Hamadi Muammeri
Tunus’ta altıncı haftasına giren siyasi kriz tüm hızıyla devam ediyor. Taraflardan hiçbiri, Tunusluların devlet kurumlarına güvenlerini yitirmelerinin yanı sıra yankıları ekonomik ve sosyal durumları da içine alan bu krizden çıkmak için siyasi grupların buluşabileceği ortak bir alan açmak için tutumundan taviz vermiyor ve geri adım atmıyor.
Tunus tarihinde eşi benzeri görülmemiş bu durum, Tunus Genel İşçi Sendikası’nın (UGTT) başlattığı ulusal diyalog girişiminin başarısız olmasının ardından ufukta durumu yumuşatacak herhangi bir şey görülmezken her iki tarafın da ayak diretmesinin ve inadından vazgeçmemesinin korkunç sonuçları olacağına dair uyarıda bulunuyor.
Devlet kurumlarının dağılması
Mağrib Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Adnan Manser Independent Arabia’ya verdiği demeçte “Bu durum, disiplini sağlaması ve Tunuslular için örnek olması gereken kurumlar arasındaki çatışma ve siyasi ufkun belirsizliği yüzünden devlet kurumlarına karşı güvensizlik seviyesinin artmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.
Devlet kurumlarının dağılmasının yansımalarına işaret eden Manser “Çatışma, üç başkanlıktan (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı) yürütme otoritesi içindeki kurumlara kaydı. Bu, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşılama yapılmasının gecikmesi başta olmak üzere korkunç sonuçları beraberine getiren tehlikeli bir çatışma” ifadelerini kullandı. Manser yetkililer arasındaki uyum ve söz birliğinin “devletin dış ilişkilerinde kendisine daha fazla güven sağladığını” vurguladı.
Yabancıların cesaret bulması
Mağrib Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı devlet kurumlarının dağılmasının bir tezahürü olarak yabancıların cesaret bulduğuna dikkat çekerek Tunus’un içişlerine dışarıdan müdahale edilmesinin sonuçlarına karşı uyarıda bulundu. Başkan bunun Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Avrupa Birliği (AB) Büyükelçilerini karşıladığı sırada, aynı şekilde Tunus Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi’nin ABD Başkanı Joe Biden’a gönderdiği mesajda ve ABD büyükelçisi ile görüşmelerde açıkça görüldüğünü ifade ederek iç krizin yabancı taraflarla ele alınmasının tehlikesine dikkat çekti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, çözümün devlet kurumlarını hummalı tartışmalardan uzak tutmak olduğunu söyleyen Manser, diyalog çağrısı yaparak militarizm ve yürüyüşler düzenlenerek sokağın güçlenmesine karşı çıktı.
Müzakerede bulunacak ciddi resmi bir tarafın olmaması
Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu Sözcüsü Ramazan bin Ömer Independent Arabia’ya verdiği demeçte siyasi krizin en belirgin yansımalarının sağlık durumunda yaşanan karmaşa ve aşıların gecikmesi olduğunu söyledi.
Aynı zamanda Ramazan bin Ömer, çözülmeyi bekleyen dosyalar ve sosyal taraflarla imzalanmış olan anlaşmalarda gerekli kararları alma sorumluluğu gösterebilecek resmi bir taraf ve ciddi bir müzakereci olmadığı için pek çok çevrede gittikçe büyüyen toplumsal bezginlikten bahsetti.
Ramazan bin Ömer sosyal aktörler ile UGTT, Tunus Tarım ve Balıkçılık Birliği (UTAP) ve Tunus Sanayi Ticaret ve El Sanatları Birliği (UTICA) gibi resmi kurumlar veya Kamur Koordinatörlüğü gibi örgütlenmemiş sosyal aktörler ile mevcut hükümet arasındaki güvensizlik ortamının istikrarsızlık ve devlet kurumlarına güvensizlik ortamı oluşturduğuna dikkat çekti.
Ramazan bin Ömer çiftçilerin mandıra sistemine karşı yaptıkları protestolara, toplama merkezlerinin bu dönemde bol miktarda süt alamamasının ardından çiftçilerin büyük miktarda sütü atmak zorunda kalmalarına ve gübre ile yem eksikliğinden şikayet ettiklerine dikkat çekti.
Kaçakçılık ve tekelcilik olgularının büyümesi
Fiyatların artmasına yol açan gıda kaçakçılığı, tekelcilik ve vurgunculuk gibi gittikçe büyüyen olgulara işaret eden Ramazan bin Ömer devletin, fiyat istikrarını ve vatandaşların satın alma gücünü korumak için piyasaları dengeleme müdahalesinin azalması ışığında, kaçakçılık ve yolsuzluk lobilerinin devlet kurumlarını sindirip piyasaya yeni bir oldu-bitti politikası dayatmak için kurumların zayıflığından yararlanarak bu gibi istikrarsızlık ortamlarında faaliyet gösterdiğini kaydetti.
Ayrıca Ramazan bin Ömer paralel sektörde çalışıp karaborsacılık ve vergi kaçakçılığı yapan tarafların, vatandaşın yiyecekleri pahasına kâr elde etmek için siyasi durumun kırılganlığından faydalanmaya çalıştıklarını söyledi.
Tunus’taki yatırımcıların güveninde azalma
Diğer taraftan büyük reformlar yapmak için ekonomik durumun siyasi istikrara bağlı olduğunu ifade eden Ramazan bin Ömer, uluslararası toplumun Tunus’un ekonomik reformlar dönemine girmesine yardımcı olmak için bir dizi büyükelçi aracılığıyla bu krizden bir çıkış yolu bulmak ve siyasi partileri, hükümeti, meclisi ve cumhurbaşkanlığını bir araya getirecek bir reform planı oluşturmak üzere harekete geçtiğine işaret etti.
Ramazan bin Ömer siyasi istikrarsızlığın tüm ekonomik ve sosyal kurtarma planı oluşturma girişimlerini baltaladığını, bu nedenle reform adımlarının siyasi durumun kırılganlığıyla çarpıştığını ve ayrıca Tunus’un siyasi kriz nedeniyle yurtiçi ve yurtdışındaki yatırımcılarının güvenini kaybetmeye başladığını vurguladı.
Tunus’taki genel durumu izleyenler, siyasi istikrarın sağlanmasının mevcut krizden çıkmanın anahtarı olduğu konusunda hemfikir. Ufukta ülkenin içerisinde Tunusluların yüreklerine su serpecek hiçbir yumuşama belirtisi yok. Bu da zorluklarla mücadele eden genç bir demokrasinin deneyimini desteklemek üzere Tunus’un yurtdışındaki ortaklarına olumlu sinyaller gönderiyor.

