Sudan ve Etiyopya, geçtiğimiz haftalarda kanlı çatışmalara sahne olan verimli tarım bölgesi Faşaka ile ilgili tartışmalara başladı. Söz konusu bölge, on yıllardır iki ülke arasında diplomatik görüşmelere neden olmuş, ancak çözülemeden askıya alınmıştı.
Yaklaşık 3 milyon dönümlük bir alanı kaplayan Faşaka tarım arazileri konusundaki Sudan-Etiyopya anlaşmazlığı 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanıyor. Söz konusu tartışmalar, yüzlerce Etiyopyalı çiftçinin Sudan’ın Tekeze (Setit) ve Atbara nehirleri arasında bulunan bölgeye girmesi ve yağışlı mevsimde topraklarını işlemesinin ardından başladı.
Sudan Silahlı Kuvvetleri o dönemde bölgeye gelen çiftçileri ve ekipmanlarını gözaltına alarak Addis Ababa'ya iade etti. Sudan konuyu resmi olarak, sömürge döneminden kalma anlaşmalar çerçevesinde uluslararası sınırları içindeki toprakları işgal etme girişimi olarak tanımladı. Ancak Etiyopyalı çiftçiler tarlaları işlemek için bölgeye girmeye devam etti.
Gözlemciler anlaşmazlığın dönüm noktasının, 1995 yılında Etiyopya'nın başkentinde eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Hüsnü Mübarek'e suikast girişiminde bulunulmasının ardından Hartum'un Addis Ababa ile ilişkisinin kötüleşmesi olduğunu söylüyor. Olayın ardından Etiyopya Sudan’ı başarısız suikast girişimine karışmakla suçlayarak, Etiyopyalı çiftçilerin toprağı işlemesine olanak sağlayan bölgeye silahlı kuvvetlerini gönderdi.
Yirmi yıldan fazla bir süre boyunca binlerce Etiyopyalı çiftçi Faşaka'ya yerleşti ve buradaki toprakleri işleyerek Etiyopyalı yetkililere vergi ödedi. İki ülke yıllardır bölgeye ilişkin görüşmeler yaptı, ancak Faşaka’da sınır çizgisinin belirlenmesi konusunda bir anlaşmaya varamadılar. Sudan kuvvetleri, Kasım 2020’de Etiyopya’nın Tigray bölgesinde çatışma çıkana kadar bölge dışında kaldı.
Tansiyon neden tekrar yükseldi?
Addis Ababa'daki merkezi hükümet ile bölgesel güçler arasındaki çatışmanın başlamasının ardından 60 binden fazla mülteci Tigray bölgesinden Sudan'a göç etti. Sudan resmi haber ajansı o sırada "Sudan'ın işgal edilen toprakları geri almak için Faşaka bölgesinde kuvvetlerini yeniden konuşlandırdığını ve ayrıca kuvvetlerin uluslararası sınır hattında konuşlandırıldığını" bildirdi.
Sudanlı askeri uzman Emin İsmail, AFP’ye yaptığı açıklamada, "Sudanlı yetkililer, Tigray'daki çatışmanın kontrolden çıkıp savaşçıların Sudan sınırını geçmesine neden olacağından korkuyorlardı" dedi.
Sudan geçen Aralık ayında, Etiyopya güçlerini Sudanlı güçleri pusuya düşürerek dört askerin öldürülmesine yol açmakla suçladıktan sonra Faşaka'da kuvvetlerini konuşlandırırken, Etiyopya olayın önemini küçümsedi. Ancak iki ülke arasındaki gerginlik artarak kanlı çatışmalara neden oldu ve her biri diğerini çatışmaları başlatmakla suçladı.
Sudan hükümeti geçtiğimiz haftalarda, bölgedeki uluslararası sınırları içinde kalan toprakları geri kazandığını açıkladı. Bunun ardından Etiyopya Sudan'ı uluslararası sınırları içindeki bölgelere girmekle suçladı ve "gerekirse askeri müdahale" uyarısında bulundu.
Bundan sonra ne olacak?
İç çatışmalar nedeniyle siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olan iki ülke arasında tansiyon yükseldi. Sudan, Nisan 2019'da eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in görevden alınmasının yanı sıra, Tigray'daki çatışmayla birlikte Etiyopya’nın Benishangul Gumuz ve Oromia bölgelerinde güvenlik kargaşasıyla karşı karşıya kalmasının ardından bir geçiş döneminden geçiyor. Söz konusu gerilim, Hartum ve Addis Ababa arasındaki diğer ilişkilere de yansıyor. Sudan'ın kuzey komşusu Mısır'ın yanı sıra iki ülke arasında, özellikle Mavi Nil Nehri üzerindeki tartışmalı Etiyopya Nahda (Rönesans/Hedasi) Barajı’nın işletilmesi ve doldurulmasına ilişkin anlaşmazlıklar sürüyor.
Sudan, Etiyopya barajı konusunda üç ülke arasında bir anlaşmaya varılamadığı takdirde bu durumun milyonlarca sakininin geçimini ve barajlarının güvenliğini ve Mavi Nil Nehri üzerindeki işletme hakkını tehdit edeceğini öne sürüyor. Emin İsmail, Nahda Barajı konusundaki ihtilafın Faşaka'da olup bitenlerle hiçbir ilgisi olmadığına dikkat çekerek, iki ülkenin anlaşmazlık için diplomatik bir çözüme başvuracağını düşündüğünü ifade etti. İsmail ayrıca, “İki ülkenin de çıkarına olmayacağı için askeri karşılaşmaların söz konusu olması kolay değil. Ayrıca bu durum her iki tarafa da büyük tehlikeler getirecektir” dedi.

