Cehalet Tunuslu kadınları tehdit ediyor

Cehalet olgusunun yayılmasına ilişkin rakamlar, çabaların yetersiz olduğunu gösteriyor

Cehalet, kadınların ekonomik ve sosyal hakları konusundaki  eksikliklerini  körüklüyor (AFP)
Cehalet, kadınların ekonomik ve sosyal hakları konusundaki eksikliklerini körüklüyor (AFP)
TT

Cehalet Tunuslu kadınları tehdit ediyor

Cehalet, kadınların ekonomik ve sosyal hakları konusundaki  eksikliklerini  körüklüyor (AFP)
Cehalet, kadınların ekonomik ve sosyal hakları konusundaki eksikliklerini körüklüyor (AFP)

Hammadi Muammeri     
Tunus, bir yandan dünyanın diğer ülkeleri gibi, her yılın 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarken, bir yandan da devletin uyguladığı tüm programlara ve stratejilere rağmen, Tunus’lu kadınlar arasında artan cehalet fenomeni, eğitimi bırakma ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkunç yansımalar gibi büyük zorluklarla karşı karşıya.

Tunuslu kadınların dörtte biri okuma yazma bilmiyor
Tunus Sosyal İşler Bakanı Muhammed Trabelsi, daha önce Tunus’lu kadınların yüzde 25'inin okuma yazma bilmediğini ve okulu erken bırakanların yüzde 60'ından fazlasının kırsal kesimden olduğunu açıklamıştı.
Kuzey ve orta batı kırsalındaki kadınların yaklaşık yüzde 50' sinin okuma yazma bilmediğini söyleyen bakan, Tunus'un bağımszılığından bu yana okuma yazma bilenlerin sayısını arttırmaya yönelik gösterilen çabalara rağmen, cahelaetin yaygınlığıyla ilgili yayınlanan sayılar daha fazla çaba gerektirdiğini gösteriyor.
Tunus’ta kadınlar arasında artan cehalet olgusunun nedenleri nelerdir? Toplumsal yansımaları nelerdir? Devletin projeleri bu fenomeni engellemede neden başarılı olmadı?
Tunus’ un 1956 yılında bağımsızlığı kazanmasından bu yana eğitimin Tunuslular ve Tunuslu kadınlar için ücretsiz olmasının yanı sıra, altı yaşından itibaren zorunlu hale getirilerek eğitime önemli yatırımlar yapıldı.

Cehalet kadın haklarının sindirilmesini ister
Sosyoloji profesörü Dr. Balayd Avlad Abdullah, Independent Arabia'ya ile yaptığı röportajda, özellikle tarım sektörüne dayalı olan Tunus’ un iç kısımlardaki şehirlerinde sosyal kırılganlık durumuna ek olarak erken yaşta artan okul terk olgusuna atıfta bulunarak okuma yazma bilmeme oranına ilişkin göstergelere şaşırmadığını söyledi.
Tunus Eğitim Bakanlığı'nın resmi istatistiklerine göre, yılda 100 binden fazla öğrenci eğitimini bırakarak okuldan ayrılıyor.
Profesör, okuma yazma bilmemeyi kentsel cehalet ve alfabetik cehalet olmak üzere iki kategoriye ayırarak, okulu bırakanların, onları koruyan ve onları boşluktan kurtaran eğitim programları ve mekanizmalarının yokluğunda cehalete mahkum olduklarına vurgu yaptı.
Dr. Balayd Avlad Abdullah cehaletin aile üzerindeki toplumsal yansımaları ile ilgili olarak, cehalet, kadının ekonomik ve sosyal haklarının farkında olmamasının yanı sıra anne ve çocukları arasındaki yabancılaşmayı besliyor. Bu durumun da kadınları haklarının sömürülmesine ve sindirilmesine karşı daha savunmasız hale getirdiğini söylüyor.

