Cezayir’de göstericiler ile ordu arasında çatışmalar sürüyor

Binlerce kişi hep bir ağızdan “Askeri devlet değil, sivil devlet istiyoruz” sloganını attı.

Cezayir başkentinin merkezinde göstericiler (Reuters)
Cezayir başkentinin merkezinde göstericiler (Reuters)
TT

Cezayir’de göstericiler ile ordu arasında çatışmalar sürüyor

Cezayir başkentinin merkezinde göstericiler (Reuters)
Cezayir başkentinin merkezinde göstericiler (Reuters)

Cezayir’de dün sokaklara dökülen binlerce gösterici, “devlete zarar verme amacıyla Siyonistlerle iş birliği” yaparak komplo kurduklarına dair ordu tarafından kendilerine yöneltilen suçlamalara karşılık verdi. Göstericiler, Cumhurbaşkanlığı tarafından tarihi 12 Haziran olarak belirlenen erken yasama seçimlerinde başa geçecek otoriteyi kabul etmediklerini vurguladılar.
Cuma Namazı’nın ardından başkentin ana caddelerinin tamamında hep bir ağızdan haykıran göstericiler “askeri değil, sivil devlet” sloganı attı. Göstericiler Cezayir Savunma Bakanlığı adına konuşan “Ordu Dergisi”nin 48 saat önce askeriye liderlerine yöneltilen bu rahatsız edici sloganı taşıyanlara karşı öfke dolu bir yazı yayınlamasına net ve doğrudan bir cevap vermek üzere sokaklara döküldü. Şehir merkezine giden parlamento binasının arkasındaki Asle Hüseyin Caddesi boyunca yürüyen göstericiler, 2019 yılında düzenlenen ve Abdulmecid Tebbun’un cumhurbaşkanı olmasıyla sonuçlanan seçimleri kabul etmediklerini  vurguladılar.
Maurice Audin Meydanı’ndaki ve Cezayir Merkez Postanesi’ndeki yüzlerce de kişi ordu generallerine ağır eleştirilerde bulundular. Generalleri Ordu Dergisi’nin daha önceki sayılarında eleştirdiği birçok sıfatla adlandırdılar. Göstericiler “Halk özgürdür ve kararları O verir”, “Meşruiyet yok”, “Askeri değil, sivil devlet” ve “Cezayir hür ve demokratiktir” gibi otorite ye yönelik sloganlar attılar.
Cezayir ordusunun resmi yayın organı Ordu Dergisi son sayısında “Ulusun düşmanları, adam toplamayı hedef alan yoğun ve aşağılık bir elektronik savaş yoluyla harekete kötü niyetli bir yatırım yapmak üzere döndüler” ifadelerini kullandı. Fas’tan Cezayir’e saldıran internet sayfalarının sayısının 500’den fazla olduğu belirtilen açıklamada, “Siyonist oluşumdan” ise 20 sayfa olduğu vurgulandı. Ayrıca bu sayfaların “otoriteye ve orduya saldıran yayınları tanıttığı ve yalan haberler ve söylentiler yaydığı” kaydedildi.
Hirak Hereketi’nin içerisinde keskin bir bölünme olduğu görülüyor. Bazı gruplar kıyafetleri ve “Laik değil, İslam devleti” ve “Ne doğu ne batı” gibi bilindik sloganları ile kendini belli eden İslamcılardan oluşuyor. Bazıları ise demokratik akım aktivistlerinden ve kadın hakları savunucularından oluşuyor. Bu gruplar da özgürlükler ülkesi ve demokratik devir talebinde bulunarak gösterilere katıldıkları için tutuklananların serbest bırakılması çağrısında bulunması ile göze çarpıyor.
108 numaralı “Uyum İçinde Hareket Eden Halk Gücü” her zamanki gibi Bab el-Vad Mahallesi’nden Cezayir Merkez Postanesi’ne doğru ilerleyerek gösterilerin başlamasından hemen hemen bir saat sonra doğu banliyölerindeki el-Harraş Mahallesi’nden gelen başka bir halk gücüyle birleşti. İki grup başkentin futbol kulüplerinin binlerce taraftarından oluşuyor ve stadyumlarda mahallelerdeki yoksulluğu, işsizliğin yayılmasını ve daha iyi bir yaşam arayışı için Avrupa’ya göç edilmesini yansıtan şarkılarıyla tanınıyorlar.
Siyaset sosyolojisi alanındaki uzmanların gözünde bu şarkılar kendi içlerinde bir dinamik oluşturuyordu. Taraftarlar onlarca yıl stadyumlardan çıkarken güvenlik güçlerinin sıkı gözetimi altında bu şarkıları söyledi. Yetkililer her zaman bu hareketin kitlesel bir öfkeye dönüşeceğinden endişe etmiş ve siyasi taraftarları kızdırmaktan korkulduğu için güvenlik personeli ile temas kurmaktan kaçınmıştı.
Ülkenin batısında bulunan ve Cezayir’in en büyük ikinci şehri olan Vahran’daki gazeteciler Şarku’l Avsat’a verdikleri demeçte dün göstericilerin güvenlik güçleri tarafından şiddet gördüğünü aktardılar. Vahran’daki gösterilerin başında birçok aktivist gözaltına alındı. Hirak Hareketi göstericileri geçtiğimiz iki cuma günü de şiddetli sahneler ile karşı karşıya kaldılar. Avukatlar, barışçıl protesto hakkını garanti altına alan anayasaya karşı gelen güvenlik güçleri hakkında darp ve keyfi gözaltı suçlamaları ile şikayette bulundular.
Resmi Gazete’de dün yayınlanan yeni seçim yasasına göre daha önce ardı ardına ya da ayrı şekillerde iki parlamento dönemi geçirmiş olan herhangi bir kimsenin önümüzdeki parlamento seçimlerine katılması yasak. Söz konusu karar seçimlere tekrar adaylığını koymak isteyenleri öfkelendirdi ve bunu “seçmenlerin temsilcilerini seçme hakkına tecavüz” olarak nitelendirdiler. Bu durumdan şikayetçi olanlar geçtiğimiz ay feshedilen parlamentodaki çoğunluk partilerinden, yani Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ve Ulusal Demokratik Birlik Partisi’ne (RND) mensup kişilerden oluşuyor.



