Yalnızlık, Suriyeliler için iki kez ölmek demek

Yaşlıların tecrit ve yalnızlık tehlikeleri ile karşı karşlıya olduğu uyarısı yapıldı. (Independent Arabia)
Yaşlıların tecrit ve yalnızlık tehlikeleri ile karşı karşlıya olduğu uyarısı yapıldı. (Independent Arabia)
TT

Yalnızlık, Suriyeliler için iki kez ölmek demek

Yaşlıların tecrit ve yalnızlık tehlikeleri ile karşı karşlıya olduğu uyarısı yapıldı. (Independent Arabia)
Yaşlıların tecrit ve yalnızlık tehlikeleri ile karşı karşlıya olduğu uyarısı yapıldı. (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem
Suriyeli sanatçı Amine Şaban’ın cenazesi başkentteki mütevazı evinden çıkarılırken Şam mahallesi sakinleri de şaşkınlık dolu anlar yaşıyordu. Evinde yalnız başına can veren Şaban’ın kaçınılmaz sonunu haber veren, cesedin çürümesi nedeniyle yayılan kokuydu. Ceset bulunduğunda ölümünün üzerinden iki gün geçmişti.
Başta ‘Ülkem Benim’ ve ‘Suriyeli Olduğum İçin Gurur Duyuyorum’ olmak üzere birçok vatansever şarkıyı seslendirmesiyle tanınan ve çok sayıda tiyatro oyununda rol alan ünlü şarkıcının ölüm haberi Suriye halkında şok etkisi yarattı. Benzer şekilde çok sayıda yaşlı vatandaşın evlerinde sessizce can verdiği ve cesetlerinin ‘tesadüfen’ bulunduğu ülkede ünlü şarkıcının ölümü üzüntüye neden oldu.

Hayatsız hayat
Sanatçılar Sendikası tarafından 12 Mart’ta merhum sanatçı için bir taziye mesajı yayınladı. Sendikanın Şam Şubesi Başkanı Tamader Ganim, Şaban’ın hayatıyla ilgili çok sayıda ayrıntıya değindi. Emeklilik maaşını almak içim her ay sendika merkezine gittiğini ifade eden Ganim ancak sanatçının bu ay gelmemesi üzerine sendika çalışanlarının sağlık durumunu kontrol etmek için harekete geçtiğini söyledi. Ganim, sanatçının naaşının sendika çalışanları tarafından bulunduğunu kaydetti.
Sanatçı Sendikası’nın Şam Şubesi Başkanı, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada sendika yetkililerinin polis memurları eşliğinde Abid sokağındaki evine gittiğinde ünlü sanatçının yaşamını yitirdiğinin anlaşıldığını söyledi. Şaban’nın cesedi üzerinde yapılan inceleme sonucunda iki gün önce vefat ettiğinin anlaşıldığını aktardı. Ganim, ömrünün son döneminde Alzheimer hastalığından muzdarip olan 80 yaşındaki sanatçının 50 yaşında bir oğlu olduğu bilgisini paylaştı.

Endişe verici bir olgu
Suriye Adli Tıp Kurumu Genel Müdürü Zahir Hacco, Suriyeli sanatçının ölümüne benzer vakaların çoğalması ve kısa süre içinde birçok defa tekrarlanmasının olayı bireysel bir durumdan toplumsal bir olguya dönüştürdüğünü söyledi. Zaman zaman bununla karşılaştıklarını ifade eden Hacco, endişe verici bir olguya dönüşen konuyu ele almak gerektiğine işaret etti.
Hacco konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Bu olgu, genellikle kalp krizlerinin neden olduğu doğal bir ölüm gibi görünüyor olabilir. Ancak gerçeğe gelince, arka planı araştırıldığında ailesinin göç etmesi ve onun memleketinde kalma konusunda diretmesi nedeniyle yalnız bırakılan bu yaşlıya karşı işlenen bir suçla karşılaşıyoruz. Öyle ki, kalbi kederle dolup kriz geçiriyor.” 
Çalışmaları sırasında son yıllarda bu tür durumlarla sıkça karşılaştıklarını belirten Hacco, söz konusu ölümlerin en çok yaşlı hastalarda gözlemlendiğine dikkat çekti:
“Kendi sağlıklarını ihmal edebiliyor, gereken önemi vermeyebiliyorlar. Bazıları Alzheimer hastası olabiliyor. Unutkanlık yaşıyor ve zamanında alması gereken ilacı almayı unutabiliyor. Böylece hayatlarını tehlikeye atmış oluyorlar.”

