Husilerin, Lenderking'in savaşı durdurma ve barışı sağlama önerisi üzerine yaşadığı kafa karışıklığı

ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking
ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking
TT

Husilerin, Lenderking'in savaşı durdurma ve barışı sağlama önerisi üzerine yaşadığı kafa karışıklığı

ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking
ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking

İran destekli Husi milisleri, Cuma günü ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking tarafından önerilen ateşkes planı hakkında kayda değer bir kafa karışıklığı yaşadıklarını gösterdi. Husi Sözcüsü Muhammed Abdusselam, ABD planını  “grubuna yönelik bir komplo” şeklinde nitelendirdi. Ancak, Husilere ait el-Mesira televizyonunun Twitter hesabındaki paylaşımı onaylayarak (retweet) bu redden üstü kapalı bir şekilde geri çekildi.
Husilerin yaşadığı söz konusu kargaşa çerçevesinde, Yemen hükümeti Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, savaşı durdurma çabalarını memnuniyetle karşıladıklarına dair tutumunu yineledi. Ayrıca, kötüleşen insani duruma dair Husilerin iddialarını yalanladı.
ABD Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking Cuma günü yaptığı açıklamada, ateşkes ve silah bırakmanın Yemen'deki tüm savaşan tarafların yapması gereken ilk şey olduğunu vurguladı. Lenderking, Atlantik Konseyi’nin video-konferans aracılığıyla ev sahipliği yaptığı toplantıda, Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun "tüm desteği sağlamaya gerçek anlamda hazır olduğunu” belirterek şu açıklamayı yaptı:
"Onlarla Riyad'da görüştüğümde bana yardım etmek ve çatışmayı sona erdirmek isteyen tüm çabaları desteklemek için gerçek bir isteklilik gördüm. Çatışmayı sona erdirmek için halen diğer taraftan işbirliği ve katılım bekliyorum."

Plan Husi lideri tarafından masaya yatırıldı
Lenderking, Yemen'de tutarlı bir ateşkes planı olduğunu ve şu anda planın Husi lideri tarafından masaya yatırıldığını belirterek, Husiler diyalog için hazır olduğunda bölgeye döneceğini bildirdi. 
ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi, Husileri Marib'in kontrolünü ele geçirmek için askeri saldırıya öncelik vermekle suçlarken, Husilerin sözcüsü ABD’nin ateşkes önerisini "komplo" olarak nitelendirerek bir yıldan bu yana devam eden Suudi Arabistan'ın ve Birleşmiş Milletlerin bakış açısını temsil ettiğini ifade etti.
Sözcü Muhammed Abdusselam, grubun TV kanalına (el-Mesira) yaptığı açıklamada, ABD’nin önerisinin Hudeyde ve Sana havalimanlarında kuşatmanın kaldırılması ya da ateşkes içermeyip aksine "ablukanın diplomatik yollarla geri dönmesine yol açacak bir sarmal olduğunu” iddia etti.
Sözcü, “Bir ABD temsilcisinin BM temsilcisinin sunduğundan daha az bir öneri sunması kabul edilemez" dedi. Ayrıca önerinin, Yemen hükümetinin savaş ile başaramadığı grubu çekilmeye zorlamaya çalıştığını da iddia etti.