İsrail’in hamleleri, Gazze’de savaşın yeniden alevlenebileceğine işaret ediyor

İsrail, Hamas hareketinde üçüncü kademeden bir üst kademeye yükselen her kişiyi ortadan kaldırmaya çalışıyor. (AFP)
İsrail, Hamas hareketinde üçüncü kademeden bir üst kademeye yükselen her kişiyi ortadan kaldırmaya çalışıyor. (AFP)
TT

İsrail’in hamleleri, Gazze’de savaşın yeniden alevlenebileceğine işaret ediyor

İsrail, Hamas hareketinde üçüncü kademeden bir üst kademeye yükselen her kişiyi ortadan kaldırmaya çalışıyor. (AFP)
İsrail, Hamas hareketinde üçüncü kademeden bir üst kademeye yükselen her kişiyi ortadan kaldırmaya çalışıyor. (AFP)

İzzeddin Ebu Ayşe

Gazze’de savaş tamamen sona ermiş değil. Hamas yöneticilerini hedef alan suikastlar sürerken, İsrail ordusu da Gazze Şeridi’nin geniş kesimlerinde konuşlanmaya devam ediyor ve sarı hat boyunca bazı bölgeleri kontrolünde tutuyor.

Son günlerde İsrailli yetkililerin Gazze’ye yönelik yeni ve kapsamlı bir askeri operasyon tehdidinde bulunan açıklamalarının artması, İsrail’in operasyonlarını gerçekten genişletmeye hazırlanıp hazırlanmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, “Güçlerimizin, Gazze’de ihtiyaç duyulması halinde hızla geniş çaplı bir faaliyete geçebilecek hazırlık düzeyini koruması gerekiyor” dedi. Zamir, ordunun sarı hat boyunca operasyonlarını sürdürdüğünü ve amacının Hamas’ın kapasitesini yeniden kazanmasını engellemek olduğunu belirtti.

