Tel Aviv, Filistin Dışişleri Bakanı'ndan VIP kartı geri çekti

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Haziran 2015'te İsrail'i suçlu bulan belgeleri teslim etmek için Lahey Mahkemesi’ne yöneldiği sırada (Getty)
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Haziran 2015'te İsrail'i suçlu bulan belgeleri teslim etmek için Lahey Mahkemesi’ne yöneldiği sırada (Getty)
TT

Tel Aviv, Filistin Dışişleri Bakanı'ndan VIP kartı geri çekti

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Haziran 2015'te İsrail'i suçlu bulan belgeleri teslim etmek için Lahey Mahkemesi’ne yöneldiği sırada (Getty)
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Haziran 2015'te İsrail'i suçlu bulan belgeleri teslim etmek için Lahey Mahkemesi’ne yöneldiği sırada (Getty)

İsrail İç Güvenlik Servisi (Şin Bet), İsrail tarafına, ardından ise Batı Şeria’ya yönelmek için Ürdün köprüsü üzerinden geçtiği sırada güvenlik kontrolüne tâbi tuttuğu ve beraberindeki heyeti soruşturmaya çağırdığı Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’den VIP kartı geri çekti. Bu gelişme, Filistin Otoritesi’nin İsrail'e karşı soruşturma açmak için Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ile iş birliği yapması ardından ‘cezalandırıcı’ bir adım sayılıyor.
İsrailli yetkililer tarafından İbrani medyaya yapılan açıklamada kararın Maliki'nin Lahey'deki UCM’de İsrail aleyhinde soruşturma başlatma faaliyetlerinin hemen ardından geldiği belirtildi.
Filistinli kaynakların ifade ettiğine göre Maliki de teftişe tâbi tutuldu. Filistinli yetkililer genellikle VIP kartları, aynı zamanda iki taraf arasındaki koordinasyon sayesinde özel muamele görüyor. Bu  koordinasyon, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dahil olmak üzere yetkililerin adımları öncesinde geliyor.
Nitekim İsrail, Filistin’in UCM üzerindeki baskısı devam ettiği taktirde Filistinli yetkilileri cezalandırmakla tehdit etmişti. Maliki, Filistin'deki duruma ilişkin cezai soruşturma açılması ardından UCM ile devam eden çalışma ve iş birliği çerçevesinde geçtiğimiz Perşembe günü UCM Başsavcısı Fatou Bensouda, Başkatibi Peter Lewis ve diğer yetkililerle bir araya gelmişti.
Maliki, Başsavcı’ya Filistin topraklarında işlenen suçlarla ilgili soruşturmaları mağdurlar ve aileleri için adaleti garanti edecek şekilde hızlandırma çağrısında bulunmuştu. Aynı zamanda Filistin Devleti'nin cezadan kaçma dönemini sona erdirmek, hesap verme ve sorgulanma yolunu başlatma yönünde UCM ve personeli ile iş birliğinde bulunacağını da açıkladı.
Başsavcı Bensouda, 3 Mart'ta İsrail'in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze topraklarında 13 Haziran 2014'ten bu yana işlediği iddia edilen suçlara ilişkin resmi soruşturmanın başlatıldığını duyurmuştu. Nitekim araştırılması istenen üç konuya, yani 2014'te Gazze’ye yönelik saldırıya, geri dönüş yürüyüşlerine katılanların hedef alınmasına ve yerleşim yerlerine odaklanılacağına dair İsrail'e bir mektup göndermişti.
Bensouda’nın ofisi, Filistinlilerin açtığı bazı dosyalarla karşı karşıya. Bunlar arasında ‘aşırı güç ve yasaklı silahların kullanımı, katliam işlenmesi ve sivillerin öldürülmesi dahil olmak üzere Gazze’ye yönelik saldırı’, ‘mahkumlara ve ailelerine yapılan kötü muamele ve mahkumların ölümüne yol açan tıbbi ihmaller de dahil olmak üzere İsrail hapishanelerindeki tutuklular’, ‘Filistin topraklarında yasadışı yerleşimcilik, hem kendilerinin hem de de Filistinli sivillerin ölümüne yol açan yerleşimci terörizmi dahil olmak üzere yerleşimcilik’ dosyaları da bulunuyor. Nitekim Filistinliler, soruşturmanın ilk olarak yerleşim dosyasıyla başlayacağı düşüncesinde.
Bensouda, söz konusu mektubuna yanıt vermesi için İsrail’e bir ay süre vermişti. Ancak UCM’yi eleştirerek soruşturma kararına anti-Semitizmin dahil olduğunu iddia eden Tel Aviv, henüz bir karara varmadı. İsrail, şuanda bu yöndeki tüm senaryolara hazırlanıyor. Bunların başında, soruşturmanın gerekli kişiler aleyhinde tutuklama emrine yol açma olasılığı geliyor.



İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.