Siyasetçilerin kaleme aldıkları özgürlük sınırları ile milli sırlar arasındaki hatıraları

Siyasetçilerin kaleme aldığı kitaplardan bazıları, anlaşmazlığa yol açabilecek ve devletin güvenliğini tehdit edebilecek hassas bilgiler içeriyor

Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
TT

Siyasetçilerin kaleme aldıkları özgürlük sınırları ile milli sırlar arasındaki hatıraları

Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır
Tarihçilere göre anılarını ilk olarak kaleme alan kişi, Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar)’dır

Tony Boulos
Siyasetçiler, yaşadıkları acı anları ve zor aşamaları vurgulayarak, siyaset pazarında ölümcül bir silah olarak gördükleri ve daha önce bahsedemedikleri hatıralarını anlatmak ve kamuoyunda sempati uyandırmak için kitaplar yayınlamayı çok severler. Vatandaşların istekleri doğrultusunda orta çıkan, ancak alınamayan kararların gerekçelerinden bahsederek kamuoyunda daha fazla kabul görürler. Seçimlere aday olmak isteyen politikacıların çoğu, politik, ekonomik, çevresel ve sosyal projelerini içeren ve destekçilerinin nabzını tutmalarını sağlayan kitaplar yayınlarlar. Emekli politikacılar ise anılarını veya bazı siyasi sırları anlattıkları kitaplar yayınlamayı tercih ederler. Bu yüzden dikkatleri çekebilmeleri, kitabın elde edeceği başarıya bağlıdır.
Ancak bu kitapların bazıları, özellikle gizli toplantı kayıtlarından ve gizli belgelerden bahsedilenler, siyaset sahnesinde geniş yankı uyandıran tartışmalara yol açan, özgürlük sınırlarına dayanan ve devletin ulusal güvenliğini tehdit eden hassas bilgiler içeriyor. Siyasetçiler, bu bilgileri rakiplerine çelme takmak ve onları devirmek amacıyla kullanabilirler. Burada resmi denetleyici kurumların, söz konusu kitapların içeriği üzerindeki rolünün yanı sıra düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin sınırlar ve kontroller de ortaya çıkmaktadır.  Peki, bu kitapları kim denetliyor? Milli güvenlik, bu kitapların içeriğindeki tehdit unsurlarının yarattığı tehlikeden nasıl korunabilir?

Cezaevi edebiyatı
Mısır'daki İngiliz Üniversitesi Medya ve İletişim Fakültesi Dekanı Dr. Muhammed Şuman, kaleme aldığı bir makalede, “Son olarak Amr Musa’nın (eski Arap Birliği Genel Sekreteri) yayınladığı siyasi anılar, Mısır'da ve yurtdışında sansasyon yarattı” ifadelerini kullandı. Arap dünyasındaki anıların ve otobiyografilerin çoğunun, siyasetçiler ve devlet adamlarına ait olduğunu, yani politikacıların bu alanda baskın olduğunu belirten Dr. Şuman, ironik olanın ise kitapların çoğunun, büyük bir çoğunluğu hayatları boyunca muhalefette kalan ve hapishane günleri yaşamış olan politikacılar tarafından yazılan ve ‘cezaevi edebiyatı’ olarak bilinen kategoriye girdiklerini söyledi. Dr. Şuman bir araştırmacının, Arap ülkelerindeki cezaevlerinde çektikleri sıkıntıları ve yaşadıklarını kaleme alan siyasetçi ve gazetecilere ait 113 kitap olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.
Hapishane anılarının aktarıldığı kitapların, aşırı insani anlamlarla ve simgelerle dolu olduğuna işaret eden Dr. Şuman, ancak bunların başkanlar, bakanlar ve diğer siyasetçiler dahil olmak üzere devlet adamlarının anılarında veya otobiyografilerinde bulunamayabileceğini vurguladı. Bunu çok fazla bilgiye sahip ve çok sayıda insanla temas halinde olmaları nedeniyle yazma veya ifşa etme özgürlüklerinin olmamasına bağlayan Dr. Şuman, hatırat veya otobiyografi kaleme alan Arap politikacıların çoğunun farkında olmadığı, görülmemiş sorunlar ve kısıtlamalar olduğunun altını çizdi.

