Bağdat, Papa’nın ziyareti öncesinde son hazırlıkları yapıyor

Binlerce askeri ve güvenlik personeli sokaklarda konuşlandırılıyor; şehirlerde koruma planı yürütülüyor

Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)
Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)
TT

Bağdat, Papa’nın ziyareti öncesinde son hazırlıkları yapıyor

Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)
Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)

Irak’ın başkenti Bağdat’ta, Papa’nın özel beslenme programı nedeniyle yemek programı haricinde, yoğun bir toplantı ve ziyaret programı hazırlanarak Papa Franciscus’un Irak’a bugünkü tarihi ziyaretinin son rötuşları yapıldı.
Caddeler ve Bağdat havaalanından Papa’nın konvoyunun ziyaret sırasında geçeceği yollar boyunca her türden binlerce silahlı ordu ve polis kuvveti, aynı zamanda güvenlik araçları yetkililerce konuşlandırıldı.
Iraklı güvenlik kaynaklarının bildirdiğine göre Iraklı yetkililer, Papa’nın ziyaret edeceği Bağdat, Necef, Nasıriye, Ninova ve Erbil şehirlerinde güvenliği sağlamak için çok sayıda güvenlik kordonu kurdu.
Kaynaklar, Irak makamlarının ziyarete hazırlık olarak ülkenin dört bir yanında sokağa çıkma yasağı koyma kararı aldığını, bunun koronavirüs salgını kısıtlamalarıyla aynı zamana denk geldiğini belirtti.
Papa Franciscus’un ağırlanması için kurulan yüksek komite, sokakları Vatikan ve Irak bayrakları, aynı zamanda Papa’nın ve ülkenin en yüksek dini otoritesi sayılan Ali Sistani’nin fotoğraflarının yer aldığı afişlerle süsledi. Söz konusu afişlerde “Hepimiz bir parçamızsınız; biz de sizden bir parçayız”, “Hepiniz kardeşsiniz”, veya Papa’ya hitaben “Mezopotamya sizi selamlıyor”, “Irak'a hoş geldiniz” ifadelerine yer verildi.
Yeşil Bölge'de yer alan büyük kutlama alanı yakınlarında, Papa'ya ziyaretinde eşlik edecek şahsiyetlerin ve resmi heyetlerin taşınacağı konvoya katılmak üzere düzinelerce modern siyah araba sıralandı. Belediyeler meydan ve sokakları yaklaşan bahara uygun renklerde farklı çiçek türleriyle bezerken kilise ve manastırlar da süslendi. Bugün öğleden sonra merkezi törene şahitlik edecek Bağdat Sarayı da misafirler için dekore edildi.
Irak Cumhurbaşkanlığı'ndan Şarku’l Avsat’a konuşan bilgili bir kaynak, “Törene Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, aynı zamanda eski cumhurbaşkanları ve bakanlar da dahil olmak üzere üst düzey Iraklı yetkili ve liderler katılacak. Aynı zamanda dini ve kültürel açıdan Irak toplumundan farklı simalar, kurtulan Yezidi kadınlar ve farklı rütbelerden yaralanan Irak güvenlik güçleri de yer alacak” ifadelerine başvurdu.
Papa; ülkenin en büyük Şii dini otoritesi Ayetullahuzma Ali Sistani ile görüşmek üzere Necef’i, İbrahim Peygamber'in yaşadığı Ur kentini ziyaret etmek için Dikar’ı, bir dizi kilise ve dini yeri ziyaret etmek için ise Erbil ve Ninova’yı ziyaret edecek.
Bineceği uçağın bu öğleden sonra Bağdat Uluslararası Havalimanı'na inmesi beklenen Papa, başta Irak Başbakanı Kazımi olmak üzere üst düzey yetkililer tarafından karşılanacak.
Ziyaret öncesinde Iraklılara gönderdiği mektupta aralarında olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Papa, yıllarca süren savaş ve terörden sonra herkesten af ​​ve uzlaşma dilemek için dua etmelerini isteyerek, “Sizinle tanışmak, eski ve şaşırtıcı medeniyetin beşiği olan ülkenizi ziyaret etmek istiyorum” dedi.
Özellikle de 2003 yılı ardından Irak'ta çok acılar çeken Hristiyanlara seslenen Papa, “Oldukça acımasız imtihanlardan geçerken İsa’ya olan inancını gösteren sevgili Hristiyan kardeşlerim, sizleri görmek için sabırsızlanıyorum” dedi.
Bu, Vatikan Papası’nın ilk Irak ziyareti sayılıyor. İkinci Ioannes Paulus 1999’da Irak ziyaretinde bulunmak istemiş, abluka altındaki Irak’a manevi destek sayılmasına rağmen önceki rejim bu ziyaret için yeterli koruma sağlanamayacak olması dolayısıyla davette bulunamayacağından özür dilemişti. 
Özellikle de bilinmeyen tarafların ABD’lileri hedef alma yönündeki roket saldırılarının artması ışığında Irak'ın içerisinde bulunduğu koşullar göz önüne alındığında, Papa’nın ziyareti risk altında gerçekleşiyor. Bu saldırılardan en sonuncusu ise ülkenin batısında bulunan Ayn el-Esed üssüne atılan roketlerdi.
Irak halkı, hükümeti ve destekçileri bu ziyarete oldukça önem verse de, başarılarının belirli bir siyasi partiye yüklenmemesi için ziyaretin gerçekleşmesini istemediklerini ifade eden taraflar da mevcut.
Nitekim Papa’nın bu ziyareti, Irak Cumhurbaşkanı Salih’in temmuz 2019’da yaptığı davete cevap niteliğinde sayılıyor. Nitekim Salih, Şarku’l Avsat’ın bir kopyasına ulaştığı davetinde şu ifadeleri kullanmıştı:
“Papa Hazretleri Papa Franciscus, bir yıl önceki son ziyaretimde yaptığımız sohbeti, Irak halkına dair derin endişelerinize vâkıf olmanın beni cesaretlendirdiği zamanları gururla hatırlıyorum. Şahsınıza medeniyetlerin beşiği, inananlar ve peygamberlerin atası, dinlerin elçisi Hz. İbrahim’in doğum yeri olan Irak'ı ziyaret etmeniz için resmi bir davetiye takdim etmekten onur duyuyorum. Irak, kırk yıl süreyle savaş ve ıstırapların yaşandığı yer olarak kaldı. Terörist grupların son saldırısı, Hristiyanlara ve diğer Iraklı cemaatlere hayal edilemeyecek derecelerde zarar vermiştir. Toprağımızın kurtuluşuyla birlikte, uzun bir iyileşme, uzlaşma ve yeniden inşa süreci geliyor. Çekilen acı ve bitkinliklere özel ihtimam gösteren siz Papa Hazretleri’nin cesaret verici ve şefkatli sözlerinin hala çatışmanın zorluklarından kurtulmakta olan birçok Iraklıya çok yardımcı olacağını biliyorum. Ziyaretiniz, bu toprakların insanlığa ilk yasaları, sulama ile yetiştirme yöntemleri, çeşitli dini inançlara sahip insanlar arasındaki iş birliği mirasını sunduğunu Irak ve dünyaya hatırlatmış olacak. Sizi sadece Hristiyanlar değil, barış ve saygınlık temelinde daha iyi bir geleceğe kararlı olan Müslümanlar, Yezidiler ve diğer inananlar da memnuniyetle karşılayacaktır. Irak, yaklaşık iki bin yıldır canlı ve çeşitli bir Hristiyan topluluğuna ev sahipliği yapmış, ancak son savaşlar bu çeşitliliğe dair sayıları tüketmiştir. Biz ise Irak'taki Hristiyanların bir kez daha güvenlik ve refahtan yararlanmalarını sağlamaya kararlıyız. Buraya ziyaretinizin iyileşme sürecinde bir dönüm noktası olacağını içtenlikle umuyorum. Irak yeniden barış ülkesi olabilir; din ve inanç filozofları, binlerce yıldır olduğu gibi yeniden uyum içinde yaşayabilirler. Papa Hazretleri’ni Mezopotamya topraklarında gönülden, gurur ve minnetle karşılamayı dört gözle bekliyorum.”