Husiler, BM planını ilk etapta reddetti
Husiler, Washington tarafından desteklenen BM planını ilk etapta reddetti. Ancak ardından bunu çekingen bir geri çekilme durumu takip etti. Grubun sözcüsü, açıklamalarda bulunduğu TV kanalının Twitter hesabında yapılan paylaşımı onayladı. Söz konusu paylaşımda, “Sözcü Abdusselam’ın Sana’nın Umman Sultanlığı tarafından desteklenen diyaloğu reddettiğini duyurmadığı, aksine Lenderking’in önerisini mevcut haliyle gözden geçirdiği” ifade edildi. Ayrıca söz konusu öneri çerçevesindeki görüşmelerin sürdüğü kaydedildi.
Bu çerçevede, Yemen Dışişleri Bakanlığı barış çabalarına yönelik memnuniyetini yineledi. Bakanlık açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Yeni ABD yönetimi Yemen'deki barış sürecini desteklemek için girişimde bulunarak kapsamlı bir barışın sağlanması ve Yemen halkının acılarının hafifletilmesi çağrısında bulunduğunda Yemen hükümeti bu çağrılara cevap verdi ve olumlu bir şekilde ilgilendi.”
Açıklamada, Husiler söz konusu çağrılara Marib, Taiz ve Hudeyde’deki sivillere karşı yeni cepheler açmakla, askeri saldırganlıklarını artırmakla ve sadece Şubat ayında Marib kentine 25 balistik füze fırlatarak yüzlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açmakla suçlandı. Taiz ve Hudeyde’deki yerleşim yerlerini ayrım gözetmeksizin bombalamaları sonucu bir dizi kadın ve çocuğun öldürüldüğüne de dikkat çekildi. 
Hükümet ayrıca, Husi milisleri Marib'deki savaş cephelerine katılmayı ve emirlerine uymayı reddeden 170'den fazla Etiyopyalı göçmeni yakmakla ve uluslararası örgütlerin suç mahalline ulaşmasını engellemekle suçladı.
Bakanlık tarafından grubun insani durumla ilgili iddialarına ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Grup, acımasız saldırgan davranışlarının üzerini örtmek için kontrolü altındaki bölgelerde petrol türevleri krizi yaratarak uluslararası toplumu yanıltmaya çalışıyor ve akaryakıt ve petrol türevlerinin Hudeyde limanı üzerinden ve kara geçişleri yoluyla girişinde abluka uygulandığını iddia ediyor. Bu bölgelere giren akaryakıt miktarlarına ilişkin ilgili makamlarca yayınlanan istatistikler bu iddiaları açıkça yalanlıyor. Söz konusu yakıta, vatandaşlara ulaşmalarını önleyerek karaborsada çifte fiyattan satmak için Husi milisleri tarafından kaçak miktarlarda el konuluyor.”
Açıklamada, “Husi milisleri, BM Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in de tanıklığıyla, Hudeyde limanları üzerinden petrol sevkiyatlarının gelirlerini özellikle Hudeyde ve diğer bölgelerde sağlık sektöründe çalışanlar olmak üzere çalışanların maaşlarını ödemek için kullanmak üzere imzalanan anlaşmayı iptal etti. Bunun yerine bu milisler, dört aydan fazla bir süre önce 50 milyar riyalden fazla (1 dolar yaklaşık 60 riyal) olduğu tahmin edilen parayı Hudeyde’deki Merkez Bankası şubesinden yağmalamayı tercih etti” ifadeleri yer aldı.
Ayrıca açıklamada, “Dünya kamuoyunun ve uluslararası toplumun göz yummaya çalıştığı gerçek insani kriz, bu milislerin, yarısı Husilerin baskı ve şiddetinden kaçarak güvenlik arayan sığınmacılardan oluşan yaklaşık 4 milyon Yemenli’nin yaşadığı Marib kentine yönelik saldırılarının neden olduğu krizdir” değerlendirmesi yer aldı. 
Uluslararası toplumu Husi tırmanışının tehlikesine karşı uyaran Yemen Dışişleri Bakanlığı, “tehlikenin sadece insani krizin şiddetlenmesinde veya sivillerin ya da çocuklar ve mülteciler de dahil olmak üzere Husiler tarafından savaşmak için harekete geçirilenlerin insani kayıplarında yatmadığını, tırmanışın siyasi süreci ve uluslararası toplum tarafından uzun yıllar süren istişarelerin ve siyasi çabaları tamamen ortadan kaldırmaya çalıştığını” ifade etti. Ayrıca Yemen’in geleceği ve barışa dair umutları baltaladığı belirtildi.



Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
TT

Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)

Yemen’de Taiz şehrindeki güvenlik güçleri, Dünya Gıda Programı (WFP) çalışanı Moayad Hamidi’ye yönelik suikastla doğrudan suçlananların yanı sıra saldırıdan sorumlu bir çetenin üyesi olan 10 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Motosikletli ve silahlı kimliği belirsiz iki kişi, dün öğle saatlerinde Turba bölgesindeki bir lokantada Hamidi’ye ateş açtı.

Hastaneye kaldırılan Hamidi tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda, Yemenli bir başka vatandaş da yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, hükümet yetkilileriyle birlikte, saldırıyla ilgili uluslararası kuruluşlarla kapsamlı temaslar yürüttü.

Resmi kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Alimi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu olayın BM’nin çeşitli alanlardaki müdahalelerini ve Yemen halkına sağladığı yardım programlarını etkilemeyeceğini bildirdi.

Guterres ayrıca, BM’nin Yemen’de barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için iyi niyetlerini sürdürme taahhüdünü teyit etti.

