Afrika Birliği birçok sorunla karşı karşıya

Afrika ülkeleri arasındaki sınır anlaşmazlıkları onlarca yıldır devam ediyor. (Independent Arabia- Hasan Hamad)
Afrika ülkeleri arasındaki sınır anlaşmazlıkları onlarca yıldır devam ediyor. (Independent Arabia- Hasan Hamad)
TT

Afrika Birliği birçok sorunla karşı karşıya

Afrika ülkeleri arasındaki sınır anlaşmazlıkları onlarca yıldır devam ediyor. (Independent Arabia- Hasan Hamad)
Afrika ülkeleri arasındaki sınır anlaşmazlıkları onlarca yıldır devam ediyor. (Independent Arabia- Hasan Hamad)

Mana Abdulfettah
Sudan, Güney Sudan ve Etiyopya, Sudan - Etiyopya sınırındaki krizi görüşmek için Cuba’da üçlü bir zirve düzenlemeye hazırlanıyor. Diğer yandan Afrika Birliği’nin (AfB)15 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Halayeb Üçgeni, Shalateen ve Ebu Ramad bölgelerinde de Sudan ve Mısır arasındaki sınır meselesi patlak verdi. Öyle ki AfB, söz konusu bölgeye dair bir Mısır haritası ortaya koydu.
AfB yetkililerinin yaşananlara ilişkin çelişen açıklamalarda bulundular. Ardından AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki, tartışmalı Halayeb Üçgeni’nin Mısır’a eklendiğini gösteren haritaların ellerine ulaştığını bildirdi. Faki, AfB’nin konuyla ilgili herhangi bir sorumluluğu olmadığını vurguladı.
Söz konusu mesele daha önce de Sudan ve Mısır arasında gündeme gelmiş, karşılıklı talepler dile getirilmiş ve müzakereler yürütülmüştü.

Çatışmalar yayıldı
Sudan - Etiyopya sınırında 25 yıl önce gerçekleşen sınır çatışmaları bölgedeki çeteler mâl ediliyordu. Sudan, çatışmanın artmasının ardından geçen ocak ayında Fuşgah’taki tarım alanlarının çoğunu geri aldı. İki taraf, ‘son olayların patlak vermesinden önce kararlaştırılan ve aralarındaki sınırı çizmeyi amaçlayan’ müzakerelere gitmeyi ise kabul etmediler.
Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, müzakere amaçlı bir girişimde bulundu. Ancak Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ‘iki ülkenin sınırlarının belirlenmesi, 1902 anlaşmasına geri dönülmesi ve sınır bölgesinin Sudanlıların çıkarına olacak şekilde yönetilmesi" gibi koşullar doğrultusunda Etiyopya’nın Sudan topraklarından çekilmesinde ısrarını sürdürdü.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, müzakere masasına oturmadan önce Sudan güçlerinin çekilmesini şart koştu. Etiyopya’nın Sudan’ın Fuşgah’ı Etiyopya güçlerinden ve Şofta milislerinden askeri olarak kurtarmak istemesine dikkat çekmesi, bu girişimin kabul edilmesini zorlaştıran durum oldu.
Abiy Ahmed’in savunma yerine saldırmaya ve iç içe geçen iç çatışmaların yanında bir dış çatışmaya girmeye yönelmek için ülkesini siyasi ve güvenlik çıkmazına sokması tartışma yarattı. Bu durum, yurt dışında iç sorunlardan kaçmak olarak değerlendirildi.  
Sudan’ın sorununa gelince.... Bu siyasi geçiş içerisindeki ülke, daha zayıf bir konumda görünüyor. Bu zayıflık,‘hükümetin kendisine siyasi meşruiyet perspektifinden bakmasına, hükümet kurumlarının iç ve dış sorunları çözmek için geri döndüğü bir anayasaya sahip olup olmamasına ve tüm topraklarında kendi denetimini dayatma, devletin yapısını ve egemenliğini koruma kabiliyetine’ kadar uzanıyor. Tüm bu meseleler çözülmezse durum, devletin güvenliği sağlayamamasına yol açacak, Etiyopya ile olan sınır çatışmasının yayılması sonrasında Sudan- Mısır sınırı üzerinde de kuzeye yayılma ihtimali bulunuyor.

