Libya’da UMH dönemi kapandı Menfi ve Dibeybe dönemi başladı

Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)
Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)
TT

Libya’da UMH dönemi kapandı Menfi ve Dibeybe dönemi başladı

Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)
Abdulhamid Dibeybe, 15 Mart’ta Tobruk’ta yemin ettikten sonra hükümet üyelerine konuşuyor (AFP)

Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Başkanlık Konseyi dönemi 15 Mart’ta tamamen sona ermiş oldu. Muhammed el-Menfi başkanlığındaki yeni Başkanlık Konseyi ve Abdulhamid Dibeybe başbakanlığındaki Birlik Hükümeti, başkent Trablus’taki Yüksek Mahkeme ve ülkenin doğusundaki Tobruk şehrinde bulunan Temsilciler Meclisi huzurunda yemin etti.
Dibeybe, Arap ülkelerinin diğer yabancı ülkelerin büyükelçileri, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin huzurunda canlı yayınlanan oturumda yemin metnini okudu.
Türkiye’nin Trablus Büyükelçisi Serhat Aksen ve Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri’nin oturumda bulunması Ulusal Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub liderliğindeki bazı parlamento üyelerinin protestolarına yol açtı. Üyeler, söz konusu iki diplomatın oturumdan ayrılması çağrısı yaparken, talep reddedildi.
İlk olarak Dibeybe’nin, 2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesine yol açan devrimin beşiği olan Bingazi kentinde yemin etmesi planlanmıştı ancak daha sonra ‘lojistik’ gerekçelerle tören Tobruk’ta gerçekleştirildi.
Yemin metni skandalı
Törende, yemin metninin Kaddafi rejimine karşı gerçekleştirilen 17 Şubat 2011 devrimi yerine Kaddafi’nin gerçekleştirdiği 1969 darbesi ilkelerine bağlılık yemin metniyle karıştırılması alay konusu oldu.  
Dibeybe’nin yardımcısı metindeki söz konusu ifadeleri değiştirirken katılımcılar arasında gülüşmeler yaşandı.
Menfi’den yıl sonuna kadar uzlaşı çağrısı
Menfi, hükümete ‘24 Aralık’ta yapılacak seçimlere hazırlık yapma ve ulusal uzlaşının sağlanması için çalışma’ çağrısında bulundu. Başkanlık Konseyi Başkanı, “Uzlaşıyı yıl sonuna kadar tamamlayamayız. Ancak yıl sonunda seçimler düzenlemek ve egemenlik veya yürütme otoritesindeki isimlere güven vermek amacıyla tamamlanması için uygun ortamı oluşturmalıyız. Böylece bir sonraki aşamada temsilciler seçilebilir. Kaidemiz, toplumsal uzlaşıyı sağlamak, elektrik gibi hizmet sorunlarını çözmek ve likidite sağlamaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Akile Salih: Seçim süreci desteklenmeli
Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Libyalıları bir araya getiren ve halkın korunmasına dayanan ortak ve meşru bir hükümetin kurulduğunu ilan etti. Salih, hükümete de devlet kurumlarını birleştirmek, yabancı güçleri ve paralı askerleri Libya’dan çıkarmak için çalışma, ayrıca cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri sürecini destekleme çağrısı yaptı. Akile Salih, “Hoşgörünün, el sıkışmanın, uzlaşmanın ve geçmişin ötesine geçmenin zamanı geldi. Ulusal uzlaşı, ulus inşa etme ve dışlama ya da marjinalleştirme olmaksızın herkese fırsat verme zamanı geldi” değerlendirmesinde bulundu. İstikrarı sağlamak üzere güvenlik ve adaleti gerçekleştirmeye odaklanma çağrısı yapan Salih, yeni yönetimin görevinin ‘ülkedeki siyasi geçiş sürecine liderlik yapmak’ ve ‘anayasa temelinde yeni bir liderliğin seçilmesi için koşulların oluşturulması’ olduğunu dile getirdi. “Herkesin saygı duyduğu demokratik bir devlet istiyoruz” diyen Akile Salih, demokrasinin inşasında önemli bir adım olarak görülen hükümeti de ‘derhal çalışmaya başlama, görevlerini yerine getirmeye, geçmişin ötesine geçmeye, sağlam temellere ve kurallara dayalı bir devlet inşa etmek için geleceğe bakmaya’ çağırdı.
