Filistin seçim savaşı şiddetleniyor, Dahlan ve Bergusi uzaktan ilerliyor

Ayrı bir aday listesi sunmak isteyen Fetih Hareketi, Nasır el-Kudva’yı görevden aldı.

Mervan el-Bergusi’nin Ramallah’taki destekçilerinin ofisindeki fotoğrafı. (AFP)
Mervan el-Bergusi’nin Ramallah’taki destekçilerinin ofisindeki fotoğrafı. (AFP)
TT

Filistin seçim savaşı şiddetleniyor, Dahlan ve Bergusi uzaktan ilerliyor

Mervan el-Bergusi’nin Ramallah’taki destekçilerinin ofisindeki fotoğrafı. (AFP)
Mervan el-Bergusi’nin Ramallah’taki destekçilerinin ofisindeki fotoğrafı. (AFP)

Filistinliler, 15 yıl sonra ilk yasama ve devlet başkanlığı seçimlerine hazırlanırken gözler söz konusu mücadelede rolleri belirleyici görünen iki lidere çevrildi. Ancak bu iki liderden biri yurt dışında sürgünde, diğeri de İsrail’deki bir hapishanede.
Filistinlilerin bir kısmı, yaklaşık yirmi yıldır İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan Filistinli lider Mervan el-Bergusi’ye destek veriyor. Bazıları ise Fetih’teki reformist lider Muhammed Dahlan’ı destekliyor. Kendisi, yoksul Gazze Şeridi’ne acil olarak birkaç bin doz koronavirüs aşısı gönderilmesini sağlamıştı.
Filistinlilerin 22 Mayıs’ta yasama seçimleri için sandığa gitmesi beklenirken devlet başkanlığı seçimi için tarih olarak 31 Temmuz belirlendi.
Filistinli en büyük iki grup, Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki Fetih Hareketi ve Gazze Şeridi’nin yöneten Hamas, Eylül 2020’de altı ay içerisinde seçimleri düzenleme konusunda uzlaşı sağlamıştı.

Dahlan
59 yaşındaki Muhammed Dahlan, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus Kampı sakinlerinden. Kendisi, Hamas 2006’da seçimleri kazanıp 2007’de Gazze’nin kontrolünü ele geçirmeden önce Gazze’de Filistin otoritesine bağlı Önleyici Güvenlik Servisi’nin başkanı olarak görev yapıyordu.
Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) taşınan Dahlan, 2014 yılında bir Filistin mahkemesi tarafından yolsuzlukla suçlandı. 2015’te avukatları kendisine yöneltilen suçlamaların düştüğünü açıkladı.
Dahlan ailesinin doğduğu Han Yunus Kampı’nda ev gri tuğladan yapılma diğerlerinin arasında beyaz rengiyle ayırt edilebilir.
Sürgündeki oğullarıyla gurur duyan Dahlan ailesi, AFP ile gerçekleştirdikleri röportajda İslami eğitimden çok tarih alanında başarılarının olduğunu ortaya koyan diplomalarını gösterdi.

Yardımlar
Dahlan, geçen ay Mısır üzerinden, kuşatma altındaki Gazze Şeridi’ne 20 bin doz Rus ‘Sputnik-V’ aşısı ulaştırdı.
Bunun yanı sıra Dahlan yanlısı gruplar, Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı ve yardım kuponu sağlamaya çalışıyorlar.
İşsiz olan 36 yaşında İmran, birkaç gün önce Dahlan yandaşlarından 80 şekel (24 dolar) destek aldığını söyledi. İmran, “Bölgemizde gerçekten iyi yardımlar var. Her zaman reform hareketiyle (Dahlan’ın hareketi) temastayız. Böylece bize ihtiyacımız olanı sağlayabiliyorlar” dedi.
29 yaşındaki Amine ed-Demisi de Fetih’e oy vermeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi. Demisi açıklamasında “Hamas bizim için ne yaptı? Bu seçimler yememize, içmemize ve iş bulmamıza yardımcı olan sonuçlar ortaya koyabilir” ifadesini kullandı.

