Siyasetçilerin kaleme aldıkları özgürlük sınırları ile milli sırlar arasındaki hatıraları

Siyasetçilerin kaleme aldığı kitaplardan bazıları, anlaşmazlığa yol açabilecek ve devletin güvenliğini tehdit edebilecek hassas bilgiler içeriyor

Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
TT

Siyasetçilerin kaleme aldıkları özgürlük sınırları ile milli sırlar arasındaki hatıraları

Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır

Tony Boulos
Siyasetçiler, yaşadıkları acı anları ve zor aşamaları vurgulayarak, siyaset pazarında ölümcül bir silah olarak gördükleri ve daha önce bahsedemedikleri hatıralarını anlatmak ve kamuoyunda sempati uyandırmak için kitaplar yayınlamayı çok severler. Vatandaşların istekleri doğrultusunda orta çıkan, ancak alınamayan kararların gerekçelerinden bahsederek kamuoyunda daha fazla kabul görürler. Seçimlere aday olmak isteyen politikacıların çoğu, politik, ekonomik, çevresel ve sosyal projelerini içeren ve destekçilerinin nabzını tutmalarını sağlayan kitaplar yayınlarlar. Emekli politikacılar ise anılarını veya bazı siyasi sırları anlattıkları kitaplar yayınlamayı tercih ederler. Bu yüzden dikkatleri çekebilmeleri, kitabın elde edeceği başarıya bağlıdır.
Ancak bu kitapların bazıları, özellikle gizli toplantı kayıtlarından ve gizli belgelerden bahsedilenler, siyaset sahnesinde geniş yankı uyandıran tartışmalara yol açan, özgürlük sınırlarına dayanan ve devletin ulusal güvenliğini tehdit eden hassas bilgiler içeriyor. Siyasetçiler, bu bilgileri rakiplerine çelme takmak ve onları devirmek amacıyla kullanabilirler. Burada resmi denetleyici kurumların, söz konusu kitapların içeriği üzerindeki rolünün yanı sıra düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin sınırlar ve kontroller de ortaya çıkmaktadır.  Peki, bu kitapları kim denetliyor? Milli güvenlik, bu kitapların içeriğindeki tehdit unsurlarının yarattığı tehlikeden nasıl korunabilir?

Cezaevi edebiyatı
Mısır'daki İngiliz Üniversitesi Medya ve İletişim Fakültesi Dekanı Dr. Muhammed Şuman, kaleme aldığı bir makalede, “Son olarak Amr Musa’nın (eski Arap Birliği Genel Sekreteri) yayınladığı siyasi anılar, Mısır'da ve yurtdışında sansasyon yarattı” ifadelerini kullandı. Arap dünyasındaki anıların ve otobiyografilerin çoğunun, siyasetçiler ve devlet adamlarına ait olduğunu, yani politikacıların bu alanda baskın olduğunu belirten Dr. Şuman, ironik olanın ise kitapların çoğunun, büyük bir çoğunluğu hayatları boyunca muhalefette kalan ve hapishane günleri yaşamış olan politikacılar tarafından yazılan ve ‘cezaevi edebiyatı’ olarak bilinen kategoriye girdiklerini söyledi. Dr. Şuman bir araştırmacının, Arap ülkelerindeki cezaevlerinde çektikleri sıkıntıları ve yaşadıklarını kaleme alan siyasetçi ve gazetecilere ait 113 kitap olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.
Hapishane anılarının aktarıldığı kitapların, aşırı insani anlamlarla ve simgelerle dolu olduğuna işaret eden Dr. Şuman, ancak bunların başkanlar, bakanlar ve diğer siyasetçiler dahil olmak üzere devlet adamlarının anılarında veya otobiyografilerinde bulunamayabileceğini vurguladı. Bunu çok fazla bilgiye sahip ve çok sayıda insanla temas halinde olmaları nedeniyle yazma veya ifşa etme özgürlüklerinin olmamasına bağlayan Dr. Şuman, hatırat veya otobiyografi kaleme alan Arap politikacıların çoğunun farkında olmadığı, görülmemiş sorunlar ve kısıtlamalar olduğunun altını çizdi.

