Kuseyr sakinleri Hizbullah’ın ‘silah arkadaşlarına’ darbe yapmasından şikayetçi

Kuseyr’deki Suriyeliler Haziran 2013’te Hizbullah ve Suriye bayrağı taşırken (AFP)
Kuseyr’deki Suriyeliler Haziran 2013’te Hizbullah ve Suriye bayrağı taşırken (AFP)
TT

Kuseyr sakinleri Hizbullah’ın ‘silah arkadaşlarına’ darbe yapmasından şikayetçi

Kuseyr’deki Suriyeliler Haziran 2013’te Hizbullah ve Suriye bayrağı taşırken (AFP)
Kuseyr’deki Suriyeliler Haziran 2013’te Hizbullah ve Suriye bayrağı taşırken (AFP)

“Ya toprağımızı kıymetsiz bir para karşılığında satacağız ya da bitmek bilmeyen baskılarına tahammül edeceğiz.” Bu ifade, Suriye’nin orta kesimindeki Humus kırsalı ve Lübnan sınırı yakınlarında yer alan Kuseyr bölgesinin sakinlerinden birine ait. Bu ifadenin sahibi, Hizbullah’ın baskılarının son bulması için Hermel beldesindeki Lübnanlı bir arkadaşından arabuluculuk yapmasını talep ettiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Asi Nehri’nin batısındaki Kuseyr’de tarım arazisi sahiplerinin, topraklarını en düşük fiyatlardan satmaları için Hizbullah yanlılarından gördükleri baskılardan şikayet ettiklerini belirtti.
Kaynaklar konuyla ilgili şu ifadeleri kaydetti:
“Rejime verdiği destekle bilinen ve Kuseyr’deki çatışmalarda evlatlarını kaybeden Hristiyan bir ailenin mensubu olan bir çiftçi, Asi’nin batısında üzerinde tarım yaparak para kazandığı toprağını satmayı reddettiği için bugün Hizbullah destekçileri tarafından baskılara maruz kalıyor. Bazen silahlı kişiler onu durduruyor bazen de çiftliğini basarak ailesini korkutuyor ve bu hareketini eleştiriyorlar. Hristiyanlar başta olmak üzere, rejimin yanında savaşan ve savaş boyunca onu terk etmeyen rejim yanlıları, Hizbullah’ın kendilerine darbe yaptığını düşünüyorlar.”
Kaynakların aktardığına göre, Kuseyr sakinlerinden biri, “Sorunları çözmek için Hizbullah’ın Kuseyr’deki yöneticileriyle bir araya geldiğimiz zaman yöneticiler Kuseyr Hristiyanlarına zarar vermemeleri konusunda Hizbullah unsurlarına ve destekçilerine talimat verdiklerini söylüyorlar ancak sahada tam aksine şahit oluyoruz. Onlar (Hizbullah’ın Kuseyr yöneticileri) topraklarımıza ve geçim kaynaklarımıza el koymak için destekçilerinin elini serbest bırakıyorlar” dedi.
Kaynaklar ayrıca şunları aktardı:
“Bölgedeki rejim grubu, güvenlik birimi ve Baas Partisi Hizbullah’tan açık bir şekilde rahatsız değil ancak Asi’nin batı bölgesinin istila edilmesine razı değiller. Humus kentindeki beldelere gönderilen iç genelgelerde Asi’nin batı bölgesindeki alım-satım işlemlerine karşı uyarılıyor. Çünkü bu bölgelerin Hizbullah yanlılarına ait bölgelere dönüşmesine dair bazı endişeler var. İdlib kentinin Kefraya ve Fua beldeleri ile Şam Kırsalı kentinin Ez-Zebdani ve Madaya beldelerindeki sakinlerin ve militanların güvenli bir şekilde çıkmalarına izin veren 2017’deki Dört Şehir Anlaşması’yla başarı elde edildiği dönemde, (Rejime bağlı) Askeri Güvenlik, İran ve Hizbullah’ın Kefraya ve Fua sakinlerini Kuseyr’e yerleştirme çabasını engellemek için gizli bir yolla müdahalede bulundu. Kuseyr’in doğu ve batısında ve bazı köylerinde yerleşim yerlerinin hazırlanmasına rağmen proje gerçekleşmedi. Zira (rejime bağlı) güvenlik birimleri, yerleşimin sınırlı sayılarla kalması için kentin içindeki sakinlere seyrek alanlardaki boş evlere yerleşmelerini işaret etti.”
Rejim, Hizbullah’ın desteğiyle 2013’te Kuseyr bölgesini geri aldıktan sonra bölge sakinleri evlerine geri dönmeye başladı. Verilere göre bölge nüfusu 2011 yılında 111 bin 969’du. Rejim yanlılarının 2011 ve 2012 yıllarında yerlerinden edilmesi nedeniyle bölge neredeyse boştu. 2013 yılında silahlı muhalefet gruplarının aldığı yenilginin ardından bu grupların çoğu Lübnan’ın dağlık bölgesi Arsal’a ve sınırın karşısındaki Bekaa Vadisi’ne bağlı köylere göç ederek burada yasadışı kamplar kurdu. Lübnan’ın kuzeyinde oldukça zor insani koşullar altında yaşayan mültecilerin yüzde 30’unun Suriyeli mültecilerden oluştuğu ve sayılarının 2021 itibariyle 5 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Rejim 2013’te Kuseyr bölgesinde kontrolü ele geçirmesinin ardından 2011’de yerinden edilen rejim yanlılarının evlerine dönmesine izin verdi. Böylece 2013-2019 arasında yaklaşık 8 bin kişi bölgeye geri döndü.
Kuseyr şu anda rejim güçleri ve Hizbullah tarafından ortak bir şekilde kontrol ediliyor. Lübnan sınırının karşısında ve Kuseyr’in batısında bulunan mahalle, köy ve arazilerde Hizbullah’ın kontrolü daha güçlü. Bunun yanı sıra Hizbullah oradaki silahlı varlığı sayesinde, kendisine destek veren köylerdeki destekçilerine yıkılmış ve terk edilmiş köylere yerleşmelerine ve tarım arazilerini işletmelerine izin veriyor. Nitekim savaş döneminde bölgeyi terk etmeyen azınlık dışındaki Kuseyr sakinleri bu araziler üzerinde artık söz sahibi değil.