Buna karşılık Hamas, silah cephaneliğini yeniden inşa ettiği veya saldırıları yeniden başlatmaya hazırlandığı iddialarını reddediyor ve İsrail’i ateşkes anlaşmasını baltalamakla suçluyor. Hareketin sözcüsü Hazım Kasım, “Tel Aviv’in Hamas’ın askeri yapılanmasını yeniden inşa etme sürecini hızlandırdığı, tünellerini onardığı ve kaçakçılık faaliyetlerini sürdürdüğüne ilişkin iddiaları, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın devamını gerekçelendirmeyi amaçlayan yalan haberlerdir” dedi.

Gerçekte İsrail Gazze’den çekilmiş değil ve ordusu düşük yoğunlukta da olsa bölge genelinde faaliyetlerini sürdürüyor. İsrail, siyasi ve askeri koşulların bunu gerektirdiğine karar vermesi halinde operasyonlarının seviyesini artırma kapasitesini de elinde tutuyor. Peki İsrail, Gazze Şeridi’nde geniş çaplı bir operasyon başlatmaya mı hazırlanıyor?

İsrail, Hamas’ın yeniden yapılanmasını engellemek istiyor

İsrail, geçtiğimiz eylül ayında suikast politikasını yoğunlaştırdı. Siyasi gözlemciler ve askeri araştırmacılara göre Tel Aviv, Hamas’ın birinci kademe liderlerini ortadan kaldırmasının ve ikinci kademesini de büyük ölçüde tasfiye etmesinin ardından, hareket içinde üçüncü kademeden terfi ettirilen her ismi de hedef almaya çalışıyor. Bu adım, Gazze’de geniş çaplı bir askeri operasyon öncesi hazırlık olarak değerlendirilebilir.

İsrail, 29 Eylül’de İzzeddin el-Beyk’i hedef aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, el-Beyk’i Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Kuzey Gazze Tugayı komutanı olarak tanımlarken, yeni savaşçılar toplamaya çalıştığını söyledi. Hamas da el-Beyk’in öldürüldüğünü doğruladı.

Aynı ay içerisinde daha önce de aralarında Hamas’ın askeri kanadının üst düzey liderlik konseyinin üyesi Muhammed el-Yezuri, İsrail’in Refah Tugayı Komutanı olarak nitelendirdiği Nail Ebu Ubeyd ve Hamas’ın üst düzey mali sorumlularından biri olduğunu belirttiği Muhammed Ebu Alvan’ın da bulunduğu saha komutanları hedef alınmıştı. Ayrıca Hamas’ın İç Güvenlik Birimi’nde üst düzey görevli Muin el-Arabid de kaçırılmıştı.

cfgthy
 İsrail, geçtiğimiz eylül ayında suikast politikasını yoğunlaştırdı. (AFP)

İsrail açısından bu isimler, ‘Hamas’ın savaş sonrasında yeniden yapılanmasını engellemek’ başlığı altında birleşiyor. Savunma Bakanı Yisrael Katz da “Hareketin askeri yapısını yeniden oluşturmasını engellemek için çalışıyoruz. İsrail, Hamas’ın gücünü yeniden inşa etmesine izin vermeyecek; liderlerini, mensuplarını, finans kaynaklarını ve altyapısını takip etmeyi sürdürecek” dedi.

Ancak İsrail’in sözünü ettiği yeniden yapılanma, Hamas’ın savaş öncesindeki gücüne yeniden kavuştuğu anlamına gelmiyor. İsrail kaynaklı değerlendirmelere göre Hamas savaştan çok daha zayıf çıktı. Hareketin yeniden kazanmaya çalıştığı şey, örgütsel ve askeri yapısının bir bölümü. Hamas bu kapsamda birliklerini ve liderlik kadrolarını yeniden düzenlemeye, daha merkeziyetsiz bir yapıyla faaliyet göstermeye çalışıyor.

