Yemen: Husiler Marib'de sığınmacıları hedef aldı

BM ve ABD temsilcileriyle görüşen Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, hükümetin tavizlerini hatırlattı

Yemen Cumhurbaşkanı, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi ile dün Riyad'da görüştü. (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanı, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi ile dün Riyad'da görüştü. (SABA)
TT

Yemen: Husiler Marib'de sığınmacıları hedef aldı

Yemen Cumhurbaşkanı, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi ile dün Riyad'da görüştü. (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanı, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi ile dün Riyad'da görüştü. (SABA)

BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking dün (Pazar) Riyad'da Yemen hükümetinin liderlerine Husi milislerin Suudi Arabistan girişimiyle ilgili cevaplarını iletti. Öte yandan Husiler Marib'e yönelik saldırılarına devam ederek sığınmacıların kamplarını hedef aldı.
Husilerin, Sana Havalimanı ve Hudeyde Limanı’na getirilen kısıtlamaların hafifletilmesini içeren girişimin ayrıntılarına ilişkin uzlaşmazlıklarını sürdüreceği yönünde görüşler öne sürüldü. Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ise temsilcilerle yaptığı iki ayrı görüşmede, ülkesindeki İran projesini reddettiğini ve hükümetinin üç referansa dayalı herhangi bir barış çabasının başarılı olması konusundaki arzusunu yineledi. 
Griffiths, İran destekli grubu, savaşı sonlandırmayı ve Yemenli tarafların krize nihai çözüm arayışı içinde müzakere masasına dönmesini amaçlayan Suudi Arabistan girişimine ikna etme çabalarının bir parçası olarak Cuma ve Cumartesi günleri Maskat'ta Husilerin Sözcüsü Muhammed Abdusselam ve Ummanlı yetkililerle görüştü. Toplantı, ABD temsilcisinin aynı amaçla bölgeye gelişiyle eş zamanlı yapıldı. 