Karanlığın kıyısında bir ölüm
Bir evde evlat ve torunlardan oluşan birden çok bireyden oluşan ailelerin yaşadığı bu toplum, Suriye’nin çeşitli şehirlerinde tekrarlanan söz konusu olaylara henüz alışamadı. İnsanları uykusuz bırakan savaş yükü dışında hiçbir şey bu toplumun aile bağlarını koparamamıştı. Ancak gençler savaşa girme korkusu, eğitimlerini tamamlama ve iş arama gibi gerekçelerle gönüllü ya da zorunlu olarak göç etmeye mecbur kaldı.
Buna karşılık, Suriye sokaklarında gençlere pek sık rastlanmazken yaşlıların sayısı gözle görülür oranda arttı. Diğer yandan uzun yıllardır devam eden savaşın dayattığı göç nedeniyle üniversitelerdeki kadınların sayısı da erkeklerin sayısından fazla bir hal aldı. Sosyolog Ensaf Hayr Bek, bunun yaşlıların evlerinde yalnız ölmesinin arkasındaki faktörlerden biri olduğunu söyledi.
Sosyolog, yaşlıların sevdiklerinden, evlatları, torunları ve akrabalarından ayrılma ihtimalleri kaçınılmaz olsa da yalnızlığın beraberinde getirdiği depresyon ve neden olabileceği psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle ölümcül olduğunu söylüyor. Yalnızlık ve toplumdan soyutlanmanın sorunlara yol açtığını belirterek, insanın doğası gereği sosyal bir varlık olduğuna işaret ediyor. Beki sosyal çevresi ile etkileşim içinde bulunanlara kıyasla yalnızlığın sağlık sorunları yaşama riskini artırdığını vurguluyor.

Görüş yetersizliği ve basiret
Benzer vakalar araştırılırken karşılaşılan ve daha önce devletin üst kademelerinde görev yapmış olan Ebu Alaa eşinin vefatından sonra kimsesi kalmadığını söylüyor.
Yalnızlık duygusu yıllar önce emekli olan bu adamı tedirgin ediyor. Özellikle de savaş ve çatışmalar nedeniyle memleketini terk etmesi ve ne bir evladı ne de bir akrabasının bulunmadığı yeni bir çevreye adapte olmak zorunda kalması bu tedirginliğini artırıyor.
Ebu Alaa duruma dair şunları söylüyor:
“Ölümün beni bulmasından korkmuyorum. Ancak gelmeden önce çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği şehre dönmek istiyorum. Tek korkum, kimsenin haberi olmadan ölmek ve cesedimin çıkan koku nedeniyle bulunması.”
Diğer yandan Hollanda’da ikamet eden bir kadın, bazıları ABD, bazıları Türkiye, bazıları da İskandinav ülkelerinde yaşayan Ümm Yusuf’un çocuklarının yaşlı kadını huzur evine yerleştirme tekliflerini reddettiğini bilirdi. Yolculuk ya da göç esnasında ölmektense evinde can vermeyi tercih ettiğini söyledi. “Defalarca bizimle seyahat etmesini istedik. Ancak tekliflerimizi reddedip ülkesinden ayrılmak istemediğini söyledi. Ülkemin toprağında ölmek ve orada gömülmek istiyorum diyor” açıklamasında bulundu.

Yeniden düşünüp harekete geçmeli
Sosyolog Hayr Bek, izolasyonun sonuçları konusunda da uyarılarda bulunarak söz konusu yaş grubunu sosyal aktivitelere katılmaya çağırıyor. Yalnız yaşayanlara da sosyalleşme çağrısında bulunuyor.
Hayr Bek, gönüllü çalışmalara katılma veya topluma olumlu yansıyacak şekilde beceri ve deneyimleri kullanmanın yararlı faaliyetlerden sayılabileceğini söylüyor. Ayrıca bunların, hobilerini gerçekleştirmeyi sağlarken yalnız yaşayan yaşlıların psikolojik durumunda iyileşmeye yol açacağına işaret ediyor.
Sosyolog Bek, zihinsel anlamda faydaları bakımından sürekli eğitim programlarını önerirken zindelikleriyle ilgilenen yaşlılar için de özel egzersizler tavsiye ediyor. Ayrıca yaşlıların yalnızlıktan kurtulmaları için çeşitli ilgi alanları oluşturup teşvik etmenin gerekliliğine vurgu yapıyor.

 


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.