MODON Başkanı: Kadınların sanayi sektörüne yatırımlarının yüzde 20'ye çıkarılması için çalışmalar devam ediyor

Şarku’l Avsat’a konuşan MODON Başkanı Halid es-Salim, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren fabrikalar için 98 milyar dolar değerinde 4 bin sözleşme imzaladıklarını açıkladı

MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)
MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)
TT

MODON Başkanı: Kadınların sanayi sektörüne yatırımlarının yüzde 20'ye çıkarılması için çalışmalar devam ediyor

MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)
MODON Başkanı Halid es-Salim, Suudi Arabistan’ın, kadınların sanayi sektörüne yönelik yatırımlarını artırma çalışmalarından bahsetti (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi Kentleri ve Teknoloji Bölgeleri Otoritesi (MODON) Başkanı Mühendis Halid Muhammed es-Salim, yerli ve yabancı sanayi yatırımcılarının ihtiyaçlarını karşılayan akıllı sanayi şehirleri geliştirmeye çalıştıklarını söyledi. Gelişmiş sanayi bölgelerinin toplam 198,8 milyon metrekareyi aştığını belirten Salim, aynı zamanda en iyi çalışma kalitesi standartlarına uygun olarak sanayi şehirlerinin yönetimi ve işletilmesi ile ilgili teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için çalışmalara devam ettiklerini kaydetti.
Salim, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, toplam 367 milyar riyali (98 milyar dolar) aşan yatırım hacmiyle çeşitli sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren fabrikalar dahil olmak üzere 4 binden fazla sözleşme imzalamayı başardıklarını açıklayan Salim ayrıca Çin'in üst düzey sanayi yatırımlarını çekmek için Çin merkezli TEDA şirketi ile bir anlaşma imzalandıklarına belirtti.
MODON Başkanı, kadınların sanayi sektöründeki yatırımlarıyla ilgili olarak Suudi Arabistanlı 7 bin 860 kadının çeşitli alanlarda çalışma hayatına atılmalarının ardından, bu sayının 2020'nin ilk çeyreğinin sonunda yaklaşık 17 bin çalışana ulaşmasıyla sanayi şehirlerinde çalışan kadın sayısının yüzde 120 arttığını ve artık bu alanda kadın çalışanların üstlendiği rolün hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Sanayi sektöründe kadınların yatırım hacmine ilişkin değerlendirmesinde Salim, kadınların sanayi sektöründeki yatırım oranının henüz yüzde 1’lik bir dilimi karşıladığını ve bu oranın yüzde 20’ye çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Kavramların güncellenmesi
MODON yapısında, sanayi şehirleri ve teknoloji bölgeleri kavramlarını güncellemek ve bunları gerek devlet sektörü gerekse özel sektör için bir kamu kurumu olarak düzenlemek, yatırımcı kavramını gerçek veya tüzel kişi olarak yeniden tanımlamak ve yatırımcılara ilgili makamlarla koordineli olarak sanayi şehirleri ve teknoloji bölgelerindeki çeşitli faaliyetler için ruhsatlar vererek çalışmalarına göre düzenlemeler yapmak dahil olmak üzere birkaç maddede değişikliğe gidildiğini açıkladı.

Bölgesel kalkınma
Salim bu bağlamda MODON’un çalışmalarının başlamasının ardından üç sanayi şehri kurarak Suudi Arabistan’ın çeşitli bölgeleri için bölgesel kalkınma ve ekonomi fırsatları yaratma konusunda erken çalışmalarda bulunduğunu kaydetti. MODON’un ülkenin çeşitli bölgelerinde kurduğu sanayi şehri sayısının şuan 35’e ulaştığının da altını çizen  Salim, “Akıllı ve teknik bir sanayi ortamı geliştirme, endüstriye olanak sağlama ve ülke ekonomisinin gelişimine katkıda bulunma vizyonunu gerçeğe dönüştürmemize zemin hazırlayan yeni bir strateji başlatmaya çalıştık. Bu strateji, Suudi Arabistan’ı ulusal bir sanayi üssüne ve küresel bir lojistik platforma dönüştürmeyi hedefleyen 2030 Vizyonu ve Ulusal Endüstriyel Gelişim ve Lojistik Programı’nın (NIDLP) 2018-2025 uygulama planıyla da uyumludur” ifadelerini kullandı.