Şarku’l Avsat’ın Independet Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi araştırmacı Said ed-Dabbe, bir komutanın öldürülmesinin Hamas üzerindeki etkisinin yalnızca kişinin adı veya görevine bakılarak ölçülemeyeceğini belirtti. Hareketin savaş yılları boyunca daha merkeziyetsiz bir yapı geliştirdiğine dikkat çeken Dabbe, bunun bazı liderlerin kaybını telafi etmesine ve sorumlulukları yeniden dağıtmasına olanak sağladığını ifade etti. Bu nedenle suikastların, Tel Aviv’in planladığı bir askeri operasyonun hazırlığı niteliğinde olabileceğini değerlendirdi.

İsrail tarafında ise Yahudi Halk Politikası Enstitüsü (JPPI) araştırmacısı Yaakov Katz, “Savaşın yeniden başlayıp başlamayacağına ilişkin tartışma güvenlik kurumları içerisinde yürütülüyor. Güney Komutanlığı, Hamas’ın yeniden yapılanıp silahlandığı, ancak savaş öncesindeki gücüne henüz ulaşmadığı değerlendirmesinden hareketle olası bir saldırı için operasyon planlarını yeniden şekillendiriyor” dedi.

Siyasi analist Seth Frantzman ise “İsrail’in daha önce dağıtıldığını açıkladığı birliklerde yeni komutanların ortaya çıkmaya devam etmesi, Hamas’ın ağır kayıplara rağmen kendisini yeniden yapılandırma kapasitesine ilişkin soru işaretleri oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Frantzman’a göre suikastlar, İsrail’in Hamas liderlerini hedef alma kapasitesinin devam ettiğini göstermekten daha fazlasını ortaya koyuyor. Bu saldırılar, İsrail’in Hamas’ın örgütsel varlığını yeni bir askeri kapasiteye dönüştürmesini engellemeye çalıştığını, hareketin ise sürekli saldırı baskısı altında yapısını korumaya ve yeniden düzenlemeye çalıştığını gösteriyor. Bu nedenle Gazze’de yeni bir askeri operasyon düzenlenmesi ihtimali oldukça güçlü.

İsrailli araştırmacı Gershon Baskin ise İsrail’de Hamas’ın yeniden yapılanmasına ilişkin söylemlerin artmasının, kamuoyunu ve uluslararası toplumu savaşın yeniden başlaması ihtimaline hazırlamak amacıyla kullanılabileceğini belirtti.

Ancak suikastlar zinciri tek başına İsrail’in geniş çaplı bir askeri operasyon kararı aldığını kanıtlamıyor. Tel Aviv açısından sorun artık yalnızca Hamas’ın savaştan geriye kalan kapasitesi değil, harekete saflarını yeniden düzenlemesi için zaman tanınması halinde nasıl bir yapıya dönüşebileceği.

RAND Corporation’ın kıdemli politika analistlerinden Shira Efron ise çıkmazı farklı bir açıdan değerlendirdi. Efron, “ABD’nin Gazze planı en zor meselelerde, başta Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in tamamen çekilmesi ve Gazze Şeridi için yeni bir yönetim oluşturulması olmak üzere, tıkanmış durumda” dedi. Efron’a göre İsrail ordusunun Gazze topraklarındaki varlığını sürdürmesi, yeni bir askeri operasyona hazır olduğu anlamına geliyor ve İsrail savaşı fiilen sona erdirmiş değil.

İsrail ordusu varlığını pekiştiriyor

Gazze kentinin ez-Zeytun Mahallesi’nde sarı hat artık yalnızca yaklaşılması yasak bir çizgi olmaktan çıktı; hat batıya doğru ilerleyerek yerinden edilenlerin bulunduğu bölgelere yaklaşmaya başladı. Bu durum, ailelerin yeniden sığındıkları yerleri terk etmek zorunda kalmasına yol açtı.