İsrail Lübnan’da işgalin kapsamını genişletirken ülkenin doğusunda da tahliye emirleri verilmeye başladı

Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
TT

İsrail Lübnan’da işgalin kapsamını genişletirken ülkenin doğusunda da tahliye emirleri verilmeye başladı

Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)

Lübnan-İsrail ateşkesi, Lübnan’ın sınır köylerinden iç kesimlerine doğru kademeli olarak genişleyen açık uçlu bir günlük çatışmaya dönüştü. İsrail'in hava saldırıları ve tahliye uyarıları Litani Nehri’nin kuzeyindeki kasabaları da kapsayacak şekilde genişleyerek doğuda Bekaa Vadisi’nin batısındaki Meşğara ve Kualya beldelerine kadar ulaştı.

İsrail, tahliye uyarılarını sarı hattan uzak ve Beyrut'a görece yakın beldeleri kapsayacak şekilde genişletti. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Reyhan, Carcua, Kefrumman, Nemiriye, Arabsalim, Cumeycime, Meşğara, Kualya ve Haruf sakinlerine acil uyarıda bulunarak evlerini terk etmeleri ve en az bin metre uzaklaşmaları talimatı verdi.

Öte yandan Hizbullah, işgal altındaki köylerde ya da çevresinde konuşlanan İsrail kuvvetlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze operasyonlarını yoğunlaştırdı. Aynı süreçte diplomatik hareketlilik de arttı. ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, Washington'a gitmek üzere ülkeden ayrılmadan önce Lübnanlı yetkililerle bazı görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerin odak noktasını önümüzdeki perşembe günü Washington'da yapılacak toplantının hazırlıkları oluşturdu. Ateşkesin öncelik taşıdığı konusunda Lübnan'da tam bir görüş birliği olduğu bildirildi.


Beyrut kuşatmasından Aksa Tufanı'na İran ve Filistin meselesini araçsallaştırması: Muğlak bir ilişkinin sonuçları

Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
TT

Beyrut kuşatmasından Aksa Tufanı'na İran ve Filistin meselesini araçsallaştırması: Muğlak bir ilişkinin sonuçları

Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)

Yaser Arafat, tüm çekincelerine ve endişelerine karşın İranlılarla görece iyi ilişkiler kurdu. Ruhullah Humeyni’nin 1979 yılındaki İran İslam Devrimi’nin ardından Tahran'ı ziyaret eden ilk lider oldu. Filistin devriminin, İsrail büyükelçiliğini derhal kapatarak binayı Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) devreden yeni İran'a sıçradığına inanıyordu. Ancak kısa sürede, sunulan desteğin son derece karmaşık ve tam bir bağımlılığa koşullu olduğunu fark etti. Arafat bu koşulu kabul etmedi; bunun üzerine onu zayıflatmak ve FKÖ'yü parçalamak için yoğun çabalar başladı.

Filistinliler, İran'ın 1982 yılında Beyrut'ta kuşatma altındaki Arafat'a yardım etmek için parmağını kıpırdatmadığını bugün hâlâ net biçimde hatırlıyor. Daha sonra Humeyni'ye biat eden Lübnan’daki Emel Hareketi'ne bağlı Şii milis güçleri Filistin kamplarında katliamlar gerçekleştirdi. İran ise sonradan ‘Fetih el-İntifada’ örgütünü kuran ve Şam'a yerleşen Ebu Musa liderliğindeki en büyük Fetih Hareketi (El-Fetih) bölünmesini destekleyip finanse etti.

