Türkiye, PKK'ya büyük darbe vurmak için gözünü Irak'ın daha güneyine dikti: Telafer'de askeri üs kurmak mümkün mü?

Arşiv
Arşiv
TT

Türkiye, PKK'ya büyük darbe vurmak için gözünü Irak'ın daha güneyine dikti: Telafer'de askeri üs kurmak mümkün mü?

Arşiv
Arşiv

Gara'da 13 rehin, 3'ü de özel herakatçı olmak üzere 16 "şehidin" gelmesinden sonra Türkiye'nin, Irak'ın daha içlerinde yeni askeri üsler oluşturması gerektiği tartışılmaya başlandı.
Özellikle de olası bir Sincar (Şengal) operasyonu için Türkmen kenti Telafer'de bu iş için bulunmaz "Hint kumaşı" gösteriliyor.
Kimi stratejist ve emekli askerlerin gündeme getirdiği önerinin hayata geçirilmesi, kimisine göre kolay, kimisine göre ise imkansız. 
Bilindiği üzere Türkiye ile Irak'ın hudut uzunluğu 380 kilometre. İki ülke arasındaki hududu belirleyen sıra dağlar ve derin vadiler var. 
Dağlık alanı mekan edinen PKK, yaklaşık 40 yıldır Türkiye sınırları için bir tehdit unsuru olarak görülüyor. 
Türkiye son yıllarda geliştirdiği insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) eskiden PKK'nın kontrol ettiği alanları büyük bölümde temizlediği ve Irak'ın 40 kilometre güneyine inerek denetimi ele geçirdiği ifade ediliyor. 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın daha önce yayımladığı haritaya göre eskiden beri PKK'nın büyük kamplarının bulunduğu Sidekan, Kanireş, Haftanin, Batufa, Metina, Sine, Avaşin, Basyan ve Hakurk'ta artık Türkiye hakim. 

Türkiye, SİHA'larla vurdukça PKK güneye iniyor
Bölge insanlarına göre artık bir hat bile oluşmuş durumda. Zaho'da başlayıp Amediye, Soran, Behdinan, Çoman'dan devam eden ve Hacı Omeran'a kadar süren yolun kuzeyinde Türkiye istediği operasyonu yapabiliyor. 
Durum böyle olsa da tehdidin bertaraf edilmesinden yeterli görünmüyor. Güneye indiği ifade edilen PKK'nın şu andaki faaliyet alanlarına operasyon düzenlenmesi gündeme getiriliyor. 
Bunun için de Kandil ve Şengal'e (Sincar) operasyonlarından söz konusu ediliyor. Şengal, Türkiye'nin güney sınırına (Haburdan) 100 kilometre güneyde yer alıyor. Kandil ise Şemdinli'den 90 kilometre uzakta ve İran-Irak sınırında.
Sincar'a bir operasyon yapılabilmesi için de karayolu irtibatı olan ve lojistik desteğin kesilmeyeceği bir yeni askeri üssün kurulmasının şart olduğu belirtiliyor. 
Bunun için de Sincar'a yakın mesafede bulunan Musul'un bir diğer ilçesi olan Telafer gündeme getiriliyor. 
Ama Telafer'de askeri üssün kurulmasını zorlaştıran unsurlar var. Öncelikle Telafer'in şu anda kontrolü büyük oranda İran destekli Şii milislerde kurulan Haşdi Şabi'de. Telafer ayrıca İran'ın Akdeniz'e açılan Şii hilalinin güzergahında bulunuyor. 

Telafer, Şii hilali güzergahında yer alıyor
IŞİD tehdidi yüksek olmasına rağmen İran şu anda aktif bir şekilde Diyala'nın Celavla beldesinden başlayıp sırasıyla Salahaddin'in Şirgat, Musul'un Telafer ve Sincar (Şengal) ilçesini kullanarak Suriye'ye doğru uzanan bir lojistik güzergahı kullanıyor.
Musul'un Telefer ilçesinin de çok nazik bir özelliği var. O da şu: Telafer IŞİD öncesinde kent nüfusu yaklaşık 400 bin civarındaydı. Ekseriyeti Türkmenlerden oluşuyor. Bu nüfusun bir bölümü Şii, diğer bölümü ise Sünnilerden oluşuyor. 
İran, Haşdi Şabi'yi devreye sokarak Suriye'ye giden güzergahın kapanmasını istemiyor. 
İşte bu hususlardan dolayı Telafer'den Türkiye'nin yeni bir askeri üs kurmasını kolay bulmayanlar var. 
Bunlardan biri Ortadoğu Uzmanı ve Siyaset Bilimci Dr. Arzu Yılmaz. 
Yılmaz'a göre Telafer'de bir askeri üs kurulma önerisi yeni değil: "Konu 2017'deki Musul operasyonu getirildi. O dönemde Türkiye, İran'a karşı çok sert açıklamalar yapmıştı."