Radikal gruplar ve suç unsurlarının fidye için insani yardım çalışanlarını hedef aldığı veya bölgede faaliyet gösteren kuruluşlara baskı uyguladığı Yemen’de, yardım çalışanlarının kaçırılması büyük bir endişe kaynağı oldu.

Ülkedeki çatışma, ayrıca altyapıda ciddi hasara ve birçok alana erişimin kısıtlanmasına neden olarak, yardım çalışanlarının savunmasız nüfuslara ulaşmasını, temel malzeme ve hizmetleri sağlamasını zorlaştırdı.


Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
TT

Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)

Yemenliler, Sana ve Husiler tarafından kontrol edilen diğer bölgelerde yeni eğitim yılını, okul ücretlerinin dört katına çıkması sonucu şokla karşıladı. Bu, aynı zamanda okullara vergi ve harçlar konulmasıyla aynı zamana denk geldi. Geçtiğimiz yıl dört milyondan fazla çocuk okula gidemezken bu sayının artmasından endişe ediliyor.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde, dokuz yıldır maaşlarını alamayan 170 binden fazla öğretmen var. Eğitim sektörü çalışanları ve veliler, darbe hükümetinin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin kardeşi Yahya el-Husi tarafından yönetilen Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz yıl öğrenci başına 4 dolar olan okul ücretlerini, ‘toplumsal katkı’ adı altında öğrenci başına 16 dolara çıkardığını söyledi.

Kaynaklara göre bu karar, eğitime erişemeyen ve okula gidemeyen çocukların sayısını artıracak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aileler bu koşullar altında söz konusu ücretleri, ders kitaplarını ve günlük masrafları karşılayamaz durumda.

Anayasa ihlali

Yemen anayasası, tüm eğitim aşamalarında ücretsiz eğitimi öngörüyor. Ancak, darbeci Husiler, 8 yıldır 170 binden fazla öğretmenin maaşını gasp etmesine rağmen, her öğrenci için öğrenim ücreti talep etmeye başladı. Ücretler öğretmenleri desteklemek bahanesiyle iki dolardan dört dolara ve ardından 16 dolara çıkarıldı.

XSCdwfvg
Yemen’de öğrenciler büyk zorluklarla mücadele ediyor. (UNICEF)

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklara göre bu paranın okullardaki Husi temsilcileri ve maaşlarına el konulmasını protesto etmek için çalışmaktan kaçınan öğretmenlerin yerine atanan kişilere harcanıyor.

Kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin öğrencilerin okul kitaplarını piyasalardan satın almasını zorunlu kıldığını aktardı. Husiler, okul kitaplarını basmak için kullanılan matbaaları, mezhepsel posterlerini, liderlerinin ve şehitlerinin resimlerini ve Eğitim Bakanlığı'nın liderliği için kâr amaçlı faaliyetler için tahsis etti. Ayrıca yaz aylarında düzenlenen mezhepsel kampları finanse ediyor.

Kaynaklara göre bu adım, her çocuğun ihtiyaç duyduğu miktarı ikiye katlayarak yaklaşık 32 dolara çıkarıyor. Bu da on binlerce çocuğun okula gitmeyen dört milyona katılacağı anlamına geliyor.

Vergiler ikiye katlandı

Husi liderliğinin tüm özel okullara mezhep müfettişleri atama ve onlara bu okulların gelirlerinden aylık maaş verme emriyle aynı zamana denk geldi. Sana'daki bu okullardan bazılarındaki personel, Şarku'l-Avsat'a milislerin bu okullardan topladıkları harçları her yıl iki katına çıkardıklarını söylediler. Bu, okul yönetimlerini milislerin ve delegelerinin artan taleplerini karşılamak için okul ücretlerini geçen yıla göre yüzde 36'ya kadar artırmaya sevk etti.

csdfveg
Husiler okullar aracılığıyla mezhep değişikliği için yoğun çaba harcıyor. (Twitter)

Eğitim kaynaklarına göre bu artış, mezhep seferberliğinden kurtulmak için çocuklarını özel okullara nakletmek zorunda kalan ailelerin sırtına ağır bir yük bindirecek.

Diğer yandan darbe hükümetinin Eğitim Bakanı, yardımcılarıyla bir araya geldi ve yeni eğitim yılının başlaması için hazırlıkları görüştü. Ancak tüm toplantı boyunca öğretmenlere ödenmeyen maaşları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, Husiler tarafından üç yıl önce kurulan ve öğretmenlere her ay 50 dolarlık destek sağlamak için kurulan Eğitim Destek Fonunun finansmanının açıklanmasını da reddetti.

