmeye dayandığını belirterek, bu zaman dilimlerinin ‘sivil protesto kapsamında değerlendirilemeyeceğini’, aksine ‘kaos ve güvensizlik yaratmayı’ amaçladığını savundu.

Ajans, gözaltına alınan bazı kargaşa hücrelerine ilişkin mevcut bilgilerin, bu yapıların organize biçimde eğitim aldığını ve polisi sert tepkilere sevk ederek ortamı germek amacıyla provokasyonlarla görevlendirildiğini ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada, ‘polisin profesyonel yaklaşımı ve vatandaşların uyanıklığının’ şiddet senaryolarının boşa çıkarılmasında ve bu aşamada ulusal güvenliğin korunmasında temel rol oynadığı ifade edildi.

Söz konusu gelişmeler, Batı yaptırımları, yüksek enflasyon ve ulusal para birimindeki sert değer kaybının gölgesinde, iktidar yapısı açısından kritik bir dönemde yaşanıyor. Resmi istatistiklere göre riyal, geçen yıl dolar karşısında değerinin üçte birinden fazlasını kaybederken, yıllık enflasyon oranı Aralık ayında yüzde 50’nin üzerine çıktı. Bu durum, alım gücünün aşınmasına ve yaşam maliyetlerinin artmasına yol açtı. Ekonomik raporlar, söz konusu faktörlerin mevcut protesto dalgasının patlak vermesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.


ABD, İsrail ve Brezilya... 2026'daki kritik seçimler uluslararası güç dengesini yeniden şekillendirecek

(sağdan sola) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva (Şarku’l Avsat)
(sağdan sola) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva (Şarku’l Avsat)
TT

ABD, İsrail ve Brezilya... 2026'daki kritik seçimler uluslararası güç dengesini yeniden şekillendirecek

(sağdan sola) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva (Şarku’l Avsat)
(sağdan sola) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva (Şarku’l Avsat)

2026 yılı, birçok etkili ülkede kritik seçimlerin yapılacağı bir yıl olarak öne çıkıyor ve uluslararası sistemin önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceğini belirleyebilecek bir dönüm noktası olarak görülüyor. Fransa’daki yerel seçimlerin yanı sıra, gözler ABD, Rusya, İsrail, Brezilya ve Macaristan’a çevrilmiş durumda. Şarku’l Avsat’ın Le Figaro gazetesinden aktardığına göre, önde gelen liderler, konumlarını korumak veya siyasi meşruiyetlerini güçlendirmek için sandıklara güveniyor.

dfsvfd
ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025 tarihinde Florida'nın Mar-a-Lago tatil beldesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (AP)

ABD’de 3 Kasım’da ara seçimler gerçekleştirilecek. Bu seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve Senato’nun üçte biri yeniden belirlenecek. Bu seçimler, Başkan Donald Trump için zorlu bir sınav olarak görülüyor; zira ara seçimler genellikle görevdeki başkanlar için olumsuz sonuçlar doğuruyor. Cumhuriyetçilerin Kongre’deki dar çoğunluğu kaybetmesi, Trump’ın programını ciddi şekilde engelleyebilir. Özellikle ekonomik performansına dair halk memnuniyetinin yüzde 31’in altında olması, seçim öncesi baskıyı artırıyor.

Rusya ise sonuçları büyük ölçüde öngörülebilir olan yasama seçimlerine gidiyor. Duma’nın yenilenmesi sürecinde Kremlin yanlısı Birleşik Rusya Partisi’nin hakimiyetinin devam etmesi bekleniyor. Seçimlerin, Başkan Vladimir Putin’in politikalarına, özellikle de Ukrayna’daki savaşın sürdürülmesine desteğin devamını pekiştirmesi öngörülüyor. Bu süreçte medya ve muhalefet üzerindeki denetim de sıkılaştırılmış durumda.

frgt
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te düzenlenen basın toplantısında konuşuyor... 22 Aralık 2025 (Reuters)

İsrail’de ise Binyamin Netanyahu, 2026 sonbaharında yeni bir döneme başlamak istiyor. Netanyahu, güvenlik, savaş ve Gazze Şeridi’nde ateşkes konularını kampanyasının temeli olarak kullanıyor. Ancak hükümet, Gazze Şeridi’ndeki savaşın yönetimi, bölgesel çatışmalar ve yargı reformlarına karşı geniş çaplı protestolar nedeniyle sert eleştirilerle karşı karşıya. Bu durum, seçim sonuçlarının belirsiz ve çekişmeli olmasına yol açıyor.

xcgdvf
Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, Planalto Sarayı'nda konuşma yapıyor... 23 Aralık 2025 (EPA)

Brezilya’da 80 yaşındaki solcu Başkan Lula da Silva, devlet başkanlığı, parlamento ve eyalet valiliklerini kapsayan kapsamlı bir seçim sürecine giriyor. Bu seçimler, iklim politikaları ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konularında ayrı bir önem taşıyor.

dfgrth
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)

Macaristan’da Nisan 2026’da yapılması planlanan parlamento seçimlerinde, Başbakan Viktor Orban’ın partisi Fidesz - Macar Yurttaş Birliği ile Avrupa Parlamentosu üyesi ve Orban’ı 2010’dan beri süren iktidarından uzaklaştırmayı hedefleyen Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi karşı karşıya geliyor. 44 yaşındaki Magyar, şu anki tüm anketlerde önde görünüyor ve Orban’ın ekonomi politikalarından memnun olmayan seçmenleri bir araya getirmeye çalışıyor. Program açısından Tisza, Fidesz’in sıkı göç politikalarını sürdürmeyi planlıyor, ancak Brüksel ile ilişkileri düzeltmeyi hedefliyor. Bu nedenle seçim, AB açısından da kritik öneme sahip.

Bunların yanı sıra, İsveç, Danimarka, Letonya, Portekiz ve Bulgaristan gibi ülkelerde de önemli seçimler düzenlenecek. Tüm bu gelişmeler, 2026’yı geniş kapsamlı siyasi ve jeopolitik etkiler taşıyan bir seçim yılı haline getiriyor.


İsrail ordusu: Lübnan sınırında sirenler çaldıktan sonra ‘yanlış hedef’ vuruldu

İsrail'in Demir Kubbe sistemi Lübnan'dan atılan roketleri önlüyor. (Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe sistemi Lübnan'dan atılan roketleri önlüyor. (Reuters)
TT

İsrail ordusu: Lübnan sınırında sirenler çaldıktan sonra ‘yanlış hedef’ vuruldu

İsrail'in Demir Kubbe sistemi Lübnan'dan atılan roketleri önlüyor. (Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe sistemi Lübnan'dan atılan roketleri önlüyor. (Reuters)

İsrail ordusu bugün, kuzey İsrail’deki Biram kasabasında sirenlerin çalmasının ardından ‘yanlış hedefi’ vurduğunu açıkladı. Sirenlerin çalmasına, şüpheli bir insansız hava aracının (İHA) neden olduğu bildirildi.

Reuters’a konuşan bir kaynak, İran destekli Hizbullah’ın olayla ilgisi olmadığını belirtti.

cdvfgth
Demir Kubbe sistemi, Gazze Şeridi'nden fırlatılan bir roketi önledi. (Arşiv – Reuters)

Öte yandan Lübnan, ABD ve İsrail’in Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönündeki artan baskısıyla karşı karşıya. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Beyrut’un örgütün cephaneliğini kontrol altına almaması durumunda ‘gerekli adımları atacaklarını’ vurguladı.