Ölülerin tanıklığı
Hatıraların ve otobiyografilerin gerçekliğine gölge düşürebilecek kısıtlamalara rağmen önemli ve vazgeçilmez yazılar olduklarını ve olmaya da devam edeceklerini vurgulayan Dr. Şuman, “Çünkü bunları kaleme alanlar, bu kitapları okumak ya da filme ya da diziye dönüştürmek isteyenlerin ihtiyaçlarına cevap vermiş oluyorlar. Siyasetçiler, anılarını yok oluşa karşı bir direniş biçimi olarak kaleme alırlar. Sahip oldukları bilgi ve deneyimleri, tarih için kayıt altına alırlar ya da tarihçilerin kullanımına sunarlar. Bazı durumlarda muhalifleriyle eski hesapları görmek ya da sergiledikleri tutumları savunmak veya imajlarını düzeltmek için yazarlar. Olayların gelişmesindeki rollerini güçlendirirler. Bazı politikacılar aynı zamanda bir tefekkür ve iç muhasebe biçimi ya da başkalarının yararlanması ve onlara deneyimlerini aktarma girişimi olarak anılarını veya otobiyografilerini kaleme alırlar” değerlendirmesinde bulundu.
Anıların veya otobiyografilerin doğaları, üretim ve yayınlanma koşulları nedeniyle önyargılı bir ürün olduklarını düşünen Dr. Şuman, “Özellikle anılarını kaleme alan birçok siyasetçinin, yazılarında uzun yıllar önce ölen insanlardan alıntılar yapmaları veya okuyucuyu yayınlanmamış ve Arap dünyasında resmi belgeleri yayınlamaya yönelik yasaları ve ilkeler olmadığından büyük ihtimalle de yayınlanmayacak olan belgelere yönlendirmeleri nedeniyle kitaplarının içeriklerini doğrulamak veya aktardıklarına güvenmek güçtür” görüşünde.

Rusya'da kaçınılıyor
Tarihçiler, anılarını ilk olarak kaleme alanın Roma İmparatoru Julius Caesar (Jül Sezar) olduğuna dikkati çekiyorlar. M.Ö. 49 yılında kaleme alınan anılar, Sezar’ın esas olarak Roma İmparatorluğu'nu genişletmesinin önünü açan askeri operasyonlarıyla ilgiliydi. Bazı tarihçiler ise kişisel anıların bugünkü anlamıyla 1789 Fransız Devrimi'nden hemen önceki Aydınlanma Çağı’nda ortaya çıktığını düşünüyorlar. Yirminci yüzyılda kaleme alınan anıların büyük bir kısmı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle Nazi Almanyası’nda ve Benito Mussolini'nin egemenliği altındaki İtalya’da yazılmıştır.
Öte yandan eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton tarafından kaleme alınan kitap, dünyanın pek çok ülkesinde tartışmalara neden oldu.
Buna karşın Rusya'daki üst düzey yetkililerin ve emekli politikacıların çoğunun anılarını kaleme almamaları dikkat çekicidir. Siyasi analist Maxim Zharov Realist Haber Ajansı’a verdiği röportajda, ABD'nin aksine Rusya'da, yetkililerin görevden ayrıldıktan hemen sonra anılarını yazmaları gibi bir geleneğin olmadığını söyledi. Bu durumun, emekli olan bir siyasetçinin dahi her an aktif siyasete dönmeyi beklemesinden kaynaklandığını söyleyen Zharov, “Bu yüzden devlet başkanları ile ilişkilerini anıları kaleme alarak bozmak çıkarlarına olmaz” yorumunda bulundu.

Zharov sözlerini şöyle sürdürdü:
“Marjinal görülen Rus yetkililer, görevden alınan ve daha iyi yerlere gelemeyen devlet memurlarıdır.  Bu yüzden skandal gibi görünen tek örnek Aleksandr Korjakov’un (Eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in koruma müdürü) istifasından yıllar sonra yazdığı ve kendisine karşı tutumu tamamen değiştiren anılarıdır.”

