Biden, Erdoğan’a sırtını mı döndü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Biden, Erdoğan’a sırtını mı döndü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden’ın, Ocak ayında göreve gelmesinden bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile henüz temasa geçmeme nedeni hakkında birçok soru işareti gündeme geldi.
İki NATO müttefiki arasındaki ilişkiler ‘anormal’ olarak nitelendirilse de, Erdoğan ile ABD eski Başkanı Donald Trump arasındaki kişisel ilişki, şüphesiz ki bazı sorunların ağırlığını hafifletmede önemli bir rol oynadı.
Erdoğan, Biden’ın seçim zaferinin ardından atmosferi yumuşatmak amacıyla ABD karşıtı söylemlerini yumuşattı ancak Biden henüz Türk mevkidaşı ile temasa geçmedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, geçtiğimiz hafta Biden’ın hala konuşmadığı birçok dünya lideri olduğunun altını çizerek, Erdoğan’ı da ‘bir noktada’ arayacağından emin olduğunu söyledi.
Bu gecikmenin normal olduğu, hatta Washington’un en yakın müttefiklerinden olan İsrail için bile geçerli olduğu bir sır değil.
Erdoğan’ın Biden ile görüşmesinde ‘insan hakları’ gibi aralarındaki tartışmalı konuları gündeme getirmesinden endişe duyduğu iddia ediliyor.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ) raporunda 67 gazetecinin hapiste olduğu Türkiye ‘en fazla gazeteciyi cezaevine gönderen ülke’ olarak gösterildi.
Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ı görevden aldı, Maliye ve Hazine Bakanı olan damadı Berat Albayrak’ın istifasını kabul etti. Washington ise bunların yakında açılacak Halkbank davasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor.
ABD’li kaynaklara göre Erdoğan, dış politikada diplomatik izolasyonu azaltmaya çalıştı. Yunanistan’a yönelik söylemini değiştirdi ve onunla yeni müzakerelere girdi. Mısır ile ilişkileri yeniden canlandırdı. Libya’da siyasi çözümü kolaylaştırdı ve ABD ile Suriye konusunda müzakerelere girdi. Ancak Biden şu ana kadar henüz sessizliğini bozmadı.
ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı Türkiye Programı Direktörü ve CHP Bursa eski milletvekili olan Aykan Erdemir, Trump yönetimi altındaki Türkiye-ABD ilişkilerinin, kurumsal ilişkinin ötesine geçerek giderek kişisel bir ilişkiye dönüştüğü için eleştirildiğini söyledi.
Erdemir, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Başkan Biden’ın resmi ve kurumsal kanalların yeniden inşasına büyük ilgi duyduğunu söyledi.
Ayrıca iki ülke arasında dışişleri bakanları düzeyinde ikili temaslar olmasına rağmen, Biden’ın doğrudan Erdoğan ile temasa geçmemeyi tercih ettiğine dikkat çekti.
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ikili ilişkilerdeki en büyük sorun olduğuna işaret eden Erdemir, Türkiye bu anlaşmadan geri adım atmadıkça CAATSA yaptırımlarının kaldırılıp, F-35 üretim projesine geri dönmesinin zor olduğunu öne sürdü.
Erdemir, Erdoğan’ın, Biden yönetimi tarafından Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası kapsamında insan hakları ihlalleri nedeniyle Türk hükümetini hedef alabileceği konusunda endişesi olduğunu da iddia etti.
ABD merkezli Middle East Institute (MEI) Türkiye Çalışmaları Direktörü Gönül Tol ise, Biden’ın şu ana kadar Erdoğan ile temas kurmamasının, Türkiye’nin Biden’ın gündeminde bir öncelik olmadığını gösterdiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Tol, Erdoğan’ı endişelendiren konunun Halkbank meselesi olduğunu öne sürerek, mahkemenin Halkbank’ı cezalandırması halinde bankanın 20 milyar dolara kadar para cezası ile karşı karşıya kalabileceğine ve bunun Türkiye ekonomisi için yıkıcı sonuçları olacağına dikkati çekti.
Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde araştırmacı olan Barak Barfi de, Türkiye-ABD ilişkilerinin, S-400 sorunundan Suriye’deki Kürt unsurlara kadar pek çok sorunla karşı karşıya olduğu dile getirdi.
Barfi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun iki lider arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşmeden önce Beyaz Saray’ın düşünmesi gereken çok şey olduğu anlamına geldiğini vurguladı.
Barak Barfi, Ankara’nın bölgedeki politikalarının çoğunu değiştirmedikçe, iki ülke arasındaki ilişkilerin normale döneceğine yönelik şüpheleri olduğunu da ifade etti.



ABD Dışişleri Bakanlığı, 18 İranlı yetkiliye vize kısıtlaması getiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı, 18 İranlı yetkiliye vize kısıtlaması getiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, Washington'un Tahran'a karşı attığı son adımlar kapsamında, 18 İranlı yetkili ve  telekomünikasyon sektörü liderine vize kısıtlaması getireceğini duyurdu.

İran nükleer programı konusunda Cenevre'de Tahran ve Washington arasında yapılan ikinci tur görüşmelerin ardından İranlılar "ilerleme" kaydedildiğini ve olası bir anlaşmaya hazırlık olarak yazılı çalışma belgeleri sunmaya hazır olduklarını belirtirken, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Tahran'ın ABD Başkanı Donald Trump tarafından belirlenen "kırmızı çizgileri" aşmayı henüz kabul etmediğini teyit ederek, denklemde bir değişiklik olmazsa diplomasinin "doğal sonuna" ulaşabileceğini ima etti.

Uzmanlar, uydu görüntülerinin, İran'ın yakın zamanda hassas askeri bölgedeki yeni bir tesisin üzerine beton kalkan inşa ettiğini ve bunu toprakla örttüğünü gösterdiğini, bunun da ABD ile artan gerilimler arasında İsrail'in geçen yıl bombaladığı bildirilen bölgede çalışmaların ilerlediğini gösterdiğini ifade etti.


Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC