Sistani, Papa’yla görüşmesinde Iraklı siyasetçilere ilişkin hayal kırıklığını dile getirdi

Katolik Kilisesi’nin liderine eşlik eden heyet, Şii lider ile ‘samimi buluşmanın’ ayrıntılarını anlattı

(Getty)
(Getty)
TT

Sistani, Papa’yla görüşmesinde Iraklı siyasetçilere ilişkin hayal kırıklığını dile getirdi

(Getty)
(Getty)

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis’in (84) Irak ziyaretini düzenleyenler arasında kararlaştırılan protokole göre, Papa’nın Iraklı Şiilerin en büyük dini mercii Ayetullah Ali es-Sistani (90) ile görüşmesinin, iki dini liderin ilerleyen yaşları da göz önünde bulundurularak 15 dakika sürmesi planlandı. Böylece, özellikle dinlerle ilgili bir konunun ele alınması ve ortak bir bildiri yayınlanması gibi daha önceden planlanmış herhangi bir program olmadığından bir nezaket ziyaretinin ötesine geçmeyecek bir görüşme için 15 dakikanın yeterli olacağı düşünüldü.
Ancak tarihi görüşmeye katılan dört kişiden biri olan Keldani Katolik Kilisesi Patriği Kardinal Louis Raphael Sako’ya göre görüşmenin seyri protokolü bozdu. Toplantının yaklaşık 50 dakika sürdüğünü belirten Kardinal Sako, Sistani'nin fasih bir Arapça ve yüksek sesle Papa’ya Irak siyasetine dair hayal kırıklıklarını dile getirmesi gibi çeşitli meselelere değinmesinden ötürü görüşmenin uzadığını söyledi. El Şarkiya ve El Hurra kanallarına konuşan Sako, Sistani'nin önemli misafirini karşılama şeklinden bahsetti. Sistani’nin Papa'nın salona girişi sırasında oturduğu basit koltuktan kalktığını ve birbirlerine yakın bir şekilde oturmadan önce uzun süre ellerini tuttuğu belirten Sako, Sistani'nin ‘siyasilerin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını, kendi çıkarları için geldiklerini ve artık onları kabul etmediğini’ söylediğini de sözlerine ekledi. Sako buna karşın Papa'nın da her siyasetçinin kendi çıkarıyla ilgilendiğine dair bir yorum yaptığını ifade etti. Hatırlanacağı üzere Sistani, 2015 yılından bu yana Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı başta olmak üzere blok ve parti liderleri, bakanlar, milletvekilleri ve diğer tüm Iraklı politikacılara kötü performanslarını, yolsuzluğun devletin tüm eklemlerine yayılmasını ve sorunlara gerçek çözümler bulunamamasını protesto etmek amacıyla kapısını kapatmıştı.
Buna karşın Sistani, Irak'ı ziyaret eden uluslararası yetkilileri kabul etmeye devam ediyor. Bu yetkililer arasında bu yıl içinde birçok kez kabul ettiği Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Plasschaert başta olmak üzere BM temsilcileri yer alıyor.
Sistani, geçtiğimiz yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle durdurulmadan önceki Cuma hutbelerinde Ekim 2019'da Irak'ta patlak veren kitlesel protesto gösterilerini destekleyen kararlı bir duruş sergiledi. Ayrıca, Adil Abdulmehdi başbakanlığındaki önceki hükümetin görevden alınması için baskı uyguladı. Sistani’nin Necef'teki Temsilcisi, Cuma hutbelerinden birinde Sistani’nin yolsuzlukla mücadeledeki gelişmelere dair tutumuna ilişkin, ‘Dini mercii açıkça seslendi, ama siyasetçiler onu duymadı” dedi.
Pandemi nedeniyle Cuma hutbelerinin askıya alınmasıyla Iraklı siyasi sınıf, üzerindeki büyük ahlaki baskıdan kurtulup, rahat bir nefes aldı.  

Siyasiler ikiye bölündü
Siyasiler, protesto meydanlarından büyük bir destek alan Mustafa el-Kazimi başbakanlığındaki mevcut hükümetin kurulmasının ardından, Kazimi'nin reform adımlarını destekleyenler ve desteklemeyenler olarak bölündüler. Kazimi ayrıca seçim takviminin belirlenmesi ve seçimlerin yapılması için gerekli tüm koşulların sağlanmasına dair verdiği sözünü yerine getirmenin yanı sıra elde edeceği başarıların, devletin gerek vatandaşların gerekse desteklerini ve bağımlılıklarını sıklıkla beyan ettikleri Şii dini merciinin gözündeki olumsuz imajını düzelteceğini vurguladı.
Diğer yandan Papa-Sistani görüşmesine ilişkin açıklamalarını sürdüren Sako, Sistani’nin, Papa ile samimi bir sohbet gerçekleştirdiğini ve Papa’nın sıcak karşılamasından ötürü Sistani’ye çok teşekkür ettiğini belirtti. Sako, siyasilerden herhangi birinin Papa’ya Sistani’nin evine yaptığı ziyaret sırasında eşlik etme talebinde bulunup bulunmadığına dair bir soruya, “Kimse böyle bir talepte bulunmadı” yanıtını verirken Sistani'nin, savaşları kendi çıkarları için kullanan büyük ülkelerin politikalarına değindiğini belirtti.
Sistani'nin Papa’yı evin kapısına kadar geçirerek görüşmeye daha fazla samimiyet kazandırdığını söyleyen Sako, ayrıca Sistani’nin Papa'ya ziyareti için teşekkür ederek, “Fakirlerin yanında olduğunuzu biliyorum ve sizi seviyorum” dediğini, buna karşın Papa’nın Sistani’ye, “Bilgeliğinizi takdir ediyorum ve ben de sizi seviyorum” diye karşılık verdiğini kaydetti.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Papa, Irak ziyareti dönüşü Roma’ya giderken uçakta (AFP) yaptığı açıklamada, “Kendimi rahat hissediyorum. Sistani, alçakgönüllü ve bilge bir adam. Görüşmemiz sırasında büyük bir saygı gösterdi ve bu beni onurlandırdı. Asla ziyaretçilerini karşılamak için ayağa kalkmayan Sistani, beni selamlamak için iki kez ayağa kalktı” ifadelerini kullandı.
Irak’ta 20 yıl önce nüfusun yüzde 6’sını oluşturan, fakat bugün nüfusun sadece yüzde 1’lik bir kesimini temsil eden Hıristiyanları desteklemek isteyen Arjantinli Papa, DEAŞ'ın yıktığı Musul Kilisesi'nin önünde manzaradan etkilendiğini gizlemedi. Helikopterle kenti havadan turlayan Papa, “Söyleyecek söz bulamıyorum. Bu inanılmaz bir vahşet” dedi.
Çeşitli kiliselerde ve aynı zamanda Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil'de aşırı kalabalık bir stadyumda kendisiyle buluşmaya gelen Iraklıların yaratabileceği potansiyel tehlikeye ilişkin bir soruya yanıt olarak kararını vermeden önce çok düşündüğünü ve dua ederken aynı zamanda ‘risklerin farkında olduğunu, ancak sonunda özgürce karar verdiğini’ söyledi.

 


Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.