Yılmaz: Telafer'e üs yeni değil 
Telafer'in Sünni Türkmenlerin ağırlıklı olduğu bir kent ve oradan çok sayıda kişinin IŞİD'e katıldığını savunan Yılmaz, "Iraklı DEAŞ'lılar veya kaçırılan Ezidiler konusunu Türkiye'de basından takip ettiğim zaman Telafer'den DEAŞ'a katılan Türkmenlerin ağırlıklı olduğu bir gözlem olarak dikkatimi çekmişti. Telafer'in demografik yapısından kaynaklı Türkiye'nin bölgeyle ilgili konularda bir politikasını meşrulaştırma bağlamında bir ısrarı var. Bu konuyu sık sık gündeme getiriyor" ifadelerini kullandı. 
"Askeri stratejik açıdan bakıldığı zaman Telafer'in şöyle bir önemi var: Türkiye'nin Musul rüyalarının önemli bir eşiğidir Telafer" diyen Yılmaz, şunları dile getirdi: 
"Musul operasyonu başladığında Türkiye, Haşdi Şabi'nin operasyona katılmasını istemedi. Çünkü Haşdi Şabi'nin operasyona katılması Telafer'in onlar tarafından kontrol altına alınması demekti. Türkiye'nin İran'ı karşısına alarak Telafer'in Sünni Türkmen demografik yapısına atıfla hamilik pozisyonunu öne çıkararak yürüttüğü politika karşılıksız kaldı. Ve günün sonunda Telafer ağırlıklı olarak İran destekli Haşdi Şabi güçlerinin kontrolüne girdi.
Son günlerde konuyu gündeme getirenlerin niyeti bilemem ama arka plan üzerinden baktığımız zaman bu aslında 2017 yılında Türkiye'nin deyim yerindeyse kursağında kalan hevesinin aslında hala o amacından vazgeçmediğini gösteriyor. Şengal operasyonu da aslında Telafer ile çok yakın bağlantılı. Çünkü o hattın kontrolünde Şengal, Telafer ve Musul yer alıyor. O hat hem Suriye-Irak sınırında bir pozisyon almak hem de Musul'a nüfuz etme bağlamında çok stratejik bir noktada yer alıyor. Kişisel kanaatime göre halihazırdaki konjektörde bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum. Her şeyden önce Türkiye karşısında İran'ı bulacaktır. Keza Türkiye'nin Şengal ile ilgili dile getirdiği konularda da ilk önce İran'ın karşı durduğunu görüyoruz." 
Erbil Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkileri Öğretim Üyesi Dr. Beyar Doski ise Türkiye'nin Telafer'de askeri üs kurmayacağı görüşünde. 
Doski, Irak'ın tartışmalı bölgeleri konusunda Türkiye ile İran arasında yapılan bir sözleşmeden bahsetti ve "Yaşanan sadece bir oyundan ibaret" iddiasında bulundu. 
Türkiye'nin kuzeyde bazı askeri üsleri bulunduğunu ifade eden Doski, "Telafer'de kurulacak yeni bir üsse de ihtiyacı yok. Buradaki asıl oyun Kürdistan Bölgesi'nin Irak merkezi hükümeti üzerinden marjinalleştirilmesidir" yorumunu yaptı.
Irak'ta Irak Kürdistan Bölgesi'nin (IKB) kontrolü altında olmayan bölgelerde Haşdi Şabi'nin ne yapmak istediğine bakmak gerektiğine dikkati çeken Dr. Beyar Doski, "Haşdi Şabi, Sincar'a binlerce milis konuşlandırıp, Erbil ve Bağdat arasındaki 'Sincar Anlaşması'nın uygulanmaya konulmasını önlemek istiyorlar" dedi. 
İran'ın Türkiye'nin Kürdistan Bölgesi'nin 30 kilometre kadar derinliğe inmesine herhangi bir itirazı bulunmadığını ancak kendi etki alanındaki yerlere inilmesi halinde tavrının farklılaşabileceğine söyleyen Doski, şunları kaydetti: 
"Telafer ve diğer tartışmalı bölgeler için de dediğim gibi her iki ülkenin çok iyi dayanışmalı somut bir anlaşması var. Bu yüzden Telafer'de bir askeri üssünün inşa edilmesi çok önemli değil. Türkiye için asıl önemli olan Duhok vilayetindeki askeri üslerini her geçen gün arttırmaya çalışmasıdır. İleride belki Erbil'e yakın noktalarda da bu üslerin sayısı artabilir."
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süphi Saatçi, Telafer'de bir askeri üssün kurulmasını imkansız görmeyenlerden. 
Aslen Kerküklü olan Prof. Dr. Saatçi, hem Türkiye'nin hem de Irak'ın terör örgütlerinden çok çektiğini söylüyor. 

"Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü meşru yola başvurmalıdır"
Her iki ülkenin de terörden kurtulmak için uğraş verdiğini ifade eden Saatçi, "Telafer'de bir askeri üs kurmak tabii ki mümkündür. Burada esasa olan Bağdat hükümetiyle anlaşarak bunu yapmak" dedi. 
Irak ve Suriye'nin terör örgütlerinin yol geçen hanı haline getirildiğinin altını çizen Saatçi, şunları söyledi: 
"Suriye'de bir devletin varlığından bahsetmek de mümkün değil. Türkiye'nin hem Irak hem de Suriye ile oldukça uzun bir sınırı var. Bu iki ülkedeki terör örgütlerinden Türkiye'nin güvenliğine ciddi tehditler geliyor. Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü meşru yola başvurmalıdır. Onun için ne gerekiyorsa yapmalıdır. Şu anda Telaferli Türkmenler arasında geçmişe nazaran bir ihtilaf yok. İkna edilmesi durumunda Türkiye elbette ki Telafer'de askeri üs kurabilir" 

"Bağdat ve Erbil, ikna edilirse Telafer'de askeri üs kurulabilir" 
Bir diğer Iraklı Türkmen Kemal Beyatlı da Ankara-Bağdat ve Erbil arasında yapılacak görüşmeler neticesinde tarafların ikna edilmesiyle Türkmen kenti Telafer'de Türkiye'nin askeri üs kurmasının mümkün gördüğünü kaydetti. 
Irak Türkleri Kültür Ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Beyatlı'ya göre üs açmanın birinci yolu diplomasi ve tarafların ikna edilmesi. 
Türkiye ile Irak arasında bir ticaret olduğunu ancak "terör" örgütlerinin buna zarar verdiğinin altını çizen Beyatlı, şunları ifade etti: 
"Irak'a yönelik ticaretten bir tek Türkiye kazanmıyor. Irak da bundan kazanıyor. Ama yıllardır buradaki varlığı bir türlü sona erdirilmeyen terör örgütlerinin faaliyetleri her iki ülkenin hem insan kaynağına hem de ticaretine büyük zarar veriyor. Ankara'nın diplomatik girişimlerle Bağdat'ı ikna etmesi halinde Irak'ta teröre karşı kalıcı sonuç elde edilecek adımlar atılabilir." 

"Irak ve Türk halkı terörden bıkmıştır"
Hem Türk hem de Irak halkının yıllardır süregelen terörden çok çektiğini söyleyen Beyatlı sözlerini şöyle tamamladı: 
"Amerika, binlerce kilometre öteden gelen, Türkiye'de İncirlik, Irak ve Suriye'de de başka askeri üsler inşa edebiliyorsa elbette Türkiye'de terörü bitirmek için komşusunda bir üs kurabilir. Ancak burada önemli olan diplomasidir. 'Biz burada kalıcı değiliz. Sincar'daki terörü bitirmek ve ülkede huzuru sağlamak için lojistik amaçlı bir üs inşa etmek istiyoruz. İşimiz bitince de gireceğiz' deyip Bağdat yönetimi ikna edilirse olabilir. Çünkü, iki ülkenin halkları artık cenazelerin gelmesini istemiyor. Terör olaylarından bıkmışlar. İş birliğiyle terörün bitirileceği konusunda ikna çabaları sonucunda üs kurulabilir. Karar alınması halinde ise Türkmenler ister siyasi yönden ister halk tarafından gereken desteği de verirler."