Yeni fırsatların yaratılması
Suudi Arabistan’ın G20 dahil olmak üzere birçok uluslararası platforma üye olmasının, kendisine büyük küresel ekonomileri etkilemek ve katkıda bulunmak için imkanlar ve araçlar sağladığına işaret eden Salim, Suudi Arabistan’ın bu nedenle, ülkenin lider bir endüstriyel güç merkezine ve lojistik hizmetlerine yönelik küresel bir platforma dönüştürmek, Dördüncü Sanayi Devrimi'nin (Endüstri 4.0) uygulamalarına odaklanarak gelecek vaat eden birçok sektörü geliştirmek, ticaret dengesini güçlendirmek ve hayati endüstriyel faaliyetlerde yerli malzeme kullanımını artırmak için NIDLP'yi başlattığını ifade etti.
NIDLP’in endüstri, madencilik, enerji ve lojistiğe odaklandığına işaret eden MODON Başkanı, NIDLP’nin aynı zamanda altyapının ve sanayi bölgelerinin geliştirilmesini ve daha fazla dijitalleşmenin artırılması, araştırma, yenilik ve eğitimin teşvik edilmesi, milli kadroların verimliliğinin yükseltilmesi, finansman hizmetleri verilmesi ve ardından kendi kendine yeter hala gelerek dünya ülkelerine ihracat yapılması gibi bir dizi temel kolaylaştırıcı unsuru düzenleme ve sağlama konusundaki çalışmaları kapsadığını söyledi.

Altyapı
MODON'un kurulduğu 2001 yılından bu yana ülkede sanayi sektörünü güçlendirmek ve yerelleştirmek için entegre bir ortam yaratmaya çalıştığını söyleyen Salim, yenilikçi endüstriyel ürünler ve kaliteli hizmet olanakları sağlayarak ülke ekonomisine değer katan bir yatırım sistemi ve hem yerel hem bölgesel hem de küresel pazarlardan her türlü yatırımın ihtiyaçlarını karşılamak için en iyi standartlarda bir lojistik ağ oluşturmak için modern teknolojiden faydalanıldığını ve teknolojinin güçlü yönlerinin kullanıldığını belirtti.
Salim sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sanayi ortaklarının faaliyet ve üretim kapasitesini artıran lojistik hizmetlerle birlikte su tedariki ve arıtılmış su tesisleri, yağmur suyu drenaj ağları, elektrik hatları ve 5G teknolojisi dahil olmak üzere gelişmiş telekomünikasyon gibi temel hizmet ve tesislerin modernizasyonu ve geliştirilmesi için çalışmalar devam ediyor.”

367 milyar dolar
En iyi çalışma kalitesi standartlarına uygun olarak sanayi şehirlerinin yönetimi ve işletilmesi ile ilgili teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Salim, gelişmiş sanayi bölgelerinin toplam 198,8 milyon metrekareyi aştığını açıkladı.
Kalkınma faaliyetlerinin, gelecek vaat eden tüm şehirlere ve bölgelere yayılmasını sağlamak için sanayi şehirlerinin bilimsel çalışmalara dayalı olarak planlandığına ve sanayi faaliyetlerinin yatırım avantajlarına göre dağıtıldığına dikkati çeken MODON Başkanı, böylece toplam 367 milyar riyali (98 milyar dolar) aşan yatırım hacmiyle çeşitli sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren fabrikalar dahil olmak üzere 4 binden fazla sözleşme imzalamayı başardıklarını ifade etti.

Akıllı şehirler
MODON’un ulusal ve küresel düzeyde sanayi yatırımcılarının ihtiyaçlarını karşılayan akıllı sanayi şehirleri geliştirmek istediğini dile getiren Salim, MODON’un aynı zamanda prosedürleri kolaylaştırmak, süreyi kısaltmak ve mali yükleri azaltmak amacıyla kamu ve özel sektör ile ortaklıkları güçlendirirken ve devlet kurumlarıyla koordinasyon sağlarken endüstriyel kalkınmadaki en iyi uluslararası uygulamaları dikkate aldığının altını çizdi. Salim MODON’un tüm bunlarla birlikte üst düzey yatırımları çekmenin ve geliştirmenin yanı sıra ileri düzey sanayi teknolojisini Suudi Arabistan pazarına aktarmak için yenilikçi finansman çözümler sunduğunu da sözlerine ekledi.
MODON Başkanı, “Bu yıl, girişimciliği mümkün kılmak ve kadınların sanayi sektöründeki yatırımlarını teşvik etmek için 200 metrekarelik küçük prefabrik fabrikalar oluşturmayı planlıyoruz” dedi.

Fabrika ve kredi
MODON'un yatırımcıların yaşadığı finansman zorluklarının üstesinden gelmelerine katkıda bulunmak için bazı çalışmalar yaptığını açıklayan Salim, Suudi Arabistan Endüstriyel Kalkınma Fonu (SIDF) ile iş birliği içinde ‘fabrika ve kredi’ ve ‘kredi ve arazi’ finansmanlarının yanı sıra Sosyal Kalkınma Bankası (SDB) ile iş birliği içinde yerel içeriğin geliştirilmesine katkıda bulunan çeşitli sektörlerde ve teknik ve ekonomik fizibilite alanlarında ticari projeler oluşturmayı ve bunları nitelendirmeyi amaçlamayan ‘kuruluş’ finansmanı sağlandığını kaydetti.
MODON’un prosedürleri kolaylaştıracak teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için hiçbir çabadan kaçınmadığını vurgulayan Salim, MODON’un çalışma kolaylığı sağlamak ve ülke ekonomisini güçlendirmek için ortaklarının ihtiyaçlarını ve gereksinimlerini dikkate alan bir yatırım ortamı geliştirmek amacıyla hizmetleri otomatikleştirmeyi başardığını söyledi.

