ABD, Suriye’deki İran mevziilerine operasyon düzenlendi

ABD Savunma Bakanı Austin, Irak’tan sağlanan bilgilerden ‘faydalandıklarını’ bildirdi.

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait iki uçak. (Arşiv- Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait iki uçak. (Arşiv- Reuters)
TT

ABD, Suriye’deki İran mevziilerine operasyon düzenlendi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait iki uçak. (Arşiv- Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait iki uçak. (Arşiv- Reuters)

ABD uçaklarının geçen perşembeyi cumaya bağlayan gece Suriye’deki İran destekli milislerin mevziilerine gerçekleştirdiği hava operasyonları, 22 milisin ölmesine ve birçok kişinin yaralanmasına neden oldu. Saldırılar, iki taraf müzakere masasına oturmadan önce İran’ın karşı hamlelerine karşı ‘dengeleyici bir eylem’ ve ‘yarı tırmanış mesajı’ olarak nitelendirildi.
Yapılan değerlendirmeler İran’ın her müzakere turu öncesindeki artırdığı gerilimi, ‘Özellikle Cumhuriyetçilerin ‘Obamacı’ (eski Başkan Barack Obama) olarak gördüğü’ bir yönetimden yanıt almamasından kaynaklandığı yönünde. Buna rağmen ABD askeri yetkililerinin açıklamaları, Washington’ın tepkisinin dikkatlice hesaplandığını açıkça gösteriyor.
Askeri harekat tavsiyesinde bulunduğunu söyleyen ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin “Zaman çizelgemize göre yanıt vereceğimizi defalarca söyledik” dedi. Askeri yetkililerin açıklamalarına dikkat çeken Austin, Irak’ta meydana gelen saldırılara uygun yerde ve zamanda cevap verileceğini bildirdiklerini vurguladı. Savunma Bakanı, Kaliforniya açıklarındaki ‘USS Nimitz’ uçak gemisini ziyareti sırasında, “Bir kez daha doğru hedeften emin olmak istedik. Iraklıların istihbarat bilgisini araştırmasına ve geliştirmesine izin verdik. Bu, hedefimizi geliştirmemiz için oldukça faydalı oldu” ifadesini kullandı.
Beyaz Saray, operasyona dair açıklama yapmadı. Ancak geçen salı günü Biden’ın Irak’ta meydana gelen son saldırıları Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi ile görüştüğü belirtilerek iki liderin “sorumluların tamamen hesap vermesi gerektiği’ konusunda hemfikir oldukları bildirildi.
Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby şu açıklamada bulundu:
“Başkan Joe Biden’ın talimatı üzerine ABD kuvvetleri doğu Suriye’de İran destekli silahlı gruplarca kullanılan bir yapıya hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıların emri, Irak’ta ABD ve Koalisyon personeline yönelik son saldırılara ve devam eden tehditlere yanıt olarak verildi. Saldırılarda, Hizbullah ve Seyyid eş-Şuheda Tugayları da dahil olmak üzere İran destekli bir dizi silahlı grup tarafından kullanılan bir sınır kontrol noktasındaki tesisler hedef alındı. Askeri yanıta, Koalisyon ortaklarıyla istişareler de dahil olmak üzere diplomatik uygulamalar eşlik etti. Bu, Başkan Biden’ın ABD ve Koalisyon personelini korumak için beklemeyeceğine dair açık bir mesajdır. Aynı zamanda hem doğu Suriye hem de Irak’ta gerginliği azaltmaya yönelik bilinçli bir şekilde hareket ettik”.
Irak’taki İran yanlısı silahlı grupların son iki hafta içerisinde üç saldırı düzenlediği öne sürüldü. Milislerin füzelerinin, geçen pazartesi günü ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği yakınlarına düştüğü, cumartesi de kuzeydeki Irak hava üssü Balad’ı hedef aldığı belirtildi. Saldırı, F-16’ların bakımından sorumlu bir ABD şirketinde Iraklı bir personelin yaralanmasına yol açtı. 15 Şubat’ta füzeler, DEAŞ’a karşı Koalisyon güçlerinin Erbil Havaalanı’nda konuşlandığı askeri üsse düştü. Biri Koalisyon yanında sözleşmeli çalışan yabancı sivil olmak üzere iki kişi yaşamını yitirdi.
Resmi bir Suriye kanalı, 26 Şubat sabahı acil başlığı altında, hava saldırılarıyla ‘Suriye- Irak sınırındaki bölgeleri’ hedef alan ABD saldırısını duyururken ayrıntıya yer vermedi. Suriye Dışişleri Bakanlığı, ABD saldırısını ‘yeni ABD yönetiminin politikalarının olumsuz bir göstergesi olan bir saldırı’ olarak nitelendirdi.
Bakanlık, resmi medya organları üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye’nin “korkak ABD saldırılarını” en güçlü ifadelerle kınadığını belirtti. Bakanlık ayrıca saldırıyı ‘yeni ABD yönetiminin uluslararası meşruiyete bağlı kalması gereken politikalarının olumsuz bir göstergesi’ olarak niteledi. Aynı şekilde İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de 26 Şubat’ta Suriyeli mevkidaşı ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Hükümete bağlı bir internet sitesi, “İki taraf, Batı’nın Suriye konusundaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına uyması gerektiğini doğruladı” açıklamasına yer verdi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), çoğu Hizbullah Tugayları’ndan olmak üzere İran’a sadık Iraklı gruplardan 22 kişinin öldüğünü duyurdu. Daha önce de 17 Iraklı silahlının öldürüldüğü açıklanmıştı. Irak’taki Hizbullah Tugayları’ndan bir yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Suriye- Irak sınırına yakın noktalarımızdan birini hedef alan, bir uçaktan fırlatılan iki füzeyle bir savaşçımız öldü, bazıları da yaralandı” dedi. SOHR’a göre saldırılarda, Deyrizor’un doğu kırsalındaki Ebu Kemal şehrinin güneyinde cephane taşıyan üç kamyon imha edildi. SOHR Müdürü Rami Abdurrahman, kamyonların sabah saat 1 civarında Irak’tan kaçak geçişle Suriye’ye girdikleri an hedef alındıklarını aktardı.