Kırpma ve yok etme
Diğer yandan bazı eleştirmenler, dünyanın önde gelen siyasetçilerinin kaleme aldıkları kitapların çoğunun kırpıldığını ve birçok gerçeğin devlet sırlarının ‘kılıcı’ altında yok edildiğini iddia ediyorlar. Tıpkı John Bolton’ın anılarını yazdığı kitabında olduğu gibi. Yetkililer, olumsuz olduğunu düşündükleri anıların yayınlanmasını önlemek için Bolton’ı kitabı yayımlamaktan vazgeçirmek amacıyla ulusal güvenliğe ilişkin endişelerini öne sürdüler.  Aynı şekilde, eski Federal İstihbarat Teşkilatı (BND) Başkanı Gerhard Schindler'in anılarını yayınlamasına izin verilmedi. Gerekçe olarak ise ‘halen yayınlanması yasak olan gizli bilgiler’ içerdiği öne sürüldü.
Arap dünyasında ise ulusal güvenlik kavramı oldukça esnektir. Çoğu Arap ülkesinin anayasasında tam olarak tanımlanmamıştır. Bir yetkilinin, anılarını yayınlamasına karşı çıkmak ya da bir başkasının anılarını yayınlamasına izin vermek için kullanılabilecek ulusal güvenlik ilkeleri ve sınırları belirlenmemiştir. Devlet sırlarının önceden izin alınmadan yayınlandığı suçlaması, birçok hükümet için yaşadıkları siyasi olaylara ilişkin şahitliklerini yazmaya karar veren eski yetkililerin cezalandırılmasını ve haklarında soruşturma başlatılmasını sağlayan bir araç olmuştur.

Özgürlükler ve sınırlar
Bazı ülkeler, inanç özgürlüğü, yayın ve diğer haklar gibi bazı özgürlükleri ihlal edebilmek için güvenliği ve terörizmle mücadeleyi öne sürdüğünden ulusal güvenlik kavramı, bireyin ve toplumun yaşamında birçok boyutu ve yönü kapsamaya başlamıştır. Bu görüş açısından bakıldığında, güvenlik ve özgürlük kavramları arasında derin ve temel bir ilişki olduğu görülebilir. Öyle ki, hak ve özgürlüklere saygı duyulan bir toplum, güvenlik ve istikrar faktörlerine sahip bir toplumdur. Bazı hukuk uzmanları, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı gösterme yükümlülüğünün genel bir kural olarak devlete ait olduğunu düşünmektedir. Ancak aynı uzmanlara göre bu mutlak bir zorunluluk değildir ve sınırlandırılabilir. Yani devlet savaş veya diğer istisnai durumlarda bazı yükümlülüklerinden kısmen vazgeçebilir. Bu yükümlülük, isteğe bağlı ve tek başına karar verme yetkisine bırakılmaması için belirli kontrollere ve koşullara tabi olmalıdır. Aksi takdirde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ötesine geçebilir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Tom Cruise'un yeni filmi sinema dünyasını ikiye böldü

Tom Cruise, Digger'da filme ismini veren ve "insanlığın kurtarıcısı" olduğunu kanıtlamaya çalışan göbekli ve kel petrol milyarderi Digger Rockwell rolünde (Warner Bros.)
Tom Cruise, Digger'da filme ismini veren ve "insanlığın kurtarıcısı" olduğunu kanıtlamaya çalışan göbekli ve kel petrol milyarderi Digger Rockwell rolünde (Warner Bros.)
TT

Tom Cruise'un yeni filmi sinema dünyasını ikiye böldü

Tom Cruise, Digger'da filme ismini veren ve "insanlığın kurtarıcısı" olduğunu kanıtlamaya çalışan göbekli ve kel petrol milyarderi Digger Rockwell rolünde (Warner Bros.)
Tom Cruise, Digger'da filme ismini veren ve "insanlığın kurtarıcısı" olduğunu kanıtlamaya çalışan göbekli ve kel petrol milyarderi Digger Rockwell rolünde (Warner Bros.)