Ölülerin tanıklığı
Hatıraların ve otobiyografilerin gerçekliğine gölge düşürebilecek kısıtlamalara rağmen önemli ve vazgeçilmez yazılar olduklarını ve olmaya da devam edeceklerini vurgulayan Dr. Şuman, “Çünkü bunları kaleme alanlar, bu kitapları okumak ya da filme ya da diziye dönüştürmek isteyenlerin ihtiyaçlarına cevap vermiş oluyorlar. Siyasetçiler, anılarını yok oluşa karşı bir direniş biçimi olarak kaleme alırlar. Sahip oldukları bilgi ve deneyimleri, tarih için kayıt altına alırlar ya da tarihçilerin kullanımına sunarlar. Bazı durumlarda muhalifleriyle eski hesapları görmek ya da sergiledikleri tutumları savunmak veya imajlarını düzeltmek için yazarlar. Olayların gelişmesindeki rollerini güçlendirirler. Bazı politikacılar aynı zamanda bir tefekkür ve iç muhasebe biçimi ya da başkalarının yararlanması ve onlara deneyimlerini aktarma girişimi olarak anılarını veya otobiyografilerini kaleme alırlar” değerlendirmesinde bulundu.
Anıların veya otobiyografilerin doğaları, üretim ve yayınlanma koşulları nedeniyle önyargılı bir ürün olduklarını düşünen Dr. Şuman, “Özellikle anılarını kaleme alan birçok siyasetçinin, yazılarında uzun yıllar önce ölen insanlardan alıntılar yapmaları veya okuyucuyu yayınlanmamış ve Arap dünyasında resmi belgeleri yayınlamaya yönelik yasaları ve ilkeler olmadığından büyük ihtimalle de yayınlanmayacak olan belgelere yönlendirmeleri nedeniyle kitaplarının içeriklerini doğrulamak veya aktardıklarına güvenmek güçtür” görüşünde.

Rusya'da kaçınılıyor
Tarihçiler, anılarını ilk olarak kaleme alanın Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar) olduğuna dikkati çekiyorlar. M.Ö. 49 yılında kaleme alınan anılar, Sezar’ın esas olarak Roma İmparatorluğu'nu genişletmesinin önünü açan askeri operasyonlarıyla ilgiliydi. Bazı tarihçiler ise kişisel anıların bugünkü anlamıyla 1789 Fransız Devrimi'nden hemen önceki Aydınlanma Çağı’nda ortaya çıktığını düşünüyorlar. Yirminci yüzyılda kaleme alınan anıların büyük bir kısmı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle Nazi Almanyası’nda ve Benito Mussolini'nin egemenliği altındaki İtalya’da yazılmıştır.
Öte yandan eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton tarafından kaleme alınan kitap, dünyanın pek çok ülkesinde tartışmalara neden oldu.
Buna karşın Rusya'daki üst düzey yetkililerin ve emekli politikacıların çoğunun anılarını kaleme almamaları dikkat çekicidir. Siyasi analist Maxim Zharov Realist Haber Ajansı’a verdiği röportajda, ABD'nin aksine Rusya'da, yetkililerin görevden ayrıldıktan hemen sonra anılarını yazmaları gibi bir geleneğin olmadığını söyledi. Bu durumun, emekli olan bir siyasetçinin dahi her an aktif siyasete dönmeyi beklemesinden kaynaklandığını söyleyen Zharov, “Bu yüzden devlet başkanları ile ilişkilerini anıları kaleme alarak bozmak çıkarlarına olmaz” yorumunda bulundu.

Zharov sözlerini şöyle sürdürdü:
“Marjinal görülen Rus yetkililer, görevden alınan ve daha iyi yerlere gelemeyen devlet memurlarıdır.  Bu yüzden skandal gibi görünen tek örnek Aleksandr Korjakov’un (Eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in koruma müdürü) istifasından yıllar sonra yazdığı ve kendisine karşı tutumu tamamen değiştiren anılarıdır.”

Kırpma ve yok etme
Diğer yandan bazı eleştirmenler, dünyanın önde gelen siyasetçilerinin kaleme aldıkları kitapların çoğunun kırpıldığını ve birçok gerçeğin devlet sırlarının ‘kılıcı’ altında yok edildiğini iddia ediyorlar. Tıpkı John Bolton’ın anılarını yazdığı kitabında olduğu gibi. Yetkililer, olumsuz olduğunu düşündükleri anıların yayınlanmasını önlemek için Bolton’ı kitabı yayımlamaktan vazgeçirmek amacıyla ulusal güvenliğe ilişkin endişelerini öne sürdüler.  Aynı şekilde, eski Federal İstihbarat Teşkilatı (BND) Başkanı Gerhard Schindler'in anılarını yayınlamasına izin verilmedi. Gerekçe olarak ise ‘halen yayınlanması yasak olan gizli bilgiler’ içerdiği öne sürüldü.
Arap dünyasında ise ulusal güvenlik kavramı oldukça esnektir. Çoğu Arap ülkesinin anayasasında tam olarak tanımlanmamıştır. Bir yetkilinin, anılarını yayınlamasına karşı çıkmak ya da bir başkasının anılarını yayınlamasına izin vermek için kullanılabilecek ulusal güvenlik ilkeleri ve sınırları belirlenmemiştir. Devlet sırlarının önceden izin alınmadan yayınlandığı suçlaması, birçok hükümet için yaşadıkları siyasi olaylara ilişkin şahitliklerini yazmaya karar veren eski yetkililerin cezalandırılmasını ve haklarında soruşturma başlatılmasını sağlayan bir araç olmuştur.