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklar, Husilerin, tüm yerel ve ithal mallardan toplanan büyük miktarda parayı, darbe hükümetinin bakanlığın liderleri ve Husilerin mezhepsel eğitim ofisi olarak bilinen örgütün faaliyetlerini ve savaş cephelerine katılmak için gençleri ve çocukları askere alma sürecini finanse etmek için fon olarak ayırdığını doğruluyor.

xhyej6u
Eğitim Destek Fonu'nun fonları Husi grubunun üyelerine harcanıyor. (Husi Medyası)

Yemen'de eğitim ve öğretim sektöründe çalışan iki kaynak, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, bu fona toplanan paranın, Husilerin mezhepsel eğitim ofisini yöneten Ahmed Hamad tarafından kontrol edildiğini aktardı. Hamad, parayı öğrencilerin ve öğretmenlerin performansını izlemek ve okullarda mezhepsel faaliyetler yürütmek için kullanıyor. Husiler, genç yaştaki çocuklara mezhepsel fikirleri aşılayarak, kontrol ettikleri bölgelerde mezhepsel bir değişim yaratmaya çalışıyor.

Kaynaklar, bu fonun bir kısmının çocukların askere alınması, kamplarını ve mezhepsel içerikli kursları finanse etmek için kullanıldığını bildirdi. Söz konusu kurslar, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki tüm çalışanlar, öğretmenler ve üniversite profesörleri için zorunlu. Çalışanların işlerini sürdürmeleri için bu kurslara katılmaları gerekiyor ve bu kurslar, Husilere olan sadakatlerini değerlendirmek için bir standart olarak kullanılıyor.


Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)

Yemen’de Husi liderler arasındaki mülk çekişmesi, bir grup yetkilinin 2019’da bir yakıt sevkiyatı yapılması planı çerçevesinde yaklaşık 58 milyon dolarlık bir yolsuzluk olayına karıştığını ortaya çıkardı. Ancak anlaşmadan doğrudan sorumlu olan Sana’daki petrol şirketinin müdürü başta olmak üzere, şu ana kadar olaya karışanlardan hesap sorulmadı.

Mesele, sükunetten önceki yıllara, petrol türevleri krizinin uydurulduğu ve Husi liderlerin petrol şirketi ve şubelerine atanan yetkililer, Hudeyde Limanı yönetimi ve Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğu yıllara dayanıyor.

O dönemde akaryakıt sevkiyatı yapılarak sevkiyat, Hudeyde limanına getirildi ve bedeli ödendi. Ancak sevkiyat ortadan kayboldu ve akıbeti bilinmiyor. Bu suçlamanın sorumluları, karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Öyle ki içlerinden biri, petrol şirketinin Hudeyde’deki şubesini ve liman yönetimini, yükü boşaltmadan geminin hareket etmesine izin vermekle suçluyor. Diğerleri ise şirket yönetimini, sevkiyatın şirketin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan önce ödemeyi peşin yapmakla suçluyor.

Petrol sektöründe faaliyet gösteren kaynaklara göre o dönemde Husiler tarafından Sana’daki Yemen Petrol Şirketi’nin yönetici müdürü olarak atanan Ali et-Taifi, özel bir şirkete petrol sevkiyatı ithal etmesi için onay verdi. Şirket, sevkiyatı ithal etti ve gemi, boşaltılmak üzere Hudeyde limanına girdi.

Kaynaklar, ‘Ebu Mahfuz’ olarak bilinen, darbe yönetim kurulu ofisi müdürü Ahmed Hamed’in yardımcısı olarak kabul edilen bir kişinin, petrol şirketinin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan miktarı şirketin hesabına iade ettiğine dikkat çekti.

Anlatılan bu hikâyeye göre gemi yükünü boşaltmak yerine malları başka bir ülkeye satmak üzere limandan ayrıldı. Şirket ise ödemeyi gerçekleştirdi. Ancak kaynaklar, geminin yükünü boşaltmadan liman rıhtımından ayrılmasına nasıl izin verildiğine, petrol şirketinin şube müdürünün oynadığı role, akaryakıt depolarının sorumlularının ve sanık şirketin ödemeyi nasıl yaptığını açıklamadı.