Batı Şeria’da gerginlik
Dahlan’a yakın gruplar, Gazze Şeridi’nde neredeyse sorunsuz şekilde faaliyet gösterirken işgal altındaki Batı Şeria’da ise durum daha gergin.
Dahlan’ın Gazze Şeridi’ndeki müttefiklerinden Usame el-Farra, “Gazze’de Hamas ile insani nedenlerle iş birliği yapıyoruz. Batı Şeria’da ise işler bizim için daha zor” dedi.
İsrail’in 1967 yılında işgal ettiği Batı Şeria’da geçtiğimiz aylarda Dahlan yandaşları ve Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçleri arasında, Nablus yakınlarındaki Balata Mülteci Kampı’nda kanlı çatışmalar yaşandı.
Bu olaylar, Filistinli grupların sorunları çözme ve Fetih ile Hamas arasındaki Yasama Konseyi seçimleri için birleşik bir aday listesi oluşturma çabalarını karmaşıklaştırdı.
Farra, “Birleşik bir liste oluşturmayı hedefliyoruz. Ancak bu mümkün değilse başka planlar geliştireceğiz” diyerek, Dahlan’ın Abbas karşıtı kampa katılma olasılığına dikkat çekti. “Bu nedenle Mervan el-Bergusi ile pazarlık yapıyoruz” ifadesini kullandı.

Bergusi
İsrail, 61 yaşındaki Mervan el-Bergusi’yi İkinci İntifada sırasında cinayet ile suçladı. Kendisi yaklaşık 20 yıldır İsrail hapishanelerinde tutuluyor.
Buna rağmen anketler, Bergusi’nin son derece popüler olduğunu gösteriyor. Parmaklıklar ardında seçim yarışına katılma ihtimali ise en çok tartışılan konular arasında yer alıyor.
Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi ve Filistin Devlet Başkanı’nın yakın arkadaşlarından olan Hüseyin eş-Şeyh seçimlerle ilgili ne yapmayı planladığını öğrenmek için tutuklu bulunan Bergusi’ye birkaç hafta önce kısa bir ziyarette bulundu.
AFP’ye Kobar köyünde açıklamalarda Mervan’ın amcasının oğlu Raid el-Bergusi, Mervan’ın parlamento seçimlerine katılmayacağı konusunda emin.
Raid, zeytin tarlasına bakan balkonunda yaptığı açıklamada “Mervan sadece Fetih adaylarının belirlenmesine katkıda bulunmak istiyor” dedi.
85 yaşındaki Abbas, her ne kadar yeni bir dönem için adaylık başvurusunda bulunmak isteyip istemediğini açıklamasa da Fetih üzerindeki kontrolü tehdit altına girdi.

Nasır el-Kudva Fetih’ten ayrıldı
Dahlan’ın yanı sıra eski Filistin lideri Yaser Arafat’ın yeğeni ve Fetih Merkez Komitesi üyesi Nasır el-Kudva da Filistin devlet başkanlığına aday olacağını açıkladı.
Bu karar çerçevesinde Fetih Hareketi, 11 Mart Perşembe günü ‘seçimlerde ayrı bir aday listesi ortaya koyma çabaları nedeniyle’ Kudva ile yollarını ayırma kararı aldı. Fetih’ten yapılan açıklamada, ‘kararından geri adım atması ve muhalefet çabasından vazgeçmesi için’ Kudva’ya iki gün süre verildiği belirtilirken Kudva ise tavrında ısrar etti.
Filistinli siyasi analist Gassan el-Hatib, Abbas’ın ekibinin Bergusi, Dahlan ve Kudva nedeniyle endişeli olduğunu, zira bu isimlerin aldıkları her oyun Fetih pahasına olacağını ve Hamas’a fayda sağlayacağını belirtti.
Raid’in aksine kardeşi Mukbel el-Bergusi, Mervan’ın devlet başkanlığı yarışına katılacağından emin görünüyor. Bergusi açıklamasında “Hapishanede tutulan bir başkanımız olacak ve Filistinlilerin nasıl yaşadığını dünyaya duyuracak” dedi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.