Özgürlükler ve sınırlar
Bazı ülkeler, inanç özgürlüğü, yayın ve diğer haklar gibi bazı özgürlükleri ihlal edebilmek için güvenliği ve terörizmle mücadeleyi öne sürdüğünden ulusal güvenlik kavramı, bireyin ve toplumun yaşamında birçok boyutu ve yönü kapsamaya başlamıştır. Bu görüş açısından bakıldığında, güvenlik ve özgürlük kavramları arasında derin ve temel bir ilişki olduğu görülebilir. Öyle ki, hak ve özgürlüklere saygı duyulan bir toplum, güvenlik ve istikrar faktörlerine sahip bir toplumdur. Bazı hukuk uzmanları, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı gösterme yükümlülüğünün genel bir kural olarak devlete ait olduğunu düşünmektedir. Ancak aynı uzmanlara göre bu mutlak bir zorunluluk değildir ve sınırlandırılabilir. Yani devlet savaş veya diğer istisnai durumlarda bazı yükümlülüklerinden kısmen vazgeçebilir. Bu yükümlülük, isteğe bağlı ve tek başına karar verme yetkisine bırakılmaması için belirli kontrollere ve koşullara tabi olmalıdır. Aksi takdirde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ötesine geçebilir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Nicole Kidman'ın dizisi listelerin zirvesine çıksa da izleyiciyi böldü

Scarpetta'nın FBI profilcisi eşi rolünde The Guardian ve The Mentalist'le tanınan 56 yaşındaki Simon Baker (sağda) yer alıyor (Amazon Prime Video)
Scarpetta'nın FBI profilcisi eşi rolünde The Guardian ve The Mentalist'le tanınan 56 yaşındaki Simon Baker (sağda) yer alıyor (Amazon Prime Video)
TT

Nicole Kidman'ın dizisi listelerin zirvesine çıksa da izleyiciyi böldü

Scarpetta'nın FBI profilcisi eşi rolünde The Guardian ve The Mentalist'le tanınan 56 yaşındaki Simon Baker (sağda) yer alıyor (Amazon Prime Video)
Scarpetta'nın FBI profilcisi eşi rolünde The Guardian ve The Mentalist'le tanınan 56 yaşındaki Simon Baker (sağda) yer alıyor (Amazon Prime Video)

Amazon Prime Video'nun iddialı dizisi Scarpetta, izlenme rekorları kırarak küresel bir başarıya imza atsa da Patricia Cornwell'in sadık okurlarını ve izleyicileri ikiye böldü. 

Yayın devi, başrolünde 58 yaşındaki Nicole Kidman'ın yer aldığı yeni polisiye dizisiyle dünya çapında bir hit yakaladı. 11 Mart'ta 8 bölümü birden yayımlanan yapım ABD, Avustralya, Brezilya, İtalya ve İspanya dahil olmak üzere pek çok ülkede kısa sürede zirveye oturdu. Ancak bu güçlü açılış, beraberinde sert eleştirileri de getirdi.

Patricia Cornwell'in 29 kitaba ulaşan dev serisinden uyarlanan dizi, platformun diğer iddialı yapımları Young Sherlock, Fallout ve Cross'u geride bırakarak zirveye yerleşti. 

İlk sezon daha yayına girmeden onay alan ikinci sezonun çekimlerine bu ay başlanacağı bildirildi. Eğer prodüksiyon süreci bu hızla devam ederse, dizinin 2027 başlarında ekrana dönmesi bekleniyor.

Dizi, adli tabip Dr. Kay Scarpetta'nın hikayesini iki farklı zaman diliminde ele alıyor. Kidman'ın canlandırdığı deneyimli Scarpetta'nın ablası Dorothy'yi Jamie Lee Curtis oynarken, siber adli tıp uzmanı yeğenine Ariana DeBose hayat veriyor.

