İran vekil güçlerinin füzeleri ABD’nin Irak’taki önceliklerini yeniden düzenledi

Biden ve Kazimi telefon görüşmesinde, Irak’taki ABD hedeflerine yönelik füze saldırılarının “faillerinin sorumlu tutulması” gerektiği konusunda mutabık kaldı. (AFP)
Biden ve Kazimi telefon görüşmesinde, Irak’taki ABD hedeflerine yönelik füze saldırılarının “faillerinin sorumlu tutulması” gerektiği konusunda mutabık kaldı. (AFP)
TT

İran vekil güçlerinin füzeleri ABD’nin Irak’taki önceliklerini yeniden düzenledi

Biden ve Kazimi telefon görüşmesinde, Irak’taki ABD hedeflerine yönelik füze saldırılarının “faillerinin sorumlu tutulması” gerektiği konusunda mutabık kaldı. (AFP)
Biden ve Kazimi telefon görüşmesinde, Irak’taki ABD hedeflerine yönelik füze saldırılarının “faillerinin sorumlu tutulması” gerektiği konusunda mutabık kaldı. (AFP)

Görünüşe göre, 15 Şubat’ta Erbil’e ve 20 Şubat’ta Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye düşen füzeler, ABD’deki Demokrat yönetimin ilgisini çekti ve İran nükleer dosyasına verdiği önemin yanı sıra bu füzeleri bölgedeki öncelikleri arasına yerleştirdi. ABD Başkanı Joe Biden, dün gece saatlerinde Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Beyaz Saray’dan ve Kazimi’nin ofisinden yapılan açıklamalara ek olarak Kazimi’nin attığı tweet, ABD’deki Demokrat yönetimin, ‘İran vekil güçleri’ diye nitelendirilen silahlı güçlerin yeniden füze fırlatması olayı başta olmak üzere Irak’ta olup bitenlere verdiği önemi yansıttı. Ancak söz konusu silahlı gruplar bu türden eylemlere karıştıkları yönündeki ifadeleri reddediyorlar.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Biden, Kazimi ile görüşmesinde, ABD'nin Irak'ın egemenlik ve bağımsızlığına olan desteğini teyit etti ve Başbakan'ın (Kazimi) liderliğini takdir etti. Irak ve uluslararası koalisyon güçlerine yönelik son füze saldırılarını ele alan liderler, bu saldırıların faillerinin tamamıyla sorumlu tutulması gerektiği noktasında mutabık kaldı. Taraflar ayrıca, iki ülke arasındaki Stratejik Diyaloğu ilerletme ve diğer temel meselelerde ikili iş birliğini artırmayı görüştü. Biden, önümüzdeki gün ve haftalarda Kazimi ile yakın temasta kalacağını ifade etti.
Kazimi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başbakan’ın Biden’dan bir telefon aldığı belirtilerek, görüşmede ortak ilgi alanına giren birtakım bölgesel ve uluslararası meselelerin yanı sıra iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ile Irak ve bölgedeki durumların ele alındığı aktarıldı. Açıklamaya göre iki taraf, Bağdat ve Washington arasındaki ortak iş birliğini güçlendirme ve bu iş birliğini ekonomi, güvenlik ve terörle mücadele başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirmeyi ele aldı. Kazimi, Irak’ın ulusal egemenliğini güçlendirme ve ortak çıkarlar temelinde iki ülke arasındaki Stratejik Diyalog görüşmelerinin ilişkileri ilerletmeyi kolaylaştıracak şekilde yeniden başlatılmasını görüştü. Açıklamada ayrıca “Irak’taki diplomatik temsilciliklerin korunması ve Irak ile bölgedeki istikrar ve güvenliğe zarar verme girişimlerinin reddedilmesinin önemi vurgulandı” ifadesine yer verildi.
Kazimi, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “ABD Başkanı Joe Biden ile telefon bağlantısında, iki ülkenin çıkarına hizmet edecek şekilde ikili ilişkilerin geliştirilmesi, ortaklığın güçlendirilmesi, bölgedeki barış ve güvenliği desteklemek için çalışmayı ve DEAŞ ile mücadelede iş birliğinin sürdürülmesini görüştüm. Aynı şekilde Irak’ın ulusal egemenliği temelinde iki ülke arasındaki Stratejik Diyaloğu sürdürmek için çalışmayı vurguladık” diye yazdı.
Biden ve Kazimi arasındaki telefon görüşmesi, Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye ve orada bulunan ABD Büyükelçiliği binasına pazartesi günü düzenlenen füze saldırısından iki gün sonra geldi. Ulusal güvenlik uzmanı, Stratejik İşler ve Gelecek Araştırmaları Merkezi Başkanı ve Nahreyn Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Allavi, Kazimi-Biden görüşmesiyle ilgili Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:
“Kazimi-Biden görüşmesi, ABD hükümetinin Irak’a olan ilgisini gösteriyor. Bu görüşme ABD hükümetinin ilk 100 günlük görev süresinde Ortadoğu bölgesine verdiği bir mesajdır. (Kazimi ve Biden arasında geçen) diyaloglar, diplomatik temsilcilikleri hedef alarak Irak hükümetinin diplomatik temsilciliklerin güvenliğini koruma yükümlülüğünü güç duruma düşüren özel gruplarla mücadelede güvenlik ve ekonomik iş birliği konusunda görüş alışverişinde bulunulduğuna işaret ediyor. ABD, Tahran ve Washington arasında şiddetlenen çatışmanın gölgesinde Irak’ın egemenliğine ve ulusal güvenliğine bağlıdır. Herkesin bir şekilde Irak dosyası üzerinde çalışması veya dirsek temasında bulunması ya da katılmasıyla Irak’ın sorunun anlaşılması noktasında tecrübe ve kapasitenin oluşmasının bir sonucu olarak, Irak artık ABD Ulusal Güvenlik ekibi için odak noktasını temsil ediyor.”
Fransız haber ajansı AFP’nin analistlerin görüşlerine yer verdiği haberine göre, Irak’ta ABD Büyükelçiliği ve Amerikan askerlerinin kaldığı üslere yönelik füze saldırılarının tekrarlanması, Tahran’ın yeni ABD yönetimine karşı sabrının tükenmesi nedeniyle İran destekli silahlı grupların Bağdat hükümetine karşı gerginliği tırmandırmaya çalıştığı yönünde işaretler taşıyor.
Irak’ta 4 ay süren sükunetin ardından ülkedeki Batı çıkarları bir hafta içinde 3 kez füze saldırılarıyla hedef alındı. Irak’ta görev yapan üst düzey ABD’li bir askeri yetkili, önceki gün, Bağdat’taki Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği’ne yönelik füze saldırısının hemen ardından AFP’ye yaptığı açıklamada, “Görünüşe göre geçen yılki olaylara geri döndük” dedi.
Güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, Bağdat’ın kuzeyindeki Beled Üssü’ne cumartesi gerçekleştirilen füze saldırısında, Irak’ın daha önce ABD’den aldığı F-16 uçaklarının korunmasından sorumlu bir ABD şirketinde çalışan Iraklı bir sözleşmeli personel yaralandı.
Ülkenin kuzeyindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) ABD askerlerinin bulunduğu hava üssüne geçen hafta benzer bir saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sonucu Iraklı bir sivil ve yabancı bir sözleşmeli çalışan hayatını kaybederken, aralarında bir ABD askerinin de bulunduğu bazı siviller yaralandı.
AFP’ye konuşan ABD’li yetkili, Irak’ta meydana gelen son olayların, geçen yıl yaşanan ve küçük araçlardan fırlatılan 107 milimetrelik onlarca füzenin kullanıldığı saldırılara benzediğini söyledi.
Bununla birlikte bu saldırıların sorumlusu olarak gösterilen grupların, saldırıları kınayan ilk taraf olmaları dikkati çekti. Ancak bu kınamalar güvenlik kaynaklarını ikna etmişe benzemiyor.
ABD’li yetkili, “Göstergeler, saldırıların daha önceki yöntemlere dayandığını gösteriyor. İstihbarat bilgileri, gelecekte daha fazla (saldırı) olacağını söylüyor” dedi.
Uzman ve analistler, Irak’taki ABD çıkarlarına karşı saldırıların yeniden başlamasının yerel ve küresel faktörlerle bağlantılı olduğu görüşünde.
Düşünce kuruluşu Royal United Services Institute'den Enise Bassiri, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, yerel düzeyde Iraklı silahlı grupların, kendilerini kontrol altına alma sözü veren Başbakan Mustafa el-Kazimi’ye meydan okuduğunu belirtti. Bassiri, “Herkese var olduklarını hatırlatmak ve Başbakan’a istedikleri zaman hareket özgürlüğüne sahip olduklarını göstermek istiyorlar” ifadesini kullandı.
Irak Meclisi’nde temsilcileri de bulunan bu gruplar, Ekim’de düzenlenecek erken seçim tarihinin yaklaşmasıyla birlikte güç gösterisinde bulunmaya çalışıyor.
Bassiri, “Gelecek seçimler çok önemli bir rol oynayacak. Bu gruplar ona hazırlanıyorlar” dedi. Söz konusu füzelerin aynı zamanda Tahran’dan Washington’a bir mesaj olabileceğine işaret ediliyor. Nitekim Joe Biden yönetimi, 2018’de Başkan Donald Trump döneminde iptal edilen nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışıyor.
Bassiri, “Yeniden başlayan saldırılar, İran yakın olan (silahlı grupların), ABD ile ufukta görünen görüşmelerde müttefiklerinin (Tahran’ın) elini güçlendirme çabası olabilir” ifadesini kullandı.



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.