Myanmar güvenlik güçlerinden gösterilere sert müdahale: 8 ölü

Myanmar'daki darbe karşıtı protestocular yürüyüş düzenliyor (Reuters)
Myanmar'daki darbe karşıtı protestocular yürüyüş düzenliyor (Reuters)
TT

Myanmar güvenlik güçlerinden gösterilere sert müdahale: 8 ölü

Myanmar'daki darbe karşıtı protestocular yürüyüş düzenliyor (Reuters)
Myanmar'daki darbe karşıtı protestocular yürüyüş düzenliyor (Reuters)

Myanmar'da cuma günü düzenlenen gösterilerde 8 protestocu güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürüldü. Reuters, 7 kişinin olay yerinde, diğerinin de hastaneye kaldırıldıktan sonra öldüğünü aktardı. Güvenlik güçleri, Ongban kasabasındaki göstericileri dağıtmak için önce göz yaşartıcı gaz kullandı, ardından da ateş açtı.
Kasabadan isminin verilmesini istemeyen bir tanık, "Güvenlik güçleri barikatları kaldırmak için geldi. Ancak insanlar direndi. Ardından da ateş açıldı" açıklamasında bulundu.
Diğer yandan medya kuruluşları, biri BBC muhabiri olmak üzere iki gazetecinin güvenlik güçlerince tutuklandığını aktardılar. Ordu ve polis, protestoları bastırmak için gittikçe daha şiddetli yöntemler kullanmaya başlsa da bu protestocular geri adım atmadı. Birçok kasabada insanlar sokaklara çıkmaya devam etti.
Parti üyelerine göre, geçen ay yapılan darbe, ülke genelinde etkisini sürdürürüyor.
Öte yandan devrik Myanmar lideri Anug San Suu Çii 'nin Ulusal Demokrasi Birliği Sözcüsü tutuklandı. Parti üyesi Phyo Zayar Thaw 'a göre Sözcü Kyi Toe’nun tutuklanmasının yanı sıra bir diğer parti üyesi de gözaltına alındı.
Kyi Toe, 1 Şubat’taki darbeden medyayla en çok iletişimde olan parti üyesiydi. Partinin son haftalardaki açıklamalarını duyurmaktan da o sorumluydu. Parti yetkilileri, Sözcü’nün işkence gördüğünden endişe duyduklarını aktardılar. Tutuklanan diğer kişinin de Ulusal Demokrasi Birliği Partisi’nin genç bir üyesi olduğu bildirildi.
Halk, polisin Yangon'daki protestocuları kurulan engelleri kaldırmaya zorladığını, göstericilerin ise Mandalay'da, ülkenin merkezindeki Ming Yan ve Kata kasabaları ile ülkenin doğusundaki Mayawadi kasabasında sokaklara döküldüklerini aktardı. Siyasi Mahkumlara Yardım Derneği'nin yayınladığı son rapor, haftalardır süren huzursuzluktan sonra öldürülen toplam insan sayısının en az 232'ye yükseldiğini ortaya koydu.
Endonezya liderliğindeki komşu Asya ülkeleri çözüm bulunması için yardım teklif ettiler. Ancak 3 Mart'ta düzenlenen  toplantıda herhangi bir ilerleme sağlanmadı. Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo, Myanmar' da demokrasinin yeniden inşa edilmesi, şiddetin önlenmesi ve durumun tartışılması için Güneydoğu Asya ülkelerinin liderlerini bir araya getirme çağrısında bulundu.
Widodo çevrimiçi olarak yaptığı konuşmada, “Daha fazla can kaybını önlenmesi ve  Myanmar'da şiddete derhal son verilmesi için Endonezya olarak çağrıda bulunuyoruz" dedi.
DPA’nın aktardığına göre Joko Widodo sözlerinin devamında şunları söyledi:
“İnsanların can güvenliği en önemli öncelik olmalıdır. Ayrıca Endonezya demokrasiyi, barışı ve istikrarı derhal yeniden tesis etmek için diyalog ve uzlaşmayı da teşvik ediyor.”
Cuntaya olan muhalefetini açıkça ortaya koyan Myanmar'ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Kyaw Moe Tun, darbeyle görevden alınan milletvekillerinden oluşan bir heyetin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin darbeden bu yana işlenen insanlığa karşı suçları soruşturup soruşturamayacağını araştırdığını söyledi.
Cenevre'deki BM insan hakları uzmanları, demokrasi yanlısı protestocuların zorla bastırılmasını, keyfi gözaltılar ve ölüm olaylarını kınadı. Ayrıca yabancı hükümetlerin insanlığa karşı suçlara karışanları sorumlu tutması gerektiğini bildirdiler.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.