Riyad, en büyük aydınlatma sanatları sergisine ev sahipliği yapacak

Riyad’daki sergi 18 Mart’ta başlayacak.

“Işık Üzerine ışık” sergisi, aydınlatma sanatlarındaki kalitesi bakımından müzelerle kıyaslanıyor. (SPA)
“Işık Üzerine ışık” sergisi, aydınlatma sanatlarındaki kalitesi bakımından müzelerle kıyaslanıyor. (SPA)
TT

Riyad, en büyük aydınlatma sanatları sergisine ev sahipliği yapacak

“Işık Üzerine ışık” sergisi, aydınlatma sanatlarındaki kalitesi bakımından müzelerle kıyaslanıyor. (SPA)
“Işık Üzerine ışık” sergisi, aydınlatma sanatlarındaki kalitesi bakımından müzelerle kıyaslanıyor. (SPA)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz’in direktifleriyle, 1960’lardan günümüze kadar aydınlatma sanatlarında düzenlenen en büyük karma sanat sergisi olan Işık Üzerine Işık’a (Nur ala Nur) ev sahipliği yapıyor.
Riyad Işık Festivali kapsamında düzenlenecek olan sergi 18 Mart’ta başlayacak ve 17 gün boyunca devam edecek. Sergi, Riyad’ın birçok noktasında ışıklandırmaya dayalı 60 interaktif sanat eseri gösterimi içeriyor. Etkinliğin yüzde 40’ı Suudi Arabistan’dan olmak üzere dünya çapında 20’den fazla ülkeden aydınlatma sanatları alanında önemli sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Söz konusu festival, dört büyük Riyad projesinden biri olan ve Kral Selman bin Abdulaziz tarafından 19 Mart 2019’da Veliaht Prens’in girişimiyle başlatılan Riyad Sanat programının ilk faaliyeti sayılıyor.
Festival, her türlü aydınlatma sanatı, tarihi, mühendislik ve optik eserler, heykeller, aydınlatma gösterileri, interaktif performanslar, yerleştirme sanatları ve bir dizi sanat formlarını içeriyor.
Söz konusu festival Riyad sakinleri ve ziyaretçilerine, Kral Abdullah Finans Merkezi ve Al Murabba’daki Kral Abdulaziz Tarihi Merkezi ile şehrin çeşitli yerlerinde eğlenme imkanı sunuyor.

Işık Üzerine Işık Sergisi ziyaretçilerinin, 18 Mart-12 Haziran tarihleri arasında Kral Abdullah Finans Merkezi’nin Konferans Merkezi’nde karşılanacağı bildirildi. Sergi, aydınlatma sanatlarındaki kalitesi bakımından müzelerle kıyaslanmasıyla öne çıkıyor. Sergi dört bölüme ayrılıyor. Bunlar; ışığı algılama bölümü, ışık deney bölümü, ışığı yansıtma bölümü ve ışık ortamı bölümleri.
Ziyaretçiler söz konusu bölümlerde farklı zamanlarda, dünyanın çeşitli yerlerinden sanatçılara ait eserleri, bunları birbirinden ayıran ışıklar eşliğinde gezecek. Program tüm aile bireylerine uygun çeşitli atölye çalışmaları, tartışma oturumları, turlar, sunumlar, gönüllü programlar, sinema ve müzik etkinlikleri, eğlence ve eğitim faaliyetleri ile eşlik edecek.

Riyad Kraliyet Komisyonu Yönetim Kurulu’nda bulunan Kültür Bakanı ve “Riyad Sanat” projesi Yönetim Kurulu Başkanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, festivalin Prens Muhammed bin Selman’ın Suudi başkentini dünya başkentleri arasında hak ettiği konuma yükseltme noktasındaki kararlılığı çerçevesinde geldiğini söyledi.
Bakan, festivalin, Riyad şehrini, özgünlük ve çağdaşlık ile harmanlanmış açık bir sanat galerisine dönüştürerek, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda şehirdeki yaşam kalitesini yükseltme ve şehrin kültürel ve sanatsal yönlerini geliştirmeyi hedeflediğini kaydetti.
Kültür Bakanı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yerel ve uluslararası sanatçılara ait binden fazla sanat eseri ile sanatsal yapıların halkın önünde uygulanmasını içeren 12 sanatsal girişim, dünyanın en büyük kamusal alan sanat projelerinden biri olan bu programı oluşturuyor.”
Prens Bedr bin Abdullah, bu yıl ilk kez “Tek Gökyüzü Altında” sloganıyla düzenlenecek olan “Riyad Işık Festivali’nin “Riyad Sanat” programlarının ilki olduğunu belirtti. Ayrıca halka açık yerlerde yerel ve uluslararası sanatı ve yaratıcılığı teşvik ederek toplumsal etkileşimi geliştirmeyi, başkentte sanatın güzelliğini yaymayı ve şehir sakinlerinin ve ziyaretçilerinin günlük yaşamlarını zenginleştirmeyi hedeflediğini bildirdi.

Bedr bin Abdullah festivalin çeşitli sanat türlerinin Veliaht Prens’ten aldığı cömert ve sınırsız destek ile somutlaştığına dikkat çekti. Ayrıca festivalin Riyad şehrindeki sanat ortamına canlılık ve etkileşim kazandırılmasına katkıda bulunacağına ve dünyanın farklı yerlerinden kutlamaya katılan meslektaşları ile Suudi sanat ve sanatçıları arasında zengin bir sanatsal diyalog oluşturarak, çeşitli grupların birbirleriyle olan bağını güçlendireceğine dikkat çekti.
Başta Suudi olmak üzere birçok sanatçı Riyad Işık Festivali’ne katılacak. Katılımcılar arasında göze çarpan Suudi isimler, Ahmed Mater, Lulwah Al Homoud, Ayman Zidani, Rashed Al Shashai ve Maha Mallaouh olarak duyuruldu. Uluslararası sanatçılar arasında da Daniel Buren, Carsten Holler, Ilya ve Emilia Kabakov, Yayoi Kusama ve Dan Flavin yer alıyor.

Bu yıl düzenlenecek festival için Suudi Arabistan’ın içinden ve yurt dışından ülkeye gelecek sanatçıların izleyicilerine verecekleri mesaj için “Tek Gökyüzünün Altında” sloganı seçildi.
Söz konusu slogan, ortak insani değerler çerçevesinde daha fazla etkileşim sağlama, içgüdüsel olarak ışığı takip etme ve yıldızlara bakma dürtüsüyle uyumlu olarak seçildi.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.