Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?

Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?
TT

Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?

Türkiye ve Rusya’nın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının üzerinden 1 yıl geçti: Bu süre zarfında gerilimi azaltma bölgesinde neler yaşandı?

Rus savaş uçakları İdlib kentinin kuzeyine hava saldırıları gerçekleştirdi. Bu, Rusya’nın yılbaşından bu yana İdlib’i hedef aldığı 5’inci hava saldırısı olarak biliniyor. Bununla eşzamanlı olarak, Suriye rejim güçlerinin İdlib’in güneyini top atışlarıyla hedef alması sonucu 2 sivil hayatını kaybetti, birkaç sivil yaralandı.
Bu gelişmeler, Türkiye ve Rusya’nın, Suriye’nin kuzeybatısında vardığı ateşkes anlaşmasının birinci yıldönümünün ardından geldi. Nitekim Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) dün yayınladığı rapora göre, ateşkesin yürürlükte olduğu bir yıllık süre zarfında söz konusu bölgelere Rus uçakları 320 hava saldırısı düzenlerken, rejim güçleri 4 bin 500 top atışı gerçekleştirdi. Gözlemevi’ne göre bu saldırıların sonucunda 80 sivilin de aralarında bulunduğu 429 kişi öldü. Türkiye ise söz konusu zaman aralığında bu bölgeye 10 binden fazla asker konuşlandırdı ve 8 binin üzerinde askeri araç nakletti.

Yılbaşından bu yana 5’inci hava saldırısı
İdlib’deki bir sivil savunma yetkilisi, rejim güçlerinin Cuma günü sabah saatlerinde İdlib’in güney kırsalında yer alan Ayn Lazur ve Bezabur köylerini yoğun füze ve top atışlarıyla hedef aldığını, saldırılarda 2 sivilin hayatını kaybettiğini, birkaç sivilin de yaralandığını bildirdi. Yetkili, bu saldırılarla eşzamanlı olarak, Cavrin Kampı’nda konuşlu rejim güçlerinin Hama’nın kuzeybatısındaki bazı bölgeleri, Tel Vasıt ve Es-Sermaniyye’yi yoğun top atışlarıyla vurduğunu belirterek, sivil can kaybı olup olmadığına dair bilgi bulunmadığını söyledi.
Muhalif Şam Haber Ağı (SNN) Bezabur köyüne yönelik saldırıda 2 sivilin yaşamını yitirdiğini, Maarrat Mısrin’e yapılan bombardımanda ise can kaybının olmadığını bildirdi.
Sivil savunma yetkilisi, konuşmasının devamında, Rus savaş uçaklarının İdlib’e yüksek tahribata sahip füzelerle bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdiğini kaydetti. Yetkilinin aktardığına göre, Rus uçaklarının İdlib’in kuzey kırsalında bulunan Maarrat Mısrin kentinin çevresine düzenlediği saldırılarda 3 sivil yaralandı. Rus uçaklarının bölgede yoğun uçuşlar gerçekleştirmesinin, sivilleri hedef alan hava saldırılarının tekrarlanması konusunda endişelere yol açtığını belirten yetkili, hedef alınan bölgelerin çevresinde çok sayıda mülteci kampı bulunduğuna işaret ederek, bu saldırıların sivil katliamlara sebep olmasından kaygı duyulduğunu dile getirdi.
Aktivistlere göre, bu saldırılar, Rus uçaklarının 2021’in başından bu yana gerçekleştirdiği 5’inci saldırı. Zira Rus uçakları 23 Şubat’ta İdlib’in güney kırsalındaki El Bare kentinin çevresine düzenlediği 4 hava saldırısında İdlib Merkez Cezaevi’nin yanı sıra İdlib’in batı kırsalındaki Arab Said ve Ermanez köylerini hedef aldı. Sivil can kayıplarının yaşandığı bu saldırılarda Heyet Tahrir Şam (HTŞ) saflarında da ölen savaşçıların olduğu bildirildi.
İdlib’in doğu kırsalındaki Sermin kenti rejim güçlerinin top atışlarıyla hedef alındı. Muhalif güçler, bu saldırılara yanıt olarak perşembe günü Serakib kenti ile Cabus ve Kefr Battih beldelerinde rejim güçlerine ait askeri mevzileri füze saldırılarıyla hedef aldı. Bu gelişmelerle eşzamanlı olarak, rejim güçlerinin Halep’in batı kırsalındaki Dare İzze kentinin çevresine düzenlediği top atışları sonucunda bir sivil yaralandı.
İdlib’deki aktivisler, rejim güçlerinin, muhaliflerin kontrolünde bulunan ve Gerilimi Azaltma Bölgesi kapsamında yer alan bölgeleri geçen hafta 400’ün üzerinde top atışı ve füzelerle 12 kez bombaladığını bildirdi. Aktivistlere göre, rejimin hedef aldığı bölgelerin başında İdlib’in güneyindeki Ayn Laruz, Bezabur, Kefr Avid, El Bar ve Deyr Sunbul bölgeleri, Eriha kentinin çevresi ile Hama’nın kuzeybatısında Sehl El-Gab’a bağlı Kastun, Ez-Ziyare ve Es-Sermaniyye köyleri geliyor. Rus savaş uçaklarının yoğun uçuşlarının arasında İran ve Rusya’ya ait keşif uçaklarının da İdlib’in güney ve doğu semalarında saatlerce uçuşlar gerçekleştirdiğini belirten aktivistler, bu durumun, rejim güçlerinin beldelerini sürekli bombalamasından ve askeri çatışmadan endişe eden bölge sakinlerinin evlerine dönüşlerini engellediğine dikkat çekti.

