Biden, UAEA toplantısı öncesinde İran üzerindeki baskısını artırıyor

Cumhuriyetçi kanat, Tahran nükleer yükümlülüklerine dönmeden yaptırımları kaldırmaya karşı.

UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
TT

Biden, UAEA toplantısı öncesinde İran üzerindeki baskısını artırıyor

UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)
UAEA Başkanı Rafael Grossi, geçen pazartesi günü Tahran ziyareti sonrasında, Viyana Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu. (Uluslararası Ajans)

ABD’li diplomatlar, Biden yönetiminin Tahran üzerindeki baskıyı artırma niyetinin göstergesi olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) üye devletlerin heyetlerine İran’ın nükleer faaliyetlerini ‘kınamaya’ çağıran bir belge dağıttı. Diğer taraftan nükleer anlaşmanın tarafları olan ‘5+1 grubu’, 2015 anlaşmadan geri kalanları kurtarmak amacıyla yoğun çabalar sarf ediyor. Cumhuriyetçi kanat Kongre’de Tahran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı bir yasa tasarısı önerdi.
Söz konusu üç sayfalık belgede, İran’ın nükleer yakıt üretiminin artırdığına dair son raporları tartışmak için gelecek hafta Viyana’da düzenlenecek UAEA yönetim kurulunun yaklaşan toplantısına dikkat çekiliyor. Bloomberg haber ajansına göre belgede UAEA’nın elde ettiği sonuçlar doğrultusunda İran’ın iş birliğine dair duyulan derin endişe yer alıyor.
İranlı uranyum zenginleştirme düzeyini yüzde 20 seviyesine çıkararak nükleer silah üretmeye daha çok yaklaştı. Gelecek haftaki toplantı, Biden yönetiminin yaklaşımının erken bir testi olabilir. Biden, İran’ın Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nın (nükleer anlaşma) yükümlülüklerine tam olarak uyması halinde ABD’nin de adım atmaya hazır olduğunu açıkça belirtmişti. Bloomberg, geçen salı günü İran’ın uranyum stokunun, sekiz yıldır ilk kez nükleer silah üretme düzeyine yakın olarak zenginleştirildiğini bildirdi. Ayrıca onlarca yıl önce bazı bölgelerde rastlanan uranyum izlerine yönelik İran açıklamalarının da yetersiz olduğunu aktardı.
ABD’nin dağıttığı belgeye göre dünya, İran’ın geçmişte nükleer silahlar elde etmeye çalıştığını uzun zamandır biliyor. Belgede şu ifadeler yer alıyor:
“İran’ın önceki nükleer silah programından çok sayıda kayıt tuttuğunu biliyoruz. İran artık UAEA ile tam olarak iş birliği yapmalıdır. Dolayısıyla İran’ın geçmişte nükleer silah alanındaki mirasının bugün Tahran’ın beyan etmediği nükleer materyali içermediğini garanti edebiliriz.”
Yapılan değerlendirmeler ‘İran’ın eksik bilgi vermesinin korkunç sonuçları olabileceği’ yönünde. Zira Çin ve Rusya gibi ülkelerin itiraz etme ihtimaline karşı söz konusu dosyaların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sevk edilmesi de muhtemel.
ABD geçen haziran ayında İran’ı son kez cezalandırmaya çalıştığında Çin bu durumu ‘eski Başkan Donald Trump döneminin zorbalığı’ olarak nitelendirerek karşı çıkmıştı. Rusya, Hindistan, Pakistan ve Güney Afrika da söz konusu uygulamaya karşı çıkarak veya çekimser kalarak Çin’e destek verdiler.
ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi kanat İran rejimine yönelik yaptırımların kaldırılmasına karşı bir yasa tasarısı öne sürdü. Cumhuriyeti senatörler Tom Cotton ve Mike Gallagher tarafından sunulan metinde Biden yönetimine, Tahran ‘nükleer hedeflerinden vazgeçmediği ve bölgedeki şiddet ve terörizme desteğini durdurmadığı sürece herhangi bir yaptırımı kaldırmama’ çağrısı yapıldı.