Bölge sakinlerinden Asım Devle, “Ailem, güçlerin ve beton blokların ilerlemesiyle defalarca yerinden edilmek zorunda kaldı. Savaş benim için kalınabilecek bir yer bulma arayışından oluşan bir dizi sürece dönüştü. Savaşın sona erdiğine inanmıyorum ve İsrail’in geniş çaplı bir askeri operasyon planladığını düşünüyorum” dedi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise “Sarı hattın batıya doğru kaydırılması, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir ve İsrail’in Gazze Şeridi içindeki kontrolünü genişletmeye devam ettiğini gösterir” ifadesini kullandı.

İsrail, sarı hattı Gazze Şeridi içindeki yeni güvenlik düzenlemelerinin bir parçası olarak değerlendiriyor. Gazze Tümeni Komutanı Tuğgeneral Liron Bito, “Ordu, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 63’ünü kontrol ediyor. Yaklaşık 40 yeni askeri mevzi kurduk. Güçlerin Gazze içinde konuşlandırılması, İsrail’e tehdidin Gazze sınırlarına ulaşmasını beklemek yerine ileri bir konumdan savunma yapma imkânı sağlıyor” dedi.

Bito’nun açıklamaları, İsrail’in Gazze’deki askeri varlığının niteliğine ilişkin yaklaşımını ortaya koyması bakımından dikkat çekti. İsrail ordusu bir yandan askeri hazırlıklardan ve Gazze Şeridi içinde hareket serbestisinden söz ederken, diğer yandan Hamas mensuplarını hedef alan operasyonlarını sürdürüyor.

Coğrafya araştırmacısı Cad İshak ise “Sarı hat sabit bir sınır gibi hareket etmiyor, İsrail güçlerinin hareketine bağlı olarak değişiyor. İsrail’in kontrol alanının, Gazze Şeridi’nin yüzölçümünün yaklaşık yüzde 64’üne ulaştığı görülüyor” dedi.

İshak, İsrail’in Gazze’deki varlığının yalnızca önceki bir askeri operasyonun kalıntısı olduğuna inanmıyor. Askeri mevzilerin kurulması ve güçlerin Şerit içinde tutulmasının, orduya istediği zaman Gazze içinden operasyon düzenleme imkânı verdiğini belirten İshak, bunun Tel Aviv’in olası bir askeri operasyona yönelik hazırlıklarının parçası olabileceğini ifade etti.

Bu konuşlanmanın operasyonların genişletilmesi ihtimalini değerlendirme açısından önemi de burada ortaya çıkıyor. İsrail, çatışmaların seviyesini yükseltmeye karar vermesi halinde Gazze içindeki askeri varlığını yeniden oluşturmak zorunda değil; çünkü bu varlığın önemli bir bölümü halihazırda mevcut.

Ordu hazırlık yapıyor… Karar siyasi

İsrail askeri yönetimi, savaş sona ermiş gibi hareket etmiyor. Güçler Gazze içinde konuşlanmış durumda. Askeri yönetim, sarı hat üzerindeki mevzilerini sağlamlaştırmak, tahkimatları güçlendirmek ve Hamas’la daha geniş çaplı bir çatışma turu ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürmek için çalışmalar yürütüyor.

Jerusalem Post gazetesinin güvenlik yetkililerine dayandırdığı habere göre, Güney Komutanlığı bu süreçleri paralel şekilde yürütüyor ve bunlar arasında Hamas’a karşı gelecekte düzenlenebilecek bir operasyonun planlanması da bulunuyor.

Gazze’de İsrail ordusunun askeri hazırlıkları her zaman büyük askeri konvoyların hareketiyle kendini göstermiyor. Zaman zaman devam eden tatbikatlar da bu hazırlıkların göstergesi oluyor. Bu durum, son aylarda İsrail Güney Komutanlığı’nın Gazze’de yeni bir operasyon için hazırladığı planları Genelkurmay ve siyasi kademeye sunmasıyla da ortaya çıktı.

Güney Komutanlığı Komutanı Tümgeneral Yaniv Bar, Hamas’ın askeri kapasitesinin tasfiye edilmesinin yaklaşık 6 ila 10 hafta sürebileceğini değerlendirdi. Ancak planın sunulması, operasyonun hayata geçirilmesine yönelik bir karar anlamına gelmedi. Operasyona geçiş kararı siyasi kademenin onayına bağlı olmaya devam etti.

scdfgth
Hamas, silah stoklarını yeniden oluşturduğunu veya saldırılara yeniden başlamayı hedeflediğini reddediyor ve İsrail’i ateşkes anlaşmasını baltalamakla suçluyor. (AFP)

İsrailli askeri araştırmacı Yossi Yehoshua, “Ordu, çatışmaların yeniden başlaması ihtimaline karşı birden fazla senaryo hazırlıyor. Ancak planın uygulamaya geçirilmesi, özellikle İsrail’in hazırlandığı cephelerin sayısının artması nedeniyle siyasi bir karar gerektiriyor” dedi.

Buna karşılık Hazım Kasım, İsrail’in Hamas’ın askeri gücünü yeniden inşa etme sürecini hızlandırdığı yönündeki söylemlerini reddederek, bunun ‘harekete yönelik, saldırıyı gerekçelendirmeyi amaçlayan açık bir kışkırtma’ olduğunu belirtti. Kasım, “Hamas, savaşın sona erdirilmesine ilişkin ateşkes anlaşmasına tamamen bağlı” dedi.

İsrail ordusu, 6 Eylül’de birden fazla cephede ani savaş senaryosunu simüle eden bir tatbikat düzenledi. Tatbikatta yedek askerlerin göreve çağrılması ve Gazze’de sarı hat boyunca çatışma senaryosu da uygulandı. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, “Ani ve çok cepheli bir savaşa hazırlık, ordunun kuvvet oluşturma sürecinin temel unsurlarından biri haline geldi. Güçlerin Gazze içinde bulunması, orduya ileri hatlardan savunma yapma ve her türlü tehdide hızla karşılık verme kapasitesi sağlıyor” dedi.

Bu aşamada ateşkes ile geniş çaplı bir operasyon arasındaki mesafeyi belirleyen unsur, ordunun kapasitesinden ziyade siyasi karar mekanizması.

Savaşı alevlendirecek kıvılcım ne olabilir?

Gazze’de gerilimin tırmanması için resmi bir ilan gerekmiyor. Sarı hat yakınlarında yaşanacak bir çatışma ya da Hamas’tan bir ismin öldürülmesi, karşılıklı misillemeler zincirini tetikleyebilir. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da çatışmanın seviyesini yükseltebilecek senaryolardan birini gündeme getirdi.

Katz, “Gazze şehrinde bir İsrail askerinin veya sivilin kaçırılması, kentin boşaltılmasına ve yaklaşık 1 milyon sakinin güneye nakledilmesine, binaların ve kulelerin yıkılmasına yol açar. Ayrıca Hamas’ın ABD planında kendisine düşen yükümlülüklere uymaması da İsrail’i askeri harekete geçmeye sevk edebilir” dedi.

Katz’ın açıklamaları bir tehdit ve kamuoyuna ilan edilmiş bir senaryo niteliğindeydi. Ancak açıklamanın önemi, tek bir güvenlik olayının operasyonların genişletilmesi için nasıl gerekçeye dönüştürülebileceğini ortaya koymasında yatıyor. Gazze’de yeni bir kitlesel yerinden edilme ihtimali ise siyasi açıdan son derece kaygı verici bir senaryo olarak görülüyor. Burada askeri risklerle bölgedeki halkın gerçekliği kesişiyor: Operasyonların genişlemesi halinde insanlar nereye gidecek?

Buna karşılık Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, “İsrail’e savaşı yeniden başlatması için bahane vermeyeceğiz. Biz istikrarı savunuyoruz ve hareketin silahlı gücü işgalin ve saldırıların varlığıyla bağlantılı” dedi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre Gazze Şeridi’ndeki yerinden edilme alanlarında aşırı yoğunluk, barınma sıkıntısı, su ve kanalizasyon eksikliği yaşanıyor. Bu durum, Gazze şehrinin geniş çaplı tahliyesini, çatışma bölgesindeki insanların güvenli bir bölgeye tahliye edilmesinden farklı hale getiriyor. Zira Gazze’nin güneyinde de devam eden bir yerinden edilme krizi yaşanıyor.

Washington frene basıyor

Gazze’de savaşın alevlenme ihtimali yalnızca İsrail’in ne istediğiyle sınırlı değil. Ateşkesin başlamasından bu yana Washington, askeri operasyonları kontrol altında tutmaya ve tarafları, Hamas’ın silahsızlandırılmasına götürmesi öngörülen siyasi sürecin uygulanmasına yönlendirmeye çalıştı.

ABD’nin baskısı, ağustos ayında İsrail’in Gazze’deki operasyonlarının düzeyini kısa süreliğine düşürmesiyle açık şekilde görüldü.

Ancak ABD’nin baskısı, barış ve refah planının ilerletilmesi için fırsat yaratılması temelinde yürütülüyor. İsrail, Hamas silahsızlandırılmadan güçlerini çekmeyeceğini söylerken, Hamas ise silah meselesini İsrail’in çekilmesi ve savaşın sona ermesini güvence altına alacak garantilere bağlıyor.

Ortadoğu uzmanı Julie Norman, “ABD İsrail’e baskı yapabilir ancak geniş çaplı bir askeri operasyon düzenlemesini engelleyemez. Ayrıca İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler yaklaşırken bu baskı en düşük seviyesine iniyor” dedi.

Nitekim İsrail ordu radyosu, seçim kampanyasının kritik aşamasına girmesiyle Washington’ın Binyamin Netanyahu hükümeti üzerindeki baskı uygulama kapasitesinin azaldığını bildirdi. İsrailli yetkililer de savaşın yeniden başlatılabileceği yönündeki açıklamalarını sürdürdü.

Bu durum, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un, ‘İsrail’in seçim atmosferine girmesiyle konseyin Netanyahu üzerinde baskı kurma kapasitesinin azaldığı’ yönündeki açıklamasıyla da örtüşüyor. Buna karşılık Savunma Bakanı Yisrael Katz, “Gazze’de geniş çaplı savaşın yeniden başlaması an meselesi. Ordu, Hamas’a karşı görevi tamamlamaya hazır” dedi.


Yemen Şafağı… Taiz ve Marib’de kazanımlar artıyor

Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)
Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)
TT

Yemen Şafağı… Taiz ve Marib’de kazanımlar artıyor

Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)
Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)

“Yemen Şafağı” operasyonunun ikinci gününe girilirken hükümet güçleri, Taiz ve Marib’de sahadaki kazanımlarını genişleterek yeni cepheler açtı. Suudi Arabistan ise Husilerin darbesine son verilmesi, devletin ve kurumlarının yeniden tesis edilmesi amacıyla Yemen Başkanlık Konseyi ile meşru hükümete tam destek verdiğini teyit etti.

Suudi Arabistan’ın bu tutumu, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında Riyad’da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında dile getirildi. Konsey, Husilerin barış yerine askeri gerilimi tercih ettiğini, insani ve ekonomik sıkıntıları derinleştirdiğini, bölgenin güvenliğini ve Kızıldeniz’in güneyindeki deniz ulaşımı ile Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki seyrüseferi tehdit ettiğini belirtti.