Sanayi Devrimi
Dördüncü Sanayi Devrimi ve dijitalleşmenin, küresel ekonominin yapılarındaki kapsamlı bir değişiklik olduğuna işaret eden MODON Başkanı, “2019 yılı başlarında, NIDLP’nin resmi tanıtımının oturum aralarında, SIDF ve Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri (KACST) ile ortaklaşa Ulusal Verimlilik Programı’nı başlattık. Program, fabrikalara dijital dönüşüm konusunda yardımcı olmayı, çalışma kalitesi standartlarını uygulamayı, en yüksek verimlilik oranlarını elde etmeyi ve mevcut 100 fabrikada Dördüncü Sanayi Devrimi tekniklerini benimseyerek, diğer üreticilerin izleyeceği bir yol gösterici ve örnek olacak planlar hazırlamayı öngörüyor” şeklinde konuştu.

Dijital çözümler
Salim ayrıca MODON’un İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile iş birliği içinde, endüstriyel kalkınmayı sağlamak, küresel gelişmelere ayak uydurmak, yerel ürünlerin bölgesel ve küresel pazarlarda rekabetçi standartlara ulaştırılması amacıyla, sanayi firmalarının dijitalleştirilmesi için temel dijital çözümleri teşvik eden bir girişim başlattığını açıkladı.
Çalışmalar arasında 5 sanayi şehrinde fiber internet hizmetleri verilmeye başlandığını belirten Salim, ayrıca 2020 yılında, Dammam'daki İkinci Sanayi Şehri ve Riyad'daki İkinci Sanayi Şehri'nde 5G telekomünikasyon hizmetleri sunmak için işletme şirketleri ile iş birliği içinde yüksek hızlı internet hizmetleri sağlama çalışmalarının başladığını söyledi.

Projeler teşvik ediliyor
Öte yandan gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) katkısı yüzde 21 olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin ülke ekonomisindeki rolünü artırmak için ilgili makamlarla iş birliği yapıldığına işaret eden Salim, en büyük küresel ekonomilerde bu oranın yaklaşık yüzde 46 olduğunun altını çizdi.

Küçük işletme finansmanı
MODON’un, küçük ve orta ölçekli işletmeleri için hazır 600'den fazla bina hazırladığını ve tamamlanan bölümlerin yüzde 85'inden fazlasının kullanıma hazır hale geldiğini söyleyen Salim, yatırımcılar için SIDF ile iş birliği içinde ‘arazi ve kredi’ ve ‘fabrika ve kredi’ finansmanlarının yanı sıra SDB ile iş birliği içinde ‘kuruluş’ finansmanı ile 4 milyon riyale kadar finansman desteği ve hazır fabrika desteği verildiğini belirtti.
MODON’un küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplu mülkiyetini finanse etmek ve üst düzey şirketlere teşvik paketi sunmak için Manafa Capital ile stratejik bir anlaşma imzaladığını söyleyen Salim ayrıca petrol devi Saudi Aramco'nun girişim fonu Wa'ed ve petrokimya şirketi SABIC'in Nusaned Merkezi ile birlikte sanayicilere ve pilot projelere hizmet etmek için destek ve teşvik paketleri sağlandığının altını çizdi.

Lojistik sistemler
MODON'un lojistik sistemleri birbirine bağlamak sevkiyatları takip etmek ve 2020 yılında tamamlanan kargo taşımacılığı faaliyetlerini düzenlemek ve takip etmek için Toplu Taşıma Kurumu ile bir iş birliği anlaşması imzaladığını belirten Salim, ayrıca Suudi Arabistan-Irak sınırındaki sanayi şehri Arar'da 30 bin metrekarelik bir alanda lojistik alanda projeler kurmak için Naqel Şirketi ile sözleşme imzalayarak sınır bölgelerinin sanayi şehirleriyle arasında bir takım imkanlar yarattığını, bunlar arasında yatırımlar için cazip bir ortam sunan bir lojistik alan, çeşitli depolar ve kullanım alanlarının yer aldığını ifade etti.

