Aşı krizini aşmak için Avrupa Birliği ve Washington arasında zirve

Kovid-19 Aşısı  (Arşiv - Reuters)
Kovid-19 Aşısı (Arşiv - Reuters)
TT

Aşı krizini aşmak için Avrupa Birliği ve Washington arasında zirve

Kovid-19 Aşısı  (Arşiv - Reuters)
Kovid-19 Aşısı (Arşiv - Reuters)

Avrupa birliği aşı üretiminde kullanılan şu anda katı ihracat kısıtlamalarına tabi olan kimyasal hammaddelerin Amerika’dan ithal edilebilmesi için pazartesi günü Washington ile görüşecek.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelede taraflar iki günlük bir süre boyunca, zirve benzeri toplantılarda bir araya gelecekler. Söz konusu toplantıların amacı, yayılmaya devam eden salgını kontrol altına almak için virüse karşı aşıların nasıl daha fazla üretileceğine yönelik sorunların ele alınması olarak belirlendi. Dünya Sağlık Örgütü WHO Baş Bilim İnsanı Dr.Soumya Swaminathan, basın konferansında, zirve ile ilgili olarak “Gerekli olan aşı üretmek için ihtiyaç duyduğunuz kimyasal reaktifler, hammaddeler ve ürünler açısından tedarik zincirlerinde bu aşamada karşılaştığımız boşluklara ışık tutmak” İfadelerini kullandı.
Dünya, 2,57 milyon kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan ve 14 aydır devam eden salgınının bir sonucu olarak, benzeri görülmemiş bir aşı talebi ile karşı karşıya kaldı. İlaç üretim sektörü bu yıl 10 milyon doz koronavirüs aşısı üretebileceğini duyurdu. Bu miktar, 2019’daki tüm aşıların toplam üretim kapasitesinin iki katına denk geliyor. Ancak, Dr.Swaminathan tüm bu aşıların üretiminin, sadece benzeri görülmemiş miktarlarda malzeme bulunmasını gerektirmediğini, bunun yanı sıra, salgının küresel tedarik zincirlerini sarstığı bir zamanda, şişe, plastik ve kapak yapmak için cam tedarik  edilmesinin de gerektiğini belirtti.  “Zirve (aşının) önceki aşamasına, yaşanan  zorluklara ve nasıl düzeltilip çözüleceğine odaklanacak” diyen Dr.Swaminathan, “Bu, yakın zamanda büyük bir fark yaratabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Sanal ortamda pazartesi ve salı günü düzenlenecek toplantılara, Covax (WHO, Küresel Aşı İttifakı (GAVI) ve Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) ortaklığında Uluslararası İlaç Üreticileri Derneği Federasyonu’nun (IFPMA) yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerden üreticiler, uzmanlar ve hükümet yetkilileri katılacak. Devletlerin ve kamuoylarının baskısı altında, son haftalarda büyük ilaç grupları, normal şartlarda aralarında bulunan şiddetli rekabeti arkalarında bırakarak, daha fazla aşı üretmek için ortaklık anlaşmalarını ikiye katladılar. Bu anlaşmalar gereğince, Fransız “Sanofi” grubu, Pfizer-BioNTech ve Johnson&Johnson’a daha fazla doz aşı üretmek için yardım etmek amacıyla kendi koronavirüs aşısı geliştirme sürecini erteledi. İsviçreli Novartis şirketi ise, Pfizer şirketine ve Bayer’den yardım alan Alman CureVac Laboratuvarları’na yardım edecek.

-Daha fazla dayanışma
Şu anda bu iş birliklerinin üretim üzerindeki etkilerinin tahmin edilmesi oldukça zor ancak Swaminathan anlaşmalar hakkında, “Çok iyi bir olay, dünya çapında daha fazlasını görmek istiyoruz. Asya, Afrika ve Latin Amerika da (Aşı) şişeleri doldurma ve üretimi tamamlama kapasitesini araştırmalı ve bu fabrikaları arzı artırmak için kullanmalıyız” dedi. Aynı zamanda, Fransa Medikal Sağlık ve Araştırma Milli Enstitüsü’nün (INSERM) araştırma direktörü Dr Marie-Paule Kieny de benzer bir görüş dile getirerek, “Bu süreçte yardımlarını sağlayabilecek yetenek ve bilgiye sahip birçok genetik ilaç üreticisi olduğunu” belirtti. Bununla birlikte, bu iş birliği, bazılarının devletten büyük destekler aldığı ilaç gruplarına yüksek meblağlarda yatırım yapılmasının ardından kâr elde etmelerine imkân veren fikri mülkiyet ve ruhsat sorunlarını gündeme getiriyor.
Hindistan ve Güney Afrika, patentlerin geçici olarak askıya alınması için Dünya Ticaret Örgütü’ne bir öneri sundu. Ancak, WHO ve STK’ların bu konuda baskılarını arttırmalarına rağmen, bu yönde bir adımın yolu kapalı gözüküyor. Aşı üretimini artırma çabasının ana amacı, temel olarak aşı satın almak için yeterli paraya sahip olmayan yoksul ülkelerdeki insanların aşılanmasının sağlanmasıdır. Bununla birlikte, aşılama kampanyaları zengin ülkelerin çoğunda Aralık ayı sonlarında başlamış olsa da, aşı konusunda milliyetçilikle mücadele etmeyi hedefleyen Covax mekanizması aracılığıyla dağıtılan ilk dozlar, bu haftaya kadar yoksul ülkelere ulaşmadı.
Covax kapsamında, 20 ülkeye yaklaşık 20 milyon aşı dozu gönderildi. Önümüzdeki hafta bunlara 14,4 milyon doz aşı eklenecek ve 31 ülkeye dağıtılacak.
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu cesaret verici bir ilerleme ancak Covax aracılığıyla dağıtılan aşı dozu miktarı nispeten küçük kalıyor” dedi. Ghebreyesus, “bazı ülkeler, önümüzdeki aylarda tüm sakinlerini aşılamak için hızlanacak iken” Mayıs ayı sonuna kadar Covax ile dağıtılması planlanan aşı hacminin, aşıları alacak ülkelerin nüfuslarının sadece yüzde 2 ila 3’ünün aşılanmasını karşıladığını vurguladı.