Ruslar, Suriyeli mültecilerin evlerine dönmesi için girişimlerde bulundu
Ruslar, Rusya’nın 2015’te Suriye’ye askeri müdahalesinin ardından Suriyeli mültecilerin evlerine dönmesi için girişimlerde bulundu. Arsal Kampı’nda kalan ve Kuseyr sakinlerinden olan mültecilerin evlerine dönme meselesi açıldı. Zira Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah 2019 yazında Kuseyr halkına bölgelerine dönme çağrısında bulundu. Ancak Arsal Kampı’ndaki sakinleri ve çoğu rejim karşıtı olaylara dahil olan kesimler bu davete karşılık endişelerini dile getirdi. Kamp’taki sakinler intikam operasyonlarından korunacaklarına dair uluslararası güvence talep ettiler. Fakat Rusya’nın girişiminin dondurulduğu döneme denk gelen bu talepler reddedildi ve dönüş dosyasında ilerleme kaydedilemedi. Rusya’nın girişimi kapsamında Lübnan’dan yaklaşık 170 bin mülteci Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki evlerine döndü. Bunların aralarında Kuseyr mültecileri bulunmuyordu.
Buna karşılık, iç göçmenler ve özellikle devlet memurları, Temmuz 2019’da aşamalı bir şekilde uygulanmaya başlanan plan uyarınca güvenlik izinlerini alarak Kuseyr’e geri döndüler. Plan doğrultusunda iç göçmenlerden oluşan birinci grubun El Buveyda köyüne girmesine ve akabinde 3 bin 700 iç göçmenin yer aldığı ikinci grubun Eylül 2019’da üç parti halinde Kuseyr’e dönmesine izin verildi. Yerel kaynaklara göre, Kuseyr’de evlerini terk ederek ülke içinde başka bölgelere göç eden iç göçmenlerin çoğu, bölgede belediye, tapu ve kadastro, mahkeme ve maliye gibi hükümet dairelerinin yeniden açılması, ilkokul, ortaokul ve liselerin eğitime başlaması ve 7 yıllık kesintinin ardından Kuseyr-Humus toplu taşıma hattının tekrar faaliyete geçmesiyle birlikte 2019 ve 2020 yılları arasında evlerine döndü. Bugün yıkımın hakim olduğu bölge göç almaya devam ediyor. Kaynaklar rejimin oldukça sınırlı imkanlara, iltimasa ve yolsuzluğa rağmen birçok mahalleye su, elektrik ve baz istasyonu götürme ve sokaklardaki enkazların kaldırılmasında ailelere yardım etme gibi hizmetleri yürütmek için gözle görülür bir çaba içerisinde olduğunu aktardı.

Hizbullah, bölgedeki sınır kapılarını kontrol ediyor
Hizbullah, Kuseyr’in Lübnan sınırına bakan bölgelerde tam kontrol sağladı. Bölgedeki resmi ve gayri resmi sınır kapılarını kontrol ediyor. 1919’da inşa edilen Cusiye Sınır Kapısı üzerinden Lübnan’ın Bekaa Vadisi bölgesini Humus kentine bağlayan Humus-Baalbek uluslararası yolu ile aynı güzergahta Lübnan’ın Hermel kentinden akarak gelen Asi Nehri Kuseyr’i ikiye bölüyor. Bu bölge tarihsel olarak, Humus kenti ile Kuzey Lübnan arasındaki en önemli ticaret merkezlerinden biridir. Şam Kırsalı’na bağlı Kalemun’a yakın konumu ve Kalemun dağlarından başlayarak Asi Nehri’nde sona eren Rebia Vadisi ile arasında bağlantı olması Kuseyr’in önemini artıran faktörler arasında gösterilebilir.
Kuseyr’in coğrafi konumu Suriye ve Lübnan arasındaki kaçakçılık faaliyetlerine geniş alan sağlıyor. Kuseyr’deki muhalif bir aktivist, “Fakat Hizbullah’ın Kuseyr’i işgal etmesi sonrasında kaçakçılık faaliyeti, kişilerin yasadışı yollardan rızkını temin ettiği bir işten Hizbullah yanlıları ile rejim güçlerine bağlı 4. Tümenin liderlik ettiği bölgesel şebekelerle irtibatlı organize bir işe dönüştü” dedi. Bu değişiklik, Kuseyr’de bölgesel düzeyde ‘savaş lordlarının’ ortaya çıkmasına neden oldu. Bu kişiler kırsaldaki kriterler dikkate alındığında zengin bir kesim oluşturdu. Muhalif aktivist, “Bu zenginler Hizbullah’ın bölgede toprak ve gayrimenkul mülkiyet satın alma işlemlerini kolaylaştırmada en önemli araçlarıdır” ifadesini kullandı.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.