Aung San Suu Çii yeni suçlamalarla karşı karşıya

Güvenlik güçleri dün Yangon’da düzenlenen protestolara biber gazı ile müdahale etti. (AP)
Güvenlik güçleri dün Yangon’da düzenlenen protestolara biber gazı ile müdahale etti. (AP)
TT

Aung San Suu Çii yeni suçlamalarla karşı karşıya

Güvenlik güçleri dün Yangon’da düzenlenen protestolara biber gazı ile müdahale etti. (AP)
Güvenlik güçleri dün Yangon’da düzenlenen protestolara biber gazı ile müdahale etti. (AP)

Myanmar’da göstericiler protestocular, 1 Şubat’taki darbeden bu yana gerçekleşen en ölümcül protestoların ertesi günü artan gerilimle birlikte dün sokaklara geri döndü. Diğer yandan iki yeni suçlamayla karşı karşıya kalan, demokratik olarak seçilmiş lider Aung San Suu Çii ise askeri darbenin ardından tutuklanmasından bu yana ilk kez dün video konferans aracılığıyla, avukatları ile beraber mahkeme huzuruna çıktı. Aung San Suu Çii’nin avukatlarından Min Min Soe, Reuters’a verdiği demeçte 75 yaşındaki Suu Çii’nin Nepido’da mahkemeye çıktığı sırada sağlıklı göründüğünü, avukatıyla görüşmek istediğini dile getirdiğini aktardı.
Yeni suçlamalar, ülke çapında gerçekleşen kanlı baskının ertesinde geldi. Suu Çii’nin destekçileri, darbeden bu yana yaşanan en şiddetli çatışmaların ardından birçok kasabada ve şehirde baskıya meydan okuyarak yürüyüş düzenledi. Birleşmiş Milletler’in (BM) bildirdiğine göre güvenlik güçleri pazar günü 18 protestocuyu öldürdü. AFP’nin bağımsız bir kaynaktan aktardığına göre şu ana kadar 10 kişi yaşamını yitirdi. Ülkeden gelen haberlere göre ise ölü sayısı, BM tarafından bildirilenden daha fazla. Nitekim polis ve ordunun barışçıl protestoculara karşı ölümcül silahlar kullanması yeni bir uluslararası protesto dalgasını ateşledi. ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Myanmar güvenlik güçlerinin korkunç şiddetini kınadı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de barışçıl protestoculara karşı kullanılan ölümcül gücün ve keyfi tutuklamaların kabul edilemeyeceğini vurguladı. 
Video konferans yoluyla katıldığı duruşmanın ardından AFP’ye konuşan açıklamalarda bulunan avukat Nay Tu, Nobel Barış Ödülü sahibi Suu Çii’nin iletişim yasalarını ihlal etmek ve kamuoyunda infiali kışkırtmakla suçlandığını bildirdi. Suu Çii, lisanssız altı telsize sahip olmak ve koronavirüs kısıtlamalarını, dolayısıyla Doğal Afetler Yasası’nı ihlal etmekle suçlanıyordu. Uluslararası gözlemciler ise söz konusu suçlamaların abartılı olduğu görüşünde.
Müvekkili ile gözaltına alınmasından bu yana ilk kez video konferansta karşılaşan avukatı Khin Maung Zaw ise Suu Çii’yi görmesine henüz izin verilmediğini ifade etti. Bir sonraki duruşmanın 15 Mart'ta yapılması bekleniyor. Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) lideri Suu Çii, hükümetteki önde gelen parti yetkilileriyle birlikte devrilmesinin ve tutuklanmasının ardından kamuoyuna çıkmadı.
Eskeri darbenin sona ermesinin ardından halkın yeniden iktidara getirilmesi çağrısında bulunan Myanmar’ın BM Daimi Temsilcisi Kyaw Moe Tun, birkaç gün önce iktidardan çekilmişti. Moe Tun’u görevden ordunun aldığı belirtiliyor.
Uluslararası protestolar ile ABD ve Avrupa Birliği'nin açıkladığı yaptırımlar henüz orduyu etkilemede başarılı olamadı. “Ülkelerin bu konuda verdikleri tepkiyi artırmaları gerekiyor. Kınayıcı ifadeler memnuniyetle karşılanıyor ancak yeterli gelmiyor” açıklamasında ulunan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews, alınacak önlemlerin bir listesini pazartesi günü Güvenlik Konseyi'ne sunacağını kaydetti.
Ülkede tutuklama dalgası ise devam ediyor. Darbeden bu yana en az bin 100 kişinin tutuklandığı, suçlandığı ve mahkum edildiği bildirildi. Yalnızca pazar günü 571 kişinin tutuklandığı ifade ediliyor. Son günlerde, AP’de görev yapan bir kameraman da dahil olmak üzere çok sayıda gazeteci de tutuklananlar arasındaydı.
Sosyal medyadan yayınlanan bir canlı yayında, güvenlik güçlerinin önceki gün gerçekleştirilen çok sayıda tutuklamayı protesto etmek için toplanan göstericileri Yangon’daki Insein Hapishanesi yakınlarında vurduğu görüldü. Ancak mermilerin gerçek mi yoksa plastik mi olduğu belirlenemedi. Aynı zamanda protestocuların ‘Biz biriz’ sloganları attığı kaydedildi. Myanmar'ın ekonomik başkentindeki diğer bölgelerde, bazı protestocuların kendilerini korumak için tahtalar ve kanepeler kullandığı görüldü.
Günlük protestolar ve sivil itaatsizlik kampanyaları yoluyla yaklaşık bir ay süren demokrasi yanlısı seferberliğin ardından yetkililer özellikle pazar günü kanlı bir tepki verdi. Sağlık görevlilerinden birinin aktardığına göre ülkenin güneyindeki Dawei'de üç protestocu gerçek mermi kullanılarak öldürüldü. Şehrin sakinleri ise dün sabah kurbanların fotoğrafları önüne çiçek ve mum koymak için sokağa çıktı. Tanınmış bir aktivist, Facebook hesabından yaptığı açıklamada “Ordu bir terör örgütüdür” ifadelerini kullandı.
Devlet medyasından pazar günü yapılan açıklamada yasa dışı kalabalığa karşı katı önlemler alınacağı uyarısında bulunuldu. Siyasi tutuklulara yardım sağlayan bir sivil toplum kuruluşu, 1 Şubat darbesinden bu yana yaklaşık 30 protestocunun öldürüldüğünü duyurdu. Ordu tarafından yapılan açıklamada ise topluluğun dağıtılmaya çalışıldığı sırada bir polisin öldüğü belirtildi.
Myanmar’da ordu, 1988 ve 2007 yıllarında meydana gelen halk protestolarını da bastırmış; ülke 1948'deki bağımsızlığından bu yana yaklaşık yarım asır boyunca ordu tarafından yönetilmişti. Nitekim darbe, 10 yıl süren iktidarın demokratik geçişine de bir son verdi.