-AstraZeneca
Diğer yandan, “Financial Times” gazetesi, Avrupa Birliği aşı eksikliğini doldurmaya çalışırken, Avrupa Birliği’nin ABD’yi Kovid-19’a karşı korunmak için milyonlarca doz AstraZeneca aşısının ihracatına izin vermeye çağıracağını bildirdi. 27 ülkeden oluşan AB ayrıca Washington’dan, Avrupa’da üretim için gerekli olan önemli aşı bileşenlerinin sevkiyatının serbest akışını sağlamasını istiyor. Gazete, AB Komisyonu’nun “Aşı üreticilerinin Avrupa Birliği ile sözleşme yükümlülüklerini tam olarak yerine getirecek şekilde aşıların ABD’de üretilmesini veya paketlenmesini sağlamak konusunda ABD ile çalışma imkanımıza güveniyoruz” ifadelerini de aktardı.
AB ülkeleri Aralık ayı sonunda aşılamaya başladı ancak kampanyaları, AB’nin eski bir üyesi olan İngiltere ve ABD gibi diğer zengin ülkelere kıyasla daha yavaş bir hızda ilerliyor. Yetkililer, üreticilerin tedarik sorunları yaşamalarında, yavaş üretim ve dağıtım sorununda rol oynadığına inanıyor.
Avrupalı bir kaynağın aktardığına göre, AB, şu anda katı ihracat kısıtlamalarına tabi olan koronavirüs aşılarının imalatında kullanılan ABD yapımı malzemelerin ithalatını güvence altına almak için yarın Washington ile görüşmeler gerçekleştirecek. Fransız haber ajansı AFP’nin konuyu hâkim olan bir kaynaktan aktardığına göre, Brüksel tarafından aşı üretimi konusunda yetkilendirilen Fransa İç Pazar Komiseri Thierry Breton, Beyaz Saraydaki Kovid-19 ile Mücadele Görev Gücü Koordinatörü Jeff Zentes ile buluşacak.  Söz konusu kaynak, Avrupa Birliği ve ABD’nin, Avrupalı ​​aşı üreticilerinin “bir darboğazdan geçmesini önlemek için koordineli bir şekilde birlikte çalışmak istediklerini” sözlerine ekledi.
Üzerinde görüşülen kısıtlı malzemeler arasında, aşı şişeleri ve şırıngaların yanı sıra, üreticilerin depolarında kullanılan torbalar da bulunuyor. Bunlar genellikle ABD şirketleri tarafından Avrupa Birliği’nde veya Avrupa şirketleri tarafından ABD’de üretiliyor. Aşı üretiminde kullanılan tüm malzemelerin ihracatları için ABD makamlarından özel onaylar alınması gerekiyor. Kaynak “fikrin, kuralları geçersiz kılmak değil, süreci kolaylaştıracak ve hızlandıracak idari tedbirler” alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Ayrıca sözlerine “Erken harekete geçiyoruz. Avrupa’da aşı üretimi önemli bir şekilde hızlandığında, tüm malzemelerin mevcut olacağından emin olmak istiyoruz” ifadelerini ekledi. Avrupa Birliği’nin ihracat kontrol sistemi yalnızca kullanıma hazır aşılar için geçerli. Söz konusu sistem, geçtiğimiz günlerde, Avustralya’ya gönderilecek olan çeyrek milyon doz AstraZeneca aşısının sevkiyatını önlemek için kullanıldı.
İsveç-İngiliz şirketi AstraZeneca, 27 Avrupa Birliği ülkesine bu yılın ilk çeyreğinde AB’ye başlangıçta vaat edilmiş olan aşı dozu miktarının yalnızca üçte birini sağlayabileceğini bildirdi. Avrupalı ​​kaynak, pazartesi günü yapılacak görüşmelerin hazır aşıların “dozlarını müzakere etmeyi amaçlamadığını” belirterek, bu konunun “şirketlere bırakılmış” olduğunu ifade etti.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.