Bağdat, Papa’nın ziyareti öncesinde son hazırlıkları yapıyor

Binlerce askeri ve güvenlik personeli sokaklarda konuşlandırılıyor; şehirlerde koruma planı yürütülüyor

Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)
Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)
TT

Bağdat, Papa’nın ziyareti öncesinde son hazırlıkları yapıyor

Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)
Sokaklar Papa'nın yer aldığı afişlerle süslendi (DPA)

Irak’ın başkenti Bağdat’ta, Papa’nın özel beslenme programı nedeniyle yemek programı haricinde, yoğun bir toplantı ve ziyaret programı hazırlanarak Papa Franciscus’un Irak’a bugünkü tarihi ziyaretinin son rötuşları yapıldı.
Caddeler ve Bağdat havaalanından Papa’nın konvoyunun ziyaret sırasında geçeceği yollar boyunca her türden binlerce silahlı ordu ve polis kuvveti, aynı zamanda güvenlik araçları yetkililerce konuşlandırıldı.
Iraklı güvenlik kaynaklarının bildirdiğine göre Iraklı yetkililer, Papa’nın ziyaret edeceği Bağdat, Necef, Nasıriye, Ninova ve Erbil şehirlerinde güvenliği sağlamak için çok sayıda güvenlik kordonu kurdu.
Kaynaklar, Irak makamlarının ziyarete hazırlık olarak ülkenin dört bir yanında sokağa çıkma yasağı koyma kararı aldığını, bunun koronavirüs salgını kısıtlamalarıyla aynı zamana denk geldiğini belirtti.
Papa Franciscus’un ağırlanması için kurulan yüksek komite, sokakları Vatikan ve Irak bayrakları, aynı zamanda Papa’nın ve ülkenin en yüksek dini otoritesi sayılan Ali Sistani’nin fotoğraflarının yer aldığı afişlerle süsledi. Söz konusu afişlerde “Hepimiz bir parçamızsınız; biz de sizden bir parçayız”, “Hepiniz kardeşsiniz”, veya Papa’ya hitaben “Mezopotamya sizi selamlıyor”, “Irak'a hoş geldiniz” ifadelerine yer verildi.
Yeşil Bölge'de yer alan büyük kutlama alanı yakınlarında, Papa'ya ziyaretinde eşlik edecek şahsiyetlerin ve resmi heyetlerin taşınacağı konvoya katılmak üzere düzinelerce modern siyah araba sıralandı. Belediyeler meydan ve sokakları yaklaşan bahara uygun renklerde farklı çiçek türleriyle bezerken kilise ve manastırlar da süslendi. Bugün öğleden sonra merkezi törene şahitlik edecek Bağdat Sarayı da misafirler için dekore edildi.
Irak Cumhurbaşkanlığı'ndan Şarku’l Avsat’a konuşan bilgili bir kaynak, “Törene Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, aynı zamanda eski cumhurbaşkanları ve bakanlar da dahil olmak üzere üst düzey Iraklı yetkili ve liderler katılacak. Aynı zamanda dini ve kültürel açıdan Irak toplumundan farklı simalar, kurtulan Yezidi kadınlar ve farklı rütbelerden yaralanan Irak güvenlik güçleri de yer alacak” ifadelerine başvurdu.
Papa; ülkenin en büyük Şii dini otoritesi Ayetullahuzma Ali Sistani ile görüşmek üzere Necef’i, İbrahim Peygamber'in yaşadığı Ur kentini ziyaret etmek için Dikar’ı, bir dizi kilise ve dini yeri ziyaret etmek için ise Erbil ve Ninova’yı ziyaret edecek.
Bineceği uçağın bu öğleden sonra Bağdat Uluslararası Havalimanı'na inmesi beklenen Papa, başta Irak Başbakanı Kazımi olmak üzere üst düzey yetkililer tarafından karşılanacak.
Ziyaret öncesinde Iraklılara gönderdiği mektupta aralarında olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Papa, yıllarca süren savaş ve terörden sonra herkesten af ​​ve uzlaşma dilemek için dua etmelerini isteyerek, “Sizinle tanışmak, eski ve şaşırtıcı medeniyetin beşiği olan ülkenizi ziyaret etmek istiyorum” dedi.