Trump’ın sinyalini beklerken savaş bulutları toplanıyor

ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)
ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)
TT

Trump’ın sinyalini beklerken savaş bulutları toplanıyor

ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)
ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)

Bölgede askeri yığılma devam ederken, ABD'nin İran'a karşı bir saldırı başlatıp başlatmayacağı beklentisiyle savaş havası hakim.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Tahran ile ciddi bir anlaşmaya varılması gerektiğini belirterek, görüşmelerin iyi ilerlediğini kaydetti. Ancak "başarısızlık durumunda ciddi sonuçlar doğuracağı" uyarısında bulundu ve durumun önümüzdeki 10 gün içinde netleşmesini beklediğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın sahadan aldığı bilgilere göre, ABD kaynakları ordunun cumartesi gününden itibaren olası saldırılara hazır olduğunu, ancak nihai kararın ABD medyasına göre "Beyaz Saray içinde siyasi ve askeri inceleme altında" olduğunu bildirdi.

Bu arada Tahran, uranyum zenginleştirme hakkının olduğunu vurgulayarak savaş istemediğini, ancak aşağılanmayı da kabul etmeyeceğini belirtti ve Hürmüz Boğazı'ndaki gücünü sergiledi.

İsrail ise İran destekli grupların, örneğin Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husi milislerinin, herhangi bir çatışmaya karışmaları durumunda, onlara karşı saldırılar düzenlemeyi planlıyor. Tel Aviv, bu grupları herhangi bir saldırıya karşı uyardı ve "büyük ve benzeri görülmemiş bir yanıt" vereceğini belirtti. İsrail Başbakanı Biyamin Netanyahu, ülkesinin "İran'a hayal edilemeyecek bir yanıt vereceğini" ifade etti.


Barış Konseyi, Gazze için milyarlarca dolarlık taahhütlerle kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)
TT

Barış Konseyi, Gazze için milyarlarca dolarlık taahhütlerle kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Washington'da 40'tan fazla ülkenin temsilcileri ve 12 ülkenin gözlemcilerinin katılımıyla "Barış Konseyi"ni kurdu. Konseyin odak noktası, İsrail savaşıyla harap olan Gazze Şeridi'nin yeniden inşası ve orada uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıydı.

Trump, ABD'nin Konseye 10 milyar dolar bağışlayacağını açıkladı, ancak fonların nasıl harcanacağına dair bir açıklama yapmadı. Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu, bunun Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için gereken tahmini 70 milyar doların küçük bir kısmı olduğunu ifade etti.

Trump, Hamas'ın silahsızlandırılmasının önemini vurgulayarak, hareketin söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini, aksi takdirde "şiddetli bir karşılık" verileceği uyarısında bulundu. "Dünya şu anda Hamas'ı bekliyor ve şu anda önümüzdeki tek engel o" dedi.

Yeni kurulan Uluslararası İstikrar Gücü'nün komutanı General Jasper Jeffers ise Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk'un bu çabaya katılmak üzere asker gönderme sözü verdiğini açıkladı. Ayrıca, Gazze Şeridi'ne komşu olan Mısır ve Ürdün de polis ve güvenlik güçlerini eğitmeyi kabul etti.


Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.