Temkinli iyimserlik 
Yemen hükümetinin Husilerin ciddiyetine dair artan şüphesine rağmen diplomatik kaynaklar Husi liderlerinin Suudi barış girişimine ve Yemen krizinin sona ermesine yönelik ifade ettikleri "olumlu sinyallerden" söz ettiler. Kaynaklar, “Alenen yaptıkları açıklamalar, özel görüşmelerde konuştuklarından farklı" dedi.
Diplomatik kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin, BM'nin Yemen Temsilcisi Martin Griffiths ile yaptıkları görüşmede Yemen krizini sona erdirmek için ilan edilen Suudi girişimine yönelik ciddiyet ve olumlu yaklaşım gösterdiklerini bildirdi.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar açıklamasında, "BM Temsilcisi’nin Maskat ziyaretinin olumlu geçtiğini düşünüyoruz. Kamuoyunda girişimi reddettiklerine ilişkin söylentiler söz konusu. Ancak BM Temsilcisi ile özel görüşmelerinde ciddi bir şekilde konuşuyorlar” ifadelerini kullandılar.
Kaynaklar, Suudi girişiminin başarısı konusunda ihtiyatlı bir iyimserlik dile getirerek, "İyimseriz, ancak yine de aşılmasını umduğumuz engeller var" dedi.
Diğer taraftan resmi kaynaklar, Yemen Cumhurbaşkanı Hadi'nin temsilcilerle ülkesindeki son gelişmeleri ve başta Suudi girişimi olmak üzere savaşı sona erdirmek için uluslararası ve bölgesel çabaları ele aldığını aktardılar.
Yemen Cumhurbaşkanı’nın Griffiths ve Lenderking ile yaptığı ayrı ayrı görüşmelerde Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Muhsin Salih ile Başbakan Muin Abdulmelik de hazır bulundu. Yemen resmi haber ajansı SABA’nın haberine göre Hadi görüşmelerde, “Yemen’in birliğini, güvenliğini ve istikrarını koruyacak şekilde, üç referansa dayalı sürdürülebilir barışı sağlama konusunda hükümetinin istekliliğini” vurguladı. 
Cumhurbaşkanı Hadi, Husi devrimci milisleri tarafından ulusal mutabakat ve onları bir bileşen olarak kabul eden ve çeşitli aşamalarına katıldıkları diyaloğun sonuçlarına rağmen ilan edilen savaş nedeniyle halkının çok acı çektiğini ifade etti.
Yemen Cumhurbaşkanı, meşru hükümetin çatışmayı sona erdirmek amacıyla birçok taviz verdiğini, ancak bu tavizlerin Husi darbe milisleri tarafından uzlaşmazlık ve tırmanışla karşılandığını belirtti. Aynı zamanda hükümetin Yemen'e barışı getirmeye yönelik her türlü girişim ve çabaya olumlu yaklaşmaya devam edeceğini vurgulayan Hadi, hükümetin ülkede kan dökülmesini durdurmayı ve sağlık, eğitim ve diğer yaşam koşullarının bozulması nedeniyle milyonlarca insanın çektiği acıyı sona erdirmeyi amaçladığını dile getirdi.
Hadi, Husi milislerin Marib ve diğer valiliklerdeki devam eden tırmanışının grubun savaşı sona erdirmek için sunulan barışçıl seçeneklere yönelme niyetinde olmadıklarını gösterdiğini vurguladı. Ayrıca, halkın Yemen'de İran projesinin uygulanmasını ve Yemen’in "geçmiş rahiplik yönetimi" olarak tanımladığı şeye dönüşmesini kabul etmeyeceğini belirtti.
Kaynaklar, Hadi’nin ABD temsilcisi ile yaptığı görüşmede Yemen'deki krizin çözümü için Suudi Arabistan'ın sunduğu barış girişiminin başarılı olmasının yolları da dahil olmak üzere Yemen'le ilgili bir dizi sorunu ve konuyu ele aldığını kaydetti. Yemen hükümeti ve uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılanan Suudi Arabistan girişimi, savaşın dilinden ve trajedilerinden uzak bir barışın sağlanması ve Yemen halkının güvenlik ve istikrar ihtiyacından yola çıkılarak ilan edildi. 
SABA haber ajansı, Cumhurbaşkanı Hadi'nin ABD Temsilcisi Lenderking ile görüşmesinde, barışı sağlamaya yönelik görevini yerine getirmede Lenderking’e yönelik desteğini dile getirdiğini aktardı. İran'ın arkasında olduğu Husi milislerin, sonuncusu Stockholm Anlaşması olmak üzere hiçbir barış çabalarına uymadığını vurgulayan Hadi, "Masum insanları hedef alarak Marib'i kuşatmaya devam ediyorlar. İran füzeleriyle kamplardaki sığınmacıları öldürüyorlar ve Suudi Arabistan Krallığı'ndaki sivil yerleşimlere SİHA’larla saldırıyorlar” dedi. 

