Nükleer Anlaşma’ya aşamalı bir şekilde dönmeye yönelik görüşmeler hassas bir dönemden geçiyor

İran’ın Buşehr Nükleer Tesisi (AFP)
İran’ın Buşehr Nükleer Tesisi (AFP)
TT

Nükleer Anlaşma’ya aşamalı bir şekilde dönmeye yönelik görüşmeler hassas bir dönemden geçiyor

İran’ın Buşehr Nükleer Tesisi (AFP)
İran’ın Buşehr Nükleer Tesisi (AFP)

Batılı diplomatlar, beklentiler ilişkin çağrıların ışığında ABD ve İran arasındaki mevcut aşamayı oldukça hassas olarak tanımladı. Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) yani Nükleer Anlaşma’ya iki tarafın da tam olarak uymasına aşamalı bir şekilde dönülmesi için kapalı toplantılar yapılmaya devam ediyor. Diplomatlar Tahran’ın uranyum metali üretimini artırması ve uranyum zenginleştirmesini yüzde 20’ye çıkarmasının ardından oldukça kötüleşen duruma rağmen Washington’un anlaşmaya dönme yönünde hareket etmek üzere bazı önlemler almasını bekliyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen Batılı bir diplomat Şarku’l Avsat’ın ABD ve İran’ın Nükleer Anlaşma’ya geri dönmek için şu anki çabalarına ilişkin sorusuna oldukça hassas bir dönemden geçiliyor şeklinde cevap verdi. Diplomat İran’ın ABD’nin ilk olarak yaptırımları kaldırması durumunda anlaşmaya dönmeye hazır olduğunu duyururken ABD’nin de İran’ın anlaşma yükümlülüklerine tamamen uymaya hazır olduğu takdirde anlaşmaya dönmeye hazır olduğunu söylemesini iyi bir işaret olarak tanımladı. ABD bunun ortak bir zemin olduğunu ifade ediyor. Ancak diplomat İran’ın ocak ayında uranyum metali üretimini artırması ve uranyum zenginleştirmesini yüzde 20’ye çıkarmasının ardından durumun son zamanlarda çok ciddi bir şekilde kötüye gittiğine dair uyarıda bulundu. Diplomat İran’ın bu adımlarının “sivil bir gerekçeyi fazlasıyla aştığının” altını çizdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi’nin geçtiğimiz şubat ayının bitiminde Tahran’a yaptığı ziyarete ve bu sırada İranlı yetkilileri, İran’ın nükleer faaliyetlerinin izlenmesine müsaade etmeye devam etmeye ikna etmesine övgüde bulundu. Diplomat bunun “KOEP’in hala çalıştığının önemli bir göstergesi” olduğunu kaydetti. Diplomat Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in belirli aralıklarla istişare toplantıları yaptığını söyledi. Ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’dan oluşan 5+1 grubunun bir toplantısına ev sahipliği yapma önerisine işaret etti. Diplomat ABD tarafının katılmaya hazır olduğu duyurup “Hala İran’ın cevabını bekliyoruz” şeklinde bir açıklama yaptığına dikkat çekti. Batı ülkelerindeki dışişleri bakanlarının “bu konuyla yakından ilgilendiklerini” vurgulayan diplomat, “Bu yaz İran cumhurbaşkanlığı seçimlerini kim kazanırsa, Ruhani’den daha katı olacağına dair bir inanç var. Bu da bir problem demek. Ancak değişmez çıkarlar müzakerelerle sıkı bir şekilde ilişkili. Umarım gelecek İran Cumhurbaşkanı bu çıkarları korumak için istekli olur” ifadelerini kullanarak bunun aynı zamanda müzakere masasına dönmenin zorluğunun bir parçası olduğuna dikkat çekti.
Aynı şekilde başka bir diplomat Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “ABD ve İran görüşmelere ne kadar erken dönüp nükleer dosyadaki işleri yoluna koyarsa, o kadar iyi olur. Mesele ne kadar uzarsa o kadar zorlaşıyor. Bu Avrupalıları meseleleri hızlı bir şekilde çözmeye itiyor. Ancak çeşitli nedenler yüzünden bu mümkün gözükmüyor. Bu yüzden bu konuda karşılıklı adımlar atmak bu durumu çözmek için tek yol. İran’ın Nükleer Anlaşma’ya geri dönmesi oldukça elzem” ifadelerini kullandı. Diplomat “ABD’nin işleri bu yönde hareketlendirmek için bazı işler yapacağını ve olumlu önlemler alacağını düşünüyorum. Dolayısıyla bu ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bunun yakında olmasını umuyorum. Bu kağıt üzerinde zor olmamalı, ancak hem İran hem de ABD’de siyasi açıdan oldukça zorlayıcı olabilir” dedi. Diplomat Avrupalı dostların yani İngiltere, Fransa ve Almanya’nın anlaşmaya tam bir şekilde uyulmasına geri dönmek için adım adım hareket etme yaklaşıma öncelik verirken, herkesi mantıklı beklentilere sahip olmaya teşvik etmeye devam ettiğine dikkat çekti.