Özellikle de 2003 yılı ardından Irak'ta çok acılar çeken Hristiyanlara seslenen Papa, “Oldukça acımasız imtihanlardan geçerken İsa’ya olan inancını gösteren sevgili Hristiyan kardeşlerim, sizleri görmek için sabırsızlanıyorum” dedi.
Bu, Vatikan Papası’nın ilk Irak ziyareti sayılıyor. İkinci Ioannes Paulus 1999’da Irak ziyaretinde bulunmak istemiş, abluka altındaki Irak’a manevi destek sayılmasına rağmen önceki rejim bu ziyaret için yeterli koruma sağlanamayacak olması dolayısıyla davette bulunamayacağından özür dilemişti. 
Özellikle de bilinmeyen tarafların ABD’lileri hedef alma yönündeki roket saldırılarının artması ışığında Irak'ın içerisinde bulunduğu koşullar göz önüne alındığında, Papa’nın ziyareti risk altında gerçekleşiyor. Bu saldırılardan en sonuncusu ise ülkenin batısında bulunan Ayn el-Esed üssüne atılan roketlerdi.
Irak halkı, hükümeti ve destekçileri bu ziyarete oldukça önem verse de, başarılarının belirli bir siyasi partiye yüklenmemesi için ziyaretin gerçekleşmesini istemediklerini ifade eden taraflar da mevcut.
Nitekim Papa’nın bu ziyareti, Irak Cumhurbaşkanı Salih’in temmuz 2019’da yaptığı davete cevap niteliğinde sayılıyor. Nitekim Salih, Şarku’l Avsat’ın bir kopyasına ulaştığı davetinde şu ifadeleri kullanmıştı:
“Papa Hazretleri Papa Franciscus, bir yıl önceki son ziyaretimde yaptığımız sohbeti, Irak halkına dair derin endişelerinize vâkıf olmanın beni cesaretlendirdiği zamanları gururla hatırlıyorum. Şahsınıza medeniyetlerin beşiği, inananlar ve peygamberlerin atası, dinlerin elçisi Hz. İbrahim’in doğum yeri olan Irak'ı ziyaret etmeniz için resmi bir davetiye takdim etmekten onur duyuyorum. Irak, kırk yıl süreyle savaş ve ıstırapların yaşandığı yer olarak kaldı. Terörist grupların son saldırısı, Hristiyanlara ve diğer Iraklı cemaatlere hayal edilemeyecek derecelerde zarar vermiştir. Toprağımızın kurtuluşuyla birlikte, uzun bir iyileşme, uzlaşma ve yeniden inşa süreci geliyor. Çekilen acı ve bitkinliklere özel ihtimam gösteren siz Papa Hazretleri’nin cesaret verici ve şefkatli sözlerinin hala çatışmanın zorluklarından kurtulmakta olan birçok Iraklıya çok yardımcı olacağını biliyorum. Ziyaretiniz, bu toprakların insanlığa ilk yasaları, sulama ile yetiştirme yöntemleri, çeşitli dini inançlara sahip insanlar arasındaki iş birliği mirasını sunduğunu Irak ve dünyaya hatırlatmış olacak. Sizi sadece Hristiyanlar değil, barış ve saygınlık temelinde daha iyi bir geleceğe kararlı olan Müslümanlar, Yezidiler ve diğer inananlar da memnuniyetle karşılayacaktır. Irak, yaklaşık iki bin yıldır canlı ve çeşitli bir Hristiyan topluluğuna ev sahipliği yapmış, ancak son savaşlar bu çeşitliliğe dair sayıları tüketmiştir. Biz ise Irak'taki Hristiyanların bir kez daha güvenlik ve refahtan yararlanmalarını sağlamaya kararlıyız. Buraya ziyaretinizin iyileşme sürecinde bir dönüm noktası olacağını içtenlikle umuyorum. Irak yeniden barış ülkesi olabilir; din ve inanç filozofları, binlerce yıldır olduğu gibi yeniden uyum içinde yaşayabilirler. Papa Hazretleri’ni Mezopotamya topraklarında gönülden, gurur ve minnetle karşılamayı dört gözle bekliyorum.”



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.