Marib'de tırmanış
Uluslararası toplum, söz konusu siyasi ivmenin ve diplomatik adımların çatışmayı kapsamlı bir şekilde durduracağını umarken, Husi milisleri Marib'deki saldırılarını artırmaya devam etti. Hükümetin sahadaki kaynaklarına göre Husiler dün (Pazar) Marib’deki sığınmacı kamplarını bombaladı. 
Yemen ordusunun resmi internet sitesinde, milislerin sığınmacıların kaldığı el-Mil kampına topçu ve füze saldırıları başlattığı ve altı kadın ve bir erkeğin ciddi şekilde yaralandığı ve tedavi için hastaneye götürüldüğü belirtildi.
Kaynak ayrıca, Husi saldırılarının artmasının ardından el-Mil ve el-Hayr kamplarındaki yerinden edilenlerin toplu halde es-Suveyda kampına gitmeye başladığını kaydetti.
Huslerin söz konusu saldırısı, el-Mil dahil olmak üzere üç kampı hedef alan benzer saldırılarından bir haftadan kısa bir süre sonra meydana geldi.
Marib’teki yerel yetkililer, Ağustos 2014'ten Aralık 2020'ye kadar valilikte 12’si sivilleri, kamu ve özel tesisleri etkileyen ağır ihlal olmak üzere Husi milisleri tarafından işlenen 14 bin 680 ihlali belgelediklerini bildirdiler.
Marib’teki İnsan Hakları Ofisi tarafından hazırlanan hükümet raporuna göre söz konusu ihlaller, Marib’e Husiler tarafından yerleştirilen mayınlar nedeniyle hayatını kaybeden 146 sivil ve Husiler tarafından nüfusun yoğun olduğu mahallelere fırlatılan füzeler ve mermilerle öldürülen 469 sivil dahil olmak üzere 615 sivilin kasten öldürülmesi vakasını içeriyor. Ayrıca raporda, 393’ü mayınlar sonucu, bin 119'u ise  füze ve çeşitli mermilerle yaralanan bin 512 sivilin kaydedildiği belirtildi.
Sahada ise Ordu Enformasyon Merkezi, hükümet güçlerinin dün (Pazar) Marib vilayetinin batısındaki Kesara cephesinde Husiler tarafından başlatılan geniş çaplı bir saldırıyı kırdığını ve Husi saflarında ağır ekipman ve can kayıplarına neden olduğunu bildirdi.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi’nin askeri bir kaynaktan aktardığı habere göre, Husi üyeleri Ulusal Ordu ve halk direniş güçlerinin saldırısı sonucu öldürüldü ve yaralandı. Ayrıca topçular, diğer bölgelerdeki Husi topluluklarını hedef alarak büyük insani ve maddi kayıplara neden oldu. Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Hava Kuvvetleri ise, aynı cepheye giden Husi takviye güçlerini taşıyan yaklaşık 10 askeri aracı imha etti. Ayrıca Husilerin Kesara cephesindeki ayrı noktalarını hedef aldı.



ABD, İran'ı Irak hükümeti müzakerelerinden dışlamaya hazırlanıyor

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
TT

ABD, İran'ı Irak hükümeti müzakerelerinden dışlamaya hazırlanıyor

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)

ABD'den gelen bir mektup, Nuri el-Maliki'nin Irak başbakanı olma girişimini bozdu. Bu, yeni hükümetin kurulması için yapılan müzakerelerden Tahran'ı dışlamak amacıyla atılan adımların bir parçasıydı.

Pazartesi günü yapılan toplantıda sunulan mektupta, “İran'ın onayladığı” bir hükümete doğru ilerlemenin Irak'ı izolasyona ve yaptırımlara maruz bırakacağı uyarısında ve bu hükümetle ilişki kurulmayacağı tehdidinde bulunuldu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre mektupta, Maliki'nin adaylığının, onun başkanlık ettiği önceki hükümetlerin olumsuz uygulamalarına geri dönüşün habercisi olduğu belirtilerek, Irak toplumunun tüm bileşenlerini içeren bir hükümetin kurulması gerektiği vurgulandı.

Amerikan tarafının gerilimi artıran girişimi, Bağdat ve Erbil'deki siyasi liderlerle temasları da içeriyordu. Bunlar arasında ABD'nin özel temsilcisi Tom Barrack'ın Demokrat Parti lideri Mesud Barzani'yi araması da vardı. Bu gelişmeler, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ertelenmesine ve Maliki'nin atanmasının önünü açan anlaşmanın bozulmasına katkıda bulundu.

“Hukuk Devleti” koalisyonunun liderlerinden biri, el-Maliki'nin adaylık kozunun “artık işe yaramayabileceğini, ancak sonuna kadar manevra yapıp fırsatını korumaya çalışacağını” söyledi.


Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
TT

Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasına ilişkin süreç, Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından Washington’dan gelen itirazlarla kilitlenme riskiyle karşı karşıya kaldı. ABD’nin, “ülkedeki İran nüfuzunu zayıflatmayan” bir hükümetin kurulmasına karşı çıktığı yönündeki mesajları, Maliki’nin görevden dışlanmasına yol açabilecek bir krize işaret ediyor. Washington, mevcut seçeneklerin Tahran’ın olası bir savaşı önleyecek bir anlaşmayı reddetmesi anlamına geldiğini değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat, ABD’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin pazartesi akşamı yaptığı toplantıya sunulan ve Washington’un başbakan ile diğer kilit görevler için izlenen aday belirleme mekanizmalarına itirazını içeren mesajın metnine ulaştı. Bu gelişme, Maliki’nin iki gün önce mecliste en fazla sandalyeye sahip blok tarafından başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından yaşandı.