Tahran ayrıca FKÖ çatısı altındaki diğer örgütlerdeki bölünmeleri de körükledi. Bu süreç Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin kuruluşuna ve tüm bölgede bir eksenin oluşturulmasına kadar uzandı.

Bu ekseni yalnızca Hamas'ın Ekim 2023'teki "Aksa Tufanı" saldırısı sarstı; söz konusu saldırı bumerang gibi geri dönerek bizzat İran'a kadar tüm ekseni derinden sarstı.

 


İsrail ordusu, Lübnan'da Hristiyanların dini simgesine ‘hakaret eden’ askere hapis cezası verdi

Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)
Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'da Hristiyanların dini simgesine ‘hakaret eden’ askere hapis cezası verdi

Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)
Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)

İsrail ordusu, Ordu Sözcüsü Ariella Mazor aracılığıyla dün, bir İsrail askerin Lübnan'ın güneyin Hristiyanların dini simgesine hakaret ettiği gerekçesiyle 21 gün askeri hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Mazor, cezanın Lübnan'ın güneyinde birkaç hafta önce yaşanan ve bir askerin Hristiyanların dini simgesine hakaret ederken görüntülendiği olayın ardından yürütülen soruşturma sonucunda verildiğini belirtti.

Alman Haber Ajansı DPA'nın aktardığına göre fotoğrafta askerin Meryem Ana heykelinin ağzına sigara yerleştirdiği görülüyor.

Fotoğrafı çeken askere ise 14 gün hapis cezası verildi.

Mazor, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda İsrail ordusunun olayı son derece ciddi değerlendirdiğini ve tüm din ve mezheplere ait ibadet özgürlüğüne, kutsal mekânlara ve dini simgelere saygı gösterdiğini vurguladı. İsrail ordusu sözcüsü, ilgili bölgelere girilmeden önce dini kurum ve simgeler yakınındaki davranış kurallarına ilişkin talimatların düzenli olarak güçlendirildiğini de sözlerine ekledi.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’ın DPA’ya yaptığı açıklamaya göre İsrail ordusu şu an güney Lübnan'da 68 noktayı kontrol altında tutuyor.

İsrail'in İran'a yönelik savaş sürecinde patlak veren Hizbullah ile son savaş öncesinde bu sayı yalnızca beş noktayla sınırlıydı.

İsrail ordusu, gerçekleştirdiği hareketlerin İsrail'in kuzey bölgelerinin güvenliğini korumayı, bölgede yaşayanlara yönelik ‘doğrudan tehdidi’ ortadan kaldırmayı ve Hizbullah'ın Lübnan'da yeniden konuşlanmasını engellemeyi amaçladığını açıkladı.

Beyrut hükümeti ise Lübnan’ın güneyinde İsrail askeri operasyonlarını uluslararası hukukun ve ülke egemenliğinin açık bir ihlali olarak nitelendirerek kınadı.

Bu olay, nisan ayında güney Lübnan'da yaşanan benzer bir olayın ardından gündeme geldi. O vakada bir askerin çekiçle İsa heykeline zarar verdiği, bir diğerinin ise olayı görüntülediği gerekçesiyle her ikisine de 30'ar gün hapis cezası verilmişti.

Hristiyanlar Lübnan nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor.

Beyrut hükümeti ise güney Lübnan'daki İsrail askeri operasyonlarını uluslararası hukukun ve ülke egemenliğinin açık bir ihlali olarak nitelendirerek kınadı.

Bu olay, geçtiğimiz nisan ayında Lübnan'ın güneyinde yaşanan benzer bir olayın ardından gündeme geldi. O vakada bir askerin çekiçle İsa heykeline zarar verdiği, bir diğerinin ise olayı görüntülediği gerekçesiyle her ikisine de 30'ar gün hapis cezası verilmişti.

Hristiyanlar Lübnan nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor.