ABD'den F-35 alamayan Türkiye, Rusya'dan Su-35 ve Su-57'yi alırsa ne olur? Rus uçaklarında uyum sorunu yaşanır mı? Emekli pilotlar cevaplandı

Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)
Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)
TT

ABD'den F-35 alamayan Türkiye, Rusya'dan Su-35 ve Su-57'yi alırsa ne olur? Rus uçaklarında uyum sorunu yaşanır mı? Emekli pilotlar cevaplandı

Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)
Rus yapımı beşinci nesil Su-57 uçakları ABD yapımı F-35'lerin muadili olarak gösteriliyor (Wikipedia)

Türkiye, Rusya'dan hava savunma sistemi S-400 almasının ardından ABD tarafından F-35 uçak projesinden çıkarılmıştı.
ABD, Türkiye'ye S-400'leri elden çıkarması için baskı yapmaya devam ederken Rusya'dan yeni bir çıkış geldi.
Rusya Federal Askeri ve Teknik İşbirliği Servisi (FSVTS) Sözcüsü Valeriya Reşetnikova, Rus Haber Ajansı'na (TASS) yaptığı açıklamada, Türkiye'ye, Rus yapımı Su-35 ve Su-57 uçaklarını satabileceklerini belirtti.
Reşetnikova açıklamasında, "Türk tarafına teknik şartnamelerin tam olarak bildirildiği unutulmamalı. Bu uçaklar için Türkiye'den bir talep gelirse biz müzakerelere hazırız" dedi.
Reşetnikova ayrıca Rusya'nın daha önce, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi TF-X'in geliştirme programına katılmaya hazır olduğunu Ankara'ya ilettiğini de kaydederek, "Ancak Ankara'dan şu ana kadar gelen talep olmadı" diyerek sözlerini tamamladı.

Varank: Uçağı Rusya’dan da Avrupa’da başka bir ülkeden de alabiliriz
Bu açıklamaları değerlendiren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise şu sözlerle Rusya'ya yeşil ışık yaktı:
"Kategorik olarak bizim, 'X ülkesinin uçağına karşıyız, Y ülkesinin uçağına karşıyız' dememiz mevzu bahis olamaz. Eğer mevcut ihtiyaçlarımıza dönük Rusya'da bir uçak varsa ve bizim bunu kendi sistemimize sokup çalıştırma manasında zorluk olmayacaksa biz tabii bu uçağı Rusya'dan ya da Avrupa'da başka bir ülkeden de alabiliriz."

Türkiye, Rus uçağı alır mı?
Peki 1950'li yıllardan beri envanterinde ağırlıklı olarak ABD ve Avrupa menşeili uçaklar bulunduran Türkiye'nin hava kuvvetlerinde ABD'nin rakibi olan Rusya'nın savaş uçaklarına yer vermesi mümkün mü?
Buna "olur" diyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da var.
Karşı çıkanların bir kısmı politik gerekçeleri ileri sürerken, bir kesim de Rus uçaklarının ordunun elindeki ABD menşeili sistemlerle teknik olarak uyumsuzluk yaşayacağı iddiasını öne sürüyor.
Peki uzun yıllar boyunca Türk Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış ve savaş uçaklarını bizzat kullanmış insanlar, bu tartışmalara nasıl yaklaşıyor?
Türk Hava Kuvvetleri, Rus uçağı alabilir mi veya almalı mı? Alırsa ne olur?
Bu soruları deneyimli üç isme Emekli Hava Korgeneraller Erdoğan Karakuş, Orhan Köse ile Emekli Hava Kurmay Albay Osman Başıbüyük'e sorduk.

"Eğitim verirsin ondan sonra ha Rus uçağı ha ABD uçağı"
Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, Türkiye'nin NATO sistemleri kullanmasından dolayı Rus uçakların alması halinde bunun uyum sorunu oluşturup oluşturmayacağı sorusuna, "Çok ciddi sorun olmayacak" dedi. 
İlk başlarda uyum sorununu görülebileceğini ancak daha sonra bunun çözülebileceğini ifade eden Karakuş, "Sonuçta nasıl S-400'leri eğitimleri sonunda alıyorsunuz, uçakları da eğitimleri sonunda alacaksınız. S-400 için personel bir yıl eğitime tabii tutuldu. Uçakları alırsan pilotlara ve teknik ekibe bir yıl eğitim verirsin, diğer sistemlerin uydurulması için de eğitim verirsin ondan sonra ha Rus uçağı ha ABD uçağı. O yönden bir sorun yok" diye konuştu. 

"Satışın olması ABD'nin tutumuna bağlı"
Karakuş, buna karşın bu olayın her iki taraf yani hem Rusya hem Türkiye tarafından ABD'ye karşı bir koz olarak kullanıldığını öne sürerek, "Rusya, 'Ben sana en yeni uçağımı veririm' diyor. Biz de ona göz kırparak 'Olabilir' diyoruz. Bu işi de ABD'ye karşı bir koz olarak görmek lazım" ifadelerini kullandı.
"Böyle bir satış hayata geçebilir mi?" sorusuna Karakuş, "ABD'nin tutumuna bağlı" diyerek cevap verdi.

"Türkiye, son noktada Batı'yı kızdırmamak için Typhoon uçaklarını alır"
"Rus uçakları, F-35'leri dengeler mi?" sorusuna da Karakuş, özellikle SU-57 uçağının tıpkı F-35'ler gibi beşinci nesil bir uçak olduğunu belirterek, dengeleyeceğini söyledi.
Karakuş, buna karşın Türkiye'nin son noktada F-35 alma ihtimalinin tamamen bitmesi durumunda Batı'yı daha fazla kızdırmamak için uçak alımı tercihini İngiliz yapımı Typhoon uçaklarıyla yapacağını öne sürdü.

"Rusya'dan uçak almak mümkün ama kesinlikle uygun değil"
Emekli Hava Korgeneral Orhan Köse ise Rusya'dan uçak almanın mümkün olmadığı görüşünde.
"Kesinlikle uygun değil" diyen Köse, gerekçesini şöyle açıkladı:
"Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullandığı silahların yüzde 90'ı ABD menşeili. Yeni bir sistem kurmak, ona fabrika seviyesinde bakım yapabilmek, yedek parçalarını sağlayabilmek kolay bir şey değil. ABD menşeili olan uçakların yanına Rus menşeili uçak koymak ikinci bir kapı açmak anlamına gelir. Uçağı uçurmak kolay bir iş değil. Uçağın bakımı, yedek parçaları büyük ekonomik sıkıntılara neden olan olaydır. Pazardan domates alır gibi uçak almaya kalkmak mantığı tırmalayan bir olaydır."

"Türkiye'nin yeni uçağa ihtiyacı yok elimizdekiler yeter"
Gerek Rusya'dan uçak alımının gerekse de F-35'lerin siyasi tartışma konusu olduğunu öne süren Köse, Türkiye'nin iddia edildiğinin tersine şu an uçağa ihtiyacı olmadığını öne sürerek şu öneriyi getirdi:
"F-35 konusu bile ihtiyaçtan çok siyasi tartışma konusu haline geldi. Yüzde 100 ihtiyacımız olduğundan değil. Şu an ABD, İsrail ile birlikte dünyada en çok F-16'ya sahip ülkeyiz. Şahsi olarak elimizdeki uçakların yedek parça tedariklerini tamamladığımızda yüzde 75 kapasite ile bile kullansak elimizdeki uçakların yeterli olduğu kanaatindeyim."

"Rusya'nın açıklaması tarihi bir fırsat"
Emekli Pilot Hava Kurmay Albay Osman Başıbüyük ise konuya farklı bir açıdan yaklaştı.
Rusya'dan gelen son açıklamanın Halkbank davası ile ABD tarafından köşeye sıkıştırılmak istenilen Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu öne süren Başıbüyük, şu iddialarda bulundu:
"Yabancı basında Halkbank davası üzerinden Türkiye'ye 20 milyar dolar gibi astronomik miktarda bir ceza kesilebileceği yazılmaktadır. Halkbank'ın piyasa değeri zaten 1,6 milyar dolar civarındadır. Anlaşılacağı üzere banka devredilse bile bu ceza ödenemez. Türkiye'ye kesilmek istenilen bu ceza müttefiklik ilişkisinin ötesinde ekonomik saldırı niteliğindedir. Türkiye'nin böyle bir ceza ile karşılaşması Türkiye'nin ABD ile müttefiklik ilişkilerini geri dönülmez bir şekilde sonlandıracaktır. Türkiye'nin sorunlu Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasında müttefiksiz bekasını devam ettirmesi kolay olmayacaktır. Bu açmazda Rusya'nın alternatif müttefik pozisyonunu muhafaza etmesi Türkiye'nin dengeleri sağlanmasına yardımcı olacaktır. Özellikle Halkbank'a kesilecek astronomik bir ceza Türkiye'nin gerekli olan silahlanma ihtiyacını baltalayacaktır."

"Halkbank davası bitene kadar Rusya ile uçak görüşmeleri devam etmelidir"
Rusya ile yapılacak silah tedarik anlaşmalarının Türkiye için bir alternatif olacağını söyleyen Başıbüyük, "Bu kapsamda Türkiye, Halkbank davası bitene kadar Rusya ile savaş uçağı tedarik görüşmelerini devam ettirmelidir" diyerek görüşmelerde şu iki hususun da ön plana çıkarılması gerektiğine dikkat çekti:
"1) Milli Muharip Uçağa alt yapı hazırlamak maksadıyla ortak üretim ve teknoloji transferi
2) Ödemenin nakit olarak değil de mal satışı ile yapılması."

"Uçağı almak zorunda değiliz ama Türkiye’nin elini rahatlatacaktır"
Başıbüyük, görüşlerini şu sözlerle tamamladı:
"Altını çizerek tekrar edelim: Rusya'dan uçak satın almak zorunda değiliz ancak Türkiye'nin savaş uçağı tedariki maksadıyla Rusya ile resmi görüşmeler başlatması Halkbank davası sürecinde elini rahatlatacaktır."

Independent Türkçe



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.