Alejandro González Iñárritu'nun yeni filmi Digger'ın New York, Los Angeles ve Londra'daki gala ve basın gösterimlerinin ardından ilk eleştirmen yorumları paylaşıldı.

Sinema yazarlarının film hakkında hemfikir olduğu tek bir nokta var: Tom Cruise'un rolünün hakkını sonuna kadar verdiği.

64 yaşındaki usta aktörün yaklaşık 10 yıl sonra rol aldığı ilk özgün hikaye olan Digger, şimdiden sinema basınında büyük yankı uyandırdı.

Iñárritu'nun iddialı kıyamet hicvine gelen ilk tepkiler epey bölünmüş durumda. Eleştirmenler filmi "cesur" ve "cüretkar" sözleriyle överken, bazıları ise "kafa karıştırıcı" diye niteliyor.

Warner Bros. yapımı film, Cruise'un canlandırdığı Digger Rockwell'in hikayesini anlatıyor.

Grönland'daki sondaj çalışmalarıyla küresel çevre felaketine yol açan aşırı zengin petrol tüccarı Rockwell, yarattığı krizi durdurup dünyayı kurtarmaya çalışıyor.

Filmin geniş oyuncu kadrosunda bilim insanı rolüyle Riz Ahmed, Digger'ın üvey kız kardeşi ve iş ortağını canlandıran Sandra Hüller, ABD Başkanı'nı oynayan John Goodman, Başkan Yardımcısına hayat veren Michael Stuhlbarg ve gizemli bir rolle Jesse Plemons yer alıyor.

Birdman ve Diriliş'le (The Revenant) iki kez En İyi Yönetmen Oscar'ını kazanan 63 yaşındaki Iñárritu, bu projede Oscar ödüllü görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki'yle yeniden bir araya geldi. Eleştirmenlere göre filmin tamamının VistaVision formatında çekilmesi, yapımın en güçlü görsel özelliklerinden biri. 1954'te geliştirilen VistaVision, 35 mm filmin yatay olarak kameradan geçirilmesiyle daha geniş ve yüksek çözünürlüklü görüntü elde etmeyi sağlıyor.

"Manolya'dan bu yana en iyi performansı"

IndieWire'dan Jim Hemphill, Digger'ı "şimdiye kadar yapılmış görsel olarak en yaratıcı, kavramsal açıdan cüretkar ve öngörülemez stüdyo filmlerinden biri" diye tanımlarken, Cruise'un oyunculuğunu ise" Manolya'dan (Magnolia) bu yana sergilediği en iyi performans" diye nitelendirdi.

IndieWire'ın bir diğer yazarı Anne Thompson da benzer bir coşkuyla filmden bahsederek şu değerlendirmede bulundu: 

Geniş kitlelerin ilgisini çekmeyecek ama Akademi'de, özellikle de teknik dallarda ve oyunculuk kategorilerinde karşılık bulacak cesur ve görkemli bir sanat filmi.

Variety'nin Ödül Editörü Clayton Davis ise Cruise ve Goodman'ın performanslarını, prodüksiyon tasarımını ve görüntü yönetimini överken, filmin karmaşık fikirlerinin her zaman birbirine bağlanamadığına dikkat çekti: 

Iñárritu'nun denediği şeyi ve almak istediği riski takdir ediyorum. Tom Cruise ve John Goodman harika iş çıkarıyor; prodüksiyon tasarımı ve görüntü yönetimi de etkileyici. Ancak günün sonunda tüm noktalar birleşmiyor ve keşke film sürekli ulaşmaya çalıştığı o absürtlük ve hicve daha sert yüklenseydi. Bu filmle ilgili görüş ayrılıkları epey derin olacak.

Aksiyon kahramanlığından absürt hicve

Son 10 yılını Pete "Maverick" Mitchell ve Ethan Hunt gibi ikonik aksiyon kahramanlarını canlandırarak geçiren Cruise, Digger'da yoğun protez makyajının ardında çevresel felaket, siyasi hiciv ve absürt komedi arasında gidip gelen hikayenin merkezinde yer alıyor.