Bilimsel araştırma
Suudi Arabistan’ın bilgiye dayalı bir ekonomiye ve sanayi teknolojisi transferine ve yerlileştirilmesine yönelik eğilimini önemli bulan ve bu yüzden destekleyen Salim, “Bu yüzden MODON’un çözüm ortaklarıyla iş birliği yaparak milli sanayi sektörünü desteklemek için araştırma ve uygulama programları tasarlamak ve uygulamak için inisiyatif aldı ve bu doğrultuda akademik, bilimsel ve uygulamalı alanlarda stratejik ortaklık oluşturmak için Kral Abdulaziz Üniversitesi ile bir iş birliği protokolü imzaladı” ifadelerini kullandı.
Salim’e göre MODON, bilimsel araştırmalarla bilgiye dayalı bir ekonomi yaratmaya yardımcı olan araştırma projelerini desteklemek ve uygulamak için KAUST ile de bir iş birliği protokolü imzaladı. Ayrıca Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri ile de enerji üretim teknolojileriyle ilgili araştırmalar yapılması ve saha projelerinin uygulanması için iş birliği protokolü imzalandığını söyleyen MODON Başkanı, yakın bir tarihte sanayi sektörünü bilim ve araştırma kurumlarıyla ilişkilendirmek için sanayiciler ve araştırma merkezleri arasındaki boşluğu kapatmak amacıyla bir girişim başlatıldığını kaydetti. Bu girişim çerçevesinde MODON ile Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi (KAIMRC) arasında bir iş birliği protokolü imzalandığını söyleyen Salim, böylece sanayicilere KAIMRC’in modern ekipmanlarından yararlanma imkanı bulacaklarını ifade etti.

Sanayi ve kadınlar
MODON’un kadınların endüstriyel kalkınmaya katılımını teşvik etmeye çalıştığını açıklayan Salim, sanayi şehirlerine çalışan kadın sayısının yüzde 120 artmasına olumlu yansıyan yatırımlarının gelişmesi için uygun ortamın yaratılmaya çalışıldığını belirtti. Salim, 7 bin 860 kadının çeşitli alanlarda çalışma hayatına atılmalarının ardından, bu sayının 2020'nin ilk çeyreğinin sonunda yaklaşık 17 bin çalışana ulaşmasıyla sanayi şehirlerinde çalışan kadın sayısının yüzde 120 artmasıyla artık bu alanda kadın çalışanların üstlendiği rolün hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Sanayi alanında kadın yatırımcıların oranının yüzde 1 olduğuna işaret eden Salim, kadınların bu zengin sektöre girmesi ve işadamlarının sahip olduğu deneyimleri kazanması için gerekli her türlü malzeme ve desteğin sağlandığını söyledi. Salim, “Kadınların sanayi sektöründeki rolünü ve ülke ekonomisinin ilerlemesini artırmak için bu yüzdeyi kamu ve özel sektör ortaklığıyla yüzde 20'ye çıkarmak için çalışıyoruz. ‘2020 Kadın Sanayiciler’ konferansı, kadın yatırımcıların sanayi sektöründe güçlendirilmesine yönelik destek adımlarından biriydi. Bu konferansı, yatırım fırsatlarını ve sanayi sektöründe kadınların rolünün artmasını engelleyen zorlukları ele almayı amaçlayan yıllık bir etkinliğe dönüştürmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

İş kadınları
MODON’un, kadın yatırımcılar için çok çeşitli hizmetler, ürünler, tesisler ve finansman çözümleri sunduğunu söyleyen Salim, temiz üretim alanlarında uygun finansmanların sunularak yatırımlarının geliştirilmesiyle birlikte kadınlar girişimcilere bin 500 metrekarelik ve 700 metrekarelik küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleyen hazır fabrikalardan yararlanma imkanı sunulduğunu kaydetti.  Salim, Dammam'ın Birinci Sanayi Şehri'nde ilk kez kadın yatırımcılara sunulacak 200 metrekarelik küçük prefabrik fabrikalar için hazırlıkların sürdüğünü de sözlerine ekledi.

Koronavirüs (Kovid-19) salgını
Salim’in açıklamalarına göre MODON, 2020 yılı sonuna kadar yıllık kirayı yüzde 25 oranında azaltılması, ödemelerin 90 gün ertelenmesi, sözleşme yenilemeleri için mühendislik planlarının ve ücretlerinin onaylanması, fabrika kurma süresinin 24 ay yerine 36 aya çıkarılması ve işletme ruhsatlarının süresinin 2020 yılı sonuna kadar uzatılması ücretlerinden muafiyet sağlanması gibi çeşitli girişimler başlatarak ve bir dizi teşvik paketi sunarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının neden olduğu krizi yönetmeyi ve etkilerini sınırlamayı başardı. Sahada 70'den fazla gözlemcinin katılımıyla sanayi tesislerinde ihtiyati tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığının teyit edildiğini belirten Salim, önleyici tedbirlerin uygulanması ve sanayi şehirlerinin sürekli olarak sterilize edilmesi için bin 557 denetim gerçekleştirdiklerini söyledi.

