Ankara, AB ile 2016’da varılan göçmen anlaşmasının güncellenmesi çağrısında bulundu

Nizip’teki bir mülteci kampı (Reuters-Arşiv)
Nizip’teki bir mülteci kampı (Reuters-Arşiv)
TT

Ankara, AB ile 2016’da varılan göçmen anlaşmasının güncellenmesi çağrısında bulundu

Nizip’teki bir mülteci kampı (Reuters-Arşiv)
Nizip’teki bir mülteci kampı (Reuters-Arşiv)

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ile Avrupa’ya göçmen akışını önemli ölçüde azaltan ‘Vize Muafiyeti Süreci ve Geri Kabul Anlaşması’nı imzaladıktan 5 yıl sonra, artık güncelliğini yitirmiş olan bu anlaşmanın yenilenmesi çağrısında bulundu.
Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, AFP’ye yaptığı açıklamada, bu anlaşmanın güncellenmesinin işbirliği için iyi bir örnek olacağını ve   Ankara ile AB arasında 2016 yılından bu yana kötüleşen ilişkilere yeni bir ivme kazandıracağını söyledi.
Türkiye’nin çabaları sayesinde, Avrupa’ya yasadışı göç akışının 2015’ten bu yana önemli ölçüde azaldığına dikkat çeken Kaymakçı, sözlerine şu ifadelerle devam etti;
“Çabalarımız olmasaydı, şimdiye kadar 2 milyondan fazla insan Avrupa’ya ulaşabilirdi. 2019’da 455 bin düzensiz göçmeni durdurduk. 2020’de salgın nedeniyle seyahat kısıtlamalarına rağmen bu sayı 122 binin üzerindeydi. Tüm bu rakamlar Türkiye’nin üzerindeki yükü çok açık bir şekilde gösteriyor. Özellikle 3,7 milyon Suriyeli ile dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülkeyiz. Bu mesele bize 40 milyar eurodan fazlaya mal oldu. Söz konusu rakam, 6 milyar euro (2016 anlaşmasında vaat edilen Avrupa yardımı) ile karşılaştırılacak bir meblağ. Bu yükün Türkiye ve Avrupa’nın geri kalanı arasında adil bir şekilde paylaşılması gerekiyor.”
Kaymakçı söz konusu anlaşmanın güncellenmesine yönelik taleplerinin nedenlerini de şöyle açıkladı;”
“2016’da Türkiye’de 2 milyon Suriyeli vardı. Bugün ise 3,7 milyonu ağırlıyoruz. 18 Mart 2016 tarihli anlaşmanın yenilenmesinin zorunlu olduğuna ve bunun herkesin yararına olduğuna inanıyoruz. Bu anlaşma, Türkiye ve AB’nin bölgenin güvenliği, istikrarı ve refahına katkıda bulunmak için nasıl birlikte hareket edebileceğinin güzel bir örneğiydi. Bu anlaşmanın yenilenmesini, AB-Türkiye ilişkilerinde çok ihtiyaç duyduğumuz olumlu bir gündem oluşturmanın en iyi yolu olarak görüyoruz. Bu, işbirliğimize yeni bir ivme kazandıracak.”
18 Mart tarihli anlaşmanın göç ile sınırlı kalmaması, bütünüyle yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine vurgu yapan Kaymakçı, “Öncelikle Türkiye’nin Avrupa üyelik perspektifinin güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye diğer aday ülkeler gibi muamele görmelidir. Ayrıca, gümrük birliğinin (Türkiye ile AB arasında) modernizasyonu için müzakerelerin bir an önce başlaması gerekiyor” dedi.
Kaymakçı göç alanında işbirliği konusunda AB’nin sözünü tutmasını, hızlı ve uygun mali yardım sağlamasını beklediklerini dile getirerek, “Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşü için gerekli koşulları yaratmak amacıyla Suriye’nin kuzeyinde de Türkiye ile işbirliği yapılmalı” ifadelerini kullandı.



Yüksek Mahkeme ABD başkanının gümrük vergilerine darbe vurdu

Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)
Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)
TT

Yüksek Mahkeme ABD başkanının gümrük vergilerine darbe vurdu

Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)
Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)

ABD Yüksek Mahkemesi, 6'ya 3'lük çoğunlukla, Başkan Donald Trump'ın küresel ticareti aksatan bir dizi gümrük vergisi uygulayarak yetkisini aştığı ve yönetimin ekonomik gündemine darbe vurduğu sonucuna vardı.

Trump, gümrük vergilerini politikasının temel taşlarından biri haline getirmiş, hatta onları "en sevdiği kelime" olarak nitelendirmişti. Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre birkaç eyalet valisiyle yaptığı özel bir toplantıda karardan haberdar edildiğinde bunu "utanç verici" olarak nitelendirdi.

Yüksek Mahkeme yargıçlarının çoğunluğu, Anayasa'nın Kongre'ye gümrük vergileri de dahil olmak üzere vergi koyma yetkisini "çok açık bir şekilde" verdiğini ve Anayasa'yı hazırlayanların yürütme organına vergi koyma yetkisinin hiçbir bölümünü vermediğini vurguladı.

Karara ilişkin uluslararası tepkiler ardı ardına geldi; Avrupa Birliği kararı "dikkatlice analiz ettiğini" ve ABD yönetimiyle iletişim halinde olduğunu açıklarken, Kanada kararı Trump'ın gümrük vergilerinin "haksız" olduğunu doğrulayan bir gelişme olarak değerlendirdi.

Birleşik Krallık, kararın sonuçlarını görüşmek üzere Washington ile iş birliği yapacağını ifade etti.


Trump, İran'a karşı sert senaryoların uygulanması için baskı yapıyor

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir teknisyenin savaş uçağı kullandığı görülüyor (ABD Donanması)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir teknisyenin savaş uçağı kullandığı görülüyor (ABD Donanması)
TT

Trump, İran'a karşı sert senaryoların uygulanması için baskı yapıyor

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir teknisyenin savaş uçağı kullandığı görülüyor (ABD Donanması)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir teknisyenin savaş uçağı kullandığı görülüyor (ABD Donanması)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'ın tehdit ettiği sert senaryolar ve artan baskı çerçevesinde İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırıyı değerlendirdiğini söyledi. Bu açıklama, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin bölgedeki ABD saldırı gücüne katılmak üzere Akdeniz'e girmesiyle eş zamanlı olarak geldi.

Trump, İran'ı nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırı düzenlemeyi düşünüp düşünmediği sorusuna Beyaz Saray'da gazetecilere şu yanıtı verdi: "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim."

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'li yetkililer, operasyonun haftalarca sürebileceğini ve güvenlik tesislerinin ve nükleer altyapının bombalanmasını içerebileceğini, yönetimin sınırlı veya artan saldırılar için senaryoları değerlendirdiğini söyledi. Yetkililer, askeri planlamanın ileri bir aşamada olduğunu ve seçeneklerin belirli kişileri hedef almayı ve hatta Trump'ın emriyle rejim değişikliğini bile içerdiğini belirtti.

Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, "askeri seçeneğin yalnızca meseleleri karmaşıklaştıracağını" ve "felaket sonuçlar doğuracağını" belirterek, Tahran'ın liderliğinin onayından sonra iki veya üç gün içinde "olası bir anlaşma taslağı" sunacağını duyurdu. Nükleer programın "askeri bir çözümü" olmadığını belirten Arakçi, Washington'ın "sıfır zenginleştirme" talep etmediğini vurguladı.


Amerika, Alaska yakınlarında 5 Rus uçağını önledi

 Bir F-16 savaş uçağı kalkış yapıyor (Arşiv- Reuters)
Bir F-16 savaş uçağı kalkış yapıyor (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika, Alaska yakınlarında 5 Rus uçağını önledi

 Bir F-16 savaş uçağı kalkış yapıyor (Arşiv- Reuters)
Bir F-16 savaş uçağı kalkış yapıyor (Arşiv- Reuters)

ABD askeri uçakları, Alaska'nın batı kıyısı açıklarında uluslararası hava sahasında uçan beş Rus uçağını engellemek için havalandı, ancak askeri yetkililer dün Rus uçaklarının provokatif olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı (NORAD), perşembe günü Bering Boğazı yakınlarında faaliyet gösteren iki Rus Tu-95 bombardıman uçağı, iki Su-35 savaş uçağı ve bir A-50 uçağını tespit edip izlediğini açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre buna karşılık ABD kuvvetleri, Rus uçaklarını bölgeden ayrılana kadar engellemek, tanımlamak ve eşlik etmek için iki F-16 savaş uçağı, iki F-35 savaş uçağı, bir E-3 bombardıman uçağı ve dört KC-135 yakıt ikmal uçağını havalandırdı. Bu bilgi, komutanlığın yayınladığı ve AP’nin aktardığı açıklamada yer aldı.

Komutanlık açıklamasında ayrıca, “Rus askeri uçaklarının uluslararası hava sahasında kaldığı ve ABD veya Kanada'nın egemen hava sahasına girmediği” belirtildi. Bu tür faaliyetlerin “düzenli olarak gerçekleştiği ve tehdit olarak değerlendirilmediği” kaydedildi.