Aynı şekilde BM Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis de Libya’daki yeni yürütme otoritesine, ülkeyi gelecek Aralık ayında yapılacak ulusal seçimlere hazırlamak için ‘Libya halkının karşılaştığı pek çok zorluğun çözümünü hızlandırma, yaşam koşullarını ve temel hizmetleri iyileştirme’ çağrısında bulundu.
Dibeybe, geçen pazar akşamı başkent Trablus’ta (bugün resmen görevini teslim alan) hükümet üyelerinin ilk resmi toplantısına başkanlık etti. Dibeybe, ofisi tarafından dağıtılan bir bildiride, iş önceliklerini koordine etmek ve bunlar hususunda danışmak için çok sayıda bakanla görüştüğü söyledi. Bildiride, görüşmeler sırasında vatandaşlara sunulan hizmet düzeyinin artırılması için hazırlanan planların ele alındığına dikkat çekildi. Dibeybe’nin hükümeti, iki başbakan yardımcısı, 26 bakan ve 6 devlet bakanı içeriyor. İki bağımsız bakanlık olan Dışişleri ve Adalet bakanlığı da dahil olmak üzere beş bakanlık, yedi milyon nüfusa sahip ülkede örnek olarak kadınlara devredildi.
Halk, Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkede aşırı yoksulluktan şikâyet ederken Dibeybe, bir sonraki seçimlere kadar geçiş aşamasını yönetmek ve hala Libya’ya dağılmış durumda olan 20 bin paralı askerin ve yabancı gücün ülkeden çekilmesini sağlamak zorunda.
Dibeybe, günlük hayatlarında elektrik kesintilerinden, enflasyondan ve likidite eksikliğinden mustarip halkın acil beklentileri karşısında yeni hükümetin faaliyetlerini yakından takip edecek.
Hafter Başbakan Yardımcısı ile bir araya geldi
Öte yandan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter, 15 Mart’ta Dibeybe’nin yardımcısı Hüseyin el-Katrani ile bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin ayrıntıya yer verilmedi. Ancak Libya’nın doğusundaki yetkililere bağlı Libya Haber Ajansı, görüşmede son gelişmelerin ve Dibeybe hükümetinin parlamentonun güvenoyunu aldıktan sonraki işleyişinin ele alındığını belirtti.
Hafter, tanık olduğu son ihlallerin ardından Bingazi şehrinde güvenliği yeniden sağlamaya çalışırken, şehirdeki güvenlik durumunu kontrol etmek için talimatlar verdi. Bingazi Yüksek Güvenlik Odası, ‘giriş ve çıkışlarının kontrolünü sıkılaştırmak, yargı kararlarından kaçan insanları tutuklamak ve sokakları kontrol etmek için çalışmak’ amacıyla şehirde yoğun güvenlik konuşlandırması sağlayan ortak bir güvenlik planının uygulandığını duyurdu.
Aynı şekilde Hafter, Çad sınırındaki Tebu kabilesinin şeyh ve ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle, ‘kaçakçılık faaliyetlerini engellemede ordu birliklerinin devriye çalışmalarını ve ülkenin güney sınırları içerisinde çok sayıda kaçakçıyı tutuklama çabalarının etkinliğini’ ele aldı.
LUO ve UMH temsilcilerinin yer aldığı 5+5 Ortak Askeri Komite, silahların hükümetin elinde toplanmasının ve dış müdahalenin sonlandırılmasının yanı sıra paralı askerlerin akıbetini görüşmek ve silahlı oluşumların varlığına son vermek için 15 Mart’ta Sirte’deki üçüncü toplantısını gerçekleştirdi.
Toplantının gerçekleştirildi alan, eski rejime mensup tutukluların ve zorla Trablus cezaevlerinde alıkonulanların serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto dalgasına tanık oldu.
Söz konusu gelişmelerle eş zamanlı olarak yerel medya kuruluşları, 15 Mart’ta paralı asker sorununu çözmek ve gelecek ayın başından itibaren 4 hafta içerisinde tahliyelerini sağlamak için bir ABD- Türkiye uzlaşısı hakkında bilgi sızdırdı. Medya organları, “ABD’li ve Türk yetkililer, Libya topraklarındaki Rus paralı askerlerinin varlığına ilişkin iddiaları doğrulamak için bir hava araştırması yapılması sonucuna ulaştılar” dedi.
Öte yandan Dibeybe’nin, Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ve Libya Petrol Şirketi (NOC) Başkanı Mustafa Sanaullah ile görüşmek üzere Türkiye’ye gitmesi bekleniyor.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.