İsrail’den 1950’lerde kaybolan “Yemen Çocukları’nın” ailelerine tazminat

1950’lerde Aden Havaalanı’ndan nakledilen Yemenli Yahudiler. (Getty)
1950’lerde Aden Havaalanı’ndan nakledilen Yemenli Yahudiler. (Getty)
TT

İsrail’den 1950’lerde kaybolan “Yemen Çocukları’nın” ailelerine tazminat

1950’lerde Aden Havaalanı’ndan nakledilen Yemenli Yahudiler. (Getty)
1950’lerde Aden Havaalanı’ndan nakledilen Yemenli Yahudiler. (Getty)

Tel Aviv yönetimi uzun süren anlaşmazlığın ardından, kuruluşunun ilk yıllarında çocuklarının yetkililer tarafından kaçırılarak evlatlık verildiğini söyleyen çoğu Yemenli Yahudi ailelere tazminat ödenmesi kararını onayladı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, söz konusu davanın ülkenin en “trajik” dosyalarından biri olduğunu söyledi.
Söz konusu karar, İsrail hükümeti ile çoğu Yemen’den gelen yaklaşık bin ailenin temsilcileri arasında yıllarca süren adli anlaşmazlıkların, komite oturumlarının, gösterilerin ve müzakerelerin ardından geldi. Netanyahu “Çocukları ellerinden alınan ailelere devlet ve İsrail hükümeti tarafından tanınma ve maddi tazminat ödenme zamanı geldi” dedi.
Bu, “Yemen Çocukları” davası olarak biliniyor ve Balkanlar, Kuzey Afrika ve diğer Ortadoğu ülkelerinden göç eden onlarca ailenin yanı sıra çoğu Yemen’den İsrail’e giden binden fazla aileyi kapsıyor. Aileler, çocuklarının İsrail hastanelerinden kaçırıldığını ve Holokost’tan sağ kurtulan çocuksuz ailelere evlatlık verildiklerini söylemişlerdi.
Geçtiğimiz yıllarda İsrail tarafından resmi olarak yapılan açıklamalarda söz konusu çocukların tedavi altındayken yaşamlarını yitirdikleri savunulmuştu. Ancak birçok aile buna inanmadı. Çocuklarının, durumları hakkında asla bilgi vermeyen yetkililer tarafından onlardan alındığını ve daha sonra evlat edinildiklerini veya tıbbi deneylere tabi tuttuklarını söylediler. Aileler, aralarından çoğunun çocuklarının cenazelerini teslim almadığını veya defnedildikleri yerlerin bildirilmediğini ve ölüm belgelerinin hatalarla dolu olduğunu fark ettiklerini bildirdiler. Ayrıca çocuklarının ortadan kaybolmalarının üzerinden 18 yıl geçmesinin ardından askerlik hizmetlerini yerine getirmeleri için ordudan ihtar gönderildiğini aktardılar.
İsrail hükümeti tazminat için 162 milyon şekellik (41 milyon euro) tahsis etti. Çocukların defnedildikleri yerler bilinmiyor. Çocukların ailelerine 150 bin şekel verilecek. Maliye Bakanı Yisrael Katz’ın yaptığı açıklamaya göre akıbeti bilinmeyen çocukların aileleri 200 bin şekel alacak. Ayrıca tazminat ücretlerinin dağıtımının denetlenmesi için bir komite oluşturulacak.
Ailelere yardım konusunda öncü kuruluşlardan biri olan, kâr amacı gütmeyen Amram Derneği yaptığı açıklamada söz konusu planın konuya ilişkin uygun ve kapsamlı bir yanıt sunmadığını bildirdi. Açıklamada ayrıca söz konusu kararda “sorumluluk üstlenme sürecindeki en önemli unsurun, yani devlet tarafından resmi bir özrün eksik olduğu” vurgulandı.
Amram Derneği, birçok ailenin kuruma güven duymamaları veya başka nedenlerle komitelerle iletişime geçmediğini belirterek hükümete daha kapsamlı bir çözüm bulma çağrısında bulundu. Netanyahu’nun Ofisi verdiği cevapta, ailelerin maruz kaldığı durumu “Korkunç” ve “Dayanılamaz” olarak nitelendirerek paranın Yemen ile diğer Arap ve Balkan ülkelerinden göç etmiş ailelerin çektiği acıları yok etmeyeceği ancak bir nebze de olsun rahatlama sağlamasının umut edildiği belirtildi.
Çocuklarını kaybeden ailelerin de yer aldığı Achim Vekayamim Derneği, Facebook sayfası üzerinden yayınladığı açıklamada “devletin, olanların sorumluluğunu kabul etmeyerek saçma ve önemsiz tazminatlarla aileleri susturmaya çalıştığını” bildirdi.



Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi hedeflemiyor

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
TT

Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi hedeflemiyor

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini söyledi.

İran devlet televizyonunun aktardığına göre Şemhani, Tahran’ın önceki beş müzakere turunda bu tutumunu açıkça dile getirdiğini belirterek, karşı tarafın da buna karşılık adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarına ilişkin kesin bilginin bulunmadığını belirterek, “Stok enkaz altında kaldı. Güvenlik riskleri nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim olmadı” dedi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile temasların sürdüğünü kaydeden Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine yönelik görüşmelerin, güvenlik koşulları gözetilerek devam ettiğini söyledi.

Şemhani ayrıca, İran’ın başka taraflarla değil, yalnızca ABD ile doğrudan ve pratik müzakerelere hazır olduğunu yineledi.

Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında nükleer görüşmelerin yeniden başlatılabileceğine dair işaretlerin arttığı bir dönemde geldi. Amerikan ve İranlı kaynaklar, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’nin, bölgesel arabuluculuk çabaları kapsamında cuma günü İstanbul’da bir araya gelebileceğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump da dün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, ABD’ye ait savaş gemilerinin İran’a doğru ilerlediğini söylemiş, Washington’un Tahran ile görüşmeler yürüttüğünü ifade etmişti. Trump, bir anlaşmaya varılmasını tercih ettiklerini, aksi halde “olumsuz sonuçlar” yaşanabileceğini dile getirmişti.


Rusya, nükleer kısıtlamaların olmadığı yeni bir dünyaya "hazır"

Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
TT

Rusya, nükleer kısıtlamaların olmadığı yeni bir dünyaya "hazır"

Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov bugün yaptığı açıklamada, Moskova'nın bu hafta sona erecek Yeni START anlaşmasının ardından nükleer silah kısıtlamalarının olmadığı bir dünyanın yeni gerçekliğine hazır olduğunu söyledi.

Ryabkov, ABD'nin Grönland'a çok sayıda füze savunma sistemi konuşlandırması durumunda Rusya'nın askeri alanda telafi edici önlemler almak zorunda kalacağını ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitry Peskov dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Kiev ve Washington ile ikinci tur görüşmeler için kararlaştırılan yeni tarihe katılacağını belirtti. Peskov, ABD arabuluculuğunda Ukrayna krizine ilişkin görüşmelerin bir sonraki turunun 4 ve 5 Şubat tarihlerinde Abu Dabi'de yapılacağını söyledi. "Bunu teyit ediyoruz... ve Ukrayna krizini çözmek için çalışmaya devam etmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin ertelenme nedenine ilişkin bir soruya yanıt olarak Peskov, "Konu, üç tarafın programlarının daha fazla gözden geçirilmesini ve koordinasyonunu gerektirdi ve bu da toplantının ertelenmesini zorunlu kıldı" dedi. Peskov, Moskova'nın "müzakerelere açık olduğunu" vurguladı. "Mevcut gruplar içinde çalışmalar devam ediyor ve biz bu çalışmaları memnuniyetle karşılıyoruz ve Ukrayna'daki krizi çözmek için devam etmeye hazırız."

Sözcü, "Moskova'nın Ukrayna ile temas konusundaki tutumu kesindir" diye belirtti. Bu bağlamda, sözcü, "(Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir) Zelenskiy, cumhurbaşkanlığı düzeyinde doğrudan temas öneriyor ve cumhurbaşkanımız da herhangi bir görüşmenin Moskova'da yapılması şartıyla bunun mümkün olduğunu söyledi" dedi.

Peskov, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik hava saldırılarını askıya alma kararına değinerek, "Daha önce belirtilenlere ekleyecek bir şeyimiz yok. 1 Şubat tarihi, hava saldırılarının geçici olarak askıya alınması olarak ele alındı" dedi.


Trump, Meksika'nın Küba'ya petrol göndermeyi durduracağını söyledi

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump, Meksika'nın Küba'ya petrol göndermeyi durduracağını söyledi

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, ABD'nin Küba'ya ham petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinin ardından Meksika'dan Küba'ya petrol göndermeyi durduracağını belirtti.

Trump, Oval Ofis'te dün düzenlediği basın toplantısında, "Küba başarısız bir devlettir. Meksika onlara petrol göndermeyi durduracak" dedi.

Yıllardır zor durumdaki Küba ekonomisi, Venezuela'dan gelen ucuz petrol kaynaklarına bağımlıydı.

Meksika'dan gelecek tedarikin durması, Küba'nın 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana karşılaştığı ciddi ekonomik krizi önemli ölçüde derinleştirecektir.

Meksika, konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Perşembe günü Trump, Havana'ya ham petrol sevkiyatı yapan ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.

Havana, Trump'ı adanın ekonomisini "boğmaya" çalışmakla suçluyor; ada zaten giderek şiddetlenen günlük elektrik kesintileri ve benzin istasyonlarındaki uzun kuyruklarla boğuşuyor.

Bu arada, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum pazar günü, ABD'nin gümrük vergisi uygulama tehditlerinin ardından adaya petrol tedarikine devam etmenin bir mekanizmasını bulmak için çalışırken, aynı zamanda "gıda ve diğer ürünler" de dahil olmak üzere Küba'ya insani yardım göndermeyi planladığını açıkladı.

Meksika Devlet Başkanı, perşembe günü Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, "Başkan Trump ile Küba petrolü konusunu hiç görüşmedik" ifadelerini kullandı.

Oval Ofis'ten konuşan Trump ise "Sanırım bir anlaşmaya çok yakınız, ancak şu anda Küba yönetimiyle görüşüyoruz" dedi ve ayrıntıya girmedi.

Ancak Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernandez de Cossío, dün AFP'ye verdiği röportajda, Küba ile Amerika Birleşik Devletleri arasında mesaj alışverişi olduğunu, ancak iki ülke arasında resmi bir görüşme yapılmadığını söyledi.

Şöyle açıkladı: "Şu anda kelimenin tam anlamıyla bir diyalog yok, ancak mesaj alışverişi yapıldı."