frgtyu7ı8
Maliki, Kasım 2025’teki son parlamento seçimleri sırasında bir sandık merkezinde (AFP)

Bir kaynak, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki önde gelen bir liderin pazartesi günü şafak vakti sürpriz bir ABD telefonu aldığını, görüşmede Washington’un hükümet kurma süreçlerinde İran’ın süregelen hâkimiyetine itirazının iletildiğini söyledi. Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonundan üst düzey bir isim de ABD mesajının adaylığı sarstığını ve üçüncü dönem yolunu son derece zorlaştırdığını kabul etti.

Daha önce, ülkedeki en büyük Şii ittifak olan Koordinasyon Çerçevesi’nin, Maliki’nin adaylığı açıklanmadan önce ABD’den itiraz sinyalleri alıp almadığı ya da Washington’un tutumunun, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in adaylığı “onayladığı” yönündeki haberlerden sonra mı değiştiği tartışma konusuydu.

Ne oldu?

26 Ocak 2026 sabahı, bir Şii siyasi lider ABD’den aranarak, Koordinasyon Çerçevesi’nin İran’ın onayladığı bir hükümet kurma çağrısının yerel ve bölgesel çekinceleri gözetmediği, Irak’ta İran nüfuzunun süreceğine dair şüpheleri güçlendirdiği ve ülkeyi riskler ile yaptırımlara açık hâle getirdiği mesajını aldı. Mesajda, “Bunu kötü niyetli bir kontrol altındaki hükümet olarak değerlendiririz ve onunla çalışmama hakkımız vardır” denildi.

Geçici hükümetin başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin de ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan benzer bir telefon aldığı, Rubio’nun İran’ın kontrolündeki bir hükümetin Irak’ın çıkarlarını önceliklendiremeyeceği ve ülkeyi bölgesel çatışmalardan uzak tutamayacağı uyarısında bulunduğu aktarıldı.

İkinci dönem için siyasi ve idari nüfuzunu seferber eden Sudani’nin, sonunda Maliki lehine geri adım attığı ve onu “en güçlü isim” olarak savunduğu, ancak bu feragat karşılığındaki anlaşmanın hâlâ netleşmediği belirtiliyor.

ABD’nin diplomatik baskısı pazartesi akşamı daha da arttı. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’ye, “İran tarafından dayatılan bir hükümetin, Iraklıların ya da Suriyelilerin beklentileri ve ABD ile etkili bir ortaklık açısından başarılı olamayacağını” iletti.

Barrack’ın Irak ve Suriye halklarına atfı, Maliki’nin Şam’daki değişime yönelik tutumunu hatırlatıyor. Maliki, uzun süre Beşar Esad rejiminin güçlü bir siyasi müttefiki olmuştu.

frgthyu
Kürt lider Mesud Barzani, Cumartesi günü Erbil’in Salahaddin Mahallesi’ndeki Birmam’da ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack’la bir araya geldi (Kürdistan Demokrat Partisi)

Barrack-Barzani görüşmesinin ardından, bugün (salı) yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi oturumunun ertelendiği açıklandı. Yaygın kanaate göre, Maliki’ye itiraz, Barzani’nin desteklediği bir cumhurbaşkanının seçilmesini de içeren bir uzlaşmayı durdurdu.

Kürt kaynaklar, oturumun Barzani’ye iletilen ABD mesajı sonrası Kürtlerin talebiyle ertelendiğini, Maliki’nin başbakanlığını garanti eden bir anlaşmayla cumhurbaşkanı seçmenin ABD’yi karşıya almak anlamına geleceğini söyledi. Aynı kaynaklar, Barzani’nin iki ay önce Maliki ile hükümet kurma konusunda uzlaştığı yönündeki iddiaların ardından geri attığını ifade etti.

Sert toplantı

26 Ocak akşamı Koordinasyon Çerçevesi, İslami Fazilet Partisi’nin merkezinde toplandı. Şii lider, ABD mesajının içeriğini ittifak üyelerine aktardı. Toplantıda, Maliki’nin adaylığının gözden geçirilmesini isteyenlerle itirazları görmezden gelip süreci sürdürmek isteyenler arasında bölünme yaşandı.

İttifak içinde, yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerden gelen mesajlara dair şüpheler artarken, yapı giderek “gevşek ve dağınık” bir blok olarak tasvir edilmeye başlandı. Karşılıklı güvensizlik ve suçlama atmosferi toplantıya damga vurdu. Bir katılımcının “Hiçbir dış tarafın itirazını dinlemeyeceğiz. Bu aşamada güçlü bir Maliki’ye ihtiyaç var” demesiyle tartışmanın büyüdüğü ve kavgaya dönüştüğü aktarıldı.

Maliki’yi nasıl hatırlıyoruz?

Toplantıda okunan mesaja göre ABD yönetimi, Iraklı liderlerin ülkeyi çatışmalardan uzak tutma yönündeki taahhüdünü destekliyor. Başbakan ve diğer kilit isimlerin seçimi Irak’ın egemen bir kararı olsa da Washington, gelecek hükümete ilişkin kendi egemen kararlarını çıkarları doğrultusunda alacağını vurguluyor.

Mesajda, ABD’nin önceliğinin bireysel isimlerden ziyade çıkarlar olduğu vurgulanıyor. Washington’a göre, güçlü bir ABD-Irak ortaklığı için İran destekli milisleri etkisiz hâle getiren, tehlikeli silahları devlet kontrolüne alan ve ABD tarafından terör örgütü kabul edilen grupları hükümete katmayan bir yönetim gerekiyor. Böyle bir hükümet, iki taraf için karşılıklı fayda sağlayabilir.

Irak’ın tüm toplumsal bileşenlerini kapsayan bir hükümet kurulması, bölgesel ortaklarla açılım politikasının sürdürülmesi ve mezhepsel kutuplaşma ile bölgesel gerilimlerin yaşandığı geçmiş dönemlere dönülmemesi çağrısı yapılıyor.

Mesajda ayrıca, Maliki’nin adaylığının Washington ve bölgede olumsuz hatırlanan önceki dönemleri geri getirebileceği uyarısı yer alıyor. Bu, Irak’ın ABD ile karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklık içinde istikrar, refah ve güvenlik arayışında olduğu bir dönemde dile getiriliyor.

ABD kaynaklarından mesajın doğrulanması mümkün olmazken, Koordinasyon Çerçevesi’nden bir yetkili bunun “ABD yönetiminden gelen yeni ve kesin bir tutum” olarak aktarıldığını söyledi. Kanun Devleti ittifakından bir isim ise Maliki’nin adaylığının “artık çalışmayabileceğini” belirterek, “Dün üçüncü dönem ihtimalinin üzerine bir tavan çöktü” dedi.

xdfvgthy
Irak Parlamentosu, Salı günü yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçim oturumunu gerçekleştiremedi (AFP)

Öte yandan Kanun Devleti koalisyonu sözcüsü Akil el-Fetlevi, ABD’nin Maliki’nin adaylığından memnun olduğunu ve grupları kontrol edebileceğini savundu. Maliki’ye yakın isimler de görevlendirme şansının kaybedildiği iddialarını reddetti.

Maliki nasıl geçti?

Kaynaklar, cumartesi günü Maliki’nin adaylığının ilan edildiği “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısında, bazı Avrupa ve Arap ülkelerinden, bölgesel istikrarı güçlendirmeyebilecek “sorunlu seçeneklere” yönelik çekincelerin iletildiğini aktardı. Toplantıda bir üyenin “Ne zamandan beri bölgesel ve uluslararası görüşleri dinlemeyi seviyorsunuz?” dediği kaydedildi.

Adaylık açıklanmadan önce, çerçevenin ikinci kademesinden iki isim Tahran’a giderek orada yaşayan üst düzey bir liderle birlikte İranlı yetkililerle görüştü. Hamaney’in adaylığı gerçekten destekleyip desteklemediğini sordular ve “Anlaşmanızı memnuniyetle karşılıyoruz. Devam edin ve hızlanın. Zaman yok” yanıtını aldılar.