Gerilimi artıran yaklaşım
Gerilimi artıran söz konusu yaklaşıma ilişkin yapılan bir analizde, Sudan, Etiyopya ve Mısır arasında, özellikle Nahda Barajı (Rönesans Barajı) gerginliği ve Sudan ile Etiyopya arasındaki sınır sorunlarına dikkat çekiliyor.
Sudan, uzun süredir Nahda Barajı hususunda Mısır ve Etiyopya arasında sakinlik yaşanmasına odaklanmıştı. Bu yaklaşım, iki ülke birbirini tehdit ettikten sonra gerçek bir çatışmayı önleme doğrultusunda sürdürüldü. İki ülkenin talepleri arasında ‘Nil sularındaki tarihi haklar’ meselesi de vardı. Etiyopya, Sudan’ın projesini engellemek için Mısır’ın yanında olduğunu düşünüyordu ama daha sonra ‘Tigray’ sorunu, büyük bir göç dalgasının ardından Sudan’da büyük ölçüde kötüleşti. Ardından ise Etiyopya ve Sudan arasındaki sınır sorunu, askeri çatışma aşamasına girdi.
Çatışmanın kaynağının tek bir meseleye dayandığı söylenebilir. Sahada gerçek bir savaşın olması ışığında yan çatışmalar için birçok faktörün ortaya çıkması müzakere baskılarına cevap verildikten sonra pazarlığın yolunu açacak. Öyle ki bu çatışmalar, Etiyopya ve Sudan arasındaki sınır meselesi de dahil olmak üzere konunun gizli boyutları ile ‘Nahda Barajı’nı doğrudan etkileyecek şekilde önem taşıdığı’ gerçeğini yansıtıyor. Etiyopya, iç çatışmaları çözmede içteki bölünmeleri engelleyemeyince etnik, ekonomik, sosyal ve politik farklılıklara rağmen tarafları bir araya getirerek dış çatışmaya yöneltti.
Etiyopya’daki gerginlik, sınır sorununu şiddetlendiren bir faktör olarak dikkate alınabilir. Bu durum ise çatışmayı yönlendiren güçler olduğunu gösterir.

Sınır yönetimi
Afrika Bilriği’nin temel gündemi çatışmalarla ilgili olmasına rağmen durum, barışı koruma veya silahsızlanma amacıyla hazırlanan planlamaya ve insani yardıma dönüştü. Afrika’nın sorunlarını çözmek için uluslararası kurum ve kuruluşlardan yardım isteniyor. Doğu Afrika ülkelerinin kalkınması için Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) gibi diğer Afrika toplulukların kapsamı 1990’lardan bu yana genişleyip Afrika barış ve güvenliği yönetimlerini de ele almaya başladı. AfB ise bu duruma geç yöneldi.
AfB, üye devletlerin tartışmalı sınırlara ilişkin tarihi siyasi ve hukuki belgelere sahip olması nedeniyle var olan sınırlara saygı gösterilmesi ilkesine bağlı kalma kararı aldı. Anlaşmazlıklar ortaya çıktığında, devletleri AfB örgütünden miras kalan tüzüğe yönlendirdi. Temmuz 1964’te onaylanan tüzük, sınır anlaşmazlıklarının müzakere yoluyla çözülmesi ilkesini temel alıyor. Ancak sınırları belirleme konusundaki anlaşma, Birleşmiş Milletler’in (BM) yardımı ile yapılacaktı.
AfB, 2008 yılının aralık ayında, sınır anlaşmazlığının artmasının ardından Mozambik’te kara, deniz, nehir ve göl sınırlarının yönetilmesi hususunda bir sempozyum düzenledi. Sempozyumda şu ifadelere yer verildi:
“AfB, Afrika’da sınırları belirleme ve çizme konusunda pratik bir rehber hazırlamak, iyi uygulamalara ışık tutmak, sınırları belirlemek, çizmek, korumak, yeniden canlandırmak ve sabitlemek sürecine ilişkin kılavuzlar önermek için bir çalışma grubu oluşturacaktır. Üye devletler, sınır komiteleri veya benzeri kurumlar kurarak aralarındaki sınır anlaşmazlıklarını çözmek için ikili düzenlemeler hazırlayacaklar”.” 

Yıpratma ortamı
Sınır meselesi, çözümü için uzun zaman gerektiren konulardan biri olarak ön plana çıkıyor. Bu nedenle AfB’nin Sudan- Etiyopya sınır sorununa çözüm talep ettiği bir dönemde Halayeb Üçgeni’ne yönelmesi için bir gerekçe bulunmuyor. Bu durum, Sudan Ulusal Sınırlar Komisyonu’nu AfB’ye ‘Halayeb ve Shalateen’i Mısır’a ekleme kararını iptal etme’ çağrısı yapmaya itti. AfB’nin 1952 yılında BM Genel Kurulu’na sunulan haritaya göre Sudan sınırlarını değiştirme hakkı bulunmuyor. Daha önce de Mısır haritası, 1922 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığından sonra Milletler Cemiyeti’ne sunulmuştu. Bunların söz konusu iki ülkenin BM ve AfB’ye katıldığı haritaların aynısı olduğu biliniyor.
Söz konusu gelişmeler, üç ülkenin oluşumunun siyasi mirasını ve devletin temellerinin sağlamlaşmasıyla karmaşık bir şekilde iç içe geçmiş güvenlik bağlamını yansıtıyor. Etiyopya, krizlerin genişlemesine katkıda bulunurken Tigray ile gerilim sona erse bile çatışmalar yeniden patlak verebilecek ve mayınlı bölgesel bir zeminde başka bir şiddete dönüşebilecek durumda. Barış inşası sorunu, bir yıpranma ve dengesizlik ortamında, sınır çatışmasının doğasını da kötüleştirecek. Sudan’daki çatışma, Darfur’da, Nuba Dağları’nda ve Mavi Nil’de savaşın patlak vermesinden sonra yayılmacı bir doğaya sahip. Aynı şey, çatışmaların birbiri ardına patlak verdiği Etiyopya için de geçerli.
Afrika ülkelerinde çatışmalar yayılıyor. Ancak Halayeb, Shalateen ve Ebu Ramad bölgesi gerçek bir çatışma zemini olmasa da Sudan- Etiyopya sınırlarındaki diğer çatışmalar ve Nahda Barajı meselesindeki gerginlik için bir tiyatroya dönüşme potansiyeline sahip.



ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
TT

ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)

ABD’li federal yargıç, bugün Başkan Donald Trump yönetiminin CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklayan kararını geçici olarak durdurdu. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre yargıç ayrıca yönetimin söz konusu medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a yeniden girişine izin vermesine hükmetti.

Bu karar, Başkan Donald Trump ile haberlerini beğenmediği medya kuruluşları arasındaki giderek artan gerilimdeki son gelişme oldu.

Trump, 18 Eylül’de söz konusu kuruluşların Beyaz Saray’a girişini yasakladığını açıklamış ve “sahte haber” olarak nitelendirdiği yayınları eleştirmişti.

Trump son dönemde, kendisi hakkındaki olumsuz haberlerin ülke için tehdit oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise yayınlarının içeriği nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini savunarak, yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017’de federal bölge mahkemesi yargıçlığına aday gösterilen Timothy Kelly, 2018’de benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi kararını vermişti. Kelly, dün tarafların savunmalarını dinledikten sonra duruşmayı herhangi bir karar vermeden sonlandırdı.

Kelly bugün, 14 gün süreyle geçerli olacak geçici bir kısıtlama emri çıkardı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı biçimde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
TT

Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)

ABD'de bir federal mahkeme, Başkan Donald Trump'ın üç medya kuruluşuna yönelik yasağını geçici olarak durdurdu.

Mahkeme; CNN, MS NOW ile Politico'nun Beyaz Saray'a erişimine yeniden izin verilmesine hükmetti.

Trump, ağır suçlamalar ve keyfi bir kararla medya kuruluşları CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamıştı.

Trump uzun süredir bu kuruluşları "yalan haber" yapmakla itham ediyordu, yakın zamanda ise hakkındaki olumsuz haberlerin "ülkeye zarar verdiğini" öne sürdü.

Trump son dönemde olumsuz haberlerin ülke için tehlike oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise haber içerikleri nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini belirterek yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017 yılında federal mahkeme yargıçlığına aday gösterilen ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Timothy Kelly, dün (çarşamba) tarafların savunmalarını dinledi. Kelly, 2018 yılında da benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi yönünde karar vermişti. Yargıç, dünkü duruşmayı herhangi bir karar açıklamadan sona erdirmişti.