Deyrizor’un doğu kırsalındaki Ebu Kemal ve Meyadin şehirleri arasında uzanan bölge, Suriye rejim güçleri yanında savaşan rejim yanlısı gruplar aracılığıyla İran’ın etkisi altında bulunuyor. Sıklıkla bölgede silah ve mühimmat veya depolar taşıyan kamyonlar, İsrail’den yapıldığı iddia edilen saldırılara maruz kalıyor. Bu eylemlerin hedefinde Suriye’deki ‘İran mevzilenmesini’ sona erdirmek var.
ABD ordusu, Irak askeri üssüne yapılan bir füze saldırısında bir ABD’linin öldürülmesinin ardından, 2019 yılının sonlarında Suriye ve Irak’taki Irak Hizbullah Tugayları’nın beş üssünün bombalandığını duyurmuştu.
ABD saldırıları, Washington’ın Irak’taki diplomatik misyonunu kapatma tehditleri karşısında İran yanlısı gruplar tarafından kabul edilen ateşkes çerçevesinde aylarca sakin geçen atmosferin sonrasında gelişti.
Saldırı, Biden yönetiminin İran ile müzakere masasına dönmeye çalıştığı bir dönemde Tahran’a uyarı niteliği taşıyor. ABD, Trump’ın geri çekildiği nükleer anlaşmanın geleceğini ele almak için Almanya, Fransa ve İngiltere liderliğinde görüşmelere başlama kararı aldı. İran ise şimdiye kadar taahhütlerine geri dönmeyi ve ‘ABD tüm yaptırımları kaldırmadıkça’ müzakere masasına oturmayı kabul etmedi.
Saldırılara yönelik ABD tepkisi bağlamında ise ‘müzakere çabalarını sabote edeceği’ korkusuyla, bazı Demokratların yanı sıra, özellikle Biden yönetiminin İran’ın hamlelerine yanıt vereceğinden şüphe duyan Cumhuriyetçiler, saldırıları memnuniyetle karşıladılar.
Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nun üst düzey Cumhuriyetçi üyelerinden Michael McCaul, verilen cevaptan dolayı memnuniyetini dile getirirken, İran destekli milislere daha fazla misilleme yapılması saldırısı çağrısında bulundu. McCaul, “Bu tür tepkiler, gerekli ve caydırıcıdır. İran’a, vekillerine ve dünyanın dört bir yanındaki düşmanlarımıza, ABD çıkarlarına yönelik saldırılara müsamaha gösterilmeyeceğini hatırlatıyor” dedi. Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio Marco Rubio da “İran destekli milisler, geçtiğimiz iki hafta içinde ABD’lilere karşı üç saldırı düzenlediler. Bu yanıtlar, belirli, dengeli ve gerekliydi” ifadelerini kullandı. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da saldırıya güçlü bir şekilde destek verdi açıklamasında şunları söyledi:
“Biden yönetiminin Suriye’de İran destekli milislere karşı gerçekleştirdiği saldırıyı takdir ediyorum. Düşmanlarımızın ABD’ye yönelik bir saldırının büyük bir bedeli olacağını bilmeleri önemlidir.”
Senatör, saldırıların söz konusu milisleri ve diğerlerini gelecekte benzer saldırılar düzenlemekten caydıracağı yönündeki umudunu dile getirdi.
Washington Enstitüsü’nde üst düzey araştırmacı Patrick Clawson, saldırının ‘İran’ın oyunun kurallarını değiştirme girişimlerine’ yönelik bir ABD mesajı olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Clawson şu ifadeleri kullandı:
“İran, Husilerin Suudi Arabistan’da sivil hedeflere ve Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Erbil şehrine füze saldırılarının yanı sıra Lübnanlı muhalif Lokman Selim’in suikastı ile devam eden sürekli provokasyonlar yoluyla oyunun kurallarını değiştirmek istedi. Tüm bu provokasyonlar Biden yönetiminin ilk ayında gerçekleşti. Bunlar, Başkan’ın ekibini, Washington’ın nükleer müzakereleri sürdürmek için müzakere etmekte ısrar etmesine rağmen İran’ın ABD’nin çıkarlarını vuracağına inanmaya zorladı.”
Patrick Clawson, Biden’ın Irak’ı ve Kazımi’yi gerçekten desteklediğini belirterek ülke içerisinde kendisine verilen siyasi desteğin zayıflamasını ve muhalifler tarafından hesap sorulmasını istemediğini kaydetti. Bu nedenle Suriye’deki saldırıların Kazımi’ye zarar vermediğini söyledi.
Yapılan açıklamalar Pentagon’un daha büyük hedeflerin vurulmasını teklif ettiği ancak Biden’ın daha az saldırgan bir seçeneği kabul ettiği yönünde. ABD’li yetkililer, saldırıların nispeten küçük ve Irak hükümetinin diplomatik tepkisini önlemek için dikkatlice ayarlanmış bir askeri tepki olduğu görüşündeler.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.