Starmer: NATO çerçevesi dışında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

Starmer: NATO çerçevesi dışında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefikleriyle "uygulanabilir" bir plan geliştirmek üzere çalıştığını ve bunun Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) çatısı altında olmayacağını vurguladı.

Starmer'ın bu tutumu, ABD Başkanı Donald Trump'ın, ittifakın üye devletlerinin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasından bu yana fiilen kapalı olan, küresel enerji arzı için hayati önem taşıyan boğazı yeniden açmasına yardım etmeyi reddetmeleri halinde ittifakın "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalacağı uyarısından kısa bir süre sonra geldi.

Starmer, “Avrupa ortaklarımız da dahil olmak üzere tüm müttefiklerimizle birlikte, bölgede seyrüsefer özgürlüğünü mümkün olan en kısa sürede yeniden tesis edecek ve ekonomik etkileri azaltacak kolektif ve uygulanabilir bir plan geliştirmek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Konuyu Trump ile görüştüğünü de belirtti.

Starmer, İngiltere'nin kendisini ve müttefiklerini savunmak için gerekli adımları attığını, ancak Ortadoğu'da daha geniş bir savaşa sürüklenmeyeceğini vurguladı.

Boğazın yeniden açılmasına yönelik herhangi bir planın NATO misyonu olmayacağını vurguladı.

Şöyle dedi: “Bu misyonun NATO misyonu olmadığını ve olmayacağını açıkça belirtmek istiyorum. Bu, ortaklardan oluşan bir koalisyon olacak; bu nedenle Avrupa, Körfez ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ortaklarla iş birliği yapıyoruz.”

Diplomasi çözümdür

İtalyan Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise bugün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki krizi çözmenin en iyi yolunun diplomasi olduğunu ve İtalya'nın dahil olduğu, bölgeyi kapsayacak şekilde genişletilebilecek hiçbir deniz misyonu bulunmadığını söyledi.

Tajani, Brüksel'deki bir toplantının kulisinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hürmüz konusunda diplomasinin en iyi çözüm olduğuna inanıyorum" dedi.

İtalya'nın Kızıldeniz'de savunma amaçlı deniz misyonlarına katıldığını belirten Tajani, "Ancak Hürmüz'ü da kapsayacak şekilde genişletilebilecek herhangi bir misyon göremiyorum" diye belirtti.

Alman hükümet sözcüsü bugün yaptığı açıklamada, İran ile savaşın NATO ile hiçbir bağlantısının olmadığını belirterek, Almanya'nın savaşa katılmayacağını ve Hürmüz Boğazı'nın askeri yollarla açık tutulmasına katkıda bulunmayacağını yineledi.

Sözcü şöyle devam etti: "Bu savaş devam ettiği sürece, Hürmüz Boğazı'nın askeri yollarla açık tutulması çabası da dahil olmak üzere hiçbir şekilde katılım olmayacaktır."

Trump, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçişin neredeyse tamamen durması ve bunun sonucunda özellikle petrol olmak üzere enerji fiyatlarının yıllardır görülmemiş seviyelere yükselmesi üzerine, birçok ülkeyi boğazdan geçen tankerleri ve ticari gemileri korumaya yardımcı olmak için savaş gemileri göndermeye çağırdı.

Dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği boğaz, İran'ın saldırıları ve tehditleri nedeniyle neredeyse tamamen kapalı durumda.

Trump, Financial Times'a verdiği röportajda, NATO'nun müttefiklerine boğazı açmada yardımcı olmaması halinde "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile planlanan zirveyi ertelemekle tehdit etti.


İran savaşı Pekin'e sınırlı diplomatik kazanımlar sağladı

7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
TT

İran savaşı Pekin'e sınırlı diplomatik kazanımlar sağladı

7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)

Pekin, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını şiddetle kınarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın sonunda Çin'e yapacağı ziyaret için hazırlıklar dün Paris'te yeni bir ticaret görüşmeleri turuyla hız kazandı.

Çin, İran'la olası bir savaşın diplomatik sonuçlarından yararlanmaya çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki askeri müdahalesi, savunma sistemlerini ve askeri kaynaklarını Asya'dan uzaklaştırarak Pekin üzerindeki stratejik baskıyı hafifletiyor. Bu durum, Washington'un Asya'daki müttefikleri arasında, özellikle Pekin'in ABD füze ve hava savunma stoklarının azalması ve bunun Tayvan ve Güney Çin Denizi çevresindeki caydırıcılık dengesi üzerindeki etkisini yakından takip etmesi nedeniyle, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesine odaklanma yeteneği konusunda endişelere yol açıyor.

Ancak bu kazanımlar sınırlı kalmaktadır çünkü Çin, dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olmaya devam ediyor ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrole büyük ölçüde bağımlı durumda.


İranlılar daha ucuz yiyecek ve internet arayışı içinde Kuzey Irak'a geçiyor

İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
TT

İranlılar daha ucuz yiyecek ve internet arayışı içinde Kuzey Irak'a geçiyor

İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)

Savaşın ülkelerini harap etmesinden bu yana, dün sınırın yeniden açılması ile onlarca İranlı daha ucuz yiyecek almak, internete erişmek, akrabalarıyla iletişime geçmek ve iş bulmak umuduyla Kuzey Irak'a geçti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre sınırı geçenler, devam eden hava saldırıları ve yükselen gıda fiyatlarının İran'daki yaşamı giderek zorlaştırdığını söyledi.

Mallarla dolu kamyonlar, Irak Kürdistanı'nda Hacı Ömer sınır kapısından geçip yavaşça ilerleyerek, İran tarafındaki yüksek maliyetlerden bir nebze olsun rahatlama sağlamayı umuyordu.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a savaş açmasından önce bile, İranlı Kürtler düzenli olarak Irak Kürdistan'ına geçiyorlardı. Burada bölge sakinleriyle derin ailevi, kültürel ve ekonomik bağlara sahiplerdi ve geçirgen sınır, istikrarlı ticareti ve düzenli ziyaretleri kolaylaştırıyordu.

Şimdi ise Irak Kürdistan'ı, savaşın harap ettiği bölgedeki İranlılar için hayati bir can simidi haline geldi ve onların dış dünyaya erişimini sağlıyor.

Bölgesel askeri gerilimlerin artması nedeniyle sınır kapatıldı. Irak Kürt yetkilileri, İranlı mevkidaşlarının geçişi yeniden açmasını bekliyor.

AP’nin görüştüğü İranlı Kürtlerin neredeyse tamamı, İran istihbarat servislerinden misilleme korkusuyla adının açıklanmamasını tercih etti; zira bu servislerin medyaya konuşan herkesi izlediğini söylüyorlar.

dsf
İranlı bir Kürt, Hacı Ömer sınır kapısının Irak tarafında görülüyor (AP)

İran'a ait çok sayıda askeri üs, istihbarat merkezi ve diğer güvenlik noktalarının imha edildiğini söylediler. Bombardımanın güvenlik güçlerinin hareketlerini kısıtladığını belirterek şunları kaydettiler: "Güvenlik personeli hükümet binalarından uzak duruyor, okullar ve hastaneler gibi sivil yerlerde koruma arıyor veya ofislerine gitmek yerine araçlarında hareket halinde kalıyor."

İran Piranşahr’den Kürt bir kadın, akrabalarıyla iletişime geçmek ve temel ihtiyaç malzemeleri almak için dün 15 kilometre yol kat ederek sınırı geçti.

"İran'daki durum korkunç. İnsanlar kendilerini güvende hissetmiyor, her şey pahalı ve insanlar evlerinden çıkmak istemiyor" dedi.

Yaklaşık yarım saat sonra, içinde yiyecek dolu iki plastik poşetle sınırın ötesine aceleyle geri döndü. Çocuklarının evde kendisini beklediğini ifade etti.

İranlı yetkililerin kullandığı yerlerin yakınında yaşayan İranlı Kürtler, bombardımandan kaçmak için daha güvenli bölgelere sığınmak zorunda kalmalarından şikayetçiler.

İran'ın Urmiye şehrinde yaşayan ancak Irak'ın kuzeyindeki Erbil'de boyacı olarak çalışan bir kişi, sürekli bombardımanın günlük gerçeklik haline geldiğini söyledi. Patlamalardan korkan annesinin ısrarı üzerine kısa süreliğine eve döndüğünü, ancak ailesinin İran yetkilileriyle hiçbir bağı olmadığını, bu yüzden korkacak bir şey olmadığını söyleyerek annesini rahatlattığını belirtti.

Durum o kadar vahim ki, Irak Kürdistan'ındaki metal fabrikasında çalışan başka bir işçi, Urmiye'deki ailesinden yanına taşınmalarını ve onunla kalmalarını rica etti. Eşi ve üç çocuğu da dahil olmak üzere ailesi dün geldi ve yol kenarındaki bir lokantada dinlendi. Tekrarlanan saldırılardan sonra güvenlik güçlerinin artık üslerinde saklanmadığını ifade etti.