Sektörlerin yerelleştirilmesi
MODON’un ekonomiye katkısı olan kaliteli sanayi sektörlerini çekmeyi başardığını belirten Salim bu endüstrilerin, gıda, medikal ve ilaç, makine ve teçhizat, otomobil, askeri sanayi, yenilenebilir enerji kaynakları ve petrol ve gazla ilgili endüstriler olduğunu kaydetti. MODON’un Suudi Arabistan’ın gıda ve tıbbi sanayi sektörlerindeki güvenilirliğini artırmak için gıda ve tıbbi endüstrileri çekmeye elverişli bir ortam yaratmada rol oynadığını söyleyen Salim, MODON’un bugün çeşitli sanayi şehirlerinde yaklaşık 150 tıbbi ve ilaç fabrikasına ev sahipliği yaptığını belirtti. Salim ayrıca askeri sanayinin yerelleştirilmesi amacıyla Askeri Sanayiler Genel Otoritesi (GAMI) ile MODON arasında bir iş birliği protokolü imzaladığını ekledi.



‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Jeopolitik dalgalanmaların bölgesel yatırım haritasını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Suudi Arabistan, ‘istikrarın kalesi’ ve sermaye için güvenli liman olarak öne çıktı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, bu süreçte en büyük kazancı gayrimenkul sektörünün elde ettiğini ve sektörde yüzde 20 ila 30 arasında değişen olağanüstü bir büyüme kaydedildiğini belirtti. Uzmanlara göre bu canlanma tesadüfi değil; güçlü mali tamponlar ve Vizyon 2030 kapsamında yürütülen yapısal reform programlarının bir sonucu. Söz konusu politikaların, dış şokları absorbe etmede ve bölgesel krizleri sürdürülebilir büyüme fırsatlarına dönüştürmede yüksek etkinlik gösterdiği ifade ediliyor.

Ekonomik açıdan dikkat çeken bir diğer unsur ise mevcut bölgesel çatışmaların, Suudi Arabistan’ın esnek kamu politikalarıyla desteklenen cazip bir yatırım destinasyonu olduğunu daha görünür hale getirmesi oldu.

Bu gelişmelerin, özellikle krizlerden etkilenen ülkelerden gelen yatırımcı ve nüfus hareketliliği sayesinde gayrimenkul piyasasına doğrudan yansıdığı kaydedildi. Artan talep, konut ve otel doluluk oranlarında belirgin bir yükselişe yol açarken, ülkeye yönelik seyahat ve ekonomik faaliyetlerde de ivme kazandırdı.

Küresel ölçekte enerji, emtia ve tedarik zincirleri üzerindeki baskılara rağmen, Suudi gayrimenkul sektörünün pozitif yönde ayrıştığına dikkat çekiliyor. Nitekim, ülke genelinde kira getirilerinin ortalama yüzde 20 ila 30 arasında artış göstermesi, bu güçlü talebin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu tablo, Suudi ekonomisinin zorlu küresel koşullara rağmen istikrarlı ve kazançlı bir yatırım ortamı sunma kapasitesini ortaya koyuyor.

Olumlu etki

Suudi yatırımcı ve Riyad Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesi Muhammed el-Murşid, mevcut savaşın kısa vadede gayrimenkul talebi üzerinde ‘dikkate değer bir pozitif etki’ yarattığını belirtti. Murşid, özellikle Riyad, Cidde ve Doğu bölgesindeki büyük şehirlerde kira talebinin arttığını, ancak bunun tek başına belirleyici bir unsur olmadığını, daha önce başlayan bir eğilimi güçlendirdiğini ifade etti.

Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu artışı, savaştan doğrudan etkilenen ülkelerdeki nüfus hareketliliğine bağladı. Bölgedeki hava sahalarının kısmen kapanması ve uçuşların aksaması nedeniyle, Körfez ülkelerinde bulunan yolcu ve yerleşiklerin daha istikrarlı bir merkez olarak görülen Suudi Arabistan’a yöneldiğini kaydetti.

Bu hareketliliğin bazı durumlarda kara yoluyla Riyad’a geçiş şeklinde gerçekleştiğini belirten Murşid, bunun kısa süreli kiralık konutlar ve otellere yönelik ani talep artışına yol açtığını, eşyalı konutlarda geçici baskı oluşturduğunu ve şirketlerin talebini artırdığını dile getirdi.

Murşid, “Bölgesel istikrarsızlık dönemlerinde şirketler, çalışanlarını daha güvenli ülkelere kaydırma ve daha istikrarlı siyasi ve ekonomik ortamlarda ofislerini güçlendirme eğilimindedir” dedi. Bu durumun, ekonomik ağırlığı ve göreli güvenlik istikrarı sayesinde Suudi Arabistan lehine sonuç verdiğini vurguladı.

