Avrupa, pandeminin üçüncü dalgasıyla karşı karşıya

İrlanda AstraZeneca aşısının kullanımını askıya alıyor

Romalılar bugün başlayan kapanma önlemleri öncesi restoranların keyfini çıkarırken (EPA)
Romalılar bugün başlayan kapanma önlemleri öncesi restoranların keyfini çıkarırken (EPA)
TT

Avrupa, pandeminin üçüncü dalgasıyla karşı karşıya

Romalılar bugün başlayan kapanma önlemleri öncesi restoranların keyfini çıkarırken (EPA)
Romalılar bugün başlayan kapanma önlemleri öncesi restoranların keyfini çıkarırken (EPA)

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) üçüncü dalgasının bazı Avrupa devletlerini ele geçirmesi, İtalya’nın sert kapanma kısıtlamaları uygulamasına, Almanya’daki üst düzey bir sağlık görevlisinin ise, virüsün üçüncü dalgasının başlamasına yönelik uyarıda bulunmasına neden oldu. Diğer yandan, Çek Cumhuriyeti’ndeki hastaneler, salgının hızla yayılması sonucu çok büyük bir baskı altında olmaları sebebiyle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden yardım talebinde bulundu.
Çoğu Avrupa ülkesi, şimdiye kadar 23 milyondan fazla insanı koronavirüse karşı aşılayan İngiltere ile karşılaştırıldığında, 3 ila 7 milyon arasında değişen aşılama sayıları ile aşı kampanyalarının yavaş ilerlemesinin ardından kampanyalarını hızlandırmaya çalışıyorlar. AB’deki sağlık yetkilileri, iki hafta önce vaka sayısının sabitlendiğini ancak bazı ülkelerde restoranlar, mağazalar ve sosyal aktivitelerin yeniden açılması dahil olmak üzere kısıtlama önlemlerinin hafifletilmesinin ardından vaka sayılarında tekrar bir artış gözlemlendiğini bildirdi.
Dünya ülkeleri, koronavirüse karşı aşılama kampanyalarını yoğunlaştırmaya çalıştığı bir zamanda, İrlanda dün (Pazar) kan pıhtılasmasına sebep olmasına yönelik endişeler nedeniyle AstraZeneca aşısının kullanımını askıya alan son ülke oldu. Danimarka, Norveç ve Bulgaristan da dahil olmak üzere çok sayıda ülke geçtiğimiz hafta kan pıhtılarına sebep olduğuna yönelik endişeler nedeniyle İsveç-İngiliz ilaç devi AstraZeneca tarafından üretilen aşıların kullanımını dondurdu.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise aşının uygulanması ile kan pıhtılaşması arasında nedensel bir ilişki bulunduğunun doğrulanmadığını vurguladı. Üretici şirket ve Avrupa İlaç Ajansı (EMA) da AstraZeneca aşısının güvenli olduğu konusunda ısrar ettiler. AstraZeneca sözcüsü, uygulanan 17 milyondan fazla aşı dozu arasından kaydedilen vakalarla ilişkin güvenlik verileri analizinin, aşının kan pıhtılarının oluşma riskini arttığına dair herhangi bir kanıt elde edilemediğini belirtti. Sözcü, “Aslında, Kovid-19’a karşı AstraZeneca aşısına yönelik bu tür olaylar için ifade edilen sayılar, aşılan olmamış nüfuslarda doğal sebeplerle kaydedilen sayıdan daha az” olduğunu söyledi.
AstraZeneca aşısı, aşıların dünya çapında adil dağılımını sağlamayı amaçlayan ve WHO tarafından desteklenen Covax girişimi kapsamında, dünyanın en yoksul ülkelerine ulaştırılan aşıların en ucuzu ve en büyük miktarını temsil ediyor. Geniş çaplı aşılama çalışmaları, dünya çapında 2,6 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan salgını sona erdirmek için son derece önemli.
İrlanda AstraZeneca aşısı uygulamayı durdurdu
İrlanda Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamalarda, “Kovid-19’a karşı AstraZeneca aşısı ile aşılama sürecinin, 14 Mart Pazar sabahından itibaren geçici olarak ertelendiğini” belirtti. Bu adım, İrlanda Ulusal Aşılama Danışma Komitesi’nin (NIAC) “Norveç İlaç Ajansı’ndan, AstraZeneca aşısının uygulanmasının ardından 4 yetişkinde kan pıhtılaşması oluştuğuna dair yeni raporların ardından” önlem olarak aşının kullanımının askıya alınması tavsiyesinin ardından geldi.
İrlanda Sağlık Direktörü Yardımcısı Dr. Ronan Glynn, “AstraZeneca aşısı ile bu vakalar arasında herhangi bir bağlantı olduğunun henüz doğrulanmadığını, bu adımın, daha fazla bilgi alınması beklenirken atıldığını” belirtti. Hükümet tarafından çarşamba günü güncellenen verilere göre İrlanda’da şu ana kadar yaklaşık 570 bin doz koronavirüs aşısı uygulandı. Bu aşıların 109 bini AstraZeneca tarafından üretilen aşılardı.
İrlanda, ocak ayı başlarında dünyadaki en yüksek enfeksiyon yayılımını kaydeden ülke olarak, vaka sayılarında yükselmenin gözlemlenmesinin ardından şu anda üçüncü bir karantina dönemini uyguluyor.
Sağlık yetkililerinin bildirdiğine göre, İtalya’nın Piyemonte bölgesi, aşı olan bir öğretmenin cumartesi günü hayatını kaybetmesinin ardından pazar günü AstraZeneca aşısının kullanımını askıya aldı. Yaşı bildirilmeyen kadın, Torino’nun kuzeyinde bulunan Biella kentinde yaşamını yitirdi. Piyemonte Bölgesi Sağlık Danışmanı Luigi Genesio Icardi, “Bu adım, aşının uygulanması ile ölüm vakaları arasında nedensel bir ilişki olup olmadığı öğrenilmesi beklenirken atılan ihtiyati bir adımdır” ifadelerini kullandı.
İtalya perşembe gününden bu yana, aşının pıhtılaşmaya neden olmasına yönelik endişeler nedeniyle AstraZeneca aşılarının bir partisinin kullanımını askıya almaya karar verdi.
Norveçli yetkililer, aşıların uygulanmasının ardından “Deri altı kanama geçiren ileri yaşlarda olmayan kişilere ilişkin hoş olmayan birkaç rapor alındığını” belirttiler. Yetkililer ayrıca “AstraZeneca aşısı yaptıran, ileri yaşlarda olmayan kişilerde, kan pıhtılaşması veya beyin kanamasına ilişkin üç rapor daha aldığını” açıkladı.
AstraZeneca’nın itibarı, cumartesi günü AB’ye yapılan sevkiyatlarda bir teslimat sıkıntısı olduğunu duyurması ile bir darbe daha aldı. Bu duyuru, salgının şiddetli bir şekilde vurduğu kıtada, aşılama kampanyalarının aksamalar ile başlaması nedeniyle eleştirilere maruz kalan AB liderleri için de bir başka darbe oldu.
Almanya’nın Bavyera Eyaleti yerel Sağlık Bakanı Klaus Holetschek, üretici firma tarafından AstraZeneca aşılarının sevkiyatlarının azaltılmasına eleştirde bulundu. Holetschek, haftalık BILD am Sonntag gazetesinin pazar günkü sayısında bunun “Asla kabul edilemez” olduğunu ve güveni büyük ölçüde zedelediğini söyledi. Holetschek, İngiliz-İsveç ilaç firmasının aşı ihracatı kısıtlamaları ile bu adımını gerekçelendirdiğini ancak “İhracat kısıtlamalarının, insanların hayatları pahasına olmasının mümkün olmadığını” belirtti.
Bavyera Eyaleti, özellikle sınır bölgelerinde aile hekimleri tarafından 1 Nisan itibariyle aşılamaya başlamayı planlıyor. Sağlık Bakanı açıklamalarında “Nisan ayı başında geleceği duyurulan aşının tedarik edilmesi ve her seviyede hızlı bir şekilde dağıtılması önemli” dedi. AstraZeneca şirketi cuma günü, geçtiğimiz günlerde AB ülkelerine 220 milyon doz yerine sadece 100 milyon doz aşı tedarik edebileceğini açıklamıştı.
Diğer yandan Fransız hükümeti dün yaptığı açıklamada, hastaneler vaka sayılarındaki artışla mücadele etmekte zorlanırken, bu hafta Paris bölgesinde yoğun bakım ünitelerindeki 100’e yakın hastanın başka hastanelere sevk edilmelerinin planladığını belirtti. Yetkililer, yavaş bir başlangıca tanık olan aşılama kampanyasını hızlandırmak için çalışırken, başkent ve çevresinde yaklaşık 12 milyon insanı etkileyen yeni bir kapanma önlemleri uygulamaktan kaçınmayı umuyorlar.
İtalya Sağlık Bakanı Sağlık Bakanı Roberto Speranza dün yaptığı açıklamada, hükümetin ülkenin dörtte üçüne uygulayacağı yeni kısıtlamalarının, ilkbaharın ikinci yarısında hafifletilmesine izin vermeyi umduğunu söyledi. Speranza’nın açıklamaları, bugün (Pazartesi) itibari ile yürürlüğe girerek, 6 Nisan’a kadar devam edecek olan ve Paskalya tatilini de kapsayan kısıtlamaların öncesinde geldi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.