Eleştiri oklarının hedefinde

Dizi, izlenme oranlarında zirveye çıksa da özellikle kitabın hayranları tarafından seriye sadık kalmamakla suçlanıyor. 

Okurların en çok tepki gösterdiği konuların başında karakterle oyuncu arasındaki fiziksel uyumsuzluk geliyor. Kitaplarda minyon ve İtalyan kökenli diye betimlenen Scarpetta rolü için 180 santimetre boyundaki Avustralyalı Kidman'ın seçilmesi, karakterin ruhuna aykırı bulundu.

67 yaşındaki Jamie Lee Curtis'in Kidman'ın ablasını canlandırması da aradaki yaş farkı ve karakterlerin kitaplardaki ilişkisi nedeniyle "tuhaf bir seçim" olarak yorumlandı.

Öte yandan bazı izleyiciler sahnelerin aşırı karanlık olmasından ve olay örgüsünün Mare of Easttown gibi modern klasiklerin gerisinde kalmasından şikayetçi.

Tüm eleştirilere rağmen diziyi "mükemmel bir başlangıç" olarak gören bir kesim de mevcut. Bazı hayranlar, oyuncu kadrosunun karizmasının ve hikayenin sürükleyiciliğinin, kitaplardan bağımsız olarak değerlendirildiğinde diziyi türünün en iyi örneklerinden biri yaptığını savunuyor.

Bu yüksek izlenme oranlarının, izleyicinin memnuniyetsizliğine rağmen üçüncü ve sonraki sezonları getirip getirmeyeceği ise merak konusu.

Independent Türkçe, Mirror, ScreenRant


Efsane yönetmen mahmuzları takıyor: Spielberg'den western müjdesi

Modern gişe sinemasının öncülerinden 79 yaşındaki Steven Spielberg, tüm zamanların en yüksek gişe hasılatına ulaşan yönetmeni (Reuters)
Modern gişe sinemasının öncülerinden 79 yaşındaki Steven Spielberg, tüm zamanların en yüksek gişe hasılatına ulaşan yönetmeni (Reuters)
TT

Efsane yönetmen mahmuzları takıyor: Spielberg'den western müjdesi

Modern gişe sinemasının öncülerinden 79 yaşındaki Steven Spielberg, tüm zamanların en yüksek gişe hasılatına ulaşan yönetmeni (Reuters)
Modern gişe sinemasının öncülerinden 79 yaşındaki Steven Spielberg, tüm zamanların en yüksek gişe hasılatına ulaşan yönetmeni (Reuters)

 muazzam bir iş geliyor" sözleriyle heyecan yarattı.

"Klişelerden uzak bir kovboy filmi"

Sinema tarihinin en etkili isimlerinden Spielberg, filmi Teksas'ta çekmek istediğini belirtirken, türün alışılagelmiş kalıplarını yıkacağının sözünü verdi: 

Atlar ve silahlar olacak ancak size şunu söyleyebilirim ki filmde ne türün klişeleri ne de basmakalıp tiplemeler yer alacak.

John Ford'un 1939 tarihli Cehennem Dönüşü (Stagecoach) ve 1956 yapımı Çöl Aslanı (The Searchers) gibi klasiklerine olan hayranlığını sık sık dile getiren Spielberg, kariyeri boyunca filmlerinde bu türe küçük göndermelerde bulunsa da bugüne kadar hiç tam anlamıyla bir western yönetmemişti.

Spielberg, birkaç yıldır western filmi yönetme isteğini dile getiriyor. Yönetmen, 2021'de Batı Yakası'nın Hikayesi'ni (West Side Story) tanıtırken Yahoo'ya verdiği röportajda, uzun ve parlak kariyerinde henüz el atmadığı türler üzerine düşüncelerini paylaşmıştı.

"Bu soru bana kariyerimin son 40 yılı boyunca, hatta belki daha da uzun süredir soruluyor ve ben de hep 'Henüz yapmadığım tek şey bir müzikal' diye cevap veriyorum" diyen Spielberg sözlerini şöyle sürdürmüştü: 

Ama söylemeyi ihmal ettiğim bir şey var: Aslında hâlâ gerçekten el atmadığım tür western. Kim bilir? Belki bir gün mahmuzlarımı takarım.