Senatörler, ABD Başkanı Joe Biden’ı eski Başkan Barack Obama’nın hatalarını tekrarlamaması konusunda da uyardılar. Ayrıca tasarının her iki mecliste de sunulmasının ardından yaptıkları açıklamada “İran, Obama yönetiminin zayıf politikalarından yararlandı. Başkan Biden, aynı hataları tekrar etmemelidir” ifadeleri kullanıdı.
Öneri, İran rejiminden tavizler elde etmek üzere bir baskı kartı olarak kullanılması için Kongre’de Tahran’a karşı yaptırımların kaldırılmaması yönünde çağrıların artması sonrasında geldi. Bazı senatörler Biden’ı ‘balistik füze programı ve İran’ın bölgedeki yıkıcı faaliyetleri’ ile ‘nükleer bir anlaşma sağlanması’ arasında bağ kurmaya çağırdı.
Diğer yandan bir grup Demokrat, Biden’ın İran ile diplomasiye güvenmesini ve nükleer anlaşmaya geri dönmesini destekleyen bir yasa tasarısı sundu. Tasarıda, anlaşmanın tüm şartlarına uyulmamasının İran’ın nükleer silah edinmesine yol açabileceğine de değiniliyor. Ayrıca İran’ın eski anlaşmanın tüm şartlarına uymasının ardından balistik füze programının ele alınması gerektiğini belirtiliyor. Tasarıda eski anlaşmada yer alanlara ek olarak yeni kısıtlamalar getirilmesine dikkat çekiliyor.
Tahran’da ise Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün ‘Tahran’ın kendisine getirilen kısıtlamalara uymaktan oldukça uzak olduğu’ ifadelerine destek verdi. Ayrıca ABD’nin bu davranışını ve Avrupa’nın Tahran ile ticaretten uzak durmasını kınadı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price geçen çarşamba günü, nükleer anlaşmayla ilgili tartışmalara geri dönmeye ilişkin olarak ABD’nin İran’a gösterdiği sabrının ‘sınırlı’ olduğu konusunda uyardı. Geçen salı günü de Tahran’ın nükleer anlaşma kapsamında getirilen kısıtlamalara uymaktan çok uzak olduğunu söyledi.
Zarif de 25 Şubat’ta Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “ABD, ancak nükleer anlaşmadan geri çekildikten sonra İran’ın ‘nükleer taahhütlerinden’ uzak adımlar attığını kabul etti” derken İran’ın söz koonsu döneme kadar sınırlarına bağlı olduğunu vurguladı. “ABD’nin bu davranışı, sebebin değişmediği anlamına geliyor” diyen Muhammed Cevad Zarif, “Avrupa üçlüsü de üç yıldır ticaret yapmadığı için suçludur” ifadelerini kullandı. Zarif ayrıca İran’ın, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına karşılık nükleer anlaşmanın 36’ncı maddesine dayanarak anlaşmadaki taahhütlerini durdurduğunu ve Avrupa ile ABD’nin öncelikle yaptırımları kaldıracak adımlar atması gerektiğini kaydetti.
Washington’ın Tahran’la nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için görüşme yapma teklifinin üzerinden bir hafta geçti. İran bu süre zarfında  BM denetimlerine kısıtlamalar getirdi.
ABD ve müttefikleri (İngiltere, Fransa ve Almanya) söz konusu adıma ‘ölçülü bir sessizlik’ ile yanıt verirken Reuters’ın 25 Şubat’ta yayınladığı haberine göre ABD’li ve Avrupalı yetkililer şu açıklamada bulundular:
“Bu durum, İran’ın müzakere masasına dönmesi umuduyla sarf edilen diplomatik girişimlerin bozulmama arzusunu veya bu gerçekleşmezse ABD yaptırımlarının devam edecek olmasını yansıtıyor.”
Tahran defalarca, Washington’ı 2018 yılında eski Başkan Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesinin ardından uyguladığı yaptırımları hafifletmek için inisiyatif almaya çağırdı. İran bunun ardından, Trump’ın geri çekilmesinden bir yıl sonra başlayan, anlaşmaya yönelik ihlallerine son vereceğini duyurdu.
İsminin açıklanmasını istemeyen ABD’li bir yetkili konuya dair şunları söyledi:
“Önce ABD’nin yaptırımları kaldırması gerektiğini düşünseler bile bu gerçekleşmeyecek. Tahran, Washington’ın anlaşmaya uymaya devam etmesini istiyorsa bunu yapmanın en iyi yolu, hatta tek yolu bu konuların ele alındığı bir masaya oturmaktır.”
İki Avrupalı diplomat da ‘provokasyonlara rağmen’, Batı dörtlüsünün şu an İran’a daha fazla baskı uygulamasını beklemediklerini bildirdiler. Diplomatlardan biri şu açıklamada bulundu:
“Mevcut politika, diplomasi kapısını kapatacak her şeyden kaçınarak kınamaya dönüktür. Dikkatlice hareket etmeliyiz. İleriye dönük bir yolumuz olup olmadığını görmek için üç Avrupa ülkesinin İran’ın acele adımları ve ABD’nin tereddüdü arasında manevra yapıp yapamayacağını beklemeliyiz.”
Söz konusu ‘İran’ın acele adımları’ ifadesiyle anlaşmaya aykırı hareketlerin hızlanmasına işaret ediliyor. Bir diğer Avrupalı diplomat ise Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD baskısının halen devam ettiğini vurguladı. “Çünkü Başkan Joe Biden yaptırımları kaldırmadı. İran, ABD’lilerden olumlu sinyaller alıyor. Şimdi fırsatı değerlendirmelidir” ifadelerini kullandı.
İran, bu hafta sonu UAEA ile iş birliğinin azalmasıyla, nükleer faaliyette bulunulduğundan şüphelenilen, beyan edilmemiş alanlara yönelik sürpriz teftiş çalışmalarını durdurdu.
Avrupa Birliği (AB), 25 Şubat’ta yaptığı açıklamada İran’ı UAEA ile tam iş birliği yapmaya çağırdı. İran’ın UAEA’nın nükleer faaliyetlerini kontrol etme kabiliyetini kısıtlaması konusundaki büyük endişesini dile getiren AB, iş birliğinin ‘İran’ın nükleer faaliyetlerini takip için’ hayati önem taşıdığını bildirdi. AB, nükleer yükümlülüklerini ihlal eden Tahran’ın geri adım atması talebini yinelerken İran’ın son uygulamalarının, UAEA’nın hayati tesisler hakkındaki bilgilere erişmesini ve uluslararası müfettişlerin ‘zenginleştirme operasyonlarını’ takibini engellediği konusunda da uyardı.
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ülkesinin anlaşmayı yeniden canlandırmak üzere bir fırsatın var olduğuna inandığını söyledi. Ryabkov, Washington ve Tahran arasındaki çıkmazın aşılmasına yardımcı olmak için Biden yönetimi tarafından atılacak ‘somut’ adımları içeren eşzamanlı bir yaklaşım önerdi.
Bloomberg ajansının haberine göre Sergey Ryabkov, “Uzun zamandır var olmayan bir fırsat mevcut” diyerek gelecek ay İran ile 5+1 grubu arasında görüşmelerin yapılabileceğini belirtti.
Rus diplomat, ABD’nin İran’ın varlıkları ve petrol ihracatı üzerindeki yaptırımları kaldırmaya başlayarak anlaşmaya yeniden katılma taahhüdünü gösterebileceğine inandığını ifade ettiği açıklamasında Tahran’ın da kademeli olarak anlaşmaya uyum sağlayabileceğini kaydetti.
Bloomberg, Moskova’nın İran’la yakın ilişkileri ve ABD ve Avrupa ile derin gerginliği göz önüne alındığında, Rusya’nın meseleyi çözme çabalarının ‘Washington’dan büyük bir şüpheyle karşılaşacağını’ aktardı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.