Davutoğlu: Bunların reformu, Titanik batarken en lüks salonda müzik çalıp dans edenlerin haline benziyor

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, partisinin Sarıyer 1. Olağan ilçe kongresinde konuştu / Fotoğraf: Gelecek Partisi
Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, partisinin Sarıyer 1. Olağan ilçe kongresinde konuştu / Fotoğraf: Gelecek Partisi
TT

Davutoğlu: Bunların reformu, Titanik batarken en lüks salonda müzik çalıp dans edenlerin haline benziyor

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, partisinin Sarıyer 1. Olağan ilçe kongresinde konuştu / Fotoğraf: Gelecek Partisi
Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, partisinin Sarıyer 1. Olağan ilçe kongresinde konuştu / Fotoğraf: Gelecek Partisi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin Sarıyer 1. Olağan ilçe kongresinde konuştu. AK Parti kongresinde ortaya çıkan görüntüleri ve açıklanan reform paketlerini değerlendiren Davutoğlu, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkında yapılan yüzzde 33'lük artışı da eleştirdi.

“Hiçbir üst aklın zorla yaptıramayacağı türden bir delilik”
Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınması ve ardından yaşanan gelişmeleri değerlendiren Davutoğlu, “Bildiğiniz üzere geçen hafta bugün bir gece yarısı depremiyle uyandı bütün Türkiye. Bir ekonomik deprem. Bir akıl dışı operasyon. Hiçbir üst aklın zorla yaptıramayacağı türden bir delilik” dedi.
Ülkeye bir manifesto beklentisi pompalandığını ve bunun için de kongre salonunun lebalep doldurulduğunu söyleyen Davutoğlu, “Manifesto için demokratik vizyon gerekir, hukuk, adalet gerekir. Manifesto gerçekler dünyasında yazılır, hayaller değil. Nitekim çıka çıka henüz adı konmamış bir “Berat Albayrak Reformu” çıktı karşımıza” diye konuştu.

“Planlı bir iktidar-içi mücadele ile Naci Ağbal’ın bileti kesildi”
Naci Ağbal’ın görevden alınmasının ardından medyada ve Beştepe’de Berat Albaryak için PR çalışması başlatıldığını söyleyen Gelecek Partisi lideri, şöyle konuştu:

“Operasyon öncesi başka medya organları yapsa fitne odağı olarak adlandıracakları başlıkları iktidara yakın medya attı; yazıları Berat Albayrak’ın doğrudan yönettiği Pravdavari medya organının yazarları kaleme aldı.  Ve planlı bir iktidar-içi mücadele ile Naci Ağbal’ın bileti kesildi.  Peki sormazlar mı adama; “Madem dönüp dolaşıp kümese geri dönecektiniz; Madem Berat Albayrak'ı "reform" diye pazarlayacaktınız; Neden 4 ay boyunca ortalıkta “o reform bu reform” diye dolandınız?”

“Yakın gerçekler yok ama uzak hayaller bol keseden”
Kovulanları geri getirmenin “reform” diye sunulmaya çalışıldığını savunan Davutoğlu, “Madem yeniliğe, reforma bu kadar meraklıydınız, neden kongrede hiç 2023 hedeflerinden bahsetmediniz” diye sordu.
Hükümetin 2011 yılında açıkladığı 2023 hedeflerini hatırlatan Davutoğlu, “Sahi ne oldu o hedeflere? Onlarda mı 128 milyar gibi buhar olup uçtu? Her şeyiniz balon oldu. Rafta indirip sömürü konusu yapacağınız dosya kalmadı. Sizin de gerçeklerle işiniz kalmadı. Hükümet yönetmeyi de TV kanallarına yaptırdığınız dizilere döndürdünüz. Tek yaptığınız iş hayal satmak. Koca kongrede, 2023 yok ama 2053 var; 2071 var. Yakın gerçekler yok ama uzak hayaller bol keseden” diye konuştu.

“Nedense o imzalar hiç hak hukuk dağıtmak için atılmaz”
Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Montrö Sözleşmesi’nden çekilme hakkının da Cumhurbaşkanında olduğunu açıklamasına değinen Ahmet Davutoğlu, “Yargıyı emrinize amade kılın. Parti kapatın, vekil tartaklayın, insan hakları mahfillerini susturun ama hayaller satmaya da devam edin. Bir imza ile Lozan’ı tarihe gömün, Montrö antlaşmasını yırtıp atın. Bir imza yeter değil mi? Nedense o imzalar hiç hak hukuk dağıtmak için atılmaz” dedi.

“Allah’tan korkun, Allah’tan korkun”
Borsa İstanbul yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkında yüzde 33 zam yapılmasını eleştiren Ahmet Davutoğlu, şunları söyledi:

“Allah aşkına nasıl cesaret ederler? Nasıl vicdanları sızlamaz ki; Borsa İstanbul bu depremden sonra yüzde 10 değer kaybetmiş ve herkes borsadaki felaketi konuşuyor, ama bunlar maaşlarına yüzde 33 zam yapıyor. Ve bu Borsa İstanbul yönetimine bakın, Beştepe’de zaten maaş alanların orada da maaş aldıklarını görüyorsunuz. Aylık 24 bin liraya çıkarmışlar maaşlarını, 18 bin liradan. Allah’tan korkun, Allah’tan korkun. Bunların hiç biri borsacı değil, çoğu ekonomist bile değil. Huzur hakkı denilen o ek maaşları, Allah aşkına nasıl huzurla evinize göürüp çocuklarınıza yediriyorsunuz?”

“Sadakatimiz kişilere, hareketlere, statükoculuktan rant devşirenlere değil evrensel insanlık değerlerinedir”
Herkesin Berat Kandilini kutlayan Davutoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:

“Eğer bu ülke, bu millet, bu devlet, bu coğrafya böylesi bir dönüşüm yaşamayacak, böylesi bir inkılaba öncülük etmeyecekse o zaman ne partileşmenin ne de boşa umut dağıtmanın bir anlamı yok."

Herkesin ant içme, yemin etme yarışına giriştiği bu günlerde; işte bizler bu değerler, bu amaçlar, bu ilkeler üzerine ant içiyoruz. Sadakatimiz kişilere, hareketlere, statükoculuktan rant devşirenlere değil evrensel insanlık değerlerinedir. Hepimiz Adem’in çocuklarıyız. Sadakatimiz değişmez insanlık değerlerine ve değişmez ilkeleredir. O ilkeleri bu ülkenin, bu bölgenin ve gücümüz yettiğinde de dünyanın yeniden imarı için hayata geçirmekten başka bir şey üzerine de yemin etmeyiz.
Bizim ülkümüz barıştır, hukuktur, adalettir; herkese eşit yaşam koşulları sağlamaktır Buna inanır, bunun için yol yürürüz! Yeminimiz de, andımız da budur”
 
Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.