Spielberg geçen yıl da Hollywood Reporter'a verdiği röportajda bir western çekme arzusunu yinelemişti. Yönetmen, "Bir western yapmaya büyük heves duyuyorum ve umarım bir gün bunu gerçekleştireceğim" diyerek eklemişti: 

Onca yıl boyunca bir türlü fırsat bulamadığım bir şey bu...

"Yalnız olmadığımıza dair güçlü şüphelerim var"

Söyleşinin öne çıkan başlıklarından biri de Spielberg'ün 12 Haziran'da vizyona girecek yeni UFO filmi İfşa Günü (Disclosure Day) oldu. Josh O'Connor, Emily Blunt, Colman Domingo, Colin Firth ve Wyatt Russell gibi yıldız isimleri bir araya getiren film hakkında konuşan yönetmen, dünya dışı yaşam konusundaki kişisel inançlarını da paylaştı.

Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın uzaylıların gerçek olduğuna dair geçmişte yaptığı açıklamalara değinen Spielberg, "Yalnız olmadığımıza dair çok güçlü şüphelerim var. Kimse bu uçsuz bucaksız evrende tek zeki medeniyetin biz olduğumuzu düşünmemeli" dedi. 

Independent Türkçe, Variety, Entertainment Weekly, Yahoo, Hollywood Reporter


Yıldızları buluşturan dizi 7 yıl sonra geri dönüyor: Tarih verildi

Big Little Lies'ın yıldızları Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Laura Dern ve Zoë Kravitz daha önce projeyi sürdürme isteklerini dile getirmişti (HBO)
Big Little Lies'ın yıldızları Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Laura Dern ve Zoë Kravitz daha önce projeyi sürdürme isteklerini dile getirmişti (HBO)
TT

Yıldızları buluşturan dizi 7 yıl sonra geri dönüyor: Tarih verildi

Big Little Lies'ın yıldızları Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Laura Dern ve Zoë Kravitz daha önce projeyi sürdürme isteklerini dile getirmişti (HBO)
Big Little Lies'ın yıldızları Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Laura Dern ve Zoë Kravitz daha önce projeyi sürdürme isteklerini dile getirmişti (HBO)

Televizyon dünyasının ses getiren yapımlarından Big Little Lies, hayranlarını heyecanlandıran bir gelişmeyle gündemde. HBO'nun yıldızlar geçidi niteliğindeki kadrosuyla hafızalara kazınan dizisi, 7 yıllık uzun bir bekleyişin ardından üçüncü sezonuyla geri dönmeye hazırlanıyor.

Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Laura Dern, Shailene Woodley ve Zoë Kravitz'in başrollerini paylaştığı, daha sonra Meryl Streep'in de katıldığı dizi, aile içi şiddet gibi karanlık ve karmaşık temaları işleyen hikayesiyle 8 Emmy ve 4 Altın Küre'ye layık görülmüştü.

Dizinin yaratıcısı David E. Kelley, SXSW festivalinde yaptığı açıklamada, üçüncü sezon hazırlıklarının hız kazandığını müjdeledi. Kelley, "Süreç şu an şekillenme aşamasında ancak bu iş kesinlikle gerçekleşecek. İnanılmaz bir kadroya sahibiz, bu da bize iyi bir hikaye anlatıcılığı için müthiş bir fırsat sunuyor. Her şey planlandığı gibi giderse çekimlere sonbaharda başlamayı hedefliyoruz" dedi.

10 yıllık zaman atlaması

Liane Moriarty'nin romanından uyarlanan yapımda, karakterlerin hayatında bambaşka bir dönem başlayacak. Reese Witherspoon, yeni sezonun gidişatıyla ilgili USA Today'e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Şu an ön görüşme aşamasındayız. Bu karakterlerin bugün nerede olacağına dair pek çok fikri olan yazar Liane Moriarty'yle sürekli iletişim halindeyiz. Aradan yaklaşık 10 yıl geçti; çocuklar artık büyüdü ve birer ergen oldular. Tahmin edebileceğiniz gibi o yaş grubundaki çocuklara ebeveynlik yapmanın getirdiği zorluklar hikayenin merkezinde yer alacak.

David E. Kelley'den yeni proje

Hazırlıkları süren yeni sezonun kesin yayın tarihi henüz resmiyet kazanmasa da hayranların sabırsız bekleyişi sürüyor. 

Bu sırada David E. Kelley, 15 Nisan'da Apple TV'de izleyiciyle buluşacak yeni dizisi Margo's Got Money Troubles'ın prömiyerine hazırlanıyor.

Big Little Lies'ın ilk iki sezonu şu an HBO Max'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, USA Today, ScreenRant