Husiler olayın üstünü örtmeye çalışıyor

Kaynaklar, skandaldan bir yıl sonra milis liderliğinin, söz konusu mezhepçi kişiyi ‘kendisi veya Hudeyde şubesindeki yetkililer hakkında herhangi bir işlem yapmadan’ petrol şirketinin yönetiminden uzaklaştırdığını bildirdi.

Husi liderliğinde Muhammed el-Husi tarafından yönetilen diğer kanadının, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne olayı soruşturma talimatı verdiği ve otoritenin de davayı olaydan bir yıldan fazla bir süre sonra savcılığa havale ettiği ortaya çıktı. Savcılık ise dosyayı Ticaret Mahkemesi’ne havale etti. Ancak kaynaklara göre olaya karışanlar, darbeci hükümetteki Hukuk İşleri Bakanlığı yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olduğu için dava takip edilmedi.

Sendikacı Muhammed el-Hamzi, yaptığı açıklamada Abdullah ed-Dayaa, Abdulkerim eş-Şarabi ve Arif el-Masabi ile birlikte Yemen Petrol Şirketi Sendikası ve Birlikler Koordinasyon Konseyi adına bu davanın takipçilerinden biri olduğunu dile getirdi. Hamzi, özellikle bu dava olmak üzere yolsuzluk davalarını ve petrol türevleri ve ihale yolsuzluğu konusunu ifşa ettiği için hapse atıldı.

Hamzi, davada henüz ilerleme kaydedilmediğini, tüm faillerin parmaklıkların dışında olduğunu, davayı hareket ettirecek, miktarı devlet hazinesine iade edecek ve kasıtlı olarak takip etmeyi ihmal edenler de dahil olmak üzere suç ortaklarını cezalandıracak kimsenin olmadığını vurguladı.

Tanınmayan darbeci hükümette Hukuk İşleri Bakanı’nın gönderdiği bir belge, bu konunun en son iki yıl üç ay önce tartışıldığını gösteriyor. Öyle ki 21 Mart 2021’de milisler tarafından petrol şirketinin müdürü olarak atanan Ammar ed-Adrai’ye bir mektup göndererek, şirketin bu davayı Ticaret Mahkemesi’nde takip etmemesini eleştirdi.

Belgeye göre petrol şirketiyle ilgili önemli bir sorunun varlığına ilişkin olarak daha önce 31 Mayıs 2021’de de petrol şirketine hitap edilmişti. Sorun, sözde Genel Fonlar Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi’ne sevk edilen 57.8735 milyon doların yağmalandığı en büyük yolsuzluk davalarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak o tarihten bu yana petrol şirketi, davayı takip etmedi ve kararı temyize götürmedi. Bu durum ise halkın parasının yağmalanmasını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Ama konu hala gündeme gelmedi.

Şüpheli gelişmeler

Husilerin petrol sektöründeki yolsuzluğuyla bağlantılı olarak, şirketin Hudeyde vilayetindeki şubesinde çalışan kaynaklar, yolsuzluk nedeniyle görevden alınan müdür Yaser el-Vahidi’nin Ras İsa Petrol Limanı’ndaki yeni gelişmelerin uygulanmasını denetlemekle görevlendirildiğini ve milyonlar harcandığını ortaya koydu. Limandaki işçi ve çalışanların ise alacaklarını alamadıklarını belirten kaynaklar, Ebu Mahfuz ile olan ilişkisinden ve nüfuzundan yararlanarak yaptığı yolsuzluklara itiraz ettikten sonra yardımcısının tüm yetkilerinin elinden alındığını ifade etti.

Kaynaklar, milislerin birkaç hafta önce Ras Isa limanında demirlemiş olan harap Safer petrol tankeri kurtarma operasyonunun başlamasıyla bağlantılı olarak limanda geliştirmeler yaşanmaya başladığını belirtti. Ancak gelişmeler hakkında ayrıntıya yer vermedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Vahidi, oradaki işçilere Ras Isa limanının yanında ek bir petrol limanı inşa etme sürecinde olduğunu bildirdi. Amacın, örneğin hükümetin darbeden önce harap durumdaki Safer tankerine alternatif olarak üzerinde çalışmaya başladığı kara tanklarının yerine özel tankların yapılması gibi, limanda petrol türevleri ticaretini tekelleştiren bazı milis tüccarlara ayrıcalıklar vermek olacağından korkuluyor” ifadelerini kullandı.