Öte yandan küresel enflasyon baskılarının da etkili olduğuna dikkat çeken Murşid, savaş nedeniyle artan enerji fiyatları ile nakliye ve sigorta maliyetlerinin inşaat maliyetlerini yükselttiğini ifade etti. Küresel tahminlere göre bu faktörlerin, gayrimenkul fiyatlarını yüzde 15 ila 20 oranında artırdığı belirtildi.

Murşid, savaşın Suudi gayrimenkul sektöründe yüzde 20 ila 30 arasında bir canlanmaya katkı sağladığını belirterek, bunu Vizyon 2030 kapsamındaki programların etkili şekilde dış şokları absorbe etmesine ve artan nüfusla birlikte yükselen iç talebe bağladı.

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü ‘en büyük kazanan’

Eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başen, Murşid’in değerlendirmelerine katılarak, Suudi Arabistan’daki gayrimenkul sektörünün mevcut jeopolitik gelişmelerin en büyük kazananı olduğunu vurguladı.

Başen’e göre bu başarının temelinde, tamamen iç dinamiklerle beslenen ve güçlü kalmayı sürdüren yerel talep yatıyor. Bölgedeki diğer sektörlerin dalgalanmalardan olumsuz etkilenmesine rağmen, gayrimenkul talebinin artmaya devam ettiği ifade edildi.

Başen ayrıca, dikkat çekici bir ekonomik paradoksa işaret etti. Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanması nedeniyle küresel petrol arzında düşüş yaşanmasına rağmen, ham petrol fiyatlarındaki keskin artışın ihracat hacmindeki gerilemeyi telafi ettiğini belirtti. Bu durumun, toplam devlet gelirlerini artırarak kamu harcamalarının devamlılığını sağladığını dile getirdi. Artan gelirlerin, özellikle büyük ölçekli gayrimenkul projeleri ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesinin, piyasa için kritik bir güvence oluşturduğu ve sektörün dayanıklılığını güçlendirdiği değerlendiriliyor.

Üç motor

Başen, mevcut krizin tetiklediği ve piyasaya ek bir ivme kazandıran 3 temel unsuru belirledi:

1- Talepte geçici artış: İstikrar arayışındaki nüfus ve şirketlerin hareketliliğinin bir sonucu.

2- Fiyatlarda doğal artış: Küresel olarak artan inşaat ve lojistik maliyetleri nedeniyle.

3- Stratejik konumun pekiştirilmesi: Suudi Arabistan’ın, alternatifi olmayan bir ‘bölgesel yatırım merkezi’ olarak imajının güçlendirilmesi.

Başen, gelinen noktada Suudi gayrimenkul sektörünün ‘akıllı bir denge’ içinde hareket ettiğini belirtti. Buna göre sektör, bir yandan güçlü iç talep tarafından desteklenirken, diğer yandan bölgesel krizlerin tetiklediği dış talep fırsatlarından besleniyor.

Bu çift yönlü dinamik yapının, sektöre kısa ve orta vadede yüksek uyum kabiliyeti kazandırdığı ve değişen koşullara karşı dayanıklılığını artırdığı ifade ediliyor. Bu çerçevede Başen, gayrimenkul sektörünün Suudi ekonomisi içinde istikrarlı ve stratejik bir rol oynamayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan’ın bölgesel bir yatırım cenneti olarak konumunun güçlendirilmesi

Genel tabloya ilişkin ortak değerlendirmede Başen ve Murşid, mevcut krizin Suudi Arabistan’ın ‘bölgesel yatırım merkezi’ konumunu yeniden pekiştirdiği konusunda görüş birliğine vardı. Uzmanlara göre bu tabloyu şekillendiren üç temel unsur öne çıkıyor: güvenliğe yönelen göç hareketleriyle oluşan güçlü talep artışı, küresel maliyetlerdeki yükselişle paralel ilerleyen fiyat artışları ve uluslararası düzeyde ulusal ekonomiye duyulan güvenin güçlenmesi.

İki uzman, Suudi gayrimenkul sektörünün bugün yüksek esneklik ve uyum kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekti. Sektörün, sürdürülebilir iç talebe dayanan sağlam bir temel üzerine kurulu olduğu, bunun yanında bölgesel gelişmelerin tetiklediği dış talep ile de desteklendiği ifade edildi. Bu dinamik yapı sayesinde sektörün, kısa ve orta vadede cazibesini koruyarak diğer alanlara kıyasla üstün performans sergilemeye devam etmesinin beklendiği vurgulandı.


BAE, OPEC ve OPEC+’tan çekildiğini açıkladı

OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)
OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)
TT

BAE, OPEC ve OPEC+’tan çekildiğini açıkladı

OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)
OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bugün (Salı) yaptığı açıklamada, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ ittifakından ayrılma kararı aldığını duyurdu. Kararın 1 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Birleşik Arap Emirlikleri Haber Ajansı WAM’dan aktardığı habere göre bu karar BAE’nin uzun vadeli stratejik ve ekonomik vizyonuyla uyumlu olup, enerji sektöründeki dönüşümün bir parçası olarak yerel enerji üretimine yönelik yatırımların hızlandırılmasını içeriyor. Aynı zamanda ülkenin küresel enerji piyasalarının geleceğini öngören, sorumlu ve güvenilir bir üretici rolüne olan bağlılığını pekiştiriyor.

WAM’a göre karar, BAE’nin üretim politikası ile mevcut ve gelecekteki kapasitesine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sonrasında alındı. Ulusal çıkarların gerektirdiği bu adım, ülkenin piyasanın acil ihtiyaçlarını karşılamaya etkin biçimde katkı sağlama hedefiyle örtüşüyor. Körfez bölgesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik dalgalanmaların arz dinamiklerini etkilemeye devam ettiği bir dönemde, temel göstergeler küresel enerji talebinin orta ve uzun vadede artmayı sürdüreceğine işaret ediyor.

Küresel enerji sisteminin istikrarının, esnek, güvenilir ve makul maliyetli arzın sağlanmasına bağlı olduğu vurgulanan açıklamada, BAE’nin talepteki değişimlere verimli ve sorumlu şekilde yanıt verebilmek için yatırımlarını artırdığı, bu kapsamda arz güvenliği, maliyet etkinliği ve sürdürülebilirliğin önceliklendirildiği ifade edildi.

WAM, kararın onlarca yıllık yapıcı iş birliğinin ardından geldiğini belirterek, BAE’nin OPEC’e 1967’de Abu Dabi üzerinden katıldığını ve 1971’de federasyonun kurulmasının ardından üyeliğini sürdürdüğünü hatırlattı. Bu süre zarfında ülkenin, küresel petrol piyasasının istikrarına katkı sağladığı ve üretici ülkeler arasındaki diyaloğu güçlendirdiği ifade edildi.

Açıklamada, bu adımın enerji politikalarının evrimini yansıttığı ve piyasa dinamiklerine daha esnek yanıt verilmesini amaçladığı kaydedildi. BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının ardından da piyasaya “kademeli ve ölçülü” üretim artışlarıyla katkı sunmaya devam edeceği belirtildi.

BAE, geniş ve rekabetçi kaynak tabanı sayesinde, enerji kaynaklarının geliştirilmesi için ortaklarıyla iş birliğini sürdüreceğini, bunun da ekonomik büyüme ve çeşitlenmeyi destekleyeceğini vurguladı.

Ülke ayrıca, OPEC ve OPEC+ çerçevesindeki çabaları takdir ettiğini, örgütte bulunduğu süre boyunca önemli katkılar ve fedakârlıklar yaptığını ifade etti. Ancak artık odağın ulusal çıkarlar, yatırımcılar ve ithalatçı ortaklara yönelik taahhütler ile piyasa ihtiyaçlarına kaydırılacağı belirtildi.

BAE, üretim politikalarında sorumluluk ilkesine bağlı kalacağını ve küresel arz-talep dengelerini gözeterek piyasa istikrarını desteklemeyi sürdüreceğini yineledi.

Ayrıca ülkenin, petrol ve gazın yanı sıra yenilenebilir enerji ve düşük karbon çözümlerini de kapsayan enerji değer zincirine yatırım yapmayı sürdüreceği, bunun enerji sisteminin uzun vadeli dönüşümüne katkı sağlayacağı ifade edildi.

BAE, elli yılı aşkın iş birliği için ortaklarına teşekkür ederken, küresel enerji piyasalarının istikrarını destekleme konusundaki aktif rolünü sürdüreceğini vurguladı. Açıklamada, bu kararın BAE’nin piyasa istikrarına olan bağlılığını değiştirmediği, aksine değişen piyasa koşullarına daha hızlı ve etkili yanıt verme kapasitesini güçlendirdiği kaydedildi.


Küresel hisse senetleri ‘bekleme modunda’... Japon Yeni, Hürmüz müzakerelerinin durgunluğuna rağmen değerini koruyor

(foto altı) Tokyo Borsası’nda Nikkei endeksinin hisse senedi fiyatlarını gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)
(foto altı) Tokyo Borsası’nda Nikkei endeksinin hisse senedi fiyatlarını gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)
TT

Küresel hisse senetleri ‘bekleme modunda’... Japon Yeni, Hürmüz müzakerelerinin durgunluğuna rağmen değerini koruyor

(foto altı) Tokyo Borsası’nda Nikkei endeksinin hisse senedi fiyatlarını gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)
(foto altı) Tokyo Borsası’nda Nikkei endeksinin hisse senedi fiyatlarını gösteren elektronik panonun önünden geçen bir kadın (AFP)

Küresel hisse senetleri Ortadoğu’daki jeopolitik kargaşayı değerlendirirken istikrarını korudu. Öte yandan, Japonya Merkez Bankası’nın faiz oranlarını sabit tutmasının ardından yen değer kazandı. Ancak, oylamada yaşanan bölünme, savaş nedeniyle enflasyonist baskılar konusunda endişeleri gündeme getirdi.

Beklendiği üzere Japonya Merkez Bankası, kısa vadeli faiz oranlarını yüzde 0,75’te tutmaya karar verdi. Ancak, kurulun dokuz üyesinden üçü, borçlanma maliyetlerinin artırılmasını önerdi. Bu, Ortadoğu'daki çatışmaların yarattığı enflasyonist baskılara karşı bankanın endişelerini yansıtıyor. Piyasalar şimdi, İran'a karşı süregeldiği tahmin edilen savaşın faiz artırımı yolundaki etkilerini görmek için Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın açıklamalarına odaklanacak.

Yen biraz değer kazanarak 159,21 dolara yükseldi, ancak yatırımcılar, bu seviyenin 160’ı aşmasının Tokyo’nun dövizi desteklemek amacıyla müdahalede bulunmasına yol açabileceğinden endişe ediyor. Diğer yandan, Japonya’nın Nikkei endeksi, önceki seansta yeni zirveler gördükten sonra yüzde 0,5 oranında geriledi.

HSBC Asya Baş Ekonomisti Fred Neumann, “Japonya Merkez Bankası için zor bir karar oldu” diyerek, merkez bankası yetkililerinin karşılaştığı gerilimleri vurguladı. Japonya’nın yalnızca enerji fiyatlarının şok etkisiyle politika sıkılaştırma zorunluluğu yaşayan bir ülke olmadığını belirten Neumann, “Bugün Japonya Merkez Bankası'nın mesajı, politikayı yakında değilse de zaman içinde sıkılaştırmaya hazır olduğu yönünde” dedi.

Piyasalar gelişmeleri yakından izliyor

Güncel jeopolitik gelişmelerde ABD, Ortadoğu’daki savaşı çözmek için Tahran’ın sunduğu en son öneriyi gözden geçiriyordu. Ancak bir Amerikan yetkilisi, Başkan Donald Trump'ın öneriden memnun olmadığını, çünkü İran’ın nükleer programına değinilmediğini belirtti. Bu durum, iki aydır süren çatışmayı çıkmaza sokarak, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji ve diğer önemli sevkiyatların durmasına yol açtı ve petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerinde tutmaya devam etti.

Borsalarda ise Japonya dışındaki Asya-Pasifik bölgesindeki daha geniş MSCI Endeksi, dün kaydettiği tarihi seviyenin yakınında yüzde 0,22 düşüş gösterdi. Endeks, mart ayında yüzde 13,5’lik bir düşüşün ardından, nisan ayında yüzde 17’lik bir artışa yöneliyor.

Küresel para politikaları ise bu hafta dikkatle izlenecek. ABD Merkez Bankası (Fed), İngiltere Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası’nın, Japonya Merkez Bankası’nın kararlarının ardından açıklama yapması bekleniyor. Tüm bu merkez bankalarının faiz oranlarını sabit tutmaları ve politikacıların fiyat baskıları konusundaki açıklamaları üzerine odaklanılması öngörülüyor.

Döviz piyasasında, euro 1,1716 dolar seviyesinde dengelendi, dolar endeksi ise 98,498 seviyesinde kaydedildi. Mart ayında savaşın patlak vermesiyle güvenli liman olarak doların değer kazandığı, ancak İran-ABD görüşmelerindeki tıkanıklık sonrası doların çoğu kazancını kaybettiği ve son günlerde ise istikrar kazandığı belirtiliyor.

Savaş ayrıca, petrol fiyatlarında önemli bir artışa yol açarak enflasyonu körükledi ve küresel büyüme beklentilerine gölge düşürdü. Hürmüz Boğazı’nın kapanması başlıca risklerden biri olarak öne çıkıyor. Brent petrol vadeli işlemleri, varil başına 109,19 dolara yükselerek son üç haftanın en yüksek seviyesine yaklaştı.

Bunun yanı sıra, yatırımcılar bu hafta, Microsoft, Alphabet, Amazon, Meta ve Apple gibi teknoloji devlerinin gelir raporlarına odaklanacak. Bu raporlar, nisan ayında yapay zekâ alanındaki güçlü yükselişi test etme fırsatı sunacak.

Ameriprise’in baş stratejisti Anthony Saglimbeni, “Hisse senedi piyasasındaki iyimserlik ile tahvil ve petrol piyasalarındaki daha temkinli sinyaller arasındaki fark, jeopolitik gelişmelerin halen risk yönetiminde aktif ve önemli bir değişken olduğunu gösteriyor” dedi.