Polygon'dan Jake Kleinman, Cruise'un başarılı olduğunu ama çevresindeki oyuncuların daha da parladığını vurguladı: 

Digger kesinlikle herkese göre değil ama ben bayıldım. Büyük sürprizler pek çok insanı kızdıracak olsa da ulaşılan sonuç buna değer. Havası Kubrick'ten ziyade Kaufman'ı andırıyor. Cruise harika ancak John Goodman ve Riz Ahmed'in yanında filmin en az ilgi çekici oyuncusuna dönüşüyor.

Next Best Picture kurucusu Matt Neglia da Digger hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: 

Bu, Tom Cruise'un son yıllardaki en dinamik ve ilgi çekici rolü. Ona hünerlerini sergilemesi için geniş bir alan tanıyor. Ancak Iñárritu'nun iddialı anlatımı, hikayenin derinleşmesine ve daha nüanslı bir performans çıkmasına izin vermeyecek kadar dengesiz ve boş bir tiyatral şovun gölgesinde kalıyor.

Variety yazarı Courtney Howard, Digger'dan övgüyle bahsederek filmi bir "barut fıçısı" diye niteledi: 

Digger yakıp geçiyor! Iñárritu, göz alıcı havai fişeklerle patlayan adeta bir barut fıçısı sineması yaratmış. Ustalıkla kurgulanmış, büyüleyici, sürükleyici ve son derece cüretkar bir hiciv komedisi. Tom Cruise harika, cesur ve yenilikçi bir performans sergiliyor. Riz Ahmed ise kesinlikle öne çıkan isim!

Beğenmeyenler de var

Tüm övgülere rağmen filmi eleştirenler de var. Mike Ryan, Cruise'un role adanmışlığını takdir etse da senaryodaki bazı tercihleri kafa karıştırıcı bulduğunu belirtti: 

Tom Cruise, Digger'da sınırları zorluyor ve bu da filmi sevmek istememe yol açıyor. Ancak senaryodaki bazı tercihleri kafa karıştırıcı buldum. Cruise'un kariyerine gönderme yapan çok ilgi çekici anlar var ama Maverick bunu daha iyi başarmıştı. Ayrıca genel anlamda filmin rahatsız edici bir atmosferi var.

Awards Radar'dan Joey Magidson filmi "tam bir karmaşa" diye tanımlayıp izlemekten keyif almadığını belirtirken, eleştirmen Edward Douglas ise "Digger'ın çok iyi bir film olduğunu söyleyemem. Iñarritu ve Cruise'un ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyorum ama film vizyona girdiğinde çok düşük bir CinemaScore puanı almasını bekliyorum" yorumunda bulundu.

Tüm bu tartışmalara rağmen filmin vizyonuna hayran kalanlar da var. Jake Hamilton, "Digger 2026'daki favori filmim oldu. Biraz Kubrick, biraz Black Mirror havası taşıyor. Cruise'un performansı kariyerinin en iyileri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.

IndieWire'ın haberine göre Digger, 125 milyon doları aşan bir bütçeye sahip. Pazarlama ve ödül kampanyası giderleri de hesaba katıldığında filmin kâra geçebilmesi için dünya genelinde 300 milyon doların üzerinde hasılat elde etmesi gerektiği belirtiliyor.

Digger, IMAX salonları da dahil olmak üzere 2 Ekim'de sinemaseverlerle buluşacak.

Independent Türkçe, Variety, IndieWire, People


Rocky 4'ün yıldızından ötanazi itirafı

Lundgren, 2024'te sosyal medyada paylaştığı videoyla "nihayet kanserden kurtulduğunu" duyurmuştu. Dolph Lundgren, kanser tedavisi sırasında "yasal yollarla intihar etmeyi" düşündüğünü söyledi (AFP)
Lundgren, 2024'te sosyal medyada paylaştığı videoyla "nihayet kanserden kurtulduğunu" duyurmuştu. Dolph Lundgren, kanser tedavisi sırasında "yasal yollarla intihar etmeyi" düşündüğünü söyledi (AFP)
TT