Kelly bugün (perşembe) 14 gün süreyle geçerli olacak geçici tedbir kararı verdi. Bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı şekilde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
TT

OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Ortadoğu’daki savaşın etkilerine rağmen küresel ekonominin dirençli seyrini koruduğunu bildirdi. Bu dirençte özellikle yapay zekâ yatırımlarındaki güçlü artışın etkili olduğu belirtilirken, enerji şokunun daha kalıcı hale geldiği ve bunun gelecek yıl büyümeyi zayıflatıp enflasyonu artırabileceği uyarısında bulunuldu.

OECD, dün yayımladığı geçici ekonomik görünüm raporunda, küresel ekonominin 2026 yılı büyüme tahminini hazirandaki yüzde 2,8 seviyesinden yüzde 2,9’a yükseltti. Ancak 2027 büyüme tahmini yüzde 3,1’den yüzde 3’e çekildi.

Bu tahminler, küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,4 büyümesinin ardından geldi. Buna göre dünya ekonomisi, savaş kaynaklı enerji şokunun bir bölümünü absorbe edebilmesine rağmen, belirgin bir yavaşlama sürecine giriyor.

OECD, yapay zekâ ile bağlantılı yatırımların, özellikle veri merkezleri ve yarı iletkenlere yönelik harcamaların, bu yıl küresel ekonominin dayanıklılığının temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Bu yatırımların ABD’de büyümeyi desteklediği, Japonya ve Güney Kore’nin teknoloji ihracatını artırmasına katkı sağladığı kaydedildi.

Buna karşılık, nispeten yüksek petrol stokları, Körfez ülkeleri dışından gelen arzın artması ve hükümetlerin destek tedbirleri, yükselen enerji fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkisini hafifletti.

Enerji 2027 büyümesini tehdit ediyor

Ancak OECD, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı emtia şokunun devam etmesinin 2027’de büyüme ivmesini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Kuruluş, enerji fiyatlarında yeni artışlar ve enflasyonun yeniden hızlanması riskinin de arttığını belirtti.

Savaşın başlamasından bu yana petrol ve doğal gaz fiyatları yüksek seviyelere çıkarken, dizel ve akaryakıt maliyetleri de piyasaların yıllardır görmediği seviyelere ulaştı. Bu durum karşısında bazı merkez bankaları enflasyonist baskılarla mücadele etmek için faiz oranlarını yeniden artırmaya başladı.

OECD, G20 ekonomilerinde enflasyonun 2026’da yüzde 4,1’e ulaşacağını öngörüyor. Bu oran, haziran ayındaki yüzde 4’lük tahminin üzerinde. Enflasyonun 2027’de ise yüzde 3,6’ya gerilemesi bekleniyor; önceki tahmin yüzde 3,1 seviyesindeydi.

Bu durum, enerji şokunun para politikası hesaplamalarında daha belirleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Fiyat baskılarının artması veya büyümenin zayıflaması halinde merkez bankaları faiz politikalarında değişikliğe gitmek zorunda kalabilir.

Yapay zekâ petrol şokuna karşı destek sağlıyor

OECD, risklere rağmen yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artışın ekonomik faaliyet için önemli bir destek oluşturduğunu belirtiyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenlere yapılan harcamalar ABD ekonomisini desteklerken, Japonya ve Güney Kore teknoloji ihracatındaki artıştan faydalanıyor.

Ancak OECD, aynı anda birden fazla şokun ortaya çıkması halinde bu güçlü performansın yeterli olmayabileceği uyarısında bulundu. Enerji piyasalarındaki dalgalanma, güçlü bir El Niño olayına bağlı aşırı hava koşulları, devlet tahvili getirilerindeki artış ve yapay zekâ yatırımlarından beklenen getirilerin hayal kırıklığı yaratması gibi gelişmelerin bir araya gelmesi halinde küresel büyümenin gelecek yıl 0,7 puana kadar düşebileceği, küresel enflasyonun ise yaklaşık 1,1 puan artabileceği belirtildi.

OECD ayrıca devlet tahvili getirilerinin 2007-2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere yükselmesinin borçlanma maliyetlerini artırdığına dikkat çekti. Hükümetlerin yüksek borç ve bütçe açığı seviyeleriyle karşı karşıya olduğu bu ortamda, borçlanma maliyetlerindeki artışın mali baskıları daha da artırabileceği kaydedildi.

Kuruluş, hükümetlere kamu harcamalarını kontrol altına alma ve yeniden yönlendirme, kamu sektörünün verimliliğini artırma ve gelirleri güçlendirme çağrısında bulundu. Bu adımların borç sürdürülebilirliğini ve hükümetlerin büyük şoklara karşı müdahale kapasitesini korumak açısından gerekli olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan: 2027’de toparlanma

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre OECD, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’da yüzde 1,8 daralmasını, ardından 2027’de yüzde 4,1 oranında büyümeye dönmesini bekliyor.

Örgütün tahminlerine göre Suudi Arabistan’da enflasyon 2026’da yüzde 1,8 ile görece düşük seviyede kalacak ve 2027’de sınırlı bir artışla yüzde 2,1’e yükselecek.

Bu tahminler, Suudi Arabistan ekonomisini enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle daha güçlü enflasyon baskılarıyla karşı karşıya olan ekonomilerden farklı bir konuma yerleştiriyor. Krallıkta önümüzdeki iki yıl için öngörülen enflasyon oranları, G20 ekonomilerine ilişkin tahminlerin oldukça altında kalıyor.

Büyük ekonomilerde farklı görünüm

ABD’de OECD, 2026 büyüme tahminini haziran ayındaki tahmine göre 0,2 puan artırarak yüzde 2,2’ye yükseltti. 2027 büyüme tahmini de yüzde 2,1’e çıkarıldı. OECD, yapay zekâ yatırımlarının tüketici harcamalarındaki zayıflığı kısmen telafi ettiğini değerlendiriyor.

ABD’de enflasyonun bu yıl yüzde 3,6’ya ulaşması, 2027’de ise yüzde 2,6’ya gerilemesi bekleniyor. Gümrük tarifeleri ve yüksek enerji fiyatlarının hane halklarının satın alma gücü ile şirketlerin maliyetleri üzerindeki etkisinin sürmesi bekleniyor.

OECD, Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 4,5, 2027’de ise yüzde 4,2 büyüyeceği yönündeki tahminini değiştirmedi. Pekin’in sanayideki kapasite fazlasına yönelik kısıtlamalarının yatırımlar üzerinde etkisini sürdürmesi beklenirken, tüketimde kademeli bir toparlanma öngörülüyor.

İngiltere’de OECD, 2026 büyüme tahminini hazirandaki yüzde 0,9’dan yüzde 1,1’e yükseltti. Ancak 2027 tahmini yüzde 1,1’den yüzde 1’e indirildi.

Euro Bölgesi’nde ise 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 1’er büyüme bekleniyor. Enerji fiyatları ve yüksek faiz oranlarının ekonomik faaliyet üzerindeki baskısını sürdürmesi, buna karşılık savunma harcamalarındaki artışın ekonomiye destek sağlaması öngörülüyor.

Bölgede enflasyonun bu yıl yüzde 3, 2027’de ise yüzde 2,9 olması bekleniyor. Avrupa’nın doğal gaz stoklarının 15 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ısıtma sezonunun yaklaşmasıyla birlikte, doğal gaz fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Japonya ekonomisinin 2026’da yüzde 0,8, 2027’de ise yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor. Özel yatırımlardaki artışın, yüksek faiz oranları ve enerji ithalat maliyetlerindeki yükselişin etkisini kısmen telafi edeceği öngörülüyor. Japonya’da enflasyonun bu yılki yüzde 1,8 seviyesinden 2027’de yüzde 2,6’ya yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’de ise OECD, 2026 enflasyon tahminini haziran ayındaki yüzde 28,4 seviyesinden yüzde 31,5’e, 2027 tahminini ise yüzde 18,3’ten yüzde 24,7’ye yükseltti. Kuruluş, Türkiye’nin büyüme tahminlerini de sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 3,6’ya düşürdü.

Kanada’da OECD, 2026 büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a, 2027 tahminini ise yüzde 1,7’den yüzde 1,3’e indirdi. Bu düşüşte, ABD’nin Kanada ihracatına yönelik yeni gümrük tarifelerinin etkili olduğu belirtildi.