Göreceli sakinlik
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, dün yayınladığı raporda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı İdlib ateşkes anlaşmasının bir yılı tamamladığına işaret ederek, bu zaman aralığında meydana gelen gelişmelere yer verdi. Ateşkes anlaşması, İdlib’in kuzeydoğusundaki Lazkiye dağlarından başlayarak İdlib ve Hama kırsalları üzerinden Halep’in kuzeybatısındaki banliyölere kadar uzanan bölgeleri kapsıyor. Gözlemevi’ne göre, ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden geçen bir yıllık süre zarfında 12’si çocuk 80 sivil, 242 radikal unsur, 181 muhalif savaşçı, rejim güçleri ve destekli gruplardan aralarında komutanların da bulunduğu 107 unsur dahil 429 kişi öldü.
Ateşkes anlaşmasının bir yıl önce başlamasından bu yana rejime ait savaş uçakları ve helikopterlerin, Putin ve Erdoğan’ın belirlediği bölgelerinin semalarında görülmediğini zira rejim uçakları ve helikopterlerinin bu bölgelere yönelik herhangi bir hava saldırısının belgelenmediğine işaret edilen raporda, rejim uçaklarının yerine ateşkesin ilk günlerinden başlayarak bugüne kadar rutin bir şekilde düzenlediği hava saldırılarıyla beşeri ve maddi kayıplara yol açan Rus savaş uçaklarının nöbet tuttuğu ifade edildi.
Rapora göre, Rus savaş uçakları bir yıllık süre zarfında Gerilimi Azaltma Bölgelsine 55’ten fazla hava saldırı düzenlerken, Halep, Hama, İdlib ve Lazkiye kırsallarını en az 320 kez hedef aldı. Bu saldırıların merkezinde ise özellikle İdlib’in güney kırsalı ve ardından Lazkiye’nin kuzey kırsalındaki Cebel’ul Ekrad yer aldı. Söz konusu bölgelere düzenlenen hava saldırıları sonucu ağır askeri kayıpların yanı sıra 1’i çocuk, 6’sı kadın 31 sivil yaşamını yitirdi.
Rejim uçaklarının semalarda görülmemesine rağmen, rejime bağlı Kara Kuvvetleri ve destekli milis güçleri bu uçakların yerini aldı. Gözlemevi’nin raporunda, “İster yoğun ister aralıklarla olsun karada neredeyse her gün bombalama gerçekleşiyor. Rejim güçleri, İdlib kenti ve özellikle İdlib’in güney kısmı ile Sehl El-Gab ve Cebel’ul Ekrad’a odaklanan karadan bombardımanlarına sık sık başvuruyor” ifadelerine yer verildi.
Gözlemevi, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği 5 Mart 2020’den bugüne kadar Putin ve Erdoğan’ın belirlediği bölgelerden bazılarının 4 bin 500 adet füze ve mermiyle hedef alındığını tahmin ediyor.

Türkiye’nin Suriye’deki varlığı
Gerilimi Azaltma Bölgesi, Türk güçlerinin aralıksız hamlelerine sahne oluyor. Zira Türk güçleri bazı bölgelerden geri çekilmeye ve yeni mevzilerde konuşlanmaya devam ederken, desteklediği gruplarla birlikte kontrol ettiği bölgelere askeri ve lojistik malzeme yüklü konvoylar sevk ediyor. Gözlemevine göre, Türkiye’ye ait 12 gözlem noktasının 8’i, rejimin ele geçirdiği bölgelerin içinde bulunuyor. Türkiye halihazırda 7 noktada (Hama kırsalındaki Morek ve Şir Mağar ile Halep kırsalındaki Andan, Raşideyn, El Ays ve Şeyh Akil) çekilme işlemlerini tamamlarken, İdlib kırsalındaki Tavkan gözlem noktasındaki çekilme çalışmalarını sürdürüyor. Tavkan noktasını tahliye etmeye devam eden Türk güçlerinin önümüzdeki birkaç gün içerisinde bu noktayı da boşaltması bekleniyor. Böylece Türk güçleri, aşamalı bir şekilde tahliyesine devam ettiği Tavkan dışında, rejim tarafından kuşatılan tüm kontrol noktalarından çekilmiş bulunuyor.
Geriye kalan 4 ana Türk gözlem noktası (Cisr Eş-Şuğur’un batısındaki İştebrak bölgesi, Türkmen Dağı’ndaki Ez-Zeytune, İdlib’in kuzey kırsalındaki Salva ve Halep’in batı kırsalında yer alan Saman Kalesi) ise rejim güçlerinin herhangi bir kuşatmasıyla karşı karşıya değil. Gözlemevine göre, Türk güçleri, İskenderun’daki Tugay Komutanlığı’ndan bölgeye günlük olarak askeri ve lojistik malzeme ve asker taşıyan onlarca zırhlı araç sevk ediyor. Bu sevkiyatlar Suriye’ye Kefer Lusin Sınır Kapısı üzerinden gerçekleştiriliyor. Gözlemevi’ne göre, Türkiye’nin Gerilimi Azaltma Bölgesi’ndeki kontrol noktası 64’e ulaştı. Aynı zamanda ateşkesin imzalandığı Mart 2020’den bu yana Suriye topraklarına Türkiye’ye ait 8 bin 335 araç ve 10 bin Türk askeri girdi. Gözlemevi, askeri ve lojistik malzeme yüklü araçların birer birer girip çıkmalarından ötürü söz konusu araç ve asker sayılarının bundan daha az veya daha çok olabileceğini belirtti.
Gözlemevi, askeri operasyonlar sebebiyle 2020’nin Ocak ve Şubat aylarında Halep, İdlib ve Hama’ya bağlı bölgelerden 150 binden fazla sivilin yerinden edildiğine işaret etti. Sivillerin terk ettiği bölgelerinin artık Suriye rejiminin kontrolüne girdiğini belirten Gözlemevi, az sayıda rejim yanlısı ailenin söz konusu bölgelerin rejim kontrolüne girmesinin ardından bu bölgelere geri döndüklerini, evini terk edenlerin ise açık arazilerde ve Suriye ile İskenderun arasındaki sınır bölgesinde yerleşime elverişsiz yerlerde kurdukları ilkel çadırlarda yaşadıklarını veya Türk güçleri ile desteklediği grupların Halep’in kuzeyi ile kuzeybatı kırsalında kontrol ettiği Azez, Cerablus ve Afrin gibi bölgelere yerleştiklerini kaydetti.

 


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.


Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
TT

Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)

Libya Kızılayı çalışanı dün AFP’ye verdiği demeçte, Libya'nın başkenti Trablus'un doğusundaki bir plajda Sahra altı ülkelerden gelen 7 kaçak göçmenin cesetlerinin bulunduğunu söyledi.

Kaynak, kurbanlardan üçünün çocuk olduğunu belirterek, birçok göçmenin hala kayıp olabileceğini belirtti. Libya Kızılayı, ölümlerin koşullarını açıklamadı.

Kurum yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Libya Kızılayı - Al-Hums şubesinden gönüllüler, Kasr el-Akyar bölgesindeki plajdan, yasadışı göç etmeye çalışan göçmenlere ait yedi ceset çıkardı.”

Kıyı kasabası Kasr el-Akyar, Trablus'un yaklaşık 73 kilometre doğusunda yer almaktadır.

Libya, her yıl Avrupa'ya ulaşmaya çalışan binlerce göçmen için önemli bir geçiş ülkesidir ve sık sık göçmen ölümleri bildirilmektedir.

Şarku’l Avsat’ın Uluslararası Göç Örgütü verilerinden aktardığına göre, geçen yıl 2 bin 100'den fazla yasadışı göçmen Akdeniz'i geçerek Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken öldü veya kayboldu.