Rocky 4'ün yıldızından ötanazi itirafı

Lundgren, 2024'te sosyal medyada paylaştığı videoyla "nihayet kanserden kurtulduğunu" duyurmuştu. Dolph Lundgren, kanser tedavisi sırasında "yasal yollarla intihar etmeyi" düşündüğünü söyledi (AFP)
Lundgren, 2024'te sosyal medyada paylaştığı videoyla "nihayet kanserden kurtulduğunu" duyurmuştu. Dolph Lundgren, kanser tedavisi sırasında "yasal yollarla intihar etmeyi" düşündüğünü söyledi (AFP)

Dolph Lundgren, kanser tedavisinin en zorlu dönemlerinde, sonradan kendisine "yanlış teşhis" konduğunu öğrenmeden önce, "yasal yollarla intihar etmeyi" düşündüğü süreç hakkında samimi açıklamalarda bulundu.

Rocky 4'ün (Rocky IV) 2015'te kanser teşhisi alan 68 yaşındaki yıldızı, 2024'te hastalığı yendiğini duyurmuştu.

Oyuncu ve dövüş sanatçısı, Fights Worth Fighting: Finding Strength in Struggle (Uğruna Mücadele Edilecek Savaşlar: Zorlukların İçinde Güç Bulmak) adlı yeni anı kitabında, hayatına son vermek için erkek kardeşinden yardım isteyişini anlattı.

Entertainment Weekly'nin haberine göre Lundgren şunları yazdı:

Kanser tedavilerinin yoğunlaştığı ve intihar ihtimalini düşündüğüm bir dönemde kardeşim Johan bana yardım edecekti. Çünkü o kararı verdiğimde ne durumda olacağımı bilmiyordum. O zamana kadar durumum çok kötüleşebilir ve hayatıma tek başıma son veremeyecek hale gelebilirdim. Avrupa'da, ölümcül hastalığı olan kişilerin yasal yollarla intihar etmesine izin veren İsviçre gibi ülkeler var ancak yine de orada bana yardım edecek birine ihtiyaç duyabilirdim.

k
2025'te çekilen bu fotoğrafta görülen Dolph Lundgren, yeni anı kitabında kanser tedavisi sürecini anlattı (AFP)

Lundgren kitabında kanser uzmanı Dr. Alexandra Drakaki'yle tanışmadan önce "depresyonda olduğunu ve neredeyse tüm umudunu yitirdiğini" yazıyor.

Kendisine başlangıçta 2015'te böbrek kanseri teşhisi konmuş, daha sonra 2020'de tümörlerinin yayıldığı söylenmişti. Ancak Dr. Drakaki 2022'nin başlarında örnekleri inceleyip yeni testler istediğinde, Lundgren'e "yanlış teşhis" konduğunu ve onun aslında akciğer kanseri olduğunu fark etmişti.

Lundgren, 2024'te "nihayet kanserden kurtulduğunu" duyuran bir videoyu sosyal medyada paylaşmıştı.

Los Angeles'ta bir hastane yatağında kaydedilen videoda yıldız oyuncu şunları söylemişti:

Birazdan içeri girip o son ölü tümörden kurtulacağım. Artık vücudumda kanser hücresi kalmadığına göre sanırım kanserden tamamen kurtulmuş olacağım. Bu yüzden bu işlemi dört gözle bekliyorum. Zorlu bir süreçti, bana gerçekten anı yaşamayı ve hayatın her anının tadını çıkarmayı öğretti. En doğrusu da bu.

Lundgren, geçireceği ameliyatın akciğer ablasyonu olduğunu belirtmişti. Mayo Clinic'e göre bu işlem, "ısıtma veya soğutma mekanizmalarıyla tümör dokusunu yok eden, minimal invaziv bir yöntem".

Videonun altındaki açıklamada ise şu ifadeler vardı:

Sağlık durumumla ilgili bir güncelleme: Parlak bir geleceğe dair minnet ve heyecanla, nihayet kanserden kurtuldum. Her zamanki desteğiniz için teşekkürler.

Fox News'un haberine göre oyuncu daha sonra Instagram hikayesinde bir paylaşım daha yaparak şunları yazmıştı:

Harika mesajlarınız ve destekleyici yorumlarınız için teşekkür ederim.