ABD’nin itirazının, İran’ın hükümet kurma sürecine doğrudan müdahalesi görünür hâle gelmeden önce Maliki’nin ismine yönelik olmadığı değerlendiriliyor. Bir Batılı diplomat, Hamaney’in Maliki seçeneğini onayladığının açıklanmasının Washington’u rahatsız ettiğini ve bu nedenle son saatlerde baskının artırıldığını söyledi.

Diplomata göre Maliki’nin adaylığı, ABD’nin İran’ı kendi şartlarıyla bir anlaşmaya zorlamak istediği bir dönemde geldi. Washington’un isimlerle genel bir sorunu yoktu; ancak bu aşamada İran’a yakın, tartışmalı bir hükümetin, bölgesel gerilimin tırmanabileceği hassas bir anda kabul edilemez olduğu düşünülüyor.

Diplomat, ABD hamlelerini, Tahran’a siyasi bağlılığını açıkça ilan eden bir Irak hükümetini engelleme, Şii güçleri daha az kışkırtıcı bir uzlaşmaya zorlama ve İran’a “müzakere ederken nüfuzunu genişletme” mesajı verme çabası olarak yorumladı.


Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
TT

Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)

Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan silahlı çeteler, son dönemde örgütlenme ve operasyonel taktiklerini değiştirerek “Hamas” yönetimini güvenlik açısından zorlamaya başladı. İlk aşamada dağınık ve etkisiz yapılar olarak görülen bu gruplar, özellikle son bir ayda gerçekleştirdikleri suikastlarla dikkat çekti.

Başlangıçta dağınık hareket eden çeteler zamanla organize oldular

İlk aşamada “Hamas” yönetimini zorlayabilecek bir güç olarak görülen silahlı çeteler, ilerleyen süreçte beklentilerin gerisinde kaldı. Dağınık yapıları ve sürdürülebilir bir örgütlenme kuramamaları, bu grupların etkisini zayıflattı.

sdfrg
Gazze’de “Hamas” karşıtı silahlı bir gruba liderlik eden Filistinli Yaser Ebu Şebab (Yedioth Ahronoth tarafından yayımlanan fotoğraf)

En fazla ün kazanan yapı, daha önce Hamas yönetimi tarafından adli suçlar nedeniyle tutuklu bulunan Yaser Ebu Şebab’ın liderliğini yaptığı çeteydi. Ebu Şebab, Ekim 2023’te savaşın başlamasıyla serbest kaldıktan sonra, akrabaları ve yakın çevresiyle birlikte insani yardımların yağmalanmasında rol aldı ve Refah’ın doğusunda, İsrail kontrolündeki bölgelerde silahlı bir grup kurdu.

İsrail’in bir süre Ebu Şebab çetesini Hamas’a karşı alternatif bir güç olarak değerlendirdiği, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan gelen yardımların yağmalanması ve Hamas karşıtı ailelerle yaşanan silahlı gerilimlerde bu grubu dolaylı olarak kullandığı belirtiliyor.

dfrt
Husam el-Esdal (fotoğrafta ortada), Gazze Şeridi’nde çekildiği belirtilen, tarihsiz bir karede silahlı grubunun üyeleriyle birlikte; fotoğraf Facebook’ta yayımlandı (Esdal’ın Facebook sayfası)

Hamas ise her seferinde bu girişimlere sert şekilde karşılık verdi. Çatışmalarda her iki taraftan da kayıplar yaşanırken, özellikle çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bazı aileler ağır bedeller ödedi. Ateşkes sonrasında Hamasın daha da güçlenerek bazı aşiret ve ailelere yönelik operasyonlar düzenlediği, bunun da İsrail’le iş birliği yapanlara yönelik caydırıcı bir mesaj olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Yeni çeteler, yeni yöntemler

Bu süreçte Gazze’nin farklı bölgelerinde başka silahlı çeteler de ortaya çıktı. Güney Han Yunus’ta Husam el-Esdal, Gazze kentinin doğusunda Rami Halis, kuzeyde Eşref el-Mansi ve en son olarak Han Yunus’un kuzeydoğusunda Şevki Ebu Nasira’nın liderliğinde gruplar kuruldu. Bu yapılar kendilerini “terörle mücadele güçleri” veya “halk güçleri” gibi adlarla tanımladı.