Yemen’in “Vatan Kalkanı” güçleri, Taiz’deki el-Vaziiyye ilçesini kurtarmak amacıyla geniş çaplı bir operasyon başlattı. Güçler, el-Mansura Dağı’na hâkim stratejik tepeleri ele geçirirken, Husilere bağlı unsurlar arasında toplu kaçış yaşandığı bildirildi. Vilayetin güneyinde ise hükümet güçleri, Hayfan ilçesinde el-Manzara, eEl-Eşarif ve Zeyban dağlarını kontrol altına alarak yeni bir ilerleme kaydetti. Bu gelişmeler, el-Muvasıt bölgesindeki Kuds kesiminde yaşanan şiddetli çatışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Marib’de hükümet güçleri, vilayetin güneyindeki ilerleyişini sürdürerek stratejik mevzileri ve dağlık sırtları ele geçirdi. Askeri kaynaklara göre bunlar arasında Semed, el-Kayime, el-Mukaylat, Akd el-Kayime ve el-Rasîd bölgeleri bulunuyor. Aynı kaynaklar Şarku’l Avsat’a, çatışmalarda Husiler arasında ölü, yaralı ve esirlerin bulunduğunu, askeri teçhizatın imha edildiğini ve bir insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü belirtti.

Batı kıyısında ise güçler, Zubab çevresinde, Zubab Havalimanı ve el-Umari Kampı hattında operasyonun ilk gününde elde edilen kazanımları pekiştirdi. Birliklerin ilerleyişi el-Muha yönünde sürerken, gelişmeler koalisyon güçlerinin çeşitli cephelerde Husilere ait askeri kapasiteyi hedef alan hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşti.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında 2 kişi öldü

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında 2 kişi öldü

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)

Filistinli Sivil Savunma ekipleri, bugün Gazze Şeridi’nin kuzeyine düzenlenen İsrail hava saldırısında biri Sivil Savunma gönüllüsü olmak üzere 2 Filistinlinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Saldırı, Gazze’de savaşın başlamasına yol açan 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıl dönümünün İsrail’de anıldığı sırada gerçekleşti.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal yaptığı açıklamada, “İki vatandaş hayatını kaybetti. Bunlardan biri, bugün şafak vakti Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yıkılmış Kemal Advan Hastanesi yakınlarında düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından Şifa Hastanesi’ne ulaştıktan sonra hayatını kaybeden Sivil Savunma gönüllüsü Muhammed Tammus’tu” dedi. Basal, saldırıda yaralanan bazı kişilerin de hastaneye kaldırıldığını belirtti.

Gazze’deki bir güvenlik kaynağı, gece yarısından beri İsrail güçlerinin topçu ateşi ve silah saldırılarının güneydeki Han Yunus’un doğusunda bulunan bölgelerin çoğunun yanı sıra Deyr el-Belah, Bureyc ve Megazi kampları ile Gazze kentinin doğusundaki Zeytun, Tuffah ve Şucaiyye mahallelerini hedef aldığını bildirdi. Kaynak, İsrail ordusunun “Zeytun Mahallesi’nde çok sayıda evi havaya uçurduğunu ve yıktığını” belirtti.

İsrail tarafında, 7 Ekim saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınları saldırılarda burada öldürülen 300’den fazla kişiyi anmak üzere Nova Müzik Festivali’nin düzenlendiği alanda şafak vakti toplanırken, sınırın diğer tarafında güçlü patlama sesleri duyuldu.

Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen İsrail ordusu Gazze Şeridi’ne hava, deniz ve kara saldırılarını neredeyse düzenli şekilde sürdürüyor.

İsrail güçleri, 365 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip ve 2 milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi’nin yüzde 60’tan fazlasını kontrol ediyor. Nüfusun büyük bölümü yaşamaya elverişli olmayan çadırlarda barınıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığına göre İsrail’in saldırıları, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana bin 460’tan fazla Filistinlinin ölümüne yol açtı. Birleşmiş Milletler, bakanlığın verilerini güvenilir kabul ediyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre savaşın üç yıl önce başlamasından bu yana 74 bin 200’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail’in resmî verilerine göre Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıda bin 200’den fazla kişi öldürüldü.