İran nükleer dosyası yerinde sayıyor; AB ve İsviçre arabulucu

Nükleer müzakerelerinde “adıma karşılık adım” kavramı üzerine anlaşılsa da ilk adımı kim atacak?

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell, geçtiğimiz hafta Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında konuştu (AP)
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell, geçtiğimiz hafta Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında konuştu (AP)
TT

İran nükleer dosyası yerinde sayıyor; AB ve İsviçre arabulucu

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell, geçtiğimiz hafta Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında konuştu (AP)
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell, geçtiğimiz hafta Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında konuştu (AP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, Tahran ve Washington'un nükleer anlaşmaya nasıl döneceğine dair Viyana'da toplandı. Toplantı sonucuna göre, İran'ın Avrupa Birliği'nin (AB) Brüksel'de, ABD’nin de katılacağı bir toplantı davetine katılması bekleniyor. Nitekim AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell ve 1990'larda iki taraf arasındaki ilişkiler koptuğundan bu yana ABD'nin İran'daki çıkarlarını gözeten İsviçre, iki taraf arasındaki arabuluculuğu üstleniyor.
Üzerinde çalışılan “adıma karşılık adım” ilkesi üzerinde ilerleme kaydedilmiş olsa da, İran nükleer dosyasıyla ilgilenen Avrupalı ​​kaynaklar bugüne kadarki arabuluculuğun Washington ile Batılıların arzu ettiği müzakerelere yol açacak bir atılım gerçekleştiremediğini doğruluyor.
Avrupalı kaynakların ifade ettiğine göre iki taraf da bu ilkeyi kabul ediyor. Nitekim Tahran'ın kendisine uygulanan tüm ABD yaptırımlarının kaldırılması talebinin iç siyaset malzemesi olmasından öte bir anlamı yok.
Öte yandan Washington’un, Tahran nükleer yükümlülüklerine yönelik tüm ihlallerinden vazgeçmeden yaptırımları kaldırmayacağı vurgusunun da sahada bir gerçekliği bulunmuyor.
İran Dışişleri Bakanlığı, Cumartesi günü, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in, İran'ın taahhütlerine dönmeye hazır olduğunu ve ABD yaptırımlarını hatırlatmak için Josep Borell’e bir mektup gönderdiğini duyurmuş; ancak mektupta herhangi bir teklif veya girişim kaydedilmemişti.
Bugün İran’ın tutumundaki gelişmeleri takip edenler, Tahran'daki yetkililerin müzakere teklifini reddettiklerini, zirâ İran’ın füze-balistik programı ve istikrarsızlaştırıcı bölgesel politikası gibi girilmesini istemedikleri konuların açılacağından korktuklarını anladı. Nitekim İran’ın 2025 yılı sonrasındaki nükleer programına kısıtlamalar getirme arzusuna ek olarak bu iki şart, ABD ile Avrupa’nın ortak görüşü sayılıyor.
Bu yöndeki iki ekolden ilkinde yeni Başkan Joe Biden, 2015 anlaşmasına geri dönüp ek dosyaları tartışmak için buradan başlamayı savunuyor. İkinci ekolde ise yönetimin elindeki en önemli koz olan petrol, mali, ticari ve ekonomik yaptırımların hızla terk edilmemesi gerektiği, aksi taktirde yönetimin İran’a karşılık elindeki kozu kaybedeceği belirtiliyor.
70 Demokrat ve yine yaklaşık 70 Cumhuriyetçi temsilcinin geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'e gönderdiği mektup; parti üyeliğini aşan, gözleri kapatarak Biden’ın peşinden gitmeyen, beklenen anlaşmanın tüm dosyalarda sert ve kapsamlı olması talebinde bulunan güçlü bir akımın varlığına işaret ediyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir Arap diplomat, İran füzeleri tehdidini güncel, doğrudan ve somut; nükleer tehdidini ise gelecek olarak niteleyerek “Yarın ne olacağına bir göz atmak için bugün olanları görmezden gelemezsiniz” ifadelerinde bulundu.
Avrupalı ​​kaynaklar, Blinken’ın geçtiğimiz Cuma günü, Biden yönetiminin Tahran'a karşı ‘ek girişimde bulunmayacağını’ vurgulaması dolayısıyla ABD tarafının katı bir yaklaşım sergilediğine dikkat çekiyor.
Nitekim bu durum, Blinken’ın Washington yönetiminin ABD yaptırımları sebebiyle dondurulan milyar dolarlar değerindeki İran petrolü ücretinin serbest bırakılması yönünde Güney Kore veya Irak gibi bazı ülkelere yeşil ışık yakmayacağı açıklamalarında da kendisini göstermişti.
ABD Dışişleri Bakanlığının görüşüne göre, şayet İran müzakerelere dönmedeki gecikmenin yaptırımların kaldırılmasına yol açacağını düşünüyorsa yanılıyor. Nitekim bakanlık, Biden yönetiminin Tahran’a yönelik adımları dikkate alındığı taktirde Washington’un İran'ı müzakere masasına çekmek için tek taraflı herhangi bir girişim veya teşvik sunmayacağını bildirdi. Zirâ Tahran, bu adımları Yemen’de, Irak’ta ya da Körfez sularında doğrudan veya dolaylı yükselişle karşılamıştı.
Avrupalıların ABD ile İran’ı birbirine yaklaştırmak için öne sürdüğü önerilerden biri de, Tahran'ın İsviçre aracılığıyla aşı, ilaç veya insani malzeme satın alımında kullanması için Washington’un söz konusu ücretlerden bir kısmının serbest bırakılmasına izin vermesiydi. Karşılığında ise Tahran’ın nükleer yükümlülüklerini yerle bir etme bağlamında attığı adımlardan bazılarından vazgeçmesi istendi.
Avrupalıların yaklaşımı, bu türden bir gelişmenin iki tarafın müzakere masasına oturmasını sağlayacağı yönündeydi. Peki Avrupa ve İsviçre arabuluculuğu başarısız mı oldu?
Washington'daki izlenim, ‘acele etmeye gerek olmadığı’ yönünde. ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, önümüzdeki Haziran ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine atıfta bulunarak ABD yaklaşımının ‘İran’ın seçim takvimi ruznamesi tarafından belirlenmediğini’ vurguladı. Zirâ Washington'da ve Avrupa'da, Cumhurbaşkanı Ruhani ve birlikte çalıştığı kişiler iktidardan ayrılıp yerlerine daha militan bir grup gelmeden önce, bugün mevcut olan fırsattan yararlanma çağrısı yapan bir akım mevcut.
Ancak süresi dolmuş bir iktidar ile değil de gelecek bir otorite ile müzakere etmenin daha güvenli olduğu, zirâ nükleer dosya hakkındaki nihai kararın yalnızca İran Rehberi’ne ait olduğu belirtiliyor.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan, Avrupa’nın toplantı önerisine İran’dan bir yanıt gelmemesi üzerine geçen hafta yaptığı açıklamada “Top şuan diplomatik olarak dışlanmış durumdaki İran’ın ayağında” ifadelerinde bulunmuştu. Aynı zamanda son derece katı yaptırımlara tabi olanın da İran olduğunu vurgulamıştı.
ABD Başkanı’nın İran’a nükleer silah elde ettirmeme konusunda kararlı olduğunu söyleyen Sullivan, bu husustaki en iyi yolun diplomasi olduğunu belirtmişti. Aynı zamanda “Biden oturup İranlılarla nükleer programlarına nasıl yeniden sert kısıtlamalar getirileceğini konuşmaya hazır. Bu teklif hala masada. Zirâ konuyu ele almanın en iyi yolunun diplomasi olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Bununla birlikte Tahran ile dolaylı temasların varlığını ifade eden Sullivan, böylece İran'ın iltizam sağlaması karşılığında Washington'un da anlaşmaya bağlı kalacağı yönündeki tutumlarını İranlılara açıkladıklarını söylemişti.
Bugünkü durum bu şekilde. Arabulucular bir çıkış yolu bulmaya çalışırken, ilgili Avrupa başkentlerinde hakim olan eğilim ise meselelerin zaman ve çaba gerektireceği yönünde. Nitekim Avrupalı ​​kaynaklar, 2015 anlaşmasına yönelik müzakerelerin en az 12 yıl sürdüğünü, ancak Biden'ın henüz Beyaz Saray'da iki ay geçirmediğini belirtiyor.