Ayrıca, Rocky 4'te Sylvester Stallone'a söylediği "Seni yıkacağım" repliğine gönderme yaparak, "Beni yıkmak için biraz daha fazlası gerekecek" diye eklemişti.

Independent Türkçe


İzlenmeler yarı yarıya düşünce fişi çekildi: Marvel'dan final kararı

43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
TT

İzlenmeler yarı yarıya düşünce fişi çekildi: Marvel'dan final kararı

43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)
43 yaşındaki Charlie Cox, Daredevil: Born Again'de gündüzleri görme engelli avukat Matt Murdock, geceleriyse New York sokaklarında suçla savaşan süper kahraman Daredevil rolünde (Disney+)

Charlie Cox'un başrolünü üstlendiği Daredevil: Born Again için yolun sonu göründü. 

Hollywood Reporter'ın sektör kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Marvel Stüdyoları imzalı yapım, yaklaşan üçüncü sezonuyla final yapacak.

Kararın, üçüncü sezon çekimlerinin tamamlanmasından yaklaşık iki ay sonra alınması dikkat çekti.

Deadline'a göre oyuncu kadrosuna dün sabah dizinin üçüncü sezonla sona ereceği bildirildi.

Marvel'ın final kararının yanı sıra dizinin başyazarı Dario Scardapane'yle de sessizce yollarını ayırdığı ortaya çıktı. Scardapane'in sözleşmesinin, kurgu dahil post-prodüksiyon çalışmaları sürerken yenilenmemesi sektörde şaşkınlık yarattı. 

Dizinin kalan post-prodüksiyon çalışmalarını kimin yöneteceği henüz belli değil. Bununla birlikte yapımın tamamlanmaya yakın olduğu belirtiliyor.

Marvel Stüdyoları ise konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

Netflix'ten Disney+'a uzanan çalkantılı süreç

İlk olarak 2015-2018'de Netflix'te üç sezon yayımlanan ve geniş bir hayran kitlesi edinen Daredevil, Temmuz 2022'de Disney+ için verilen 18 bölümlük siparişle yeniden hayata döndürülmüştü. Ancak proje, ekran yolculuğu boyunca çalkantılı süreçlerden geçti.

2023'teki senarist ve oyuncu grevleri nedeniyle çekimlere ara veren Marvel, dizinin yaratıcı yönünü kökten değiştirme kararı aldı. 

Netflix'teki diziden daha hafif bir ton benimseyen ve her bölümde farklı bir hikayeye odaklanan ilk başyazarlar Matt Corman ve Chris Ord'la yollar ayrıldı.

Corman ve Ord'un yerine, Netflix'in Punisher dizisinde çalışan Dario Scardapane başyazarlığa getirildi. Loki ve Moon Knight'la tanınan Justin Benson ve Aaron Moorhead ise yönetmen olarak görevlendirildi.

Başlangıçtaki 18 bölümlük sipariş daha sonra iki sezona bölündü ve toplam bölüm sayısı 17'ye indirildi.

İzlenme oranlarında sert düşüş

Dizi, suç dünyasının güçlü isimlerinden Wilson Fisk'in (Vincent D'Onofrio) New York Belediye Başkanı olmasını ve Daredevil başta olmak üzere bütün maskeli kahramanları hedef almasını konu ediniyor.

2025'te yayımlanan ilk sezon güçlü bir başlangıç yapmıştı. İlk 5 günde dünya genelinde 7,5 milyon izlenmeye ulaşan yapım, Disney+'ın 2025'teki en güçlü dizi açılışını gerçekleştirmişti.

Ancak Matt Murdock'ın cezaevine gönderilmesiyle final yapan ikinci sezonun ABD'deki izlenme rakamları yaklaşık yüzde 50 düştü.

Charlie Cox ve Vincent D'Onofrio'nun yanı sıra Deborah Ann Woll, Elden Henson ve Wilson Bethel'in de rol aldığı Daredevil: Born Again, üçüncü ve final sezonuyla 2027'de Disney+'ta izleyiciye veda edecek.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter