Biden yönetimi Çin’e karşı teknoloji endüstrilerine dayalı ittifak oluşturmak için harekete geçti

Biden yönetimi Çin’e karşı teknoloji endüstrilerine dayalı ittifak oluşturmak için harekete geçti
TT

Biden yönetimi Çin’e karşı teknoloji endüstrilerine dayalı ittifak oluşturmak için harekete geçti

Biden yönetimi Çin’e karşı teknoloji endüstrilerine dayalı ittifak oluşturmak için harekete geçti

ABD Başkanı Joe Biden’ın yönetimi, endüstriyel alanlardaki Çin genişlemesine karşı koymak için G7 grubunda ekonomik ve teknik ittifaklar kurmaya çalışıyor.
Birçok ABD’li uzman ve yetkili, Çin ve ABD arasındaki bu çatışmanın, eski Başkan Donald Trump yönetiminden yeni yönetime miras kalan iki ülke arasındaki gerilimlerin ışığında kaçınılmaz olduğuna inanıyor.
Pek çok gözlemci ve eleştirmen, ABD-Çin çatışmasının genel olarak tek bir şey etrafında döndüğüne, yani despotizme karşı demokrasi mücadelesi olduğuna ve yeni ABD yönetiminin, Çin’in genişlemesine karşı koymak için teknoloji endüstrilerine dayalı ortak bir ittifak kurma konusunda etrafındaki ülkeleri bir araya getirmede yeterli pragmatizm kapasitesine sahip olduğuna inanıyor.
Wall Street Journal gazetesinin Biden yönetiminden yetkililere dayandırdığı haberine göre, ekonomiye dayalı çeşitli ittifaklar kurmayı planlayan Washington, diğer bazı ülkelere ek olarak  G7’nin endüstriyel güçlerinin çoğunu buna dahil etmeyi düşünüyor.
Yetkililer, Biden yönetiminin bu yaklaşımıyla ABD’nin müttefikleri ile ilk görüşmeleri başlattığını, çabaların aylar sürmesi beklense de izlediği stratejinin savunma ve saldırı bileşenlerine sahip olduğunu ve uyumlu çabalara odaklandığını açıkladı.
Bu haber, Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın Senato’daki onay oturumunda söylediklerini doğruluyor.
Blinken burada, söz konusu ittifakın yapay zekaya dayalı olacağını ve araştırmacıları bu alanda lider olan İsrail’i içerebileceğini söyledi.
İhracat kontrollerinden biri de, Çin’in belirli teknolojileri ithal etmesini engellediğinden emin olmak için muhtemelen Hindistan’ı içerecek.
Biden yönetiminden yetkili, Çin’i rahatsız etmekten endişe duyan ülkeleri ittifaklara katılmaya teşvik etmek için ABD’nin katılımlarını kararlı bir şekilde ilan etmeyebileceğine dikkat çekti.
İttifaklar için hazır olduğu düşünülen alanlar arasında ihracat kontrolü, teknik standartlar, bilgi işlem, yapay zeka, biyoteknoloji, 5G iletişimi ve gözetim teknolojisini yöneten kurallar yer alıyor.

Çin dünyanın en büyük yarı iletken pazarı
Yarı iletken teknolojisi, yönetim listesinin en başında yer alıyor. Çünkü bilgisayar çipleri modern ekonomiyi destekliyor ve Çin dünyadaki en büyük yarı iletken pazarı.
Ancak çiplerin yüzde 80’inden fazlası, ‘özellikle gelişmiş olanlar’ Çin’deki yabancı şirketler tarafından ithal ediliyor veya üretiliyor.
Pekin, dünya standartlarında bir endüstri inşa etmek için son birkaç on yılda on milyarlarca dolar harcadı. Ama yine de Batılı rakiplerin gerisinde ve Biden yönetimi bunun böyle kalmasını istiyor.
Trump yönetimi sırasında ABD, Hollanda yapımı yarı iletken üretim ekipmanlarının Çin’in en büyük çip üreticisine satışını engellemek için Hollanda ile birlikte çalıştı.
Teknoloji uzmanları, yarı iletken üretim ekipmanını bir ‘darboğaz teknolojisi’ olarak tanımlıyor çünkü yalnızca ABD, Japonya ve Hollanda tarafından kontrol ediliyor.
Önemli bir yarı iletken üreticisi olan ve Pekin’in ayrılıkçı bir eyalet olarak gördüğü Tayvan’ın ittifak listesine eklenmesi Çin’in endişesini artıracak.
Çin Dışişleri Bakanlığı konuya dair açıklamasında, “ABD önderliğindeki yarı iletken ittifakı, piyasa ekonomisi ve adil rekabet ilkelerini ihlal ediyor. Dünyayı yapay olarak ayıracak ve uluslararası ticaretin kurallarını yok edecek” denildi.

 


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.