sdfvgth
Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Gazze’nin güneyindeki Refah’ta (Arşiv – Reuters)

Yaser Ebu Şebab’ın Refah’ın doğusunda ailevi bir anlaşmazlığı çözmeye çalışırken öldürülmesinin ardından, grubun fiili liderliğini yardımcısı Gassan ed-Dehini üstlendi. Ancak Ebu Şebab çetesinin etkisi, liderinin öldürülmesiyle birlikte büyük ölçüde azaldı. Bazı üyeleri Hamas tarafından düzenlenen pusularda öldürüldü ya da yakalandı.

gthyyju
Husam el-Esdal (WAFA)

Son dönemde özellikle Rami Halis’in liderliğindeki çetenin taktik değişikliğine gittiği belirtiliyor. Bu grubun, Şucaiyye ve Tuffah mahallelerinde “sarı hat” olarak bilinen bölgeye yaklaşan sivillere ateş açtığı ve bir konut alanını İsrail talebiyle boşalttığı bildirildi. Bu gelişme, çetelerin daha tehlikeli bir aşamaya geçtiği şeklinde yorumlandı.

Suikastlar alarm zillerini çaldırdı

Son bir ay içinde iki Hamas güvenlik yetkilisinin evlerinin yakınında öldürülmesi, dengeleri değiştirdi. İlk suikast 14 Aralık 2025’te Orta Gazze’deki Megazi Mülteci Kampı’nda, İç Güvenlik Teşkilatı mensubu Ahmed Zemzem’e yönelik gerçekleştirildi. İkinci suikast ise 12 Ocak’ta Han Yunus’ta, Hamas hükümetine bağlı istihbarat müdürü Mahmud el-Esdal’ın öldürülmesiyle yaşandı.

dfgt
Gazze’de Hamas mensubu savaşçılar (Arşiv – Reuters)

Saha kaynaklarına göre bu iki saldırı, Şevki Ebu Nasira ve Husam el-Esdal’ın liderliğindeki gruplar tarafından, uzun süreli takiplerin ardından gerçekleştirildi. Operasyonlarda susturucu takılı tabancalar ve vücuda monte edilmiş küçük kameralar kullanıldığı, bunun da İsrail desteğine işaret ettiği ifade ediliyor.

Aynı kaynaklar, bu çetelerin ilk kez İsrail yapımı yeni silahlar, hatta tanksavar mühimmatları temin ettiğini belirtiyor. Daha önce bu düzeyde bir silah desteği, diğer çetelere verilmemişti.

İsrail’le bağlar ve güvenlik kaygısı

Saha bilgilerine göre Ebu Nasira ve Husam el-Esdal, geçmişte Filistin Yönetimi güvenlik aygıtlarında üst düzey görevlerde bulundu. El-Esdal’ın İsrail istihbarat servisleri tarafından eğitildiği ve 2018’de Malezya’da “İzzeddin el-Kassam Tugayları” mensubu mühendis Fadi el-Batş’ın suikastında rol aldığı iddia ediliyor.

dcfrgty
Gazze kentinde bir bölgeyi koruyan Hamas mensubu iki silahlı kişi (Arşiv – AFP)

Bu iki ismin sahip olduğu güvenlik ve istihbarat tecrübesinin, özellikle Hamasın yeni kadroları arasından eleman devşirmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Hamas alarmda

Yaşanan gelişmeler, Hamasın güvenlik alarm seviyesini yükseltmesine yol açtı. Hareket, lider kadrosu ve güvenlik mensuplarına yönelik yeni talimatlar yayımlayarak, günlük hareket güzergâhlarının değiştirilmesini, kişisel güvenliğin artırılmasını ve cep telefonu kullanımının sınırlandırılmasını istedi.

cdfgt
Gazze kentindeki bir caddede Hamas’a bağlı polis unsurları, 1 Ekim 2025 (Reuters)

Hamas kaynakları, İsrail’in istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde, bu silahlı çetelerin yeni suikastlar düzenleyebileceği endişesiyle önlemlerin sıkılaştırıldığını vurguluyor.