Independent Türkçe



Mekke Anlaşması ülkelerinin genelkurmay başkanları güvenlik durumunu ve tehditleri görüştü

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)
TT

Mekke Anlaşması ülkelerinin genelkurmay başkanları güvenlik durumunu ve tehditleri görüştü

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na taraf ülkelerin genelkurmay başkanları, cuma günü Suudi Arabistan'ın karşı karşıya olduğu güvenlik durumu ve tehditleri ele aldı. Genelkurmay başkanları, vatandaşların ve ülkede yaşayanların güvenliğinin sağlanması ve ülkenin korunması amacıyla Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri'nin teyakkuz ve profesyonelliğini takdir etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, Riyad'daki toplantılarında Mekke-i Mükerreme'yi ve Suudi Arabistan'ın sivil ve ekonomik altyapısını hedef alan saldırıları şiddetle kınadı.

Toplantıya katılanlar, üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, istihbarat paylaşımının geliştirilmesi, askeri koordinasyonun artırılması ve kapasite entegrasyonunun sağlanması yollarını görüştü. Bu adımların ortak caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağı belirtildi.

scdfgt
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantı sırasında (Reuters)

Katılımcılar, Riyad'daki toplantının üç ülke arasındaki savunma ortaklığının gücünü ortaya koyduğunu belirterek Mekke Anlaşması kapsamında üstlenilen yükümlülüklerin etkin askeri iş birliğine dönüştürülmesi için derhal harekete geçme yönündeki ortak kararlılıklarını vurguladı.

Üç ülke, ortak savunmaya bağlılıklarını yineleyerek Suudi Arabistan'ın güvenliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü savunma konusundaki kararlılıklarını ortaya koydu. Ülkeler ayrıca halkları ve silahlı kuvvetleri arasındaki köklü ilişkiler ile karşılıklı güvene vurgu yaptı.


Erdoğan: Mekke Anlaşması bölge sorunlarına çözüm için güçlü bir adım

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: Mekke Anlaşması bölge sorunlarına çözüm için güçlü bir adım

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı bölge sorunlarına içeriden çözüm bulma yolunda doğru yönde atılmış güçlü bir adım olarak nitelendirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise anlaşmanın yeni yasama yılının 1 Ekim'de başlamasının ardından Meclis'e sunularak görüşülmesini ve onaylanmasını beklediğini söyledi.

Bu arada Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Feyyad bin Hamid er-Ruveyli ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile Riyad'da düzenlenecek acil toplantıya katılacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da cuma günü yaptığı açıklamada üç ülkenin genelkurmay başkanlarının, Mekke Ortak Savunma Anlaşması uyarınca Suudi Arabistan'a nasıl destek verilebileceğini görüşmek üzere acil bir toplantı düzenleyeceğini bildirdi. Anlaşma, taraflardan herhangi birine yönelik saldırının tüm taraflara yapılmış bir saldırı olarak kabul edilmesini öngörüyor.

New York'taki görüşmeler

Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dışişleri bakanları perşembe günü New York'ta, genelkurmay başkanlarının düzenleyeceği acil toplantıya ilişkin hazırlıkları ele aldı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede, Mekke Ortak Savunma Anlaşması uyarınca Suudi Arabistan'a destek sağlanmasının yolları ve taraflardan herhangi birine yönelik saldırının tüm taraflara yapılmış bir saldırı sayılması hükmü ele alındı.

hy
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, perşembe günü New York'ta Pakistanlı ve Türk mevkidaşlarıyla “Mekke Anlaşması” kapsamında genelkurmay başkanlarının düzenleyeceği acil toplantının hazırlıklarını görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı - X)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunun New York'taki çalışmaları kapsamında Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la bir araya geldi.

Üç bakan, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi ve Suudi Arabistan'daki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Bakanlar ayrıca Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri'nin teyakkuzunu ve ülkenin güvenliğini savunma kapasitesini takdir etti.

Bakanlar, Suudi Arabistan'ın BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca güvenliğini savunmak için uygun gördüğü önlemleri alma hakkını teyit etti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantıda ayrıca anlaşma kapsamında yürütülecek iş birliğinin kurumsal bir yapıya kavuşturulması amacıyla sürdürülen teknik müzakerelerin son aşamasının ele alındığını bildirdi.

Anlaşma, 7 Ağustos'ta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanmıştı. Anlaşma, bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik, barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesini ve bölgede artan istikrarsızlık karşısında ortak caydırıcılık kapasitesinin artırılmasını amaçlıyor.

Anlaşmaya göre taraf ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı kabul ediliyor.

vfgh
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejik Komitesi'nin 31 Ağustos'ta İstanbul'da düzenlenen ilk toplantısından bir kare (AFP)

Kaynaklara göre bakanlar ayrıca anlaşma kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejik Komitesi'nin gelecek toplantısına ilişkin hazırlıkları görüştü. Dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılımıyla komitenin ilk toplantısı 31 Ağustos'ta İstanbul'da yapılmıştı. Toplantıda Riyad'da bir genel sekreterlik kurulması ve bu görevin üç yıl süreyle Pakistan tarafından yürütülmesi kararlaştırılmıştı.

Erdoğan: Kardeşlerimize güveniyoruz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmasının ardından perşembe akşamı New York'tan dönüşünde Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, Mekke Anlaşması’nı doğru yönde atılmış güçlü bir adım olarak nitelendirdi.

Erdoğan, coğrafi açıdan zorlu bir bölgede böylesine önemli bir girişim başlatıldığında bazı zorluklarla karşılaşılmasının şaşırtıcı olmadığını söyledi. Yeni bir fikir veya irade ortaya çıktığında bunu kabul etmeyenlerin bulunmasının doğal olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin provokasyonlara sürüklenmemek veya tuzaklara düşmemek için yeterli deneyime sahip olduğunu ifade etti.

fgthyj
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, üç ülkenin anlaşmanın kurumsal yapılanmasını tamamlamak üzere yollarına daha güçlü şekilde devam edeceğinden şüphesi olmadığını belirtti. Anlaşmayla bölge sorunlarına içeriden çözüm bulunmasını sağlayacak bir zemin oluşturulduğunu ifade eden Erdoğan, dışarıdan gelerek bölge için güvenlik reçeteleri yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığının görüldüğünü söyledi.

Bu kapsamda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da Mekke Anlaşması’nın henüz onay için Meclis'e sunulmadığını ve TBMM'nin yaz tatilinin ardından 1 Ekim'de çalışmalarına başlamasıyla birlikte anlaşmanın gündeme getirilmesini beklediğini söyledi.

cdfvghyj
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş (TBMM'nin X hesabı)

Kurtulmuş cuma günü yaptığı açıklamada, Mekke Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını, temel amacının devam eden çatışmalar ve İsrail'in “düşmanca politikaları” karşısında bölge ülkelerinin güvenliğini sağlamak olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, “Anlaşma İran'a karşı değil ve böyle de olmamalı. Aksine bunun İslam dünyasını kapsayan daha geniş bir anlaşmaya dönüşmesini umuyoruz. İran da buna katılabilir. Ayrıca bölgedeki diğer ülkelerin katılımıyla anlaşmanın daha da güçlenmesini umuyoruz” dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: F-35'te netice alacağımıza inanıyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 Eylül 2026’da New York’ta bir toplantı gerçekleştiriyor (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 Eylül 2026’da New York’ta bir toplantı gerçekleştiriyor (AFP)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: F-35'te netice alacağımıza inanıyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 Eylül 2026’da New York’ta bir toplantı gerçekleştiriyor (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 Eylül 2026’da New York’ta bir toplantı gerçekleştiriyor (AFP)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ABD yapımı F-35 savaş uçakları programına yeniden dahil olacağı konusunda güveninin tam olduğunu belirterek Washington’dan bu yönde “somut adımlar” atmasını beklediğini söyledi.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için bulunduğu New York’tan dönüş yolunda uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda “olumlu bir tutum sergilediğini” ifade etti.

Erdoğan’ın açıklamaları, Fransa’nın Türkiye’ye F-35 programına yeniden dönüş yolunun açılması konusunda ABD’den somut adımlar beklediği yönündeki mesajlarının ardından geldi.