Okuma yazma bilmeyen kadınlar ve parti istihdam
Okuma yazma oranının düşük olması, Tunus eğitim sisteminin hedeflerine ulaşamamasının yanı sıra yetişkin eğitimine ayrılan bütçenin zayıf olmasından da kaynaklanıyor. Profesör, okuma yazma bilmeyen kadınların siyasi olarak parti istihdamı yoluyla sömürüldüğüne ve seçimlerde özgürce seçim yapmalarına izin verilmeden sadece oy deposu larak değerlendirildiklerine dikkat çekti
Sosyolog, modern teknolojiler kullanarak ve kadınların yaşam koşullarına uygunluğunu kolaylaştırmak suretiyle, Tunus'taki okuma yazma bilmeyen kadınları hedefleyen eğitim programlarının geliştirilmesine yönelik ihtiyacı dile getirerek, medyanın genel olarak kadın sorunlarına, özelde ise tarım sektöründeki kadın sorunlarına ilişkin farkındalık yaratma ve teşvik etme rolünün önemini vurguladı.
Yetkililere, okula gitmeyenlere veya okuma yazma bilmeyenlere çekici gelmesi için, eğitim merkezleri tarafından sağlanan sertifika programları geliştirmeleri, bu merkezlere erişimi kolaylaştırmaları, müfredatlarını ve çalışma mekanizmalarını geliştirmeleri çağrısında bulundu.
Ayrıca, belirli göstergeler ışığında programlarının nicel ve nitel hedeflerinin belirlendiği ve Tunus’un farklı bölgeleri arasında eşit bir dağılım sağlayan bir vizyon belirlenerek, iyi yönetişim sistemleri kurmak ve insan ve mali kaynaklardan faydalanmak suretiyle bu merkezlerin çalışmalarının daha da iyileştirilmesi tavsiyesinde bulundu.

Yüzlerce okuma-yazma eğitim merkezi
İhtiyaçlara cevap veremeyen ve öğrencilerin heveslerini kıran modası geçmiş eğitim programlarına ek olarak Tunus'ta yaklaşık 20 bin vatandaşa imkan sağlayan ve bin 200 öğretmenin ders verdiği 950 yetişkin eğitimi ve okuma-yazma merkezi bulunuyor.
Devlet tarafından sağlanan bu imkanlar mevcut olguya direnmek için yeterli mi?
Tunus Eğitim Kalitesi Derneği Başkanı Kasım Selim, devletin gösterdiği çabaların cehaletin Tunuslu kadınlar arasında yayılmasına karşı yetersiz olduğunu belirterek, “Toplumdaki en savunmasız grupların bedelini ödeyenlerin kadınlar olduğunu ve özellikle de kırsal kesimin Tunus toplumunda hâlâ kırılgan bir grubu temsil ettiğini düşünüyorum. Bunun kanıtı; her dört kadından birinin bugün cehaletten şikayet ediyor olması ve bu oranın bazı yoksul kırsal alanlarda neredeyse tamamen tersine dönerek, her dört kadından sadece biri okumayı, yazmayı biliyor olmasıdır” ifadelerini kullandı.

Eğitim sisteminin gözden geçirilmesi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Kasım Selim, bu durumdan kurtulmak için olası çözümlere ilişkin, yıllarca yetişkin eğitim programının çalışmalarını karakterize eden bu doğaçlama bakış ve bürokrasiden bağımsız yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirtti. Bununla beraber, Uluslararası deneyimlere ve yerel sivil toplumun katkılarına açık bir şekilde Tunus'taki mevcut eğitim sistemini gözden geçirerek ve hakettiği pozisyonda mesleklerde ve ticarette eğitim vererek okul terki olgusunu azaltma çağrısında bulundu.
Sonuç olarak, Tunus'ta okuryazarlık oranlarının artması büyük fonlar gerektirirken, bu programa yönelik 13 milyon dinar (4.3 milyon dolar) olarak belirlenen bütçe, harcamaların rasyonelleştirilmesi nedeniyle 9 milyon dinara (3 milyon doların altına) düştü. Buna mukabil, uzmanlar cehalet olgusunu ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşık yıllık 30 milyon dinar (10 milyon dolar) harcanması gerektiğini söylüyorlar.



Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
TT

Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)

Fas’ta dün düzenlenen milletvekili seçimlerinde, görev süresi sona eren hükümette yer alan Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM) 97 sandalye kazanarak ilk sırada yer aldı. İçişleri Bakanı Abdülvafi Leftit’in bu sabah açıkladığı geçici sonuçlara göre, mevcut hükümet koalisyonunun lideri Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) 66 sandalyeyle ikinci, hükümet çoğunluğunun ortağı İstiklal Partisi 65 sandalyeyle üçüncü oldu. Muhalefetteki İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ise 54 sandalyeyle dördüncü sırada yer aldı.

Faslı seçmenler dün, 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği hazırlıkları kapsamında 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yürütecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Seçimlerin,  ekonomik kazanımların ülkedeki gelecekleri konusunda hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesine ilişkin projelerin kaderini belirlemesi bekleniyor.

İçişleri Bakanlığı, yerel saatle 19.00’da sandıkların kapanmasının ardından yaptığı açıklamada, katılım oranının yüzde 38,02 olduğunu bildirdi ve “oy verme işleminin krallığın bütün bölgelerinde normal koşullarda gerçekleştiğini” belirtti. Geçici sonuçlar genellikle seçimlerin ertesi günü açıklanıyor.

Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)
Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)

Seçimlerin Fas’taki güç dengelerinde köklü bir değişikliğe yol açması beklenmiyor. Zira kral, siyasi yönelimlerin yanı sıra, savunma ve dış politika alanlarında geniş yetkilere sahip.

Bununla birlikte, yeni Temsilciler Meclisi’nin gençler arasındaki hoşnutsuzluğun giderilmesine odaklanan girişimleri hayata geçirmesi gerekecek. Bu hoşnutsuzluk, toplu halde İspanya’ya bağlı Ceuta (Sebte) özerk bölgesine geçme girişiminde ve geçen yıl çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği, Z Kuşağı öncülüğündeki protestolarda kendini göstermişti.

Mevcut hükümet, ikisi kraliyet sarayına yakın isimler tarafından kurulan üç partiden oluşuyor. Bu partiler, 2011’deki Arap Baharı protestolarının ardından iktidara gelen ılımlı İslamcı bir partinin yerini aldı.

Söz konusu protestolar, seçilmiş parlamentoya daha geniş yetkiler verilmesini sağlamıştı. Ancak kral daha sonra dış politika ve İçişleri Bakanlığı gibi alanlarda kontrolünü yeniden sağladı.

2011’de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalyeyi kazanan partinin liderini başbakan olarak atıyor.

Başbakan daha sonra hükümet koalisyonunu oluşturmak üzere istişarelerde bulunuyor ve bakanların listesini kralın onayına sunuyor.

Fas’ta oy kullanma yaşındaki kişi sayısı yaklaşık 27 milyon. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12’lik düşüş anlamına geliyor.

Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)
Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)

Rabat’ın merkezindeki yoksul mahallede bulunan bir okulda kurulan sandıkta oy kullanmaya gelen 46 yaşındaki Naima Misbahi, “Değişim ve kendimizle çocuklarımız için daha iyi bir gelecek umuduyla her zaman sandık başına gidiyorum. Acilen istediğimiz şey sağlık ve eğitim sistemlerinde reform yapılması” dedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Rabat’ın lüks Agdal semtinde 27 yaşındaki Lamia Hasni ise “Doğru, gelecek hükümetin önünde başta sağlık ve eğitim sistemlerinin reformu ile fiyatların düşürülmesi olmak üzere büyük zorluklar olacak. Ancak oy verme sürecine katılmak önemli; böylece oylarla oynayabilecek kişilere kapıyı açık bırakmamış oluruz” diye konuştu.

Bazı seçmenlerde ise büyük bir hayal kırıklığı hâkim. Buna rağmen koşulların az da olsa iyileşmesini umuyorlar.

Tam adının yayımlanmasını istemeyen bir genç olan Tevfik, sandık merkezinden çıkarken “Gelecek hükümetin Faslıların yaşamında gerçekten bir şeyi değiştirebileceğine dair inancım yok. Çünkü halkların kaderini belirleyen başka iç ve dış faktörler de var” dedi.

