ABD Yemen'de ağırlaşan insani durumdan dolayı endişeli

Hudeyde’de önceki gün gönüllüler tarafından yönetilen bir okuldaki mülteci çocuk (AFP)
Hudeyde’de önceki gün gönüllüler tarafından yönetilen bir okuldaki mülteci çocuk (AFP)
TT

ABD Yemen'de ağırlaşan insani durumdan dolayı endişeli

Hudeyde’de önceki gün gönüllüler tarafından yönetilen bir okuldaki mülteci çocuk (AFP)
Hudeyde’de önceki gün gönüllüler tarafından yönetilen bir okuldaki mülteci çocuk (AFP)

ABD hükümeti, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in Yemen'deki krize barışçıl bir çözüm getirme çabalarını desteklerken, BM ise ülkedeki siyasi sürecin ülke çapında ateşkes de dahil olmak üzere zorunlu önlemlere ihtiyacı olduğunu belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Griffiths ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında, ülkesinin Yemen'de ağırlaşan insani durumdan dolayı duydukları endişeyi dile getirdi. Bakanlık Sözcüsü Ned Price yaptığı açıklamada, Bakan Blinken'in ABD'nin Yemen'de dış güçlerin etkisinden bağımsız bir şekilde birlik ve istikrarına verdiği desteği ve buradaki çatışma için askeri bir çözümüm mümkün olmadığını vurguladığını belirtti. Blinken görüşmesi sırasında, ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking aracılığıyla, BM ve diğer gruplarla birlikte çalışarak Yemen'deki savaşı sona erdirmek için diplomatik çabaları yeniden canlandırma konusuna değindi.
Griffiths ise ABD Dışişleri Bakanı ile görüşmesi sırasında Yemen'deki siyasi sürecin BM çerçevesinde devam ettirilmesi ve ilerletilmesi için yapılan çalışmalara ilişkin son gelişmeleri paylaştı. Griffiths, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Yemen'deki siyasi sürecin ülke çapında ateşkes, Sana havalimanının açılması ve limanlara getirilen kısıtlamaların hafifletilmesini gerektirdiğini belirtti.
Fransız haber ajansı (AFP) Batılı yetkililerden ABD’nin Yemen krizine müdahalesinin çıkmaza son vermek için yeni bir ivme kazandırdığı yönündeki sözlerini aktardı. Yetkililer açıklamasında, ABD’nin Griffiths’e desteğinin her zamankinden daha fazla olduğunu belirtti. Batılı bir yetkili, Lenderking tarafından açıklanan girişimin, Marib şehri çevresindeki şiddetli savaş sona erene kadar fiilen askıya alındığını belirterek, Husilerin petrol zengini Marib şehrine saldırmak için tüm savaş çabalarını seferber ettiklerini ve ağır kayıplarına rağmen hala hükümetin elinde olan kuzeydeki bir kaleyi elde etmek için bu bedeli ödemeye değer gördüklerini ifade etti.
BM’nin çabalarıyla ilgili bir kaynak, savaşın Husiler ne ölçüde ileri gidebileceklerini bilmek istediği için müzakerelerin başlamasını engellediğini" belirtti. Ayrıca, Sana havalimanının açılması ve yardımların ana geçiş noktası olan Hudeyde Limanına yönelik kısıtlamaların kaldırılması için ateşkesin durdurulması ve ardından hızlı barış görüşmelerinin yeniden başlamasını amaçladıklarını ifade etti.
Joe Biden’ın geçen Ocak ayında ABD Başkanlık görevini devralmasıyla birlikte yeni yönetim diplomatik ağırlığını iki tarafı müzakere masasına oturtmaya yönelik zorlu bir görevi olan Yemen Temsilcisi Griffiths'e vermeye başladı.
ABD yönetimi, Umman’da Husiler ile görüşerek Griffiths'i desteklemenin ötesine geçti. Sızdırılan bazı haberlere göre ABD Temsilcisi Lenderking, Husiler diyalog için hazır olduklarında Körfez’e tekrar geleceğini bildirdi. Lenderking, bölgeyi 17 günlük ziyaretinde Yemen meselesiyle ilgili önde gelen yetkililerle görüştü ve bölgedeki 6 ülkeyi ziyaret etti.
ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Washington'da ünlü bir araştırma merkezi olan Atlantik Konseyi tarafından video-konferans aracılığıyla düzenlenen toplantıda, "Şu anda ulusal çapta ateşkes için harekete geçecek sağlam bir planımız ve Yemen'deki korkunç insani durumu derhal ve doğrudan iyileştirecek unsurlarımız var” dedi.
Lenderking'in Washington'a dönmesi üzerine Dışişleri Bakanlığı 9 Mart'ta bir açıklama yaparak Lenderking'in Amman'da BM Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve üst düzey Ürdünlü yetkililerle görüştüğünü ve beklenen bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, taraflar tarafından daha fazla bağlayıcılığa acil ihtiyaç olduğunu belirtti.
Açıklamada ayrıca, BM tarafından önerilen ve Hudeyde Limanının açılması ve ateşkesi içeren plana göre, ABD Özel Temsilcisi Lenderking ve BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths'in tarafları müzakereye zorlamak için "yan yana çalışmayı taahhüt ettikleri" bildirildi. Ayrıca Bakanlık, "Bu hedefe ulaşmak, Husilerin Marib'e yönelik saldırılarına son vermeleri ve Suudi Arabistan'a yönelik sürekli sınır ötesi saldırılarını durdurmaları zorunludur" dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, geçen Cuma günü düzenlediği basın toplantısında, “ABD'nin savunmasız nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak için Yemen'in kuzeyindeki bölgelere insani yardımların tamamını yeniden finanse ettiğini" duyurdu. Ülkesinin Yemen'e yakıt, gıda ve diğer temel malların serbest akışını desteklediğini belirten Price, bunu yapmanın yalnızca malların limanlardan sorunsuz geçişini değil, aynı zamanda Husilerin kontrolü altındaki alanlarda dahil olmak üzere ülke içerisinde serbestçe geçmelerine de izin verilmesini gerektirdiğini ifade etti. Price, "Bu grup (Husiler), memurların maaşları için tahsis edilen fon transferi de dahil olmak üzere bu akışı engellemeye devam ediyor. Bu, yükümlülüklerinin doğrudan ihlali anlamına geliyor” dedi. 
Fon eksikliğinin Husilerin kontrolü altındaki nüfusun çoğunluğu için insani krizi şiddetlendirdiğini vurgulayan Price, BM ve uluslararası bağışçıların Husilerin yardımlara engel olduğunu ve bunları diğer devlet gelirleriyle birlikte savaş çabaları için kullandıklarını açık bir şekilde ifade ettiklerini belirtti. 
ABD'nin Yemen ve Suudi Arabistan hükümetleriyle birlikte en çok ihtiyacı olanlara yakıt desteği sağlamanın yollarını bulmak için çalışacağını belirten Price, Husileri yakıtı karaborsada satmakla veya savaş çabalarında kullanmakla suçladı. Ayrıca, “Ancak kalıcı bir barış anlaşmasıyla Yemen'deki insani krizi tersine çevirebiliriz" dedi.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.