ABD Donanma personelinden 8’i İran savaşı sırasında intihar girişiminde bulundu

ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)
ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)
TT

ABD Donanma personelinden 8’i İran savaşı sırasında intihar girişiminde bulundu

ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)
ABD’nin “Abraham Lincoln” uçak gemisi, 3 Mart’ta İran’a yönelik savaş sırasında (Reuters)

ABD Donanması’nın “Abraham Lincoln” uçak gemisi saldırı grubunda görev yapan 8 personel, gemilerin İran’a karşı operasyonlar yürüttüğü ve uçak gemisinin denizde kalış süresinde yakın dönem rekoru kırdığı bir dönemde intihar girişiminde bulundu. Bu bilgi, CNN’in ulaştığı Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili’nin mektubunda yer aldı.

Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Hong Cao, daha önce açıklanmayan bu sayıyı, “Abraham Lincoln” uçak gemisinin mürettebatının moral durumu ve ruh sağlığı hakkında Senatör Kirsten Gillibrand’ın yönelttiği sorulara verdiği yazılı yanıtlarda açıkladı. Söz konusu sayı, uçak gemisi de dahil olmak üzere birlikte seyreden birden fazla geminin personelini kapsıyor.

Cao, mektubunda konuşlandırma süresi boyunca görev yapan personel arasında herhangi bir intihar vakasının yaşanmadığını da vurguladı.

Senato Silahlı Hizmetler Komitesi üyesi Demokrat Senatör Gillibrand’a salı günü gönderdiği mektupta Cao, “Lincoln grubunun konuşlandırılmasının başlamasından bu yana toplam 8 intihar girişimi kaydedildi” diye yazdı.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Cao, “Bu sayı; Lincoln’un mürettebatını, uçak gemisinin hava kanadındaki denizcileri, saldırı grubunun komuta kadrosunu, muhrip filosunu, refakatçi muhriplerin mürettebatını ve gemilerde konuşlu bütün hava filolarını kapsamaktadır” ifadelerini kullandı.


Ukrayna, esir aldığı iki Kuzey Koreli askeri Güney Kore’ye teslim etti

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)
TT

Ukrayna, esir aldığı iki Kuzey Koreli askeri Güney Kore’ye teslim etti

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında (AFP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, Ukrayna’nın esir aldığı iki Kuzey Koreli askeri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı.

Zelenskiy konuşmasında, “Kısa süre önce iki Kuzey Koreli savaş esirini Kore Cumhuriyeti’ne gönderdik” dedi. Zelenskiy, “Bu iki kişiyi sağ olarak ele geçirmek kolay olmadı” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, teslimatın nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi. Ukrayna, Kuzey Koreli askerleri geçen yıl ocak ayında Rusya’nın Kursk bölgesinde esir almıştı. Bu iki asker, Kuzey Kore’nin 2024’te Rusya-Ukrayna savaşına dahil olmasından sonra Ukrayna tarafından sağ olarak yakalanan ilk Kuzey Koreli askerler oldu.

Zelenskiy o dönemde, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un Rusya’da tutulan Ukraynalılarla takas edilmesine katkıda bulunması halinde askerleri Kuzey Kore’ye teslim edebileceğini söylemişti. Ancak insan hakları kuruluşları, Kuzey Kore’de karşılaşabilecekleri riskleri gerekçe göstererek, askerlerin Güney Kore’ye teslim edilmesi çağrısında bulunmuştu. Güney Kore medyası da iki askerin Güney Kore’ye sığınmak istediklerini bildirmişti.

Ukrayna ve Güney Kore’nin tahminlerine göre Kuzey Kore, 2024’ten bu yana Rusya’nın Ukrayna savaşına destek vermek üzere 14 bin ila 15 bin asker gönderdi. Askerlerin çoğu, Rus güçlerinin Ukrayna’nın bölgeye yönelik operasyonunu püskürtmesine destek olmak üzere Kursk bölgesinde konuşlandırıldı.

Şarku’l Avsat’ın Ukrayna ve bağımsız kaynakların değerlendirmelerinden aktardığına göre Kuzey Kore ayrıca Rusya’ya milyonlarca top ve havan mermisinin yanı sıra balistik füzeler ve bazı mühimmatları sağladı.


Trump’tan ABD’ye gelen Çin Devlet Başkanı’na nadir karşılama

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)
TT

Trump’tan ABD’ye gelen Çin Devlet Başkanı’na nadir karşılama

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı karşıladı (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in uçağı dün ABD’ye indi. ABD Başkanı Donald Trump, Şi’yi Beyaz Saray’a ulaşmasını beklemek yerine havaalanındaki pistte karşılamak üzere hazır bulundu.

Çin Devlet Başkanı, Washington’a varışından saatler sonra, ABD’li mevkidaşıyla gerçekleştireceği görüşmede “dünya genelindeki durum” da dahil olmak üzere “önemli konuları” ele almayı umduğunu söyledi. Çin devlet medyasının aktardığına göre Şi, Çin haber ajansı Şinhua’ya yaptığı açıklamada, “İkili ilişkilerimiz ve dünya genelindeki durumla ilgili önemli konularda Başkan Trump ile derinlemesine görüşmeler yapmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

Çin Devlet Başkanı’nın uçağı Maryland eyaletindeki Andrews Müşterek Üssü’nde (AFP)

Trump’ın Şi’yi Washington dışında bulunan Andrews Müşterek Üssü’nde karşılamayı tercih etmesi, başkanın Çinli mevkidaşına gösterdiği protokol düzeyini ortaya koyuyor. Bu ziyaret, Şi’nin on yılı aşkın bir sürenin ardından Washington’a gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti olma özelliğini taşıyor.

Trump ve First Lady Melania Trump, Şi ve eşi Peng Liyuan için düzenlenen karşılama törenine katılmak üzere üste hazır bulundu. Bu karşılama, üç gün sürmesi planlanan ve Beyaz Saray protokolüne göre dahi yoğun tören ve kutlamalara sahne olması beklenen devlet ziyaretinin başlangıcını oluşturuyor.

Devlet ziyareti kapsamında bugün Beyaz Saray’da resmi bir akşam yemeği verilmesi planlanıyor. Bu yemek, Trump’ın geçen mayıs ayında Çin’e gerçekleştirdiği ziyarette gördüğü görkemli törenlere karşılık niteliği taşıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington ve Pekin’in aralarındaki ticari ateşkesi iki ay daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı. Ateşkesin daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanıyordu.

Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, dünyanın en büyük iki ekonomisinin, 10 Kasım’da sona ermesi planlanan “iki ülke arasındaki ekonomik gerilimi azaltma sürecini” 10 Ocak’a kadar uzatma konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı.