Muhalifler ile SDG arasında çatışmalar sürerken Rusya ve Türkiye ‘insani geçiş noktaları’ konusunda anlaştı

İdlib kırsalında rejim güçleri ile muhalif gruplar arasında çatışmalar meydana geldi

Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)
TT

Muhalifler ile SDG arasında çatışmalar sürerken Rusya ve Türkiye ‘insani geçiş noktaları’ konusunda anlaştı

Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)

Rusya İdlib’de Türkiye ile insani geçiş noktaları çerçevesinde anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Türkiye’nin (Suriye’de) kontrol ettiği topraklarda yaşanan zor insani koşulları hafifletmek amacıyla” Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ve Halep bölgelerinde bulunan 3 geçiş noktasının yeniden açılması hususunda Türkiye ile anlaşmaya varıldığı bildirildi.
Rusya, Gerilimi Azaltma Bölgesi’nde gerginliğin sürdüğü ve Ankara ile Moskova’nın bölgedeki düzenlemelerle ilgili görüş ayrılığına düştüğü bir ortamda hamlesini yaptı.
Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Aleksandr Karpov, dün basına yaptığı açıklamada, “İki taraf (Rusya ve Türkiye) sivillerin mustarip olduğu izolasyonu ve iç ablukayı kaldırmak amacıyla geçiş noktalarının yeniden açılmasında anlaştı. Anlaşma uyarınca İdlib Gerilimi Azaltma Bölgesi’ndeki Serakib, Miznaz ve Halep’teki Ebu Zeydin geçiş noktalarının açıldı” ifadesini kullandı.
Karpov, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Bu uygulamanın, Türkiye’deki ortaklarımızla birlikte Suriye krizinin barışçıl çözümüne olan bağlılığımızı dünyaya ve bölgeye doğrudan göstereceğine inanıyoruz. Bu adım, sosyal durumun iyileştirilmesine, aile bağlarının kopmasından ve gündelik yaşamın zorluklarından kaynaklanan toplumdaki gerginliği azaltmaya katkı sağlayacak.”
Anlaşmaya konu olan bölgeler, insani durumların kötüleşmesi nedeniyle son haftalarda sık sık protestolara sahne olmuş ve bu protestolar Türkiye destekli askeri teşkilatlar eliyle dağıtılmıştı.
Moskova, salı günü Türkiye’ye geçiş noktalarını açma önerisinde bulundu. Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nin öneriye ilişkin açıklamasında, “Öneri, 25 Mart’tan itibaren insani yardım tırlarının bölgeye ulaştırılması ve yerinden edilenlerin koridorlar aracılığıyla çıkmasını kapsıyor” denildi.
Bu gelişme, Gerilimi Azaltma Bölgesi’nde homurdanmaların artması ve protestoların tırmanması sebebiyle Türkiye ve Rusya’nın yaşadığı endişeden izler taşımasının yanı sıra son zamanlarda Moskova ve Ankara’nın İdlib’deki Gerilimi Azaltma Bölgesi ile ilgili artan görüş ayrılıklarını azaltma yolunda yapılan ilk ortak girişim olması yönüyle dikkat çekicidir. Karpov’un yorumunun aksine, Moskova anlaşmaya varıldığını ilan etmeden önce Türkiye’nin Rusya’nın önerisine olumlu yanıt vereceğinden emin değildi. Zira Rus bir askeri yetkili gazetecilere verdiği demeçte, “Maalesef Türkiye’nin alınan tedbirlerle ilgili yanı hakkında elimde herhangi bir bilgi bulunmuyor. Fakat şahsi kanaatimden ve sivillerin durumunun iyileştirilmesi ihtiyacını görmemden hareketle Türk tarafının bu duruma katılmasını dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Moskova ve Ankara her ne kadar aralarındaki ihtilafları kamuoyu önünde belli etmeme yolunda çaba gösterse de Rus medya organları son günlerde iki taraf arasındaki ihtilaf noktalarına odaklanmış durumda. İki taraf arasındaki ihtilafların boyutları hakkında bilgi sahibi olan Rus kaynaklar, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye konusunda vardığı anlaşmaların iptal tehdidiyle karşı karşıya olduğuna” işaret ediyorlar.
Rus Kommersant gazetesinde çıkan bir haberde, “Suriye muhalefeti, Rus güçlerini İdlib’i bombalamakla suçluyor. Aynı zamanda Ankara, Moskova’dan, Suriye hükümet yanlısı güçlerin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde kontrol ettiği bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını talep ediyor. Moskova’nın da Türkiye’den anlaşmalara bağlı kalmasını talep etmesi için sebepleri var. Türk hava gücü pazar gecesi 17 aydan bu yana ilk kez Rakka’yı bombaladı. Rus güçler de Türkiye destekli oluşumların eylemlerinden memnun değil” ifadelerine yer verildi.
Kommersant ayrıca “Moskova ve Ankara’nın, devlet başkanları düzeyinde imzalanan anlaşmaların uygulanışıyla ilgili şikayetlerinin olduğunu” yazdı.
Haberin devamında şunlar kaydedildi:
“Moskova, mevcut zorluklara rağmen Ankara ile ilişkilerde her şeyin halen istikrarlı olduğu görüntüsü vermek için en üst düzeyde çaba gösteriyor. Savunma Bakanı Sergey Şoygu basına verdiği son röportajda, Rusya ve Türkiye’nin imkansız görünen bazı yerlerde bile orta yollu çözümler bulmakta başarılı olduğunu söyledi.”
Türkiye ve Rusya’nın geçiş noktalarının açılmasıyla ilgili vardığı anlaşma, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de rejimin düzenli ordusu ile muhalifler arasındaki çatışmaların sürdüğü bir dönemde geldi. Hükümet güçleri İdlib’in güneyine yönelik füze bombardımanını sürdürdü ve Hama’nın kuzeybatısındaki Sehl El-Gab bölgesine bağlı Kalidin ve El-Ankavi’nin yanı sıra İdlib’in güneyindeki Safuhan, El-Bare, Kenasfara, Fuleyfel, Beynen ve Ravhiye’yi hedef aldı. Sehl El-Gab bölgesindeki temas noktalarında bulunan mevziler, rejim ve muhalif gruplar arasında ağır silahlarla gerçekleşen çatışmalara sahne oldu. Çatışmalar sırasında can kaybı olup olmadığına dair bilgi bulunmuyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) rejime bağlı Ulusal Savunma Güçleri mensubu bir unsurun, Halep kırsalındaki Basratun köyünde bulunan mevzide beraberindeki grubu hedef alan termal füzeyle yapılan saldırıda aldığı ağır yaralar sonucu öldüğünü bildirdi. Lazkiye kırsalında da çatışma mevzilerinin yakınında kara mayınına basmasının ardından ağır yaralanan rejim güçlerine bağlı bir unsur aldığı ağır yaralar sonucu öldü.
Gözlemevi, rejim güçlerine bağlı iki unsurun daha Lazkiye kırsalındaki çatışma cephelerindeki mayınlara basması sonucu öldüğünü bildirdi.

Muhalif gruplar ile SDG arasında çatışma
Öte yandan dün (çarşamba) sabahın ilk saatlerinde Halep’in kuzeyinde yer alan Azez kırsalındaki Kefer Kelbin cephesinde Türkiye destekli muhalif gruplar ile bölgede konuşlu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında çatışma meydana geldi.
Suriye’nin kuzeyinde stratejik öneme sahip Ayn İsa beldesinin kuzey kırsalında salı ve çarşamba akşamları Türk ordusu ve desteklediği Suriyeli gruplar ile SDG arasındaki çatışmalar yeniden başladı.
SDG’ye bağlı Tel Abyad Askeri Konseyi’nin Komutanı Riyad el-Halef, Türk güçleri ve destekli grupların düzenlediği operasyonlarda top ve havan atışlarına savaş uçaklarından atılan füzelerin eşlik ettiğine işaret ederek, birliklerin “ihlallere karşılık verdiğini ve sızma girişimlerini boşa çıkardığını ancak Ayn İsa çevresindeki durumun halen gergin olduğunu” söyledi.
Özerk Yönetim’in Tel Abyad İlçe Başkanı Leyla Maşu, Rusya’nın tutumunu eleştirdi. Maşu, açıklamasında, “Sayda ve Muallak köylerindeki mülklerine dönen sivilleri koruma sözü veren Rus ordusu, her seferinde olduğu gibi Türklerle çıkarlarını gözetmek için sivillerin hayatlarını tehlikeye attı ve doğrudan hedef alındılar” dedi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.