Oy kullanırken parmaklarına bulaşan mürekkebi gidermek için ellerini ovuşturan Tevfik, “Ama gelecek hükümetin Faslıların yaşam koşullarını en azından biraz olsun iyileştirmesini umuyorum” diye belirtti.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki en büyük iki parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), önümüzdeki beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. Partiler ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti hâlihazırda koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika eksiklikleri konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle PAM yöneticileri, seçimlerde birinci çıkması halinde RNI ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021’den bu yana hükümete başbakanlık eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl RNI liderliğinden de istifa etti.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce PAM yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası’nın organizasyon komitesine başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz ile birlikte ev sahipliği yapacağı 2030 Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor. Ülke ayrıca 2035’e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas’ın 2024 yılındaki gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 12’sine denk geliyor.

Seçimlerde yarışan diğer partiler arasında, iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.


Küresel gözlemevi: Binlerce Somalili yerinden edilmiş kişi yıl sonuna kadar açlıkla karşı karşıya kalabilir

Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)
Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)
TT

Küresel gözlemevi: Binlerce Somalili yerinden edilmiş kişi yıl sonuna kadar açlıkla karşı karşıya kalabilir

Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)
Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)

“Küresel Açlık Gözlemevi” olarak da bilinen Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), dün Somali’nin güneybatısındaki binlerce yerinden edilmiş kişinin ekim-aralık ayları arasında kıtlıkla karşı karşıya kalabileceğini açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre El Niño’nun beklenenden daha şiddetli sellere yol açması ve insani yardımların yetersiz kalması durumunda bu riskin gerçekleşebileceği belirtildi.

Somali’nin en büyük kentlerinden biri olan Baydhabo’da, çatışmalar ve açlık nedeniyle yerinden edilmiş yüz binlerce kişi yaşıyor.

Bir eşeğin çektiği araba, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da bir cadde boyunca sel sularından geçiyor (Reuters)
Bir eşeğin çektiği araba, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da bir cadde boyunca sel sularından geçiyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler kuruluşları, bölgesel kurumlar ve yardım kuruluşlarının ortak girişimi olan gözlemevinin raporunda, Baydhabo’daki yerinden edilmiş kişilerin yüzde 5’inin, yani yaklaşık 26 bin kişinin, ekim-aralık döneminde ciddi açlık ve geçim kaynaklarının çökmesiyle karşı karşıya kalmasının beklendiği belirtildi.

Rapora göre, tekrarlayan kuraklıklar, çatışmalar ve yetersiz yardım nedeniyle analiz kapsamındaki Somali nüfusunun yüzde 26’sına denk gelen 5 milyondan fazla kişi hâlihazırda kriz düzeyinde veya daha kötü seviyede gıda güvensizliği yaşıyor.

Raporda, ekim-aralık döneminde gıda güvensizliği yaşayanların sayısının 5,4 milyona ulaşmasının beklendiği kaydedildi.

Bir çocuk, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da şiddetli yağışların ardından bir cadde boyunca sel sularında ilerliyor (Reuters)
Bir çocuk, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da şiddetli yağışların ardından bir cadde boyunca sel sularında ilerliyor (Reuters)

Buna karşılık, ekim-aralık döneminde gıda yardımının ayda yalnızca 70 bin 400 kişiye ulaştırılmasının beklendiği ve bunun ihtiyaç sahiplerinin sadece yüzde 1,3’üne karşılık geldiği belirtildi.

Tahminlere göre ayrıca, 6 ay ile 5 yaş arasındaki yaklaşık 1,92 milyon çocuğun gelecek haziran ayına kadar akut yetersiz beslenme tedavisine ihtiyaç duyacağı, bunların 433 bininin ağır vakalardan oluşacağı öngörülüyor.

Somali, son olarak 2011’de kıtlık yaşamış ve yaklaşık 250 bin kişi hayatını kaybetmişti. Ülke, 2017 ve 2022 yıllarında da yeniden kıtlık yaşamanın eşiğine gelmişti.