Avrupa'nın ardından Biden yönetimi Rusya'ya yönelik ilk yaptırımları açıklamaya hazırlanıyor

Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
TT

Avrupa'nın ardından Biden yönetimi Rusya'ya yönelik ilk yaptırımları açıklamaya hazırlanıyor

Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)
Moskova, Avrupa Birliği’nin ‘Rus muhalif lider Aleksey Navalny'nin zehirlenmesini’ gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kınadı. (AP)

ABD’li yetkililer  Joe Biden yönetiminin, 44 yaşındaki Rus muhalif lider Aleksey Navalny’nin zehirlenmesine ve çok sayıda destekçisiyle birlikte tutuklanmasına tepki olarak Moskova’ya yönelik ilk büyük yaptırımlarını uygulamaya hazırlandığını aktardılar. Bu adımın, Washington ile Moskova arasındaki gerginliğin artmasına neden olabileceği ve aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkileri gözden geçirmeye devam ettiği bir dönemde ABD’nin benimseyeceği yeni yaklaşımı yansıttığı düşünülüyor.
Başta ABD ve Almanya olmak üzere Batı ülkeleri, Rusya Federal Güvenlik Servisinde görevli ajanları geçtiğimiz ağustos ayında , Navalny'yi zehirlemek için iç çamaşırına yasaklanmış bir kimyasal olan Noviçok koymakla suçluyorlar. Navalny zehirlenmesinin ardından Almanya’da aylarca tedavi görmüştü. Daha sonra sağlığına kavuşan Navalny, Moskova'daki evine geri döndü. Çok geçmeden denetimlik serbestlik anlaşmasının şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Navalny’nin bu ayın başlarında yaklaşık üç yıl hapis cezasına çarptırılması Rusya genelinde kitlesel protestolara ve uluslararası toplumdan yapılan kınamalara yol açtı.
Biden yönetiminin Rusya’ya yaptırım uygulama eğilimi, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell başkanlığındaki AB Dışişleri Konseyi ile görüşmesinin ardından netleşti. ABD'li üst düzey diplomatlar, AB’nin Moskova’ya Rus muhalif lider Alexei Navalny ve destekçilerine yönelik uygulamalara tepki olarak AB’nin insan hakları yaptırımları sistemi çerçevesinde yaptırım uygulama kararını memnuniyetle karşıladılar.
Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Navalny'nin zehirlenmesine tepki olarak bir yaptırım paketi hazırlamış ancak uygulamaya koymamıştı. Ocak ayı başlarında, yani Kremlin’i cezalandırmak ya da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyen Trump’ın görev süresi sona ermeden önce hazırlanan yaptırımlar paketinin Trump yönetimi tarafından neden uygulanmadığı bilinmiyor.
 Biden yönetiminden bir yetkili, "Bu, insan hakları ihlalleri karşısında boş durmayacağımızı söylememiz için yeterlidir” ifadelerini kullandı.
Navalny'ye yönelik uygulamaların ve özellikle geçtiğimiz hafta bir mahkemenin Rus mıhalifin cezaevine nakledilmesi kararı almasının ardından Rusya’ya yaptırım uygulanması çağrısında bulunanlar, ABD'nin iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik yaptığı geniş kapsamlı incelemesini tamamlamasını bekleme eğilimindeler. ABD basını, 2005- 2009 yılları arasında Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Fried'in “Bu geniş kapsamlı incelemeyi yapmakta haklılar. Fakat Navalny söz konusu olduğunda acil önlem almaları gerekiyor” şeklindeki yorumunu aktardı. Fried, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Navalny’yi cezaevine göndermesinin engellenemeyeceğini ancak Putin’in en azından ABD'nin harekete geçmeye hazır olduğunu anlaması gerektiğini söyledi.
Kremlin her ne kadar Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Navalny’nin zehirlenmesi olayına karıştığını inkar etse de ABD Dışişleri Bakanlığı, FSB’yi açıkça hedef almaya devam ediyor. ABD’li yetkililer, daha önce Mart 2018'de İngiltere’de eski bir Rus ajanı olan Sergey Skripal ve kızı Yulia’nın Noviçok ile zehirlendiğine işaret ederek Rus yetkililerin Putin’in düşmanlarına Noviçok kullanarak suikast girişiminde bulunma girişimlerinin ilk kez yaşanmadığını söylüyorlar.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin (NSC) Rusya ile ilgili kapsamlı incelemesi henüz tamamlanmamış olsa da Biden yönetimi, önceki yönetimin üç çerçevede uygulanabilecek yaptırımlar öneren bir yaptırım paketi miras aldığından Navalny davasına sıfırdan başlamış sayılmaz. Paket, Navalny'yi alıkoyan kişilere karşı Magnitsky Yasası, 1991 tarihli Kimyasal ve Biyolojik Silahların Kontrolü ve Ortadan Kaldırılması Yasası ve kitle imha silahlarını yayanların ve destekçilerinin mal varlıklarını dondurmaya yönelik 13382 sayılı Yürütme Kararı çerçevesinde yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.
Trump'ın yaptırım paketi ayrıca bazı Rus yetkililerin ABD’ye giriş vizelerinin kaldırılmasını ve kitle imha silahları üretmek için kullanılabilecek bazı çift kullanımlı ürünlerin Rusya'ya ihracatının sınırlandırılmasını hedefliyor.
Yetkililer, NSC’nin tek taraflı sert kararlar almama ve Biden'ın büyük dış politika hamlelerinde ABD'nin ortaklarıyla yakın bir çalışma içerisinde olma taahhüdü doğrultusunda hareket etme tercihi nedeniyle, Biden yönetiminin Trump'ın ulusal güvenlik ekibinin bıraktığı paketi benimsemeyeceğini öne sürdüler.
Diğer yandan AB ekim ayında altı Rus yetkiliye ve bir devlet bilim enstitüsüne yaptırım uygulamıştı. Geçtiğimiz hafta da Navalny'ye yönelik davranışlarından ötürü üst düzey dört Rus yetkiliye karşı yeni yaptırımlar uyguladığını açıkladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘22 Şubat’ta AB Konseyi tarafından uydurma bir bahane ile alınan, Rus vatandaşlarına yönelik tek taraflı yasadışı tedbirler uygulama kararının hayal kırıklığı yarattığına’ işaret edildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Geçtiğimiz yıllarda hiç bir etkisinin olmadığı görülen suni bahaneler yaklaşımı ve Rusya ile ilişkilerde yaptırım ve baskı politikası uygulaması, AB’nin yeniden gözden geçirilmesine yönelik yeni bir fırsatı daha boşa harcadı.”
Bakanlık, açıklamasında, Brüksel'deki yetkililerin Rusya ile diyalogu iyileştirmek için bu fırsattan yararlanmak yerine, ‘ittifaklar yaklaşımına ve Rusya karşıtı klişelere boyun eğdiklerini ve içgüdüsel olarak yaptırımlar düğmesine bastıklarını’ belirtti. Bunun sağduyulu bir adım olmadığı vurgulanan açıklamada, önce siyasi bir karar alındığı, ardından da bu kararı uygulamaya koymak için plan yapıldığı öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca “Bu yeni yanlış adım, AB Konseyi tarafından Rusya karşıtı medya kampanyalarının daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde beslendiği koşullarda atıldı” denildi. Moskova'nın Navalny'nin serbest bırakılması çağrılarını ‘kabul edilemez ve saçma’ bulduğu belirtilen açıklamada, bu eylemlerin başka bir ülkenin iç işlerine müdahale anlamına geldiği vurgulandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell pazartesi günü yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin Navalny'nin tutuklanmasıyla bağlantılı kişilere yaptırım uygulamaya karar verdiğini duyurmuştu. Borrell, yaptırımların bir hafta içinde onaylanmasının beklendiğini de sözlerine eklemişti.



İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti Şarku’l Avsat’a konuştu: İran ile Suudi Arabistan arasında bölgeyi savaştan uzak tutma konusunda mutabakat var

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)
TT

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti Şarku’l Avsat’a konuştu: İran ile Suudi Arabistan arasında bölgeyi savaştan uzak tutma konusunda mutabakat var

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)

İranlı diplomat, Tahran’ın ABD ile yürütülen nükleer müzakereler konusunda başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle istişarelerde bulunduğunu açıkladı. İran’ın Riyad’ın diyalog sürecine verdiği destek ile önceki turlarda varılan anlaşmalara yönelik tutumunu takdirle karşıladığını ifade etti.

İran’ın Riyad Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile son bölgesel gelişmeleri ele aldığını belirtti. İnayeti, iki tarafın da “bölgede güvenlik ve barışın sağlanması ve savaştan kaçınılması gerekliliğini” vurguladığını söyledi.

fvfdvfr
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (SPA)

İnayeti, İran Dışişleri Bakanı’nın da Suudi mevkidaşıyla bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve bu temaslarda nükleer dosyadaki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini kaydetti.

İran ile ABD arasında Cenevre’de yapılan üçüncü tur nükleer müzakereler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin arabuluculuğunda “müzakere sürecinde kayda değer ilerleme” sağlanmasının ardından perşembe günü sona erdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iki aşamalı doğrudan ve dolaylı görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılar perşembe sabahı başladı ve yaklaşık 3 saat sürdü. Ardından istişareler için ara verildi. Müzakereler akşam yeniden başladı ve yaklaşık bir buçuk saat sonra tamamlandı.

İnayeti, Umman Sultanlığı’nın “etkin ve etkili” rolünü memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bunun “bölge meselelerinin bilgelik ve diplomasiyle, adil bir diyalog yoluyla ele alınmasına yönelik ortak bir vizyondan” kaynaklandığını ifade etti.

Ciddi müzakereler

Dr. İnayeti, Tahran’ın perşembe günü nükleer müzakerelere “tam bir ciddiyetle” katıldığını ve bunun “diyaloğa öncelik verilmesi” ilkesine dayandığını söyledi. İran’ın nükleer dosyada diplomatik çözümü tercih ettiğini defalarca dile getirdiğini hatırlatan İnayeti, bu dosyanın “İran’ın belirli bir seviyeye kadar uranyum zenginleştirme hakkı, nükleer silah edinmeme taahhüdü ve yaptırımların kaldırılması” gibi temel başlıkları içerdiğini kaydetti.

vfr
İranlı müzakere heyeti, Cenevre’de görüşmelere ev sahipliği yapan Umman Konsolosluğu’na varışından önce (İran Dışişleri Bakanlığı)

Cenevre’de yaklaşık 7 saat süren görüşmeler sırasında Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin tarafların görüşlerini aktardığını belirten İnayeti, hem nükleer başlıklar hem de yaptırımlar dosyası konusunda anlaşmanın içeriğine dair ciddi müzakereler yürütüldüğünü söyledi.

İnayeti, İran Dışişleri Bakanı’nın görüşmeler sonrasında yaptığı açıklamaya atıfla, “bazı konularda mutabakata varıldığını” ve teknik ekiplerin pazartesi günü UAEA’nın merkezi olan Viyana’da teknik incelemelere başlayacağını aktardı. Bu toplantıların, “bazı teknik meselelerin ele alınmasına yönelik bir çalışma çerçevesi ve metodolojisi belirlemeye” odaklanacağını ifade etti.

Körfez ülkeleriyle istişare

Büyükelçi İnayeti, bölge ülkelerinin güvenlik ve barışı sağlamak ve savaşı önlemek için ortak çaba sarf ettiğini vurgulayarak, Tahran’ın nükleer müzakereler konusunda Suudi Arabistan dahil Körfez ülkeleriyle istişarelerde bulunduğunu yineledi.

İran Cumhurbaşkanı’nın son bölgesel gelişmeleri Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüştüğünü ve iki tarafın bölgede güvenlik ve barışın sağlanması ile savaştan kaçınılması gerektiğini teyit ettiğini belirten İnayeti, İran Dışişleri Bakanı’nın da Suudi mevkidaşıyla yaptığı temaslarda nükleer dosyadaki gelişmeleri aktardığını söyledi.

İnayeti ayrıca, İran’ın Suudi Arabistan’ın diyalog sürecine verdiği destek ile önceki müzakere turlarında varılan anlaşmalara yönelik yaklaşımını takdir ettiğini ifade etti.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili ise Washington’ın “nükleer ve nükleer olmayan konuları” birbirinden ayırması halinde tarafların bir nükleer anlaşma için çerçeve üzerinde uzlaşabileceğini söyledi. Yetkili, kalan anlaşmazlıkların Cenevre’deki üçüncü tur görüşmelerde daraltılması gerektiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulması, balistik füze programının ve Tahran’ın bölgesel silahlı gruplara verdiği desteğin müzakere gündemine alınması yönünde baskı yapıyor. İran ise müzakerelerin yalnızca nükleer konularla sınırlı kalması gerektiğinde ısrar ederek, programının tamamen barışçıl amaçlara hizmet ettiğini savunuyor.

Askerî tırmanma endişesi

Müzakerelerin başarısız olması halinde olası bir ABD saldırısının zamanlamasına ilişkin belirsizlik sürüyor. Muhtemel askerî adımın amacı İran’ı nükleer müzakerelerde taviz vermeye zorlamaksa, sınırlı saldırıların bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağı net değil.

Amaç İran yönetimini ortadan kaldırmaksa, ABD’nin daha geniş ve uzun süreli bir askerî kampanyaya yönelmesi muhtemel görünüyor. Ancak bu senaryonun ardından ne olacağına, özellikle de İran’da olası bir kaos ihtimaline ilişkin kamuoyuna yansıyan herhangi bir planlama işareti bulunmuyor.


Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
TT

Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)

Ruanda'ya uygulanacak ABD yaptırımlarının, Afrika ülkesinin liderinin Senatör Lindsey Graham'a ricada bulunmasıyla askıya alındığı ortaya çıktı.

Wall Street Journal'ın (WSJ) haberinde Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame'nin, Cumhuriyetçi Senatör Graham'ı ocak ayı sonlarında arayarak yaptırımları engellemesini istediği belirtiliyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Ruanda'nın ABD'nin güvenilir bir ortağı olduğunu ve yaptırımların bu ilişkiyi bozabileceğini öne süren Graham'in Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiğini savunuyor.

Ruanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak mutabakattan kısa süre sonra Kongo'daki M23 örgütü, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım uygulama tehdidi savurmuştu.

WSJ'nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı, bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladı.

Ancak Beyaz Saray'ın Doğu ve Orta Afrika'daki önemli müttefiklerinden Ruanda'nın liderinin, Trump'a yakın Graham'la iletişime geçerek süreci durdurmasını istediği ifade ediliyor.

Kagame'yle telefon görüşmesinin ardından senatör, Başkan Yardımcısı JD Vance'in ofisiyle temasa geçmiş. Ruanda'nın ABD'ye kritik mineralleri tedarik etme sözünü tuttuğunu ve Washington için bölgede stratejik bir müttefik olduğunu vurgulayarak yaptırımların rafa kaldırılmasını istemiş.

Öte yandan Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunuluyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)

İran'ın ABD topraklarını vurabilecek füzeler geliştirdiğini savunan Donald Trump'ın bu iddialarının Amerikan istihbaratı raporlarına dayanmadığı ortaya çıktı.

Trump, Kongre'de salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, Tahran yönetiminin "yakında ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirdiğini" öne sürmüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da ertesi günkü açıklamasında, İran'ın "gelecekte ABD anakarasına ulaşabilecek silahlar geliştirme yolunda" olduğunu savunmuştu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise aynı gün yaptığı açıklamada, füze kapasitesini genişlettiklerine yönelik iddiaları reddederek, "Uzun menzilli füzeler geliştirmiyoruz. Menzilimizi kasıtlı olarak 2 bin kilometrenin altında tuttuk. Bunları sadece kendimizi savunmak için kullanıyoruz" demişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan üst düzey yetkililer, Beyaz Saray'ın açıklamalarının istihbarat raporlarına dayanmadığına dikkat çekiyor.

Kaynaklardan biri, Çin veya Kuzey Kore'nin teknolojik destek sağlaması halinde bile İran'ın kullanılabilir bir kıtalararası balistik füze üretmesinin en az 8 yıl alacağını savunuyor.

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın geçen yılki raporunda da İran'ın böyle bir füzeyi 2035'ten önce üretemeyeceği öngörüsü paylaşılmıştı.

Trump, konuşmasında Tahran'ın nükleer programını yeniden başlattığını ve günler içinde nükleer bomba yapacak materyale sahip olduğunu da iddia etmişti.

Kimliklerinin gizli tutulması kaydıyla New York Times'a konuşan yetkililer, bu yönde herhangi bir istihbarat raporu ya da delil olmadığını söylüyor.

İran'ın zenginleştirdiği uranyumların, geçen yıl haziranda İsrail ve ABD'nin düzenlediği saldırılar sonucunda tesislerin altında gömülü kaldığına dikkat çekiyorlar.

ABD, 22 Haziran'da Fordo, İsfahan ve Natanz'daki üç nükleer tesise hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 adet "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı. Trump, B-2 uçaklarıyla düzenlenen saldırıda İran'ın nükleer tesislerinin "tamamen imha edildiğini" öne sürmüştü.

Yetkililer, Tahran'ın Ortadoğu'daki İsrail ve ABD üslerini vuracak menzilde füzelere sahip olmasına rağmen ABD anakarasını hedef alabilecek bir füze üretmesinin yıllar süreceğini vurguluyor.

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Üyesi Demokrat Jim Himes, Rubio'yla salı günü kapalı kapılar ardında yaptığı görüşmeden sonra, "Ortadoğu'daki savaşlar başkanlar ve ülke için iyi sonuçlanmıyor. Ortadoğu'da yeni bir savaş başlatmak için tek bir iyi neden yok" demişti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Washington Post'ta yayımlanan son demecinde, İran'a saldırı düzenleseler dahi ülkelerinin "Ortadoğu'da yıllarca sürecek bir savaşın içine sürüklenmeyeceğini" savundu.

İran ve ABD arasında 6 Şubat'ta Umman'da başlayan nükleer müzakerelerin sonuncusu 26 Şubat'ta İsviçre'de yapıldı. Taraflar henüz anlaşmaya varamazken, Washington yönetimi